HaberlerBireysel davranan üretici yem olur

Bireysel davranan üretici yem olur

Samsun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Nail Kırmacı, tarımın profesyonel bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Bireysel davranan üretici yem olur

Kırmacı, üreticinin bireysel davrandığı için çaresiz kaldığını belirterek, “Bakanlığımız kurulduğu günden beri kooperatifler oluşturup üreticinin kazançlı çıkmasını hedeflemiştir. Fakat biz kooperatifleşmeyi maalesef istediğimiz hedefler noktasında kullanamadık. Üreticimizin yem olmasının temel sebebi, bireysel davranıyor olması“ dedi 

Pazarda 3 TL ödediğimiz bir ürünün fiyatı tarlada 40-50 kuruş. Üretici mağduriyetini dile getirirken, tüketici de pahalı üründen şikayetçi. Bir yandan böyle bir tablo söz konusuyken, diğer yandan iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi için çok önemli çalışmalar yapılıyor. Ayrıca hayvancılık da ciddi anlamda destekleniyor. Bu hafta sayfamızın konuğu Samsun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Nail Kırmacı ile tüm bu konuları konuştuk, umarız keyifle okursunuz.

 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Tarımsal destekleme politikasındaki “Milli Tarım Projesi” olarak adlandırılan yeni bir dönem başladığını biliyoruz. Bu çalışma neleri içeriyor?

Nail KIRMACI: Bu proje, çok isabetli ve yerinde. Ciddi anlamda böyle bir çalışmaya ihtiyaç vardı. Zira ülkemizin stratejik ürünlerine yönlendirilmesi noktasında böyle bir uygulama gerekliydi.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Yapılan şey tam olarak nedir?

Nail KIRMACI: Türkiye’de bütün il ve ilçelerimiz birer üretim havzası olarak tespit edildi. Burada milyonlarca veri değerlendiriliyor.  Bu sonuçlara göre, hangi ürünün hem üretici hem ülkemiz açısından daha faydalı olacağı noktasında çalışmalar yapılarak o ürüne destek veriliyor. Bu proje kapsamında 21 ürüne doğrudan destekleme verilecek.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Doğrudan destekleme alacak ürünler neler?

Nail KIRMACI: Buğday, arpa, çavdar, yulaf, mısır, ayçiçeği, soya, kuru fasulye, kanola, aspir, çay, fındık, zeytin, soğan, patates, nohut, mercimek, pamuk, gibi ürünler. Bütün destekleme modeli bu ürünlerin havza modeli üzerinden gerçekleştirilecek, zira bu ürünleri ekenlerin desteklemeleri artırılacak. Bu ürünler, hem ülkemiz hem de ihracatımız açısından çok önemli.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın nasıl bir misyonu var?

Nail KIRMACI: Bu soruyu üç başlıkta açıklayabilirim; birincisi güvenilir gıda ve kaliteli tarım ürünlerine erişilebilirliği sağlamak, bir diğeri tarımsal ve ekolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını gerçekleştirmek ve son olarak kırsal alanda yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik politikalar belirlemek. Yapılan bütün çalışmalar, bu başlıklara yöneliktir. Bakanlığımız 2000’li yılların başından itibaren ciddi bir dönüşüm yaşadı. Elinizde hiçbir veri olmaksızın politika geliştirme şansınız yok. Çeşitli alanlarda onlarca kayıt sistemimiz var. Bu sistemlerden elde edilen bilgiler, bizim politika geliştirmemize katkı sağlıyor. Biz analiz yapmış oluyoruz. Bu nedenle kayıt sistemi çok önemli, sistem son yıllarda çok güzel gelişti. Ayrıca sadece tarımsal üretim yeterli değil ürettiğiniz ürünün saklanması,  işlenmesi ve paketlenmesi yönünde çalışmalar yapmazsanız katma değerli bir ürün elde edemezsiniz. Ham ürün satmak kar sağlamayacağı gibi zarar etmenize de neden olur. Bu birbirini tetikleyen bir döngüdür. Ürün varsa sanayi oluşumunu sağlar, sanayi varsa ürünü tetikler.  Bizler de bu çarkı döndürmek zorundayız. Çalışmalarda hedeflenen de bu. Artık bizler tarımı profesyonel bir yatırım olarak görmeliyiz. Sulanması, bakımı, dikimi uzmanlar eliyle yapılmalı ki verimliliğimizi artırabilelim. Son dönemde herkes aynı işi yapıyor ama işin püf noktası verimlilik. Bu anlamda tarımı eski, amatör tarzda değil profesyonel olarak görmek zorundayız.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Lisanslı depoculuğun desteklendiğini biliyoruz. Nedir önemi?

