HaberlerAkan kanın Hanefisi Şafisi olmaz

Akan kanın Hanefisi Şafisi olmaz

Samsun İl Müftüsü Veysel Çakı, terörle mücadele ile ilgili önemli mesajlar verdi. Çakı, 'Her zamankinden daha çok birliğe beraberliğe ihtiyacımız var. Akan kanın Hanefisi, Şafisi olmaz, akan kan insan kanıdır. Birbirimizi suçlayarak, birbirimizi itham ederek; bu ateşi söndürme imkânı da yoktur' dedi.

Akan kanın Hanefisi Şafisi olmaz

 

Son günlerin en çok konuşulan kurumu Diyanet. İstanbul’da bir eğlence merkezine yapılan terör saldırısı sonrasında, Diyanet’in yılbaşından hemen önce paylaştığı ‘Ömür Nimeti’  başlıklı hutbe de çok konuşulmuştu. Öyle ki konu ile ilgili başlayan yaşam tarzı tartışması büyümüş, Diyanet hakkında da suç duyurusunda bulunulmuştu. Bizler de konunun ayrıntılarını Samsun İl Müftüsü Veysel Çakı ile konuştuk. Ayrıca Müftü Çakı satranç tartışması, cemaatler ve Diyanet’in çalışmalarıyla ilgili sorularımıza da içtenlikle yanıt verdi.

 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Müftülüğün yaptığı çalışmalar neler?

Veysel ÇAKI: Diyanet İşleri Başkanlığı olarak illerimizde il müftülükleri,  ilçelerimizde ilçe müftülükleri olarak hizmetimizde genel bir anlayış var. Biz, halkımıza din hizmeti sunmakla görevliyiz. Halkımızı, dini bilgiyle buluşturma hedefimiz var. Bizim derdimiz cehalet. En büyük düşmanlık olarak biz cahilliği, cehaleti görüyoruz. Kur’an-ı Kerim’de de ‘cahillerden yüz çevir’ buyuruluyor. İlk emrin ‘oku’ olması da bizim görevimizin başlangıç noktasını gösteriyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Çalışmalarınızda Müftülüğün bakış açısı nasıl?

Veysel ÇAKI: Biz, toplumumuzun dini asli kaynaklarıyla örtüşen, sağlıklı bir dini bilgiye sahip olmaları konusunda rehberlik yapıyoruz.  Biz din pazarlamıyoruz. “ Söylediklerimiz dindir” de demiyoruz. Kucaklayıcı ve asla şu mezhepten, bu görüşten, şu ırktan diye insanları ayrıştırmayan bir bakış açımız var. Bizim söylediğimiz doğru, bunun dışındakilerin hiçbiri doğru değil, bizim hizmetimiz makbul, bizim dışımızdakilerin hizmetleri değerli değil asla demiyoruz. Esasen biz de bundan rahatsızız.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu noktadan rahatsızlık duyduğunuz nedir tam olarak?

Veysel ÇAKI: “Hakikat bizde”, “Söylediklerimiz dinin aslı gibidir” anlayışından biz rahatsızız.  O nedenle biz çevremizdeki insanlarımıza camilerde yaptığımız vaaz, nasihat ve her türlü hutbelerimizde, daima rehberlik yapmaya çalışıyoruz. İnsanları birlik beraberlik içerisinde olmaya kucaklaşmaya davet ediyoruz. İnsanlık ailesinin en önemli müessesesi olan din, asla ayrışmanın kaynağı ve referansı olamaz. Eğer din adına hizmet ettiğini iddia edip de insanları ayrıştırıyorsa ya burada bir dini algı, anlama sıkıntısı vardır ya da art niyet vardır. Dini kullanıyordur.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Peki, bu gibi durumlar için ne yapıyorsunuz bu kapsamda sürdürdüğünüz projelerle ilgili de bilgi verir misiniz?

