HaberlerSamsun'dan Türkiye'ye açılan marka

Samsun'dan Türkiye'ye açılan marka

Agromec'in genç Yönetim Kurulu Başkanı Kerem Özal, Samsun'dan Türkiye'ye açılan ve yerli bir marka olan agromec'in ticari serüvenini ve başarı öyküsünü anlattı

Samsun'dan Türkiye'ye açılan marka

Samsun Genç İşadamları Derneği (SAMGİAD) ve Haber Medya Grubu Haberaks TV aracılığıyla hayata geçirilen, Haberaks TV Programlar Koordinatörü Sinan Sallabaş’ın sunduğu “İş’te Samsun” programının bu haftaki konuğu agromec Yönetimi Kurulu Başkanı Kerem Özal oldu. Özal, genç yaşına rağmen başarılı bir işadamı profili çizen, agromec markasıyla adından söz ettiren bir aile şirketinin yönetim kurulu başkanı… agromec’in ticari serüveni, başarısı hakkında konuşan Özal, 2017 hedeflerinden de bahsetti.

SİNAN SALLABAŞ: Öncelikle seni tanıyabilir miyiz, genç bir yönetim kurulu başkanı görüyoruz, bu başarıyı anlatır mısınız?
KEREM ÖZAL: 1983 Samsun doğumluyum. İlkokul ve lise eğitimimi tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği okudum. Okuldan sonra 2004 yılında aile şirketimizde aktif olarak ticari hayatıma başladım.

SİNAN SALLABAŞ: İngilizce öğretmenliğini okurken, buralara geleceğinizi düşünmüş müydünüz?
KEREM ÖZAL: Aslında babamın fikriydi diyebiliriz. Her şey gayet planlı bir şekilde gelişti, İngilizce öğretmenliğini tercih etmem, İngilizce altyapısını kurmam planlı bir yoldu.

SİNAN SALLABAŞ: SAMGİAD’ın çalışmalarında aktif olarak yer alıyorsunuz. Bir projeniz var, bu projeyle ilgili bir değerlendirme yapar mısınız? Bu proje işlerinizi aksatıyor mu yoksa sizi daha mı ileriye taşıyor?
KEREM ÖZAL: Genel kurulumuz yaklaşık 7 ay önce yapıldı. Başkanımız da bizi yönetim kuruluna seçti, yönetim kurulunda da 6 tane komisyonumuz var, 4 komisyonu da bana layık gördüler. Derneğin mesai olarak iş hayatımdan götürüsü var ama artıları çok fazla. Günlük hayatımı disipline etme noktasında bana katkı sağlıyor. SAMGİAD, Samsun’un en önemli derneklerinden bir tanesi. 7 aylık sürede 137 tane birbirinden farklı etkinlikler yapıldı.

SİNAN SALLABAŞ: Peki, doların bu kadar hızlı çıkıp indiği, sıcak paranın kırılgan olduğu bir ortam yaşıyoruz. Siyasi konjonktürde ise cumhurbaşkanlığı sistemi, parlamenter sistem, yeni anayasa tartışmaları yaşanıyor. Bütün bunlar bir işadamı olarak sizi nasıl etkiliyor, SAMGİAD’ın düşüncesi nedir?
KEREM ÖZAL: Bir işadamı öncelikle istikrar, süreklilik ve çalışma ortamı ister. Maalesef ülkemiz son 2 yıldır zor bir süreçten geçiyor, her gün farklı bir gündeme uyanıyoruz. Bu durum işadamının en istemediği şeydir. Gerçekten çok yıprandık, umarım bundan sonra her şey düzenli olur ve standart gündemler yaşarız, döviz kuru standart olur. Bizde ona göre üretim programlarımızı ayarlarız ve daha huzurlu bir ticaret yaparız. Temelde birleştiğimiz düşünce bu.

