HaberlerSamsun'da kansere karşı örnek mücadele

Samsun'da kansere karşı örnek mücadele

 'Sakın Geç Kalma Erken Gel ' sloganlı kamu spotunda kansere dikkat çeken Belma Tablı'ya, tam dört ay sonra kanser teşhisi konuldu. Umutsuzluğa kapılmadan mücadeleye başlayan ve bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüren Tablı'nın hikâyesi bu mücadeleyi veren herkese örnek olacak

Samsun'da kansere karşı örnek mücadele

Halk Sağlığı Müdürlüğü Tütün Birimi’nde görev yapan Belma Tablı, kanserde erken teşhisin önemine vurgu yapan kamu spotunda oynadı.

Spottan dört ay sonra mamografi kontrolünde meme kanseri olduğunu öğrendi. ‘Sakın Geç Kalma Erken Gel ‘ sloganlı kamu spotunda kanserde erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekildi. Erken teşhisin önemine dikkat çeken Tablı, bu sayede güzel bir tedavi sürecinin de sonuna geldi. Tablı bu süreçte yaşadıklarını gazetemize anlatırken, bu hafta sayfamızın bir diğer konuğu da Samsun Halk Sağlığı Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü’nden Dr. Elif Özkaya oldu. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Belma Hanım bir kamu spotunda rol aldınız ve orada kanser hastalığı teşhisi konulan bir kadını canlandırdınız. Sonrasındaysa aynı durum gerçek hayatınızda karşınıza çıktı. O süreci anlatır mısınız neler yaşadınız?

Belma TABLI: Sağlık Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu bir çalışma kapsamında bir klip çekimi gerekiyordu. Şube Müdürüm Dr. Nilden Aslan ve Kanser Birimi’nde görevli olan Dr. Elif Özkaya bana bu filmde rol alıp almayacağımı sordular. Ben de, ailemde de olduğu için, meme kanseri konusunda fikir sahibi biri olarak bu filmde yer almayı kabul ettim. Kanser hakkında bilgim vardı ama tabii o zaman kanser yoktu bende. Ve ben her zaman ‘bende meme kanseri olmaz’ derdim. Sonra klibin çekimlerini yaptık. Çok güzel, eğlenceli bir çalışma oldu. Klip birçok yerde yayınlandı ve ben bu klibin insanlara faydalı olduğunu da düşünüyorum. Bu çekim yapıldıktan dört ay sonra da yıllık kontrollerimde meme kanseri olduğumu öğrendim.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Klipteki rolünüz gerçek oldu. Neler hissettiniz o anda?

Belma TABLI: İlk etapta hiçbir şey hissetmedim diyebilirim. Ben şoke olduğum tek nokta ailemde kanser sağ memede görülürken bende sol mememde çıktı. Bu durum beni şaşırttı ama onun dışında bir üzüntü ya da panik yaşamadım. Sonucu aldıktan sonra da hemen şube müdürümle paylaştım. Eşim ile görüştüm ve o, benden daha çok panikledi. Hatta inanmak istemedi. ‘Tahlilleri yeniden yaptıralım’ dedi. En sonunda ben de dedim ki ‘Bunu beni kandırmak için söylüyorsan ben buna kanmıyorum, kendini kandırmak için söylüyorsan kendini de kandırma durum bu.’

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Bu noktada KETEM’in çalışmalarına dönecek olursak. KETEM’in bazı kanser türleriyle ilgili olarak taramalar yaptığını biliyoruz. Peki, her kanser için tarama programı var mı? Neden bilinen birçok kanser varken sadece birkaçı için tarama programları yürütülüyor?

Elif ÖZKAYA:  Toplumda hastalıkların taranması için Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenmiş bir takım ölçütlerin karşılanması gerekiyor. Bunlar; Taranan hastalık toplum için önemli bir sağlık sorunu olmalıdır. Taranacak hastalığın tanınması için latent veya erken semptomatik bir dönemi bulunmalıdır.  Hastalıkla ilgili tüm klinik seyrine dair yeterli bilgi olmalıdır.  Tarama sonucunda bulunan hastaların iyileştirilmesi için uygun tedavi yöntemi olmalıdır.  Hastalıkların teşhisi ve tedavisi için gerekli tüm alt yapı (personel, ekipman vb.) olanakları yeterli olmalıdır. Tarama için kullanılacak olan testlerin toplum tarafından kabul görmesinde sıkıntı olmamalıdır. Ayrıca testler toplum taramasında kullanılabilecek kadar kolaylıkla uygulanabilir bir yöntemle yapılmalıdır. Testlerin seçiciliği ve hassasiyeti olabildiğince yüksek olmalıdır. Ama sürekli bir işlem olmalıdır. Tarama programlarının yararlı olması için toplum tarafından kabul görmeli, toplum katılımı yüksek olmalıdır Dünya Sağlık Örgütü meme, serviks ve kolorektal kanserlerde kanser vakalarının erken evrelerde yakalanmasına yönelik toplum tabanlı tarama programları önermektedir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Herkes bu taramalara katılabilir mi?

