Samsun haber gazetesi
X Reklamı Kapat

Ford İnsan Kaynakları Direktörü: Örnek bir iş kadını Nursel Ateş

20 yıllık iş hayatında birçok başarıya imza atan Ford İnsan Kaynakları (İK) Direktörü Nursel Ateş, HaberHayat okuyucularına çok özel açıklamalar yaptı.

Ford İnsan Kaynakları Direktörü: Örnek bir iş kadını Nursel Ateş

Küçük yaşlardan beri liderlik özelliklerine sahip olan Ateş, iş hayatında farkındalık yaratarak pek çok kadına örnek oldu. Nursel Ateş ile yaptığımız röportaj sizlerle…

RÖPORTAJI HABERHAYAT DERGİSİ'NDEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

HABERHAYAT: Sizi tanıyabilir miyiz?

NURSEL ATEŞ: 1973 yılında İstanbul’da doğdum. Çocukluğum ve eğitim hayatım İstanbul’un Anadolu Yakası’nda Bostancı’da geçti. Kadıköy Anadolu Meslek Lisesi bilgisayar programcılığının ardından, 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden mezun oldum. Aslen Bursalıyım. Evliyim, biri kız biri erkek iki çocuğum var. Rusya’da yaşadığım 5 yılın dışında hep İstanbul’da ikamet ettim, İstabul gerçekten dünyada gördüğüm en güzel şehirlerden biri, tüm zorluklarına rağmen bu şehri çok seviyorum.

HABERHAYAT: Eğitim hayatınız nasıl geçti?

 

NURSEL ATEŞ: Her zaman başarı odaklı bir insan oldum. Öğrenciyken de bu böyleydi. Ancak önemli değerlerimden biri de haz, keyiftir. Bir şeyleri yaparken zevk almak benim için önemlidir. Bunun etkisiyle hem başarılı hem de çok eğlenceli, dolu dolu bir öğrencilik hayatı geçirdim. Derslerden de maksimum faydalanmaya gayret ettim ve başarılı projeler yaptım. Öğrencilik hayatında sadece ders yapmıyorsunuz, arkadaşlık ilişkileri de insanı çok geliştiriyor. Özellikle ergenlikten sonraki dönemde kişi kendini tanımaya başlıyor ve ilişki yönetiminin temelleri o yıllarda atılıyor. O zamanlarda da oldukça sosyal ve sıcak kanlı biri olarak tanınırdım. Sosyal çevrem genişti ve belki o yaşlarda bunu farkında olmadan, doğal tercihlerimle yapıyordum. Bugün geriye baktığımda renkli bir öğrencilik hayatı ile kendimi bir miktar bilinçli bir miktar hayatın akışına bırakarak geleceğe hazırlamışım.

HABERHAYAT: Üniversite arkadaşlarınızla bağınız devam ediyor mu?

NURSEL ATEŞ: O yıllardan bir sürü arkadaşımla görüşüyorum. Hala bir telefonun ucunda görüştüğüm pek çok arkadaşım var. Hem sosyal anlamda hem de iş anlamında birbirimize yardımcı olacak temelleri o yıllarda atmışız. Öğrencilik yıllarında bunlar önemli. O arkadaşlıklarınız başka bir niyete dayanmayan arkadaşlıklar. Onları bu yaşlara taşıyabilmek de bir başarı.

HABERHAYAT: Liderlik özellikleriniz o zaman da belirgin miydi?

NURSEL ATEŞ: İnsanları toparlamak, buluşturmak, bir iş yapılacaksa görev dağılımı yapmak ve koordine etmek... Bunlar her zaman benim karakter özelliğimdi. Özelliklerini taşıyan bir Koç Burcuyum, onun da etkisi vardır. Hala arkadaşlarım değişmediğimi ve temel karakteristik özelliklerimi taşıdığımı söylüyorlar.

HABERHAYAT: İş hayatına nasıl başladınız?