SİNAN SALLABAŞ: Dedeniz Mustafa Kemal Özal, belki de Karadeniz’in ilk hırdavatçılarından birisi… Böyle başlayan bir hikayeniz var, oradan başlayarak Hindistan’a, Çin’e, Güney Kore’ye, Almanya’ya, Tayvan’a, Pakistan’a uzanan sürecinizi anlatır mısınız?
KEREM ÖZAL: Özal ailesinin ticari serüveni yaklaşık 65 yıl öncesine dayanıyor. Rahmetli dedem, ticarete ilk başladığı zamanlarda işe hırdavatla girmiş, marangoz tezgahları, motorlu testere, pafta takımları satarmış. O zamanlar talep çok-arz az, yani tezgaha ne koyarsanız satılıyor ama tedariki çok zor. Dedem Karadeniz’in ilk hırdavatçılarından, rahmetli olduktan sonra amcam ve babam bir süre daha ticaretlerini birlikte sürdürmüşler. Sonrasında babam ve amcam yollarını ayırmaya karar veriyor ve babam sıfırdan orman bahçe makineleri ve el aletleri sektörüne geçiş yaptı. Kemal Ticaret’in temelleri 1988 yılında atılıyor, yaklaşık 30 senelik bir mazimiz var. Perakende sektörünü devam ettirdikten sonra babam toptan satıcılık ve Türkiye çapında belli başlı marka ürünlerin Orta Karadeniz bölge distribütörlüğü yapıyor. 2004 senesinde okuldan hemen sonra babamla sürekli istişare halindeydik, ithalat yapalım noktasında fikir birliğine varmıştık. Artık toptancılık bizi ufuk olarak kurtarmıyordu. Özal ailesine yakışır şekilde ufkumuzu açarak, iş alanımızı genişlettik. Babamla her zaman mutabıktık, sonrasında ithalata başlama kararı aldık. Babam Çin’e gitti, 10 günlük bir seyahat yaptı ve geldi. Çin’de Çin İhraç Malları Fuarı’ı diye dünyanın en büyük fuarı düzenleniyor ve bu fuar yılda iki kez oluyor. 2005 yılında fuar oldu ve ben gittim, analizlerimi yaptım. Ardından fabrika ziyaretleri için gittim, ürünü analiz etmek, güvenmek ve güven vermek çok önemli.

SİNAN SALLABAŞ: Yine de büyük bir risk. Bu süreç nasıl oldu, endişe ettiniz mi?
KEREM ÖZAL: Çin’de ticaret şöyle oluyor: Önce bir depozito gönderirsiniz, .Çinli malı yapmaya başlar, gemiye yüklemeden önce geri kalanını ister. Evrak üzerinde her şeyi çok sağlama bağlayabilirsiniz numune düzgün gelir, ondan sonra asıl mal arızalı gelebilir. Bunlar yaşanılabilecek durumlardır, dolayısıyla karşı tarafın gerçek bir üretici, çalışkan bir firma olması çok önemlidir, peki bundan nasıl emin olunabilir. O da tamamen tecrübeyle alakalı, işin mutfağını çok iyi bilmek gerekiyor. İlk ticaretimizde depozitoyu gönderdik mal üretildi, fabrikanın kapısından çıkartmadan önce geri kalanını istediler, biz de gönderdik. İşe ilk Çin’de başladık, daha sonra diğer ülkeler ile de genişlettik.

SİNAN SALLABAŞ: Bu seyahatleri babanızla mı, kardeşinizle mi yoksa yalnız mı yapıyorsunuz?
KEREM ÖZAL: Babam onursal başkanımız, seyahat pek yapmıyor. Bizim başımızda, bir fikre ya da tecrübeye ihtiyaç duyduğumuzda hemen babama danışıyoruz. Bu seyahatlere ben çıkıyorum, kardeşim gidip geliyor, bazen birlikte gidiyoruz.