Veysel ÇAKI: Samsun genelinden bahsedecek olursak, biliyorsunuz son yıllarda ailevi konularla ilgili sıkıntımız var. Bu, yalnızca Diyanet’in değil toplumun bir problemi. ‘Aile İçi Şiddet Değil Aile İçi Muhabbet’ diye bir projemiz var. Bu proje görevlilerimizin eşleri, çocukları ve isteyen insanlarımıza yönelik. Aileyi oluşturmadan önce nelere dikkat etmek gerekir özellikle bu konunun üzerinde duruyoruz. Kurulan ailenin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için nelere dikkat etmek gerekir, karşılaşılan problemler nelerdir şiddetin kaynağı nedir gibi soruları gündeme getirip, şiddeti önlemenin çözüm yollarını göstermeye çalışıyoruz. Okumayan bir toplumuz ve biz bu durumdan son derece muzdaribiz. Bizler de bununla savaş ilan ettik. Görevlilerimiz arasında ödüllü bir proje başlattık bu projenin adı ‘Kitabımı Okuyorum’. Kur’an-ı Kerim’in tefsirini okuyan görevlilerimiz, bu proje kapsamında sınava da tabii tutuluyor. Amacımız, insanların okumayı zevk haline getirmesi. Bu konuda özellikle anne ve babalara seslenmek istiyorum ebeveynler çocuklarına kitap oku deyip kendileri TV karşısına geçmemeli rol model olmalı ve önce onlar kitap okumalı. Aileye yönelik ödül almış projelerimiz de var.  Bir diğer projemizse ‘Engelsiz Gönüllüler Elele’ bu proje engelli kardeşlerimize yönelik. Son olarak da ‘Namazım Göz Nurum, Huzurum’ projesi var.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu noktada isterseniz biraz namaz ibadetinden söz edelim. Bu ibadetle ilgili neden böyle bir projeye ihtiyaç duyuldu?

Veysel ÇAKI: Namaz, imandan sonra Müminin en önemli görevlerinin başında gelir. Namazın kılınması çok kolaydır, ama yaşanması çok daha önemlidir ve zordur. Namazın yaşanması derken; şunu kastediyorum, ibadetlerin bir bedeni bir de ruhu var. Beden kadar ruhun da güzel olması çok önemli. Namazın bedeninden kastımız, şekil olarak nasıl kılındığıdır. Ruhuysa ibadetlerden sonraki günlük hayatınızda o ibadetin ruhunu kaybetmeden hiç kimseye zarar vermeden yaşamaktır. Siz kıldığınız namazınızı bitirdikten sonra, normal değeri 5 lira olan bir şeyi bilmeyen birine 7 liraya satıyorsanız ve bunun neticesinde rahatsanız. Sizin namazınızın ruhu yok demektir. Bu nedenle bu projemizi çok önemsiyorum.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Diğer yandan da Kur’an kursları devam ediyor değil mi?

Veysel ÇAKI: Evet, bunu cemaatler de yapıyor. Cemaatler derken ayrıştırmak istemiyorum. Birtakım insanlar, bunu kendi ideolojileri için kullandı. Biz din hizmetini ideolojik hizmet haline dönüştürenlerden rahatsızız. Asli kaynağı Kur’an ve sünnet olan dine hizmet edenlerin hepsini bir cemaat olarak görüyoruz. Hepimiz aynı çorbanın düzgün yapılması için çaba gösteriyoruz. Amaç aynı. Farklı farklı insanları farklı farklı mecralara sürükleyecek bir anlayışı hazmetmemiz asla mümkün değil. Maalesef son yıllarda bizim biraz ihmal ettiğimiz 4-6 yaş Kur’an kurslarımız var. Şu anda bu Kur’an kurslarımız bakımından Samsun 8. sırada. Çocuklarımız orada profesyonel kaynaklardan Kur’an-ı Kerim öğreniyor. Alanların fiziki yapıları da çocuklara uygun şekilde hazırlanıyor. Örneğin oyun alanlarımızı da oluşturduk. Bu konuda çalışmalarımız da devam ediyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Hac ibadetiyle ilgili sıra bekleyen vatandaşlarımız var. Bununla ilgili kura sistemi olduğunu biliyoruz ve zaman zaman bu yöntem eleştiriliyor. Neden sıralı bir sistem yok?

Veysel ÇAKI: Evet, binlerce insan bekliyor. Samsun’da kırk bin dört yüz seksen dokuz  geçmiş yıllardan sıra bekleyen insanımız var. Eğer sırayla ilerleyen bir sistem olsaydı. Belki de 10-15 yıl kimseye ön kayıt yapma hakkı doğmazdı. Kura sistemi sadece Diyanet İşleri’nin kararı değil. Beş bakanlığın hac üst kurulu var bu karar birlikte alınmış. Kurada şöyle bir sistem var örneğin ben bu yıl ilk kez kayıt yaptırdıysam ben bir defa kuraya giriyorum. Dolayısıyla ismim bilgisayarda bir defa yer alıyor.  Ama beş yıldan beri bekliyorsam tam yirmi beş kez kuraya tabi oluyorum. Burada insanlarımızın şuna dikkat etmeleri gerekir Hac bir ibadettir. Allah nasip ettiyse, kura mutlaka çıkacaktır. Kura çıkmayanların ümitsizliğe kapılmaması gerekir. Nasip olmayıp kura sırasında ölen vatandaşlarımız da ben inanıyorum ki Allah katında hacıdır.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Ülke olarak gündemimizi oluşturan konulardan biri ne yazık ki terör. Dini açıdan baktığımızda İslam terör eylemlerini nasıl değerlendirir?