NURSEL ATEŞ: O zamanlar iş ilanları gazetelerin hafta sonu eklerinde olurdu. Rahmetli babam bir ilanda Koç Topluluğu şirketi olan Migros’a Endüstri Mühendisi arandığını görmüş. Üniversitenin son sınıfındaydım. Babamın yönlendirmesiyle Migros’un o ilanına başvurayım dedim. O zaman Migros’un Genel Müdürlüğü Kadıköy’deydi. CV’mi hazırlayıp elden güvenliğe bıraktım hatta başvurunun son günüydü. Okulum Avcılar’daydı, evim de Bostancı’da olduğu için final dönemlerinde ara ara Avcılar’da kalıyordum. O zamanlar cep telefonu da olmadığı için evden aranmış ve görüşmeye davet edilmişim ama evde olmadığım için birkaç mülakatı kaçırdım. Tüm bunlara rağmen süreç olumlu sonuçlandı ve ben 10 Temmuz 1995’de bir Koç Topluluğu şirketi olan Migros’da işe başlamış oldum. Benim için önemli bir tarihtir 10 Temmuz.

HABERHAYAT: Koç Holding’e bağlı şirketlerde görev aldınız. Koç Holding ile yollarınız nasıl kesişti?

NURSEL ATEŞ: Koç Topluluğu’nun Türk halkı üzerinde çok olumlu bir imajı var. Repütasyonu çok yüksek. Babamın o ilanı görüp, “Kızım burası Koç Topluluğu’na bağlı bir şirket, buraya başvur” demiş olması benim için çok önemli oldu. Belki ben o zamanki farkındalığımla bunu yakalayamayabilirdim. Benim değil ama babamın Koç Topluluğu’na dair beğenisi ve ilgisi bizim yollarımızın kesişmesine vesile oldu. İyi ki de olmuş diyorum çünkü ben geçen yıl 10 Temmuz’da 20 yılımı tamamladım. 20 yıldır aralıksız Koç Topluluğu’nda çalışmanın hem gururunu hem de onurunu yaşadım diyebilirim.

HABERHAYAT: Bir kadın olarak iş yaşamında zorluklar yaşadınız mı?

NURSEL ATEŞ: Bu konuda gerçekten şanslı olduğumu düşünüyorum. Belki Koç Topluluğu’nda işe başlamış olmanın bir avantajı olmuş olabilir. Spesifik olarak kadın olduğum için herhangi bir olumsuzluk yaşamadım. Çalıştığım tüm şirketlerde bana ben olduğum için değer verildi. Kadın veya erkek olmak, biyolojik cinsiyetimin bana yarattığı bir engelle karşılaşmadım bu anlamda. Kadın olmanın ötesinde iş hayatında zorluklarla başa çıkmak ve başarılı olmak için ne yaptım şeklinde cevaplamak isterim bu soruyu. Bir işi gerçekten seviyor olmanız, özenmeniz, sahip çıkmanız, tüm zinciri düşünerek değer yaratacak şekilde ve zenginleştirerek iş yapıyor olmanız çok önemli. Bu her zaman çevrenizdekiler ve yöneticiler tarafından görülen, fark edilen bir şeydir. Ben böyle olduğunu deneyimledim. Her zaman “bu işi nasıl geliştiririm, daha farklı nasıl yaparım” diye düşünerek çalıştım. İşe sahip çıkmanın başarıya değer kattığını düşünüyorum. İş hiçbir zaman kendi başına iş değil. İşi insanlarla yaptığınız için birlikte çalışmak kısmı çok önemli. İlişkiler geliştirmek, müşteri bakış açısına sahip olmak... İş birliğinin hakim olduğu çalışma ortamı yaratmak ve karşı tarafı anlamak, bunlar başarıya götüren anahtar unsurlar... Her zaman insanların kendisini iyi ifade edebilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ne söylüyoruz, söylediklerimiz karşı tarafça doğru algılanıyor mu? Söylediklerimiz sadece dilden de oluşmuyor, beden dilimiz, duygularımız, bir bütün olarak da bakıldığında farkındalık ve sosyal zeka çok önemli. Bunların da başarıda ve kariyerde sizi ileriye taşıdığını düşünüyorum. Ben bugün kariyerimde geldiğim nokta itibariyle benimle benzer yollardan geçenlerden farklı bir noktadaysam bunu kendime göre açıkladığım nokta: Sosyal ve duygusal farkındalıktır. Analitik zeka, bir işi yaparken detayları görme, neden-sonuç ilişkisini görebilme, muhakeme yeteneği açısından önemli. Ancak sadece robotlardan oluşan mekanik bir ortamda çalışmıyoruz, biz insanlarla çalışıyoruz. İnsanla çalıştığımız bir durumda, o insanın duygusunun ne olduğunu fark ediyor olmamız gerekir. Ben bu konuda hem gözlem yeteneğimin hem de duygulara yönelik farkındalığımın iyi olduğunu düşünüyorum. Sezgisel boyuta da değer veririm. Bazı şeyler sadece bildiğimiz ve gördüğümüz kadarıyla değil, hissettiklerimizle de birleştiğinde anlamlı olabiliyor. Hangi zeka kapasitenizi nerede, ne zaman kullanmak gerektiğini bilmek ve hepsini dengeli bir şekilde kullanmak gerekir diye düşünüyorum.