Elif ÖZKAYA: Bu taramaların belli kriterleri var. Her ülke kendisine göre kriterler belirliyor. Ancak bu kriterler benzer nitelikte oluyor. Yaş ve tarama aralığı önemli. Bizim ülkemizde ve Samsun’da meme kanseri tarama yaş aralığı 40-69 yaş kadınlara yapılan bir tarama. Rahim ağzı kanseri taraması 30-65 yaş aralığındaki kadınlara yapılıyor. Kalın bağırsak kanseri taraması ise 50-70 yaş aralığındaki kadın ve erkeklere yapılıyor. Bu yaş aralıkları kanserin hangi yaş aralığında en çok görüldüğüyle doğru orantılı olarak belirleniyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Belma hanım, o gün kamu spotunda rol alırken hiç aklınıza geldi mi kanser olacağınız? Ben bu roldeki kadının yerinde olsam ne yapardım diye düşündünüz mü hiç?

Belma TABLI: Hiç düşünmedim, hiç aklımdan geçmedi. Ailemde var ama bende olmaz diyordum. Role hazırlanırken de böyle bir durumla karşılaşırım düşüncem hiç olmadı. Tamamen insanları bilgilendirme amacıyla hareket ettim.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Siz de taramalarınızı ihmal etmeden yaptırıyordunuz değil mi?

Belma TABLI: Tabii, 10 yıldır kontrollerimi yaptırıyorum. 10 yıl önce KETEM’ in eğitim çalışmasına katılmıştım.  Orada dinleyici olarak yer aldım. Çıkışta Doktor Elif hanım ile kısa bir muhabbetimiz oldu. Orada ben Elif hanıma ailemde kanser olduğunu söyledim.  Elif hanım bunu öğrenince beni göndermedi. Mutlaka tarama yaptırmamı söyledi. Elif hanımın o ilgisi hoşuma gitti. İlk kontrolümü böylelikle yaptırdım.  O günden sonra kontrollerimi düzenli olarak yaptırdım.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Ve bu taramaların neticesinde size meme kanseri teşhisi koyuldu. Sonrasında da tedavi süreciniz başladı. Neler oldu nasıl geçti o günler?

Belma TABLI: Erken teşhis hayat kurtarıyor. Bu kesin. Ayrıca erken teşhis tedavinin seyrini de değiştiriyor. Ne kadar erken fark edilirse tedavi o kadar rahat geçiyor. Doktorlar arasındaki koordinasyon da bir o kadar önemli. Büyük öneme sahip konulardan biride hastanın morali. Benim çevremde hep pozitif insanlar oldu bu konuda çok şanslıyım.  Kendimde pozitif düşünen bir insan olduğum için tedavi sürecim güzel geçiyor. Sağ olsun doktorlarım da ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Meme koruyucu yöntem benim mememde uygulana biliyordu (erken teşhis olduğum için) ama ben mememin total olarak alınmasını istedim ve doktorlarım da bunun uygun olduğunu ifade ettiler. Sonuç olarak da mememin tamamı alındı.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu sırada diğer hastalarla da bir araya geldiniz nelerle karşılaştınız?

Belma TABLI: Hala KETEM’i ve yerini bilmeyen insanlar olduğunu gördüm.  Bu süreçte de insanlara KETEM’i anlatmaya devam ettim. İnsanlar KETEM‘de yapılanların ücretsiz olduğunu bilmiyor. ‘Ne kadara yaptırdın bu taramayı’ diyen çok oldu.  Ayrıca bazı hastaların birbirlerine ilaç tavsiye ettiklerini gördüm. ‘Sana neler yasak?’ gibi sorular soruyorlar birbirlerine. Hatta biri bana ‘sana neden yasak değil de bana yasak bunlar’ dedi. Ne kanseri olduğunu sordum ve mide kanseri olduğunu öğrendim. Hastalık yoktur, hasta vardır ifadesi hakikaten çok doğru aynı hastalığı yaşayan kişilerin aynı reaksiyonları göstermediği süreçler olabiliyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: KETEM’lerde ücretsiz olarak yapılan bu taramaların ulaşılabilirliğinden söz edecek olursak, örneğin Vezirlköprü ilçemizde yaşayan bir kadın bu hizmetten faydalana biliyor mu?