Veysel ÇAKI: Allah, Kur’an-ı Kerim’de “İyilikte, takvada, Allah’ın emirlerine bağlılıkta, yardımlaşın birbirinize destek olun, ama düşmanlıkta, günahta, kötülükte yardımlaşmayın” buyuruyor. Bir insanın teröre, teröriste ve insanların huzurunu kaçıranlara her ne şekilde olursa olsun yardım etmek ihanettir ve büyük bir günahtır. Toplumumuzun bu konuda çok duyarlı olması gerekir. Çünkü bu tür işleri organize edenlerin esas amacı bu. Onlar toplumu ayrıştırmak bir kaos ortamı oluşturmak istiyor. Bilerek veya bilmeyerek onların ekmeğine yağ sürmemek için çok dikkatli olmalıyız. Aynı zamanda da ümitli olmak durumundayız. Bu büyük millet, başımızdaki bu musibetin üstesinden gelecektir. Ümit var olmalıyız. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:Geçtiğimiz günlerde başlayan ‘yaşam tarzı’ tartışması söz konusu. Diyanet de konu ile ilgili bir açıklama yaptı bu konu ile ilgili neler söyleyeceksiniz?

Veysel ÇAKI: Kişilerin yaşam tarzı ne olursa olsun, hiç kimse bir başkasına yaşam tarzı empoze etme hakkına sahip değildir. Siz eğitebilirsiniz, fikrinizi söyleyebilirsiniz, size göre doğru olanı söyleyebilirsiniz. Birinin yanlışını görüyorsanız hikmetle güzel öğütle onu doğruya yönlendirebilirsiniz. Bu yaklaşımımız çok önemli. Biz yanlış olanları söylüyoruz ama bir insanın evini bombalamak ona zarar vermek asla tasvip ettiğimiz bir konu değildir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bazı dönemlerde ortaya çıkan nefret söylemlerinin de ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha anlıyoruz bu anlattıklarınızdan…

Veysel ÇAKI: Dinden ve Hz. Peygamberimizin davranışından bu tür şeyler görmemiz mümkün değil. Peygamberimiz, hiç kimseyi ötelememiştir. Peygamberimiz öz amcasını şehit eden kişiyi bile affetmiştir. Hiç kimse bir başkasını İslamı kendi düşündüğü gibi düşünüp anlamadığı gerekçesiyle dışlayamaz. Hele bu tür yaklaşımlar sonucu terör olaylarını hoş görmemiz mümkün değil.  Ayrıca bu tür olayları birilerine fatura ederek, kurumları, kişileri küçük düşürmek ya da onları rencide etmek doğru olmayan bir yaklaşımla insanların hukukunu da çiğnemek doğru değildir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Yılbaşından hemen önce okuduğunuz ‘Ömür Nimeti’  başlıklı hutbede işaret edildi…

Veysel ÇAKI: Evet, bu hutbeyi okuduk ve eleştirenler de oldu.  Hatta Diyanet İşleri Başkanlığımıza suç duyurusunda da bulunuldu. Bu hutbe de “Her yılın sonu yeni bir yılın başlangıcıdır aslında. Unutmayalım ki ömür sermayesinden geçen bir yılın sonunda kendini ve yaratılış gayesini unutarak değerlerimizle örtüşmeyen insan hayatına katkısı olmayan gayrimeşru tutum ve davranışlar sergilemek, bir Mümine asla yakışmaz” ifadelerine yer verilmiştir. Yılbaşı eğlencelerinin israfa dönüştürülmesinin ne kadar da düşündürücü olduğu vurgulanmıştır.  Bu saatlerin muhasebe yapılması gereken saatler olduğu da yine bu hutbe de dikkat çekilen bir diğer husustur. Bunları söylememiz bunları yapan insanların hayatına kastetmek canına kastetmek anlamına gelmez ve bu asla tasvip edilemez.  Buradan da böyle bir netice çıkarılamaz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Geçen yıllarda da böyle hutbeler söz konusu oluyordu değil mi?

