HaberlerYaratıcının hediyesi; özel öğrenme güçlüğü

Yaratıcının hediyesi; özel öğrenme güçlüğü

Özel öğrenme güçlüğü, zekâsı normal ya da normalin üstünde olan çocuklarda görülebiliyor. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Mahmut Çakır 'a göre özel öğrenme güçlüğü yaratıcının bir hediyesi. Öyle ki, dünyada ve ülkemizde üstün yeteneği ve başarısı olanların üçte biri özel öğrenme güçlüğü olan kişiler.

Yaratıcının hediyesi; özel öğrenme güçlüğü

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Sizi tanıyabilir miyiz?

Mahmut ÇAKIR: Samsunluyum. Pratisyen hekimliğimi Tokat’ta yaptım. Yaklaşık dokuz yıl çocuk hastalıkları uzmanı olarak çalıştım. Sonrasında tekrar uzmanlık sınavına girdim ve Hacettepe Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünü kazandım. Bir süre orada devam ettikten sonra Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ihtisasımı bitirdim. Şuanda da çalışmalarıma Amasya’da devam ediyorum.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Öğrenme nedir, öğrenme aşamaları nelerdir?

Mahmut ÇAKIR: Öğrenme, işitsel, görsel ve dokunsal olarak gelen veriyi algılayıp, hafızaya depolamak, gerektiğinde ve ilgili durumla karşılaşıldığında hafızadan indirip kullanmaktır. Öğrenme süreci sadece akademik düzey ile ilgili değil. Kişinin sosyo duygusal süreçleri, kişilik ve kimlik yapısıyla çok ilgili. Sadece akademik başarı perspektifinden bakmamak genel olarak değerlendirmek gerekir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Kesinlikle, günümüzde akademik başarının tek başına yeterli olmadığını görüyoruz…

Mahmut ÇAKIR: Bütüncül olarak değerlendirmek gerekiyor. Metabilişsel diye bir yaklaşım söz konusu. Yani, bir üst düşünce var ve kişi, ne düşündüğünün, ne fark ettiğinin ve bedensel haritasının farkına varıyor. Kendimizin farkına varmamızı sağlayan, nasıl öğreneceğimizi öğreten bir üst düşünceden söz ediyoruz. Bu, sadece kendimizi değil, olayları da uygun, doğru ve hızlı anlamamızı sağlıyor. Bunu uygulayabilen kişiler çok başarılı oluyor. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu noktada işe, öğrenmeyi öğrenmekle mi başlamalı?

Mahmut ÇAKIR: Evet, bu konuda farkındalık oluşturmak gerekiyor. Bu farkındalığı öğretmenler pekiştirebilir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Yetişken de öğrenme şekli değişikliği yapılabilir mi, yani bunu sonradan keşfedebilir miyiz?

Mahmut ÇAKIR: Beyin, fonksiyonel ve anatomik olarak sürekli gelişen bir organ. Öğrenmenin sonu yok ve öğrenme şeklimizi de değiştirebiliriz. Kişi, hangi konuda daha başarılı olacağını bilmiyor olabilir. 

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Özel öğrenme güçlüğü nedir? Tarif edecek olursak…

Mahmut ÇAKIR: Okul becerilerinde ve gerçekten kanıtlanmış başarı testlerinde yeterli düzeyi gösterememe olarak tanımlayabiliriz. Burada, çocuğun takvim yaşına, zekâsına, aldığı eğitime rağmen kanıtlanmış testlerde,  okul becerilerinin belirgin derecede düşük olduğunu görüyoruz. Öğrenme; yaşam boyu süren, bilgiyi algılama, organize etme, depolama ve gerektiğinde bu bilgiyi geri kullanmayı içeren kapsamlı bir süreçtir. Öğrenme sürecinde yaşanan bu aşamalardan birinde ya da bir kaçında bir sorun olduğunda ‘özel öğrenme güçlüğü’(ÖÖG) ortaya çıkar.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Kıstas okul becerileri midir genelde?