Elif ÖZKAYA: Samsun’da kanser taramalarını başta 4 KETEM olmak üzere 17 ilçemizdeki Toplum Sağlığı Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezleri ile beraber yürütüyoruz. Şehrimizde İlkadım, Atakum, Çarşamba ve Bafra’da hizmet veren 4 KETEM mevcut. Samsun’da 2008 yılında faaliyete geçen İlkadım KETEM Halk Sağlığı Müdürlüğü giriş katında, 2015’de açılan Çarşamba KETEM, Çarşamba Toplum Sağlığı Merkezi 5. katında, 2016’da açılan Atakum KETEM, Derecik’teki Yeşilkent Aile Sağlığı Merkezi’nin üst katında, yine 2016’da açılan Bafra KETEM ise Bafra Toplum Sağlığı Merkezi en üst katında hizmet vermektedir. Sorunuzda belirttiğiniz gibi Vezirköprü ilçemizdeki bir kadın da toplum sağlığı merkezine ulaşabilir. Tüm bu merkezlerde çalışan arkadaşlarımız yüreklerini ortaya koyarak çalışıyorlar, bunu da özellikle belirtmek istiyorum. Biz de belli günlerde katılımcılarımızın bulundukları yâre gidip onları merkezlerimize getiriyoruz. Kısacası, merkezlerimize ulaşım çok kolay. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Daha net anlaşılması bakımından sormak istiyorum. Örneğin, 50 yaşında bir kadın merkeze geldi. Hangi taramalara katılacak, bu taramalar kapsamında neler yapılacak?

Elif ÖZKAYA: 50 yaşında bir kadın geldiğinde öncelikle güler yüzlü bir personelimizle karşılaşacak. Hastane dendiğinde olumsuz çağrışımlar olabiliyor ama KETEM’ler öyle olumsuz düşünceler içeren bir yer değil. Gelen kişiler zaten hasta kişiler değil. 50 yaşında bir kadından söz edecek olursak bu kişi meme kanseri taraması kapsamında bu nedenle öncelikle doktor tarafından klinik meme muayenesi yapıyor. Ardından da mamografi çekiliyor. Kişi, 30-65 yaş aralığında olduğu için rahim ağızı kanser taraması yaş aralığında da oluyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Rahim ağzı kanser taraması nasıl yapılıyor?

Elif ÖZKAYA:  Kanserin taramasında Human Papilloma Virüsün genetik materyalinin tespiti esasına dayanan bir test olan HPV DNA testini kullanmakta aynı zamanda smear de almaktayız. Bütün numuneleri haftanın belirli bir gününde Ankara’da kurulmuş ve dünyanın en büyük HPV Laboratuvarına göndermekteyiz. Tamamen teknoloji kullanılarak bakılan HPV test sonuçlarını 10 gün sonra yine internet üzerinden almakta ve katılımcıya raporunu teslim etmekteyiz. Sonuç normalse 5 yıl sonra test tekrarını yapmakta, eğer anormalse bir üst merkeze göndermekteyiz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: bu kişi kalan bağırsak kanser taramasından da geçebilecek yaş aralığında olduğuna göre onunla ilgili tarama nasıl yapılıyor?

Elif ÖZKAYA:  Maliyeti düşük bir yöntem olan dışkıda gizli kan testi kullanılarak iki yılda bir yapılan kolorektal kanser taraması kolorektal kanser mortalitesinde yüzde 15–20 düşüş sağlar.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Belma Hanım siz kanser teşhisi konmadan önce belirtileri hissettiniz mi?

Belma TABLI: Kontrole gitmeden bir ay kadar önce mememdeki kitleyi hissettim.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Elle muayene sırasında mı hissettiniz?

Belma TABLI: Evet, elle muayenemi yapıyordum. KETEM ’lerde bu gösteriliyor. Kitlenin büyük bir kitle olduğunu da hemen fark ettim. Kontrollerim sırasında da tabii bu kitle göründü. Ayrıca ultrason çeken doktorumuzda bu kitlenin kötü görünümlü bir kitle olduğunu ifade etti. Bunun sonucunda da diğer aşamalara geçtik. Biyopsi neticesinde de ikinci evre meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Genel cerrahim tıbbi onkoloğum ve radyoloğum üçüyle görüştüm. Bana bir yol haritası çizildi. Sadece fark ettiğim kitle değil göğüs tahtamın altına doğru bir lezyonun içinde de bir kitle olduğu anlaşıldı. Tedavime kemoterapi ile başlandı sonra ameliyat, tekrar kemoterapi ve radyoterapi tedavisiyle devam edildi. Şu anda da radyoterapi tedavi sürecim sürüyor. İnsanın morali yüksek olunca ve doktorlarına güvendiğinde alt edemeyeceği bir şey yok diye düşünüyorum.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Moral ve motivasyonu özellikle vurguladınız. Bu noktada karşılaşılan diğer problemler neler. Bu hastalıkla mücadele edenlere tavsiyeleriniz neler olacak?