HABERHAYAT: Pek çok yenilikçi insan kaynakları projelerini Türkiye’ye getirdiniz. Neler değiştirdiniz?

NURSEL ATEŞ: Her meslek değişiyor ve dönüşüyor. Hele ki günümüz değişiminde ve teknolojik dönüşümünde İnsan Kaynakları’nın da aynı yerde olması, değişmiyor olması zaten beklenemez. İnsan Kaynakları, organizasyonda işi yapan kişilerin yani çalışanların yönetiminden sorumlu olduğu için şirketteki değişim ve dönüşümün de öncüsü olmalı diye düşünüyorum. İnsan Kaynakları’nı bu anlamda operasyonel bir noktadan, stratejik bir noktaya doğru konumlandırdığımızı düşünüyorum. Hem çalıştığım şirkette hem de tüm meslektaşlarımla beraber Türkiye’de de İK’yı bir dönüşümün içine soktuk. İK rutin operasyonları yapan birim gibi görünürken şimdi en kıymetli varlığımız olan insanın; yani yeteneğin çekilmesi, elde tutulması, geliştirilmesi gibi konularda çok stratejik bir rol üstleniyor. En temel dönüşümün operasyondan stratejiye kayış olduğunu söyleyebilirim. Diğer taraftan teknolojik bir dönüşüm de var. Yani yapılan her iş teknolojik bir dönüşüme girdiği için teknolojinin bu kadar geliştiği ortamda tüm insan kaynakları süreçleri de daha entegre daha mobil teknolojilerle donatılmış bir şekilde yöneticilerin ve çalışanların hizmetine sunulabilir noktaya geliyor. Kendi şirketimizde özellikle İK’nın dijital dönüşümüne de son derece önem veriyoruz ve bu alanda projeler yapıyoruz. Yenilikçilik, inovatif bakış açısı da İK’da fark yaratır. Şu ana kadar çalıştığım bütün şirketlerde bu bakış açısı ve yaratıcılığımla çalıştım. Büyük projelere imza atıp anılacak izler bıraktım diye düşünüyorum. Olanı olduğu gibi korumaktan ziyade; iyi olanı geliştirip üzerine iyi şeyler eklemeyi,  geliştirmeyi ilke edindim.

HABERHAYAT: Bir şirkette İnsan Kaynakları’nın önemi ne? Bir şirketi insan vücudu gibi düşünürsek, İnsan Kaynakları vücudun neresi olur?

NURSEL ATEŞ: Kan dolaşımı derim. Dolaşım sistemi gibi, çünkü İK; herkese dokunan, onların iş süreçlerine hakim olan, onlarla yaşayan, tanıyan, uzak olmayan ve çalışana en yakın olan. İnsan Kaynakları bir insanın işe alım sürecinden, kariyerine hayatıyla ilgili önemli dönüm noktalarında belirleyici olan önemli bir birim. Her ne kadar bazen farkında olunmasa da birlikte çalıştığımız kişilerin hayatlarında parmak izimiz var.

HABERHAYAT: Bugün şirketler İK’ya yeterli önemi veriyor mu?

NURSEL ATEŞ: Bu organizasyonların kurumsallığına bağlı, kurumsal İK yönetimi belli standartların varlığını ve bu standartları uygulamayı gerektirir. Sadece liderlerin iki dudak arasındaki kararlarıyla hareket eden İK’ların yeteri kadar kurumsal olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla bu şekilde işlerin yürüdüğü şirketlerde İK’ya gereken önemin verilmediğini düşünüyorum. Bugün bakıldığında Türkiye’de gerek KOBİ gerek büyük şirketlerin arasında, İK süreçlerini çok profesyonel bir şekilde işletenlerin olduğunu görüyor ve mutlu oluyorum.   