Mahmut ÇAKIR: Genelde okul becerileri kıstas alınıyor. Özel öğrenme güçlüğü belli alanlarda oluyor. Örnek verecek olursak; okumada, yazmada, hesaplamada… Bunların hepsi, teker teker görülebildiği gibi beraber de görülebilir. Bu tanının konması için bazı şartların olması gerektiğini de belirtmek isterim. Örneğin öğrenci, kendi diliyle eğitim almış olmalı, herhangi bir nörolojik ve psikiyatrik hastalığı olmamalı. Bu durumları ekarte ettikten sonra özel öğrenme güçlüğü diyebiliriz. Zekâsı çok yüksek olup da öğrenme güçlüğü çekenler var. IQ seviyesi 150 olan ancak öğrenme güçlüğü çeken öğrenciler var. Resmin bütününe baktığımızda herkesin kolaylıkla yapabildiği bir şeyde bu öğrencilerin sıkıntı yaşayabildiğini görüyoruz.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Özel öğrenme güçlüğünün nedenleri nelerdir?

Mahmut ÇAKIR: Öncelikle genetik faktörler çok önemli. Anne ve babasında olanlarda görülme sıklığı 5 ila 12 kat daha fazla. Tek yumurta ikizlerinin birinde varsa diğerinde görünme oranı yüzde 60 ila 83 arasında. Bu problemi bazı organik durumlar da tetikleyebiliyor.  Buna örnek olarak epilepsiyi gösterebiliriz. Şeker hastalığı, metabolizma bozuklukları da etkili olabiliyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Özel öğrenme bozukluğunu doğuştan ve sonradan ortaya çıkan olarak değerlendirmek mümkün öyleyse…

Mahmut ÇAKIR: Evet, kişi bir travma sonucunda da öğrenme güçlüğü yaşamaya başlayabilir. Hatta böyle durumlarda belirgin derecede okuma bozukluğu olduğu gibi okumayı tamamen kaybetmek de söz konusu olabilir. Doğum öncesinde annenin yeterince vitamin almamış olması, bazı enfeksiyonlar, doğum sırasında zorlanma, çocuğun geçirdiği ateşli hastalık gibi nedenler de öğrenme güçlüğüne sebebiyet verebiliyor.  Bunları arttıran faktör olarak düşünebiliriz. Kısacası, mutlaka doğuştan olması gerekmiyor ama genel olarak karşımıza çıkan bu.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Özel öğrenme güçlüğünün belirtileri nelerdir, okul öncesinde nasıl anlaşılır?

Mahmut ÇAKIR: Bu konuda öncelikle farkındalık oluşturulması gerektiğini ifade etmek isterim. Farkındalık sayesinde aileler çocuklarının, diğer çocuklarla arasındaki farkı görebilir. Çocuğun şekil çizerken yavaş olması, kendini ifade ederken zorlanması, yavaş öğrenmesi, kelimeleri uygun kullanamaması, düğümlerini yanlış iliklemesi, pantolonunu düzgün çekememesi, dikkatinin dağınık olması, seslenildiğinde duymaması gibi farklı farklı belirtiler söz konusu olabilir. Belirtiler her çocukta farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Bu çocuklar zorlandıkları alanlardan kaçmayı tercih edebiliyor. Örneğin çocuk kendini ifade ederken zorluk yaşıyorsa, yalnızlaşmayı tercih edebiliyor bu da başka sorunlara yol açabiliyor. Diğer taraftan ÖÖG sadece akademik başarı sorunsalı olarak görülmektense, toplumsal iletişim ve sosyal beceri gereklerinin yetersizliği ile birlikte değerlendirilip bütüncül bir şekilde nesnelleştirilmelidir. Sosyal destek sistemlerinin yeterli kılınması ve sosyal beceri eğitimlerinin sağlanması bu nedenle ‘’olmazsa olmaz”dır.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Bu noktada anne ve babalara tavsiyeleriniz neler olacak?