Veysel ÇAKI: Kesinlikle, biz dün ne söylüyorsak bugün de onu söylüyoruz. Bugün artık ‘siz Alevisiniz, siz Sünnisiniz, şu ırktansınız, ‘ gibi ifadeleri aşmamız gerekiyor. Gerçek Müslümanlıkta ölçü şudur; Allah katında değerli olmak istiyorsanız Allah’ın koyduğu ölçülere riayet ederek hayat sürdürmelisiniz. Allah ile toplum ile ve kendisi ile barışık bir hayat sürmek değerlidir. Mezhep ayrımcılığı, asla doğru değildir.  O nedenle bu olayların cereyan ettiği yerdeki kişilerin mensubiyetinden, çalışanların mensubiyetinden dolayı ve ya orada yapılan işlemlerin tasvip edilmemesinden dolayı böyle bir olayın yapılmasına sıcak bakmak; hele hele oh olsun demek, kesinlikle dinin kabul edeceği bir Müslümanın yapabileceği bir davranış modeli değildir. Bu bir terördür. Sadece bu ülkenin değil insanlığın problemidir. Bu terör olayının bir camide olmasıyla bir eğlence mekânında olması arasında hiçbir fark yoktur. Bu bir cinayettir. Ne Müslümana ne de gayrimüslime yapılması doğru değildir. Her zamankinden daha çok birliğe beraberliğe ihtiyacımız var akan kanın Hanefisi, Şafisi olmaz. Akan kan insan kanıdır. Birbirimizi suçlayarak birbirimizi itham ederek bu ateşi söndürme imkanı da yoktur. Ben halkımızın hoşgörülü olmasını tavsiye ediyorum. İnsanları kazanmak önemlidir kaybetmek değil. İnsanların hidayete gelmesi, sizin elinizde değil onu ancak Allah takdir eder.  Biz insanların doğruyu görmeleri için rehberlik yaparız. Hikmetle, ilimle yol göstermeye çalışırız. Ayrıştırmanın din adına yapılmasını asla tasvip etmiyoruz. Buna dinden referans almak mümkün değil. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Sosyal medyada “Satranç oynamaktansa ateşi tutmak daha hayırlı. Oynayanlar lanetlenmiştir,” ifadeleri yer almaktadır. Bu konuda ne dersiniz?

Veysel ÇAKI: Yüce Allah, en güzel bir şekilde yaratıp gökte ve yerde ne varsa hepsini emrine amade kıldığı insanı başıboş bırakmamış, yapıp ettiklerinden sorumlu tutmuştur. İnsanın, başta Allah olmak üzere, kendisine, ailesine, komşularına ve topluma karşı sorumlulukları vardır. Kendisine verilen vakti de bu sorumluluklarını yerine getirmede kullanmalıdır.

Bir insanın ailesine çoluk çocuğuna, okumaya, hayırlı ve faydalı işler yapmaya ayırması gereken zamanını faydasız işlerle tüketmesi asla doğru değildir. En önemli sermayesi olan ömrünü israf etmiş olur. Bu yönden bakıldığında satranç vb. oyunlar hakkında şunları söyleyebiliriz. Bu konuda İslam âlimleri farklı görüşler ortaya koymuştur. Hanefi alimler, zamanı değerlendirme boyutundan bakarak satranç ve tavla oynamanın mekruh olduğu görüşünü ortaya koymuşlardır. Bunun yanında Şafiler, muhakeme yeteneğini geliştirmesi, güçlendirmesi, savaş taktikleri ve hileleri konusunda eğitici olması sebebiyle oynanmasına ruhsat vermişlerdir. İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel ise, satranç oynamanın haram olduğu yönünde görüş beyan etmişlerdir. Buna ilaveten, günümüzde ülkemizin ve insanlığın bir yığın sosyal, kültürel ve ekonomik çok önemli sorunları varken ve insanlık bunlarla uğraşırken; bu konunun gündeme getirilmesini, insanların bununla meşgul edilmesini iyi niyetle bağdaştıramayız. Bilim adamları, eğitimcilerin halkın önemli sorunları ile uğraşmaları daha uygun olur. Medyada yer almak için sanal gündemler oluşturmak asla doğru değildir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Toplumsal huzursuzluktan kurtulmak için ne yapmalıyız?

Veysel ÇAKI: Bu noktada eğitim çok önemli. Bu konuda herkese görev düşüyor. Asgari müşterekte biraraya gelmeliyiz. Bir çocuk yanlışı görmeden doğruyu görmelidir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN

Fotoğraf: Emre PANK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 





SIRADAKİ HABER
}