 Nail KIRMACI: Lisanslı depoculuk, aslında çok özel bir alan üreticiler, ürettikleri ürünü ya depolarında muhafaza ediyorlar ya da sezonun başında hemen satmak zorunda kalıyorlar. Bu satış işlemlerinde, zaman zaman serbest piyasanın getirmiş olduğu fiyat istikrarsızlıkları söz konusu oluyor bu da mağduriyetler oluşturuyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Fındıkta oluşan fiyat istikrarsızlığı gibi mi?

Nail KIRMACI: Evet bu durum, fındıkta çok fazla görülebiliyor. Vatandaş fındığı kendisi saklamaya çalışıyor. Uygun ortam ve şartlar olmadığı için ürünlerinde bozulmalar hatta kayıplar söz konusu olabiliyor.  Lisanslı depoculuğu ürün bankaları gibi değerlendirebiliriz. Ürününüzü lisanslı bir depoya teslim etmeye gittiğiniz zaman, ürününüzün analizi gerçekleştiriliyor. Hangi durumda ne kadar para eder noktasında değerlendirme yapılıyor ve bunun karşılığında da bir çek veriliyor. Bu çeki ister kullanıyorsunuz ister kullanmıyorsunuz. Hangi gündeyseniz onun parasal ölçütü üzerinden bir değerlendirme yapılıyor ve dilediğiniz zaman bunu bir banka teminatı gibi kullanabiliyorsunuz. Bu açıdan üreticilerimizi fiyat istikrarsızlığından korumaya yönelik çok güzel ve özel bir çalışma. Bakanlığımız bu özel çalışmayı teşvik ediyor. Ayrıca lisanslı depoculuğun artmasına yönelik çalışmalar da yapılmakta.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu çalışmalar sahaya nasıl yansıyor, gerekli ilgiyi görüyor mu?

Nail KIRMACI: Bu çalışmalar, henüz çok yeni olduğu için bir geçiş süreci yaşadığımızı ifade etmek isterim. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin depoları da bu anlamda kullanılabilir. Buna dair bilgiler de geliyor. Her hâlükârda üreticinin fiyat istikrarsızlıklarına maruz kalmaması gerekiyor. Örneğin üretici, ürünün fiyatını hale soruyor ve 40 kuruş yanıtını alıyor hasat edip geldiğindeyse fiyat 10 kuruşa düşüyor. Böyle bir durumla karşılaşan üretici, ürünü satsa olmuyor elinde tutsa olmuyor. Bu gibi durumlardan üreticiyi korumanın yolu işleme ve paketleme tesislerinin yanı sıra, depolama tesislerinin de aktif şekilde kullanılması. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: İpekböceği yetiştiriciliği son zamanlarda bölgemizde de konuşulmaya başlandı. Neler yapılıyor bu konuda?