SİNAN SALLABAŞ: Yurt dışındaki bu tecrübe 11 yıldır hayatınızın içinde, Türkiye pazarına bakınca bahçe ve orman ürünlerinin ticaretini yapan toplam kaç oyuncudan bahsedebiliriz?
KEREM ÖZAL: Zannedersem 15-20 oyuncu var ama biz ilk 4’te olduğumuzu düşünüyoruz. Çeşit ve marka anlamında bizim dışımızdaki diğer firmalar distribütör firmalar. Biz farklı bir şey yaparak, kendi markamızı oluşturduk. agromec tamamen yerli bir markadır. Bizim dışımızda yurt dışında gidip kendi adına üretim yaptıran yerli firmalar var ama bizim kadar çeşidi olan başka bir firma yok. Türkiye’nin tamamında etkiniz, Doğu ve Batı Karadeniz’de daha ağırlıklıyız.

SİNAN SALLABAŞ: Toplamda kaç noktayla ticari ilişki halindesiniz? Satış noktalarıyla hangi sıklıkta bir araya geliyorsunuz?
KEREM ÖZAL: Şu anda aktif olarak 2 bin noktaya direk ürün sevkiyatımız var. Bu 2 bin noktanın da 800 noktası konsept bayi niteliğindedir. Bu bayilerde bayi stantlarımız, cam giydirme, tabela çalışmalarımız mevcut. Çünkü markalaşma çok önemli. 800 noktada konsept oluşumunu yaptık, hedefimiz tamamında yapmak. Pazarlama satış sorumlusu arkadaşlarımız ayda bir her bayimizi ziyaret ediyor. Hakkari ve Şırnak haricinde her ilde bayimiz var, 6 tane müşteri temsilcimiz var.

SİNAN SALLABAŞ: Birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızda neye dikkat ediyorsunuz? Markanın gelişimi için neler yapıyorsunuz?
KEREM ÖZAL: İstekli ve azimli olması gerekiyor, aidiyet duygusu da bizim için çok önemlidir. Firmayı gerçekten benimsemek lazım. Tabi dürüstlük ve çalışkanlıkta bizim vazgeçilmezlerimizdir. Alacağımız ve kat edeceğimiz daha çok yolumuz var. Profesyonelliğin, kurumsallaşmanın bir sınırı yok, daha iyi olmalıyız. agromec markasına ne kadar değer katabilmişiz, bilinirliğini ne kadar arttırmışız bu da çok önemlidir. Şirketin büyümesinin yanında markanın gelişimi bizim için daha önemli. Sizin televizyonunuzun Ayaklı Mikrofon programıyla iş ortaklığı yapıyoruz ve saha çalışmalarına da başladık. Geçen hafta ilk programımızı 19 Mayıs İlçesi’nde çektik, agromec markasını vatandaşlara sorduk. 2 kişinden birisi gerçekten markayı çok iyi biliyor.

SİNAN SALLABAŞ: Kullanım noktasında elinizde bir veri var mı, bahçesi olan insanlar bu aletleri kullanmayı önemsiyor mu, yoksa eski yöntemlerle mi bu işi yapmaya çalışıyorlar?
KEREM ÖZAL: Her alanda olduğu gibi makineleşme bizim sektörümüzde de var. Her geçen gün de yükseliyor, insan iş gücü azalıyor makine gücü artıyor. Türk kullanıcısı zor bir kullanıcıdır, diyelim ki vatandaş küçük bir makine aldı ve budama yapacak, o budama işini o makineyle yapıyor, tatmin olmuyor gidiyor ormanda koca koca ağaçları kesmeye çalışıyor. Dolayısıyla makine arıza yapabiliyor, o nedenle saha dönüşleri bizim için çok önemlidir. Vatandaşlarımız artık makineleri kullanıyor, marka bilinci ve kaliteli ürün ön planda.

