HaberlerMalatya HaberleriMalatya'da FETÖ/PDY davası sürüyor

Malatya'da FETÖ/PDY davası sürüyor - Malatya Haberleri

15 Temmuz gecesi Malatya'da 7. Ana Jet Üs Komutanlığında görevli eski Harekat Komutanı Hava Pilot Kurmay Albay Tayfun Tuna, 16 Temmuz'da darbecilerin ele geçirdiği Akıncılar Üssünü bombalamak için görevlendirildiklerini ancak tüm hazırlıklara rağmen görevin iptal edildiğini savundu.

Malatya'da FETÖ/PDY davası sürüyor

15 Temmuz darbe girişimine yönelik Malatya'da devam eden FETÖ/PDY davasında tutuklu sanıklardan havacı pilotların savunmalarının alınmasına başlandı. Dönemin 7. Ana Jet Üs Komutanı Emin Ayık'ın savunmasının ardından Harekat Komutanı Hava Pilot Kurmay Albay Tayfun Tuna savunma yaptı.
Tayfun Tuna savunmasında, terörle mücadelede etkin görev aldıklarını ve görevli bulunduğu dönem sürecinde terör unsurlarına 700 uçakla 4 bin bomba atıldığını söyledi. 15 Temmuz günü saat 19.30 sıralarında üsse gelip komutanın odasında beklediği esnada PKK'nın Tunceli'de bir karakola saldırı düzenlendiği haberini televizyondan izlediklerini ancak kendilerine yönelik resmi bir görevlendirme olmaması nedeniyle eve döndüklerini söyleyen Tuna, daha sonra üs komutanı Emin Ayık ile yeniden üsse döndüklerini dile getirdi.

'Semih Terzi'nin uçağına bilgi verilmedi'
Tuna, savunmasının büyük bölümünü kendisi hakkında savcılığa verilen ifadelere ayırarak, bu söylemlerin gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Diyarbakır'dan izinsiz kalkan ve içerisinde Semih Terzi'nin bulunduğu kargo uçağının pilotunun Malatya'daki kule ile irtibata geçtiğini ve Etimesgut Havaalanı ile ilgili bilgi istediğini öne süren Tuna, 'Kontrolsüz, izinsiz ve darbeci ekibin kontrolünde olduğunu düşündüğüm için bilgi verilmemesini söyledim' dedi.

'Uçakların bomba yüklü olmaması içimizi rahatlattı'
Tayfun Tuna savunmasını şöyle sürdürdü:
'03.40 civarında üs komutanımız Birleşik Hava Hareket Merkezi'nin (BHHM) 4 F4 uçağının silahsız hazırlanmasını istediğini söyledi. Uçakların bomba yüklü olmaması içimizi rahatlattı, tersi olsa emri sorgulardık. BHHM daha sonra uçakları kaldırmayın dediği aktarıldı. Filo Komutanı ile görüştük, bu 4 uçaktan birinde bulunuyordu. BHHM'de darbeci ve darbeci olmayan iki grup olduğunu, benden izin almadan kalkış yapmamalarını istedim. BHHM'yi aradım, cevap vermediler. BHHM'den bizzat görüşme yapana kadar kalkış yapmamalarını istedim. BHHM'yi 6 kez aradım kimse telefonlarıma cevap vermedi. Filo Komutanıyla görüştüm. Kalış yapmayın emrinin en az riskli yol olduğunu ve park yerlerine dönmelerini söyledim.'
Tutuklu sanık Tuna, darbenin hemen ertesi günü 16 Temmuz'da sabah 10.00'da Birleşik Hava Hareket Merkezi'nden (BHHM) Ankara'daki Akıncı Üssü meydanının bombalanacağı yönünde bir emir geldiğini ve tüm hazırlıkların yapıldığını belirterek, 'Ancak BHHM ile Malatya Valiliği arasında koordine kurulamadığı için bu görev iptal edildi' iddiasında bulundu.