Nail KIRMACI: Samsun’da bu konu ilk olarak gündeme önceki dönem Milletvekilimiz Tülay Bakır’ın girişimleri neticesinde gelmişti. Bu ürünle onun aracılığıyla tanıştık diyebilirim. Bununla alakalı olarak yakın çalışmalar gerçekleştirdik. 30 bin civarında dut fidanı dağıttık. Aslında yapılan araştırmalarda konunun bölgemizde yüz yıllar öncesine dayandığını görüyoruz. Bu, kayıtlarda ortaya çıkmış durumda. Demek oluyor ki olmayacak bir şey değil. Reji idaresinin gelmesi ve tütünün bölgemizde yaygınlaştırılması sonrasında ipek börekçiliğinin bölgemizde kayba uğradığını görüyoruz. Çok fazla önem atfedilmemiş aslında tarihi bir üründen söz ediyoruz. Ve bizim ipeğimiz dünyadaki en kaliteli ipek. Hem kalite açısından hem de verimlilik açısından avantajlı bir yapısı var. Bursa’da ipek böceği araştırma merkezlerimiz vardı. Orada bir gen havuzu oluşturulmuş, ırklar geliştirilmişti. Bu kapsamda tohumluk materyali ücretsiz olarak gönderiyorlar. Burada en önemli şey dut yaprağının olması, çünkü ipek böcekleri çok obur hayvanlar. Bu yorucu olmayan bir faaliyet ve getirisi de yüksek. 30-35 gün aralığında üretim neticelenmiş oluyor. Bir dekar bahçeden yaklaşık 3 kutunun ihtiyacı karşılanıyor. Her bir kutuda 20 bine yakın ipekböceği tohumu var. Bu da yaklaşık 100 kilo civarında ürün anlamına geliyor. En son 40 TL bakanlık teşviki vardı.  Yani 100 kilo karşılığında 4 bin TL gibi bir para kazanmış oluyorsunuz. Ve bunu 30-35 gün gibi bir süre içinde yapmış oluyorsunuz.  Girdi maliyetleri, çok çok düşük. Sadece dut ağcınıza ihtiyacınız olan bir üretim şekli. İklimimiz de çok uygun. Hatta iki periyotta da yapma şansınız olabilir. Dolayısıyla karlılık daha da artabilir. Özellikle kırsal alanda zirai ilaçlama işlemlerinin az olduğu, hatta hiç olmadığı Kavak, Havza, Asarcık gibi ilçelerimizde, kısacası dut ağacının yetiştiği her bölgede ipek böcekçiliği yapılabilir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: İpek böceği ile ilgili Terme Belediyesi’nin çalışmaları olduğunu biliyoruz…

Nail KIRMACI:  Evet, Terme Belediyesi bizimle irtibata geçti ve biz onlara her türlü teknik desteği sağlayabileceğimizi söyledik. Bir fikir alışverişi içerisindeyiz. Ben bir dönem kendi makam odamda da küçük çaplı da olsa ipek böceği yetiştiriciliği yaptım. Terme ‘den gelen üreticimizin de ‘ benim dedem de bunu yapıyordu’ dediğini duydum. Yani 50 yıl öncesinde de bu bölgede ipek böceği yetiştiriliyormuş. Şimdi yeniden bir yönelme söz konusu. Ciddi destek var inşallah daha iyiye doğru gidecektir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Samsun’un da lojistik teşvik alacak iller arasında olduğu açıklandı. Biliyoruz ki 250 bin TL ve 2 milyon TL arasında değişen bu teşviklerle amaçlananlardan biri de ürünlerin tarla ve pazar fiyatları arasındaki makasın daralmasını sağlamak nasıl etkileri olur?

Nail KIRMACI: Genel anlamda tarımsal üretim üretenler ve tüketenler arasında ciddi bir fiyat farkı olduğunu görüyoruz. Tarlada 30 – 40 kuruş olan bir patatesi markette 2 TL olarak görüyoruz. Burada taşıma ücretleri büyük rol oynuyor. Bu anlamda bir teşvikin olması, tüketici açısından avantajlı. Bunun dışında bakanlığımız gerçekleştirdiği protokolle yüzde 25’ten yüzde 100’e kadar faiz süspansiyonları gerçekleştiriyor. Yatırım ve işletme için desteklemeler gündeme geliyor. Üreticilerimiz bizimle irtibata geçerlerse, onları da bilgilendiririz.  

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Tarla ve pazar arasındaki makası daraltmak adına başka neler yapılabilir?