SİNAN SALLABAŞ: Yaklaşık 3 yıldır marka değerinizi pekiştirmek için çok önemli yatırımlar yapıyorsunuz. İlerleyen zamanlarda kendi ürünlerinizi yurtdışında yaptırmak yerine burada bir üretim tesisi açmak gibi bir düşünceniz var mı?
KEREM ÖZAL: Hedeflerimizin arasında bu var ama şartlar şu an pek el vermiyor. Örneğin; Çin’de yaptırdığımız bir makineyi biz bayilerimize 700 liralara satabiliyorsak Türkiye’de aynı kalitede bunu ürettiğimizde belki 2 katı olacak. Personel maliyetleri, yer maliyeti, enerji maliyetleri Türkiye’de çok yüksek. Belki 4 bin çeşidin 2 binini birden değil de ufak ufak başlayabiliriz. İmkanlar oluşursa Samsun’da üretim yapmak isteriz.

SİNAN SALLABAŞ: Kaç çeşit ürün satıyorsunuz?
KEREM ÖZAL: Yaklaşık 4 bin ürün diyebiliriz. Ana ürünler, ana kategori ürünler var. 9-10 grup kategori var, bunların aksesuarları, kullanırken ihtiyaç duyulan maskeler, koruyucu aksesuarlar dahil, yedek parçaları da sayarsak toplam yaklaşık 4 bin çeşit ürün var. Yedek parça çok önemlidir, yedek parça stoklaması, tek tek analiz edilmesi ve pazara sunulması çok daha zor. İşin en zor kısmı yedek parçadır. İşin zor kısmından başladık, üzerine makine kısmını inşa ettik.

SİNAN SALLABAŞ: İşin daha başında olan kişilere ne gibi önerileriniz olur?
KEREM ÖZAL: Kararlı olmak, yapılacak işi benimsemek, sevmek, azimli olmak, düzgün yaşamak çok önemli. Bizim bir sloganımız var; Alman gibi çalışmak, Türk gibi yaşamak. Bir Alman’a bakın; hiçbir zaman işine geç kalmaz. Erken yatar, erken kalkar. Türk gibi yaşamak ise örf ve adetlerimize bağlı, büyüğünü sayan, küçüğünü seven… Tabi ki yabancı dilde olmazsa olmaz, kötü alışkanlıklardan uzak durmak, mümkünse sporla iç içe olmak önemli.

SİNAN SALLABAŞ: Sosyal, çevresel ve kültürel anlamda sorumluluk projeleriniz var mı?
KEREM ÖZAL: Derneğimizin vakıf olduğu birkaç projemiz var. Tam sonuçlanmadan bunları açıklamak uygun olmaz ama önümüzdeki günlerde zaten açıklanacaktır. Ciddi şekilde çalışmalarımız oluyor.

SİNAN SALLABAŞ: Son olarak neler söylemek istersiniz. Gelecek için ne gibi planlarınız var?
KEREM ÖZAL: Şirketimizin cirolarını arttırabiliriz. Örneğin; 2017’de yüzde 20’lik bir ciro artışı hedefliyoruz. Markamızın popülerliği noktasında da yüzde 35-40’lık bir artış bekliyoruz. Çünkü 2016 yılında ciddi yatırımlar yaptık, kalite standartlarımız yükseldi. Bunu en üst düzeye sabitleyip, onun üzerinden markalaşmayı ne kadar arttırabiliriz düşüncesinin peşindeyiz. 2017 yılında bunun için de var gücümüzle çalışacağız. Türkiye’nin her noktasında şirketimizin aktifliğini daha üst düzeye taşımaya çalışıyoruz. Onun dışında ihracatımızı da kuvvetlendirmeye devam edeceğiz. Gürcistan’a, Irak’a, Azerbaycan’a, komşu ülkelere satışlarımız var. Gelişmiş ülkelere ve komşu ülkelere daha fazla ihracat hedeflerimiz var.

Zeynep Irmak ÖCAL





SIRADAKİ HABER
}