'Tüm uçakların bataryaları söküldü'
Darbe gecesi pistlerin kapatılması emrini de verdiğini ileri süren Tuna, 17 Temmuz günü ise Hava Kuvvetleri Komutanlığından gelen emir doğrultusunda tüm uçakların bataryalarının söküldüğünü ve uçamaz hale getirildiğini söyledi.
7. Ana Jet Üs Komutanlığındaki uçakların alçak uçuş yapamayacağını öne süren Tuna, kendileri hakkındaki dosyaların kabartıldığı iddiasında bulundu. Darbeci ilan edildiğini ifade eden Tuna, 'Darbeci olsam üssümüzde 14 adet bomba yüklü uçak vardı, gelir gelmez daha darbe haberi yayılmadan bu uçakları hazırlayıp kaldırırdık' iddiasında bulundu.

Metin Çivilibal'ın savunması
7. Ana Jet Üssü 171. Filo Komutanlığında Binbaşı rütbesi ile görev yapan Metin Çivilibal savunmasında, evde bulunduğu esnada Hareket Komutanı Tayfun Tuna'nın kendisini aradığını ve 4 uçak pilotunu ayarlayarak üsse gelmesini istediğini ifade etti.

'4 uçağın kaldırılması emri BHHM'den geldi'
Emir üzerine üsse geldikten sonra filoda beklerken televizyondan darbe haberlerini şaşkınlıkla izlediklerini öne süren Çivilibal, bu sırada çok tedirgin olduklarını ifade etti. Gece yarısı 03.40 sıralarında BHHM'den gelen emirle 4 adet F4 savaş uçağının yüksüz olarak havalanması ve görevin havada verileceğinin kendilerine iletildiğini ifade eden Çivilibal, 'Havalanacak uçaklarda bomba olmaması nedeniyle görevin terörle mücadele yada darbe karşıtı bir görev olacağını düşündük. Pist başı yapınca piste inen kargo uçaklarını gördük. Kuleden izin istedik. Kargo uçakları ile aradaki mesafeyi korumak için kuleye çıktık. O an ana piste gidip kalkma imkanımız vardı, henüz hiçbir araç piste yoktu' iddiasında bulundu.

'Komutanımızın emri ile geri döndük'
Bu sırada amiri olan komutanı Tayfun Tuna'yı cep telefonu ile aradığını ifade eden Çivilibal, 'Durumu netleştirmesini istedim. Yanlış bir şey yapmamak için bana emir vermeye yetkisi olmayanların emrini dinlememeye karar verdim. Komutanımla sonuncu görüşmede bize geri dönmemizi istedi' dedi.
Darbe girişimi gecesi kimin neye hizmet ettiğinin bilinmesinin güç olduğunu savunan Çivilibal, 'Uçaklarımızın nakliye uçakları arasında kaldığı doğrudur ancak sıkışması söz konusu değildir. O sırada bize kalkış emri verilseydi ana piste gidip kalkış yapabilecektik. Kargo uçakları da pist başındaki araçta engel değildi' diye konuştu.
Mahkemenin gerekli izni vermesi durumunda bunu pist başında da uygulamalı olarak gösterebileceklerini kaydeden Çivilibal, 'Uçakla geri dönmemiz emrini o gece bana komutanlarımız verdi. Başka hiç kimseden emir almadım. Bir asker olarak kanuna aykırı olmamak şartıyla emirleri yerine getirdim' ifadelerine yer verdi.

'Kalktıktan sonra darbe görevi verilseydi geri dönerdim'
Sanık Çivilibal, 'Darbe gecesi F4 savaş uçağı ile kalkış yapmış olsaydım ve havada verilen emrin darbe teşebbüsüne destek olması yönünde bir emir olması halinde görevi icra etmeden üsse dönecektim. Havada verilen emir darbecileri önlemeye yönelik bir emir olsaydı eğer görevi icra eder üsse o şekilde geri dönerdim' iddiasında bulundu.
Bugüne kadar 55 sanığın savunması alınırken mahkeme, duruşmaya bir günlük ara verilmesi ve Perşembe günü sabah 09.00'da yeniden başlaması kararı verdi.





SIRADAKİ HABER
}