HaberlerOMÜ Birleşmiş Milletler gibi

OMÜ Birleşmiş Milletler gibi

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Sait Bilgiç, uluslararası öğrencileri elçi gibi gördüklerini ifade ederek, 'Şu anda 2 bin 600 kadar uluslararası öğrencimiz var.'

OMÜ Birleşmiş Milletler gibi

 Bu öğrencilerin 102 ayrı ülkeden geldiğini söyleyeyim. Türkiye’de mevcut öğrenciler içindeki yabancı öğrenci oranı yüzde 1.4 civarında ama bu sayı OMÜ’de yüzde 3, yani Türkiye ortalamasının üç katına yakın bir orana sahibiz, bu nedenle de Birleşmiş Milletler gibiyiz” dedi

Ondokuz Mayıs Üniversitesi şüphesiz Samsun’un en önemli değerlerinden biri. Ve bütün üniversiteler gibi burada yapılan çalışmalar da şehri etkiliyor. Bizler bu etkiyi bugünlerde biraz daha fazla hissediyoruz. Bunun sebeplerinden biri de yaklaşık 6 ay önce göreve başlayan Rektör Profesör Doktor Sait Bilgiç’in yaptığı bazı çalışmalar. Rektör Bilgiç, göreve gelir gelmez başlattığı açık kapı uygulamasıyla hem insana verdiği değeri gösterdi hem de dikkatleri üzerine çekti. OMÜ bugünlerde 42. kuruluş yıldönümünü kutluyor ve Profesör Doktor Sait Bilgiç önümüzdeki günler için oldukça iddialı…

 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Ondokuz Mayıs Üniversitesi kuruluşunun 42. yılını kutladı ve bu kapsamda çeşitli etkinlikler yapıldı.  Kutlama programlarının önemli noktaları neler oldu?

Sait BİLGİÇ: OMÜ Türkiye’de 1975 yılında kurulan ilk 15 üniversite arasında yer alan ve Samsun ve ülkemiz için çok önemli bir üniversite. Geçtiğimiz günlerde de 42. Yaş gününü kutladı. Yıldönümlerinde de geçmişe dair bir hatırlatma yapıyoruz. Ayrıca geleceğe dair de neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. Bizim için bu yıl kutladığımız 42. Yaşımızın önemli yanı şuydu: üniversite Samsun’un üniversitesi olarak Samsun’a katkı sağlamayı amaç edinmeli.  Tabii bölgeye ve ülkemize ayrıca insanlığa da yönelik olan yarar kısmını da ihmal etmeden bunu yapmamız şart. Kutlamalarımız da da Samsun’un bütün aktörlerini bir araya getirdik. Bu aktörlerin tamamının bir çatı altında olması çok anlamlı ve önemliydi. Üniversitenin her kesimi bir araya getiren özelliği, bu birlikteliği bir enerjiye dönüştürmek için bizlere bir fırsat sağlıyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Sizin nasıl bir çalışma prensibiniz var?

Sait BİLGİÇ:  Biz üniversite olarak sadece,  bugüne kadar yapılmış rutin işleri yaparak mutlu hissetmeyeceğiz.  Rutin işleri yapan bir kurum olmanın ötesinde aslında dünyada da çok önceden fark edilmiş olan bulunduğu şehir ve bölgenin yanı sıra ülkeye ve insanlığa yarar sağlayacak bir amaç gütmesinin gerekli olduğuna inanan bir yönetim olarak kararlarımızı alıyor, çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu anlamda ilk etapta neler yapıldı?

Sait BİLGİÇ: İlk altı ayımızda gerekli olan hazırlıklarımızı yaptık. Bazı amaçlarınız olsa dahi bu amaçları gerçekleştirebilmek elinizdeki imkânların iyi yönetilmesiyle mümkün.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Nedir bu imkânlar?

Sait BİLGİÇ: Öncelikle insan. Biz insan kaynakları olarak çok zengin bir imkâna sahibiz. Onun yanı sıra bir bütçemiz, fiziki imkânlarımız var. Bütün bu imkânları iyi yönettiğimiz takdirde amaçlarımıza ulaşabiliriz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Özellikle insan faktörünü çok önemsediğinizi ve personelle sık sık bir araya geldiğinizi de biliyoruz…

Sait BİLGİÇ: Evet insan psikolojisini çok önemsiyoruz. Üniversitenin üst yönetimi olarak aldığınız kararların uygulayıcılarıyla çalışıyor olmanızın önemli olduğunun onlar tarafından da biliniyor olması çok ciddi bir tetikleyici unsur oluyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Açık kapı çalışması nedir nasıl başladı?