Belma TABLI: Ben dışarı çıkarken giyinip, süsleniyorum. Makyajımı yapıyorum. Çünkü insanların beni hasta olarak görüp acımalarındansa marjinal görüp gülmeleri daha keyif veriyor. Hoşuma gidiyor. Örneğin saçlarımın tamamen döküldüğü dönemlerde,  ‘vah vah kemoterapi mi alıyorsun’ ifadeleriyle karşılaştım. Bunu yapmamak gerekiyor. Bu durum insanın canını sıkıyor ama yine aynı dönemde orta yaşın üstünde iki adam  ‘ kafanı böyle kel yaptıracaksın rahat rahat gezeceksin’ dedi. Bu ifadeyse güldürüyor ve moral veriyor. Yani insanların yaklaşımları çok önemli. Bu yan etkilerin geçici olduğunu unutmamak gerekiyor. Şu anda benim saçlarımda, kaşlarımda, kirpiklerimde çıkıyor. Kanser hastalarına hasta muamelesi yapılmaması gerekiyor. Ben insanlarla bir arada olup muhabbet ettikçe kendimi daha iyi hissediyorum ve şuanda da hastalığı vücudumda hissetmiyorum. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: İlk kemoterapinizde neler oldu?

Belma TABLI: O gün eve geldiğimde gece saat 23:30 civarında tek başıma oturdum ve bütün organlarımla konuştum. Onlara dedim ki ‘ben 48 yıldır sizi yedirdim içirdim. Diyet yapmadım(gülüyor) şimdi gelen bir düşman ordusu var onunla savaşmanızı istiyorum. Ben size ilaçları da vereceğim. Bu orduyu alt edeceksiniz. Ben sizin takviye gücünüzüm. Bu konuşmadan sonra da kanserin k sini kafamdan sildim. Kendimi o kadar iyi motive ettim ki kemoterapinin yan etkilerini bile hissetmedim. Bu süreçte bir hobi edindim. Toprakta uğraşmaya başladım. Arkadaşlarımdan hiç kopmadım. Kendimi eve kapatmadım. İnsanların kendilerini diri diri toprağa gömme modundan çıkmaları gerekiyor. Bunu kimi zaman hasta yaparken kimi zaman da çevresindeki kişilerde yapa biliyorlar.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: yapılan çalışmalar neticesinde kanser taramalarına katılım istenilen düzeyde mi? Halkın rağbeti nasıl?

Elif ÖZKAYA:  İstenilen düzeyde değil maalesef. Bunun çok çeşitli sebepleri var. Bizim katılımcılardan daha doğrusu katılmayanlardan en çok duyduğumuz şeyler; Benim hiçbir şikâyetim yok neden geleyim… Durduk yere başıma iş açmayın… Ailemde çok kanserli hasta var, bende de çıkar diye gelmeye korkuyorum… Kadınlık rezillik… Mamografi çok acıtıyormuş… Orada parça alınıyormuş… Gibi yani korku, endişe ve kulaktan dolma yanlış bilgiler ön planda. Örneğin meme kanseri taramasına mamografiden radyasyon alınıyor diye gelmeyen insanlar var. Bu kadar sık görülen ve bu kadar çok ölüme neden olan kanserde kar zarar oranı gözetiliyor ve alınan radyasyon önemsenmiyor. Ayrıca yapılan çalışmalar mamografide alınan radyasyonun İstanbul New York uçuşunda alınan kadar olduğunu gösteriyor. Başka bir ifadeyle 40 yaş sonrası100.000 kadına her yıl mamografi çekilirse 86 kadında radyasyona bağlı kanser gelişme riski olduğu tespit edilmiş ki bu % 0.0086 demek; çok çok düşük bir olasılık.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bir diğer yandan da farkındalık çalışmaları devam ediyor. Özellikte kamu spotundan söz ettik. Bu tür çalışmalarınız da devam edecek mi?