Mahmut ÇAKIR: Anne-babanın öğrenme güçlüğünü kabullenip bu işin ehli olan uzman ve çocuğun öğretmeni ile işbirliği yapması ve iletişim içerisinde bulunması eğitim desteği için vazgeçilemez bir gerekliliktir. Anne-baba ve herkesin özel öğrenme güçlüğünü ‘korkulacak’ ve ‘kötü’ bir şey gibi algılamaması ve sadece beyinlerinin farklı çalıştığını bilmeleri gerekir. ÖÖG olan çocuklar sorun çözme becerileri yüksek, çabuk kavrayan, yaratıcı, çok boyutlu düşünebilen, pratik çözümler bulan, sanatsal yönleri güçlü, bir bakışta makinenin çalışma düzeneğini anlayan ve icatlar yapan bireylerdir.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Özel öğrenme güçlüğünü bir avantaj olarak da görebiliriz öyleyse?

Mahmut ÇAKIR: Aslında özel öğrenme güçlüğü yaratıcının bir hediyesidir, doğal yetenektir ve bir ayrıcalıktır. Dünyada ve ülkemizde üstün yeteneği ve başarısı olanların üçte biri özel öğrenme güçlüğü olan kişilerdir. Ülkemizde Can Dündar ve Aslı Enver’de özel öğrenme güçlüğü vardır ve benzer şekilde dünyada böyle birçok ünlü insan yaşamaktadır. Özellikle ebeveynlerin özel öğrenme güçlüğüne birde bu pencereden bakması kafalarındaki ön yargıyı ortadan kaldıracak, onları rahatlatacak ve tedavi ile ilgili motivasyonlarını artıracaktır.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Peki, özel öğrenme güçlüğü nasıl, çocuğa zarar verir hale geliyor?

Mahmut ÇAKIR: Bu çocuklar sosyal baş etmede zorlandıkları için içe çekilme, mutsuzluk, düşük benlik saygısı, fobi, depresyon ortaya çıkabiliyor. Okulu reddede biliyorlar. Sadece zorlandığı derse karşı fobisi gelişebiliyor. Bu çocuklarda suça eğilim yüzde 30 - 50 oranında görünüyor. Yine bu çocukların yüzde 40’ı eğitimi bırakıyor. Bu çocuklar başkaları tarafından rahat yönlendirilebilen çocuklar oluyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Özel öğrenme güçlüğünün tedavisi nasıl yapılır? Yaklaşım nasıl olmalıdır?

Mahmut ÇAKIR: Okul döneminde tedavi edilmesi çok önemli. Aile, eğitimciler ve uzman işbirliği içinde olmalı. Çalışma stratejileri uygunsuz ve yetersiz kalabiliyor. Kişi, kendisinin farkında olduğunda sorunları da aşabiliyor. Öğrenme güçlüğü tek başınaysa tedavide ilacın yeri yoktur. Eşlik eden durumlarda ilaca başvurulabilir. Öğrenme güçlüğünün esas tedavisi eğitimdir, eğitsel yaklaşımdır. Çocuk, hangi çalışma sitiliyle başarı elde edebiliyor bunu iyi tespit etmek gerekir. Çocuğun güçlü olduğu tarafları belirlemek de çok önemli.  Ailenin sabırlı olması gerekiyor. Tedavinin süresi çocuğun öğrenme hızı ve sorunun çeşidine göre değişebiliyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklara tanınan haklar var mıdır, ülkemizde durum nasıl?

Mahmut ÇAKIR: Ülkemizde özel öğrenme güçlüğü olan çocuklara ve erişkinlere sınavlarda ek süre veriliyor ve okuması için yanlarında bir kişinin olması sağlanıyor. Ancak bunun için sağlık kurulu raporu ile öğrenme güçlüğünün olduğu belgelenmeli. Bu belge zaman zaman çocuklarla ilgili bir önyargının oluşmasına neden olabiliyor bunun çözümü için de çalışmalar yapılıyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Çok teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN

Fotoğraf: Pirsu DÜZGÜN





SIRADAKİ HABER
}