Sait BİLGİÇ: Haftanın bir günü, personelden, öğrencilerden kısacası her kesimden kişiler randevulaşmadan rektörle bir araya gelebiliyor. Kişi hasbihal edebiliyor sorunu varsa onu da dile getiriyor. Bu uygulama aldığımız kararlarda bizim için de bir kontrol mekanizması anlamına geliyor. Bu uygulamanın çıkış noktasıysa göreve başladığım günlerde yoğun bir randevu talebiyle karşı karşıya kalmam oldu. O dönem görüşmeleri açık kapı usulüyle yapalım dedik. Sonrasında aldığımız geri dönüşlerle devam etme kararı aldık şimdi Salı günleri 2 saatimi bu uygulama için ayırıyorum çok da faydalı oluyor. Görevde olduğumuz sürece bu çalışmayı sürdüreceğiz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Hafif raylı sistemin üniversiteye kadar çıkacak olması neleri değiştirecek?

Sait BİLGİÇ: Öğrencilerin okula ulaşımını kolaylaştırmasının yanı sıra çevre kirliliğini de azaltacak hastalarımız ve hasta yakınlarımızı da rahatlatacak çok önemli bir çalışma.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Samsun gündeminde olan bir diğer konu da hızlı tren. Hayata geçtiğinde Ankara’ya 1 buçuk saatte gidilecek. Bu durum üniversiteyi nasıl etkiler?

Sait BİLGİÇ:  Üniversitenin Samsun’u, Samsun’un da üniversiteyi doğrudan etkilemesi kaçınılmaz bir şey. Biz üniversite olarak Samsun’da bulunmamız nedeniyle bir şansa sahibiz.  Herkesin Samsun dendiğine hatırına gelen çok önemli şeyler var. Dolayısıyla tercihte şehrin çok önemli bir payı var. Şehrin kolay ulaşılabilir olması da çok önemli. Hızlı tren sadece Ankara Samsun’u bağlamıyor. Ankara’da hızlı trenle ulaşılabilen tüm şehirleri bağlıyor. Bu nedenle tercihleri arttıracağından, olumlu etkileyeceğinden eminim. Umarım fazla uzamadan yakın zamanda gerçekleşir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Ondokuz Mayıs Üniversitesi nasıl bir akademik kadroya sahip?

Sait BİLGİÇ: 2500 rakamının üzerinde zengin bir akademik kadromuz var. 1000 civarında öğretim üyemiz var. Biz çok büyük bir üniversiteyiz. 20 fakültemiz, 2 yüksekokul, 5 enstitü, 13 meslek yüksekokulu, 20 civarında araştırma ve uygulama merkezi olan bir üniversiteyiz. Bu öğretim elemanı kadrosuyla üniversitemizde yeni açılan bölümler hariç diğer bölümlerimiz güçlü bir şekilde destekleniyor.  Samsun’daki imkânlar ve üniversitemizdeki imkânların birleştirilmesiyle üniversitenin belli alanlarda öne çıkması söz konusu olacak. Burada bizim hem bütçe imkânlarımız hem de insan kaynaklarımızın önemli rol alması lazım. Bu konu şuan çalışılıyor bizler kendimize alanlar belirleyeceğiz. Ayrıca bütün alanlarda rutin eğitimlerimiz elbette devam edecek.  Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak iyi imkanlara sahip olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun iyi yönetilmesini de mümkün kıldığımızda bu iyi imkânlar çok ciddi faydalar doğuracaktır.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Uluslararası öğrenciler ile ilgili durum nedir üniversitede?

Sait BİLGİÇ: Bu konuda da OMÜ Türkiye’deki 181 üniversite içerisinde ön sıralarda yer alıyor. Bu çok büyük bir avantaj. Şu anda 2600 kadar uluslararası öğrencimiz var. Bu öğrencilerin 102 ayrı ülkeden geldiğini söyleyeyim. Ki bence bu çok önemli. Türkiye’de mevcut öğrenciler içindeki yabancı öğrenci oranı yüzde 1.4 civarında ama bu sayı OMÜ’ de yüzde 3 yani Türkiye ortalamasının üç katına yakın bir orana sahibiz. Bu öğrencilerimize pozitif ayrımcılık yaptığımızı söyleyebiliriz. Bundan sonra bu rakamın daha da yükseldiğini göreceksiniz. Bu öğrencilerimizin kendilerini daha rahat hissedebilmeleri adına irtibat büroları açtık. Birleşmiş Milletler gibiyiz. Uluslararasılaşma konusunda zaten önceliğimiz var. Öğrenciler de bunun bir parçası.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bunun için başka neler yapılacak?

Sait BİLGİÇ: Yabancı dil sınavı yapıyoruz. Bu sınav dünyada 28 merkezde 8 ayrı dilde yapılıyor. Uluslararası öğrencilerin tercihlerinde gelen öğrencilerin memnuniyeti çok önemli. Bu, çok reklamdan daha da etkili onlar birer elçi görevi görüyor. Onlara gösterdiğimiz özel ihtimamın sebeplerinden biri de aslında bu. Biz üniversite olarak bu konuda belki de ilk sıraya yerleşeceğiz. İddialı çalışmalar yapıyoruz, yapacağız bu sırf tanıtım olmayacak. Ondokuz Mayıs Üniversitesi zaten dünyada bir yere sahip, bu çalışmalarla bu durum netlik kazanacak. Dünyaya açıldık ve bunu daha da genişleteceğiz.

 Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Yeniden Samsun’a dönecek olursak, üniversitenin şehir ve iş dünyasıyla diyaloğu ne durumda şuan?

Sait BİLGİÇ: Bu konu uluslararasılılaşma konusu gibi değil ama kötü de değil. İyi de değildi. Ancak, Bunun bir gereklilik hatta zorunluluk olduğundan da eminim.  Artık üniversiteler bundan 50-100 yıl öncesinin üniversiteleri değil. O zamanlar ‘biz eğitim, araştırma yaparız sonuçları bizi ilgilendirmez kim yararlanırsa yararlansın ‘ anlayışı vardı. Ama artık öyle değil gelişmiş bütün ülkelerde üniversiteler, öncelikli olarak bu asli görevlerini gerçekleştirirken yetiştirdiği insanın kabul edilebilirliğini, ürettiği bilginin dikkate alına bilirliğini önceden düşünmek zorunda. Biz de bu üniversitelerden biri olarak öncelikle tabii Samsun’a ışık saçan bir kurum olmamız lazım.  Buranın geleceğe dönük stratejik planlarında yer almamız, Samsun’un mevcut imkânlarını göz önüne alarak proje üretmemiz lazım. Ve bu buluşmalar gerçekleşmeksizin sadece devlet desteğiyle, vatandaşın rutin olarak gidip geldiği hastanelerimizle övünerek vakit geçirmek durumunda olmadığımızı biliyoruz. Bu nedenle de bunu önemsedik. Geldiğimiz günden itibaren üniversite şehir buluşmasını gerçekçi bir zeminde götürmemiz, psikolojik beraberliği sağlamamız gerektiğini düşünerek hareket ettik. Üniversite olarak bulunmamız gereken her yerde bulunmaya çalışıyorum. Üniversite, şehir, ticaret erbabı ve sanayinin bulunduğu bir üniversite danışma kurulu oluşturduk. Burası resmi bir zemin oldu. Bunun ilk ürünü de ortaya çıktı. Veteriner fakültesinden arkadaşlarımızın daha önceden patentini aldığı ağız sütünün ticarileşmesi, toz haline getirilip buzağı ölümlerinin önlenmesi adına bir yatırım söz konusu. Proje şu anda gerçekleşme safhasına geldi. Bu çalışmayla 600 milyonluk bir kaybın önüne geçileceği ifade ediliyor. Bu çok somut bir örnek. Beraberlik, bunun gibi nice çalışmaların da önünü açacak. Şunu hissediyorum artık bir şeyler değişiyor. Olumlu bir şeyler oluyor. Üniversite şehre kapısını iyice açtı. Sanayiciyle yakınlaşıyor, bütünleşiyor. Devlet de bunu destekliyor. Bu konuda Samsun’da alt yapı oluştu. Daha da pekiştireceğiz. Somut adımlar atacağız. Yeni göreve başlama hevesi değil bu ben bu göreve gelirken bütün bu gerçekleri biliyordum. Ekibi de buna göre kurduk. Bugüne kadar çok güzel gitti bundan sonra da katlanarak gidecek.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Sivil havacılık ve uzay teknolojileri ile ilgili dikkat çekici çalışmalar olduğunu biliyoruz ve zaman zaman da bu gibi alanların ayrı ayrı yapılanması söylemleri söz konusu olabiliyor bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Sait BİLGİÇ: Sivil havacılık uzay teknolojileri gibi geleceğin meslekleri noktasında ayrıca uçak bakım hizmetleri konusunda da önemli çalışmalar yapılıyor. Samsun bir merkez olacak ve bunun OMÜ gibi güçlü bir üniversitenin çatısı altında olmasının da bir avantajları var. Tematik üniversiteler Samsun için söz konusu olabilir ama bundan sonra bunlar özel bütçe imkânlarıyla, özel müteşebbisler tarafından gerçekleşmeli. Bir üniversitenin bölünerek yeni bir üniversitenin kurulması 42 yıllık bir birikimin, tanınırlığın sıfırlanması anlamına geliyor. Devletin bütçesinden bunu istemek kolay ama oradaki gücü yeten vatandaşa, ‘hadi kur’ desen kurmaz. Bu ilçede üniversite kurulsun, şu ilçede üniversite kurulsun demek kolay buyurun kurun. Ama mevcut üniversiteyi bölelim burada bir üniversite kuralım demek başkasının kesesinden ağalık etmek çok kolay. Biz gerçekçi bakıyoruz duygusal değil. Bir ilçenin kalkınması ülkenin, bu şehrin kalkınmasından daha önemli değil. Taraf olmak istemiyorum ama popülist söylemlerde de bulunamam. Biz gerçeğin arandığı bir kurumun içindeyiz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Çok teşekkür ederiz.

 

 

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN

Fotoğraf: Pirsu DÜZGÜN

 

 





SIRADAKİ HABER
}