HABERHAYAT: Uzun yıllar yurt dışında yaşadınız bu iş deneyiminize neler değiştirdi? Nasıl bir fark yarattı ?

NURSEL ATEŞ: Görev teklif edildiğinde 29 yaşındaydım ve Migros’un yurt dışı şirketi olan Ramstore şirketine İK Direktörü olarak atanmıştım. İşi kabul etmemle beraber, 5 yıl ailemle beraber Moskova’da yaşadım. Rusya’nın birçok bölgesine seyahat etmeyi gerektiren bir işti. Değişik coğrafyalarda bulunmak ve kültürleri tanımak çok güzel bir deneyimdi. Bana farklı kültürden insanlarla çalışma kabiliyetini kazandırdı. Genel olarak kolay adapte olabilen esnek bir insanım. Olay ve durumlara farklı kültürel perspektiflerden bakabilmeyi öğrendim diyebilirim. Rusya deneyimi bu yetimi fark etmeme yardım etti ve hem kendimi tanımama hem de bu durumdan zevk almama vesile oldu. Her yurt dışı deneyiminin zorlayıcı bir tarafı vardır. Ben de zorlandım. Çekirdek ailem dışındaki ailemden, arkadaşlarımdan ayrı yaşadım. Bu da zorlayıcı tarafıydı. Buradaki çevreden uzak olmak benim içe dönmeme ve kendimi keşfetmeme yardımcı oldu. Beş yılın sonunda farkındalıklarıyla zenginleşen bir Nursel olarak döndüm.

HABERHAYAT: Otomotiv sektörü erkeklerin çogunlukla hakim olduğu bir alan. Fakat siz bir kadın olarak çok güzel başarılara imza atıyorsunuz. Ne hissediyorsunuz, neler söylemek istersiniz?

NURSEL ATEŞ: Otomotiv sektörü erkek egemen bir sektör ve araştırmalara göre otomotiv ve üretim sektörüne kadınların giriş oranı diğer sektörlere nazaran daha az.  Sektörde ağırlıkla mühendis istihdam ediliyor ve kadınlar mühendislik mesleğini daha az tercih ediyorlar. Üniversite istatistikleri de bunu doğruluyor. Perakende sektöründen otomotiv sektörüne geçiş yaptığım ilk günlerde bu dikkatimi çeken bir husus olmuştu. Ancak Ford Otosan’ın eşitlikçi politikaları beni hiçbir zaman bir kadın olarak işe yabancı hissettirmedi. Ford Otosan’ın ilk kadın üst düzey yöneticisi olarak kendimi yönetim ekibinde bir miktar ayrıcalıklı hissettiğimi dahi söyleyebilirim.

HABERHAYAT: İstihdama yönelik neler yapıyorsunuz ?

NURSEL ATEŞ: 2016 yılında nitelikli mühendis istihdamına yönelik Bal Arıları Mühendis Oluyor projesini devreye aldık. 24 ay boyunca Türkiye’nin 81 iline gideceğiz ve okullarda kız ve erkek öğrencilere mesleğin cinsiyeti olmadığını anlatacağız. Projenin 1 döneminde 20 ilde 22 okula gittik ve 4500’den fazla öğrenciyle buluştuk. Hem kız hem erkek öğrencilere toplumsal cinsiyet kavramının ne olduğunu anlatıyoruz. Aynı zamanda özellikle kız öğrencilere “sen de mühendis olabilirsin” diyoruz. Ford Otosan’da çalışan kadın ve erkek gönüllü mühendislerimizi de okullara götürüp rol modellerin deneyimlerini paylaşmalarını sağlayarak cazibeyi artırmaya çalışıyoruz. Paydaşlarımız MEB ve Uçan Süpürge. Derneğin kadın çalışmalarındaki deneyimlerinden yaranıyoruz. Gönüllü bayilerimiz ve gönüllü çalışanlarımız da projemizin önemli paydaşlarından ve güç verenlerinden.

HABERHAYAT: Başarılı bir iş kadınısınız. Başarının sırrı nedir?