Nail KIRMACI: Burada üreticimizin yem olmasının temel sebebi, bireysel davranıyor olması. Belli miktarda ürün oluşturamadığınız, belli bir kalitede ürün oluşturamadığınız takdirde alıcı firmalarla irtibat kuramıyorsunuz. Bireysel kaldığınız için de çaresiz kalıyorsunuz. Ürünü mecburen hale o günün şartlarında fiyat neyse o şekilde veriyorsun. Oysa bakanlığımız kurulduğu günden beri kooperatifler oluşturarak üreticinin kazançlı çıkmasını hedeflemiştir. Fakat biz kooperatifleşmeyi maalesef istediğimiz hedefler noktasında kullanamadık. Çok fazla çaba sarf ettik ama amacına ulaşamadı. Kooperatifler iyi yönetildiği zaman ortaya çıkan ürün üreticisinin ihtiyacını karşılar. Bireysel davranıp örgütlü bir yapıya kavuşmadığımız sürece üreticimiz mağduriyetler yaşamaya devam edecektir. Dikkat etmemiz gereken şey, birlikte hareket etmemizdir. Avrupa’da bir kooperatif düşünün ki 20 milyon üyesi var bizse bir köyümüzde oluşturduğumuz bir yapıyı istediğimiz verimlilikte kullanamıyoruz. İstediğimiz amaca ulaşmayı bu konuda başaramadık. Bu büyük bir eksiklik ve bu eksikliğin getirdiği şey de fiyat istikrarsızlığı, üreticinin mağdur olması ayrıca tüketicinin de yüksek fiyattan ürün tüketmek zorunda kalması. Her alanı etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Ürünün kalitesini artırmak adına da önemli çalışmalar yapılıyor değil mi?

Nail KIRMACI: Kesinlikle, iyi, organik tarım uygulamaları söz konusu. Ürünün kalitesini sertifikalandırarak satışını sağlamamız gerekiyor. Hem iyi ürün üreteceğiz hem de ürettiğimiz ürün ile birliktelik sağlarsak, şayet sonucu alınacaktır. Küçük örnekler söz konusu ama büyük etkilere ulaşmamız için biraz daha profesyonelliğe ihtiyacımız var. Küçük olsun benim olsun mantığı üzerinden gittiğimiz zaman daha küçükler çok hırpalanıyor. 85 bin dekarlık bir alanda iyi tarım uygulaması gerçekleştiriyoruz. İyi tarım dediğimiz şey, üretim teknikleri açısından her konunun düşünülmesi demek. Çok fazla yükümlülük meydana getirmeyen bir çalışma ancak bizler bir türlü geleneksel yapımızdan da kurtulamıyoruz.  45 bin dekar alanda da organik tarım yapılıyor. Bu uygulama ağırlıklı olarak fındıkta.  ÇATAK desteği de burada gündeme geliyor. Doğaya karşı hassasiyetimizi göstermeliyiz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bölgemizde ön plana çıkan konulardan biri de manda yetiştiriciliği bununla ilgili nasıl çalışmalar söz konusu?

Nail KIRMACI: Türkiye’de en çok manda Samsun’da var. İlimizde yaklaşık 17 bin 150 manda bulunuyor. Sayı oldukça düşüktü ve bakanlığımız ciddi destekler vermeye başladı. Damızlık manda yetiştiriciliği yapanlara ciddi desteğimiz oldu. Finansal desteğin yanı sıra eğitim desteği de sağlandı. Mandalar mutlu çiftçiler umutlu projesi kapsamında da önemli çalışmalar yapıldı. Yurtdışı gezilerimizde gördük ki bizden çok da iyi değiller ayrıyeten çok fazla bir şey de yapmıyorlar ama biz manda sütümüzü 1,25 Avro’ya satışa sunarken onlar bu ürünü işleyerek yaklaşık 6- 7 Avro’ya kadar satabiliyor.  Fark burada. Biz yine gelenekselliğe takılıyoruz. Biz 3 - 3,5 kg manda sütü elde ederken, onlar 10 - 12 kg civarında süt elde edebiliyor. Onlar yem bitkileri konusunda da çok profesyonel biz ise saldım çayıra Mevlam kayıra mantığıyla hareket ediyoruz. Bu ürün Samsun’da fark yaratacak bir ürün potansiyel var.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Teşekkür ederiz.

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN

Fotoğraf: Pirsu DÜZGÜN





SIRADAKİ HABER
}