Elif ÖZKAYA:  Evet, çalışmalarımız sürüyor. Geçen sene 5,6,7 ve 8. Sınıf öğrencilerini kapsayan bir proje yarışmamız vardı; ‘’ SEN İSTE YETER, KANSER ÇEKER GİDER’’  geçtiğimiz senenin dereceye giren öğrencilerin tasarımlarının görsellerini broşürlerimizde andık. Ekim, meme kanseri bilinçlendirme ayı kapsamında billboardlarda bir öğrencimizin sloganını kullandık. Bu sene de var yarışmamız. Yine 5.6.7. ve 8. sınıflara yönelik ve geçen seneden farklı olarak 3 ayrı kategoride yapılacak. Beklentimiz bütün çocukların bu projeye katılması. İstiyoruz ki; görselleriyle, buldukları sloganla fark yaratsınlar ve tarama merkezlerine olabildiğince fazla yakınlarını yönlendirsinler. Asıl amacımız şimdiden geleceğin büyükleri çocuklarımızda farkındalık yaratmak, bilinçli bir toplum oluşturmak... Onlar şimdi büyüklerini tarama merkezlerine yönlendirsinler, zamanı geldiğinde onlar da tarama merkezlerine başvursunlar.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Belma Hanım bir kamu spotunda rol aldınız ve oradaki rolünüzün gerçeğe dönüşmesi büyük yankı buldu. Haber oldu. Bu süreçte neler yaşadınız. Örneğin, durumdan haberdar olup Size ulaşanlar oldu mu?

Belma TABLI: Tabi ki uzun zamandır görmediğim, başka illerde yaşayan arkadaşlarımdan da arayanlar oldu.  Bu haberler aracılığıyla hasta olduğumdan haberdar olanlar aradılar. Bu süreçte güzel tepkiler aldım ve böyle bir durum olması rol aldığım kamu spotunun daha çok yayınlanmasını sağladı bu da beni sevindirdi. Onun dışında da şakalaşmalar oluyor. Tanınırlığım arttı. (gülüyor) ben sizi televizyonda gördüm deyip yanıma gelenler de oluyor. Ben de kendimden ziyade yaptığımız işin ön plana çıkması için çalışmalar yapıyorum. Önemli olan daha çok kadına ulaşa bilmek diye düşünüyorum.  

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: İşiniz gereği sürekli hastalarla muhatap oluyorsunuz. Empati kurar mıydınız? Ya da empati gücünüzü bu olay geliştirdi mi?

Belma TABLI: Ailemde bu hastalıkla mücadele eden insanlar olduğu için empati kura biliyorum. Annemin, kız kardeşimin ve ablamın mücadelesinde hep yanlarındaydım. Dolayısıyla neler hissettiklerini ya da neler yapa bileceklerini çok iyi biliyordum. Ama her şeyden önce insanın kendini mutlu etmesi ve değerli olduğunu hissetmesi gerekiyor. Anneler hep ‘çocuklarım için yaşıyorum’ der ama önce kendimiz için yaşamalıyız. Biz olmadığımız zaman çocuklarımıza bakacak bir anne de olmuyor bunu unutmamalıyız.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Elif Hanım son olarak neler söylemek istersiniz?

Elif ÖZKAYA:  Lütfen herkes artık korkmasın, endişelenmesin, kaçmasın taramasını yaptırsın. Son olarak müdürlük olarak bazen araç sıkıntısı çekiyoruz. Taramaya gelmek isteyen insanları merkezlerimize getirmek için minibüs veya otobüs tarzı araçlara ihtiyacımız var. Ya da örneğin kamyonumuz olsa içine tarama için gerekli malzemeleri koyup halkımızın ayaklarına kadar gidebilir, orada taramalarını yapabiliriz. Bu anlamda diğer illerde çok örnek var; hayırsever iş adamları ya da bazı kuruluşlar bu tarz araçları hediye ediyorlar. Biz de Samsun’umuzdaki duyarlı büyüklerimize sesleniyoruz. Lütfen bize destek versinler. Kesinlikle çok güzel bir amaca hizmet edecekler. Kim bilir belki de sayelerinde kurtardığımız kişi onların yakınları olacak.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Belma Hanım siz neler ifade etmek istersiniz son olarak?

Belma TABLI: Sizlere çok teşekkür ediyorum ve bir kez daha söylüyorum ki erken teşhis çok önemli. Örneğin ablam kanser 3. Evredeyken teşhis kondu ve tedavi süreci daha zor oldu. mutlaka herkes kontrollerini yaptırsınlar. Ben son olarak da tedavimde emeği geçen, beni bu hastalık boyunca yalnız bırakmayan, herkese çok teşekkür ederim. Eşim,  kızım ve oğluma da yine çok teşekkür ediyorum.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bizler de sizlere çok teşekkür ediyoruz.

 

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN

Fotoğraf: Çılga GÜREL





SIRADAKİ HABER
}