NURSEL ATEŞ: Başarılı bir iş insanın arkasında mutlaka ailesinden aldığı destek yatar. Hayatımız, iş hayatından ibaret değil. Sosyal çevremiz, aile hayatımız ve kişisel ilgi alanlarımız var. Hepsine yeterince zaman ayırmak gerekiyor. Ben bunları iyi dengelediğimi ve harmanladığımı düşünüyorum. Bu süreçte eşim, çocuklarım, annem ve çevremdeki herkesten de destek aldım. Çünkü destek mekanizmaları çalışan kadınlar için son derece önemli. Pozitif psikoloji diye şirkette kullandığımız bir yöntem var. Pozitif psikoloji şunu söylüyor: Elinde olan iyiyi gör. Yani; şükretmek. Çevremizde, insanların kendinde olmayana sahip olma amacıyla, bunu kendine zarar verecek bir hırsla isteyip, elde edemediğinde negatif bir döngüye girdiğine şahit olmuşsunuzdur. Dolayısıyla ben her ne varsa elimizde şükretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Denize, yeşile, gökyüzüne her baktığımda şükrediyorum ve sahip olduklarımla mutlu olduğum için seviniyorum. Her şeyden şikayet etmek kimseye hiçbir şey vermez. Elimizdeki iyiyi görmek ve ona şükretmek gerek, en çok da ruh ve beden sağlığımıza.

HABERHAYAT: Kadınlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

NURSEL ATEŞ: Her şeyden önce biyolojik cinsiyet toplumdaki yerimizi şekillendirirken bizim kimliğimizin önüne geçmemeli. Sonuçta hepimizin belirli özellikleri ve özü var. O özü tanıdıgında kadın ya da erkek olması fark etmez. Eğer kendi güçlerimizi tanır ve neyi yaparken zevk aldığımızı bilirsek, o alana yönelir ve o alanda en iyisi oluruz. Kadın ya da erkek hepimiz öncelikle kendimizi tanıyalım. Biz kimiz, neyiz, neyi yapmaktan hoşlanıyoruz, neye değer veriyoruz, güçlü yönlerimiz neler, nerede fark yaratacak işler yapabiliriz? Bunu bilirek, kendimize güvenir ve değerlerimizin peşinden gidersek başarılı oluruz. Başarılı olursak mutlu oluruz. Mutlu olursak istediğimiz hayatı yaşarız ve bu hayattan da zevk alırız. Aksi taktirde mecbur kaldığımız hayatları yaşarız. Bu mahkum hayatların bir noktasında tatminsizlik mutlaka yaşanır. Kişisel gelişim sürekli olmalı. Bir kere kendimi tanıdım oldu diyebileceğimiz bir şey değil bu. Hayat bize sürekli öğretmeye devam ediyor. Her yeni ortamda ‘Ben şu an buradan ne öğreniyorum, neyin farkındayım, bana neyi söylüyor, benim için buradaki ders ne?’ sorularını sorarak ve cebimize bir şeyler koyarak yürürsek ilerleyebiliriz. Yaşadığımız her şey bizden birşeyler alıp götürürse günün birinde fakirleşerek o yolun sonuna gideriz. Herbir zorluktan öğrenerek, zenginleşerek devam edersek güçleniriz. Benim hayat felsefem; hayatta her ne yaşarsan yaşa bunu niçin yaşadığını sorgula ve oradan cebine bir öğreti koy.

Necla Çakıcı Aşan



EN ÇOK OKUNANLAR

Samsunda gündüz vakti fuhuş pazarlığı

1 Samsun'da gündüz vakti fuhuş pazarlığı

Şut bombardımanı

2 Şut bombardımanı

Kuş olup uçmadı ya

3 Kuş olup uçmadı ya...

Kara Ocak

4 Kara Ocak

Kırmızı- Beyaza Siyahın eklendiği gün

5 Kırmızı- Beyaz'a Siyah'ın eklendiği gün

O takım çok iyi Samsunsporluydu

6 O takım çok iyi Samsunsporluydu

Samsundaki FETÖ operasyonunda flaş gelişme

7 Samsun'daki FETÖ operasyonunda flaş gelişme

 Samsun OMÜde yeşil karta sevk istenmiyor

8 Samsun OMÜ'de yeşil karta sevk istenmiyor

Samsunsporu unutmadılar

9 Samsunspor'u unutmadılar

Samsunda PKKKCK propagandasına hapis

10 Samsun'da PKK/KCK propagandasına hapis


SIRADAKİ HABER