HaberlerSanat her zaman kazanır

Sanat her zaman kazanır

'Üstü Kalsın' adlı gösteri için Samsun'a gelen tiyatro sanatçısı Hakan Gerçek, 'Tiyatro, her zaman var olacaktır. Ne kadar müdahale de olsa hiçbir zaman sanat, işinden geri kalmamıştır, kalmayacaktır. Her zaman kazanan sanat olmuştur' dedi.

Sanat her zaman kazanır

Ruhsar, Bir Dilim Aşk, Ezel, Suskunlar, Kış Güneşi son olarak da Kalp Atışı dizisiyle ekranlardan tanıdığımız tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Hakan Gerçek, Üstü Kalsın adlı gösteri için Samsun’a geldi. Cemal Süreya’nın şiirlerinden, bazı düz yazılarından oluşan ve müziğin de eşlik ettiği tek kişilik gösteri, Lovelet AVM ve Ezgililer Eğitim Kurumları katkıları ile 15 Aralık'ta sahnelendi.

Tiyatro Gerçek tarafından 2011 yılından beri sahnelenen ve yoğun ilgi gören Üstü Kalsın adlı gösteriye dair tiyatro oyuncusu Hakan Gerçek ile konuştuk.

-Cemal Süreya’nın hangi şiiriyle başlıyor gösteri ve şairin kitaplarıyla ilk nasıl tanıştınız?

-Gösteri, Üstü Kalsın şiiriyle başlıyor. Üstü Kalsın, Cemal Süreya’nın son yazdığı şiir. Zaten metnin bütünlüğü de öyle sağlandı. Yani son yazdığı şiirden hayatına bakıyoruz. Sonra çocukluğu, gençliği, kadınlara bakışı, toplumsal şiirleri ve sonunda yine son şiirine kadar geliyoruz. Benim Cemal Süreya’nın şiir kitaplarıyla tanışmamsa çok daha genç yaşlarda oldu. Lise çağlarımda tanıştım ama konservatuvar yıllarımda iyice tanıdım.

-Şairlerin yaşadığı döneme bir anlığına geri dönersek, o vakitler şairler kendi sesleriyle şiirlerini kaydederdi. Bugün, sahnede Cemal Süreya’nın şiirlerini seslendirmek nasıl bir duygu?

-Tiyatroda biyografiler yapmaya çalışıyorum. Van Gogh ve Savunma diye oyunum vardı. Van Gogh da, Üstü Kalsın gibi hala devam ediyor. Burada bizden bir portre olsun istedim. Cemal Süreya’nın bende çok ayrı bir yeri olduğu için onun şiirlerini yapmak istedim. Bu bir oyun değil sadece bir gösteri. Sadece şiirlerden oluşan bir metin. Şimdi de şairler kendi şiirlerini seslendiriyor. Bu durum, çok naif geliyor bana. Çünkü ne hissettiklerini sadece yazarak değil, seslendirerek de aktarmak istemişlerdir. Bunlar bize güzel bir hatıra olarak kalıyor.

-Tek kişilik oyunların size kolay ve zor gelen tarafları neler? Risk aldığınızı düşündüğünüz anlar oldu mu?

-Tek kişilik oyunlar tabi ki çok zor. Sahnede yalnız olmak, seyircinin dikkatini bir iki saat boyunca sizin üzerinizde yoğunlaştırmaya çalışmak çok zor. İyi anlatmak ve iyi ifade etmek gerekiyor. Sonuç olarak tek başınasınız, yalnızsınız sahnede, seyirci ile baş başasınız. Bu aslında bir yalnızlık ama seyirciyle karşılaştığınızda o yalnızlığınız gidiyor ve başka bir birliktelik oluşuyor. Ama tek kişilik oyunları bir meydan okuma olarak düşünüyorum.

-Tiyatro Gerçek’in açılış oyunu da Van Gogh’tu. Portre oyunu seçimleriniz bilinçli bir tercih miydi acaba?

-Evet portre bilinçli bir tercih. Tiyatro Gerçek’i öyle kurdum. Van Gogh ile başladım. Üstü Kalsın Cemal Süreya ve daha sonra Savunma oyununu yaptım. Tabi ki bütün oyunlarım böyle değil ama hoşuma gidiyor biyografi anlatmak. Gerçek yaşamları sahneye taşımak hoşuma gidiyor. Zaten Tiyatro Gerçek’in ilk kurulma aşamasında böyle bir çıkış noktası var. Yani, gerçek yaşamları sahneye taşımak.

-Tiyatro oyunlarına/metinlerine de el atılan bir dönem ile karşı karşıya kaldık. Sanatın bir derdi olmalı ve tiyatro oyuncusu da bunu sahneye aktarmalıdır. Sanatın amacı sizce nedir?

-Zaten siz söylemişsiniz sanatın, sanatçının bir derdi mutlaka olmalı. Biz de metinlerimizi seçerken derdimize göre seçiyoruz. Hele özel tiyatro yapıyorsanız, bu daha da çok ortaya çıkabiliyor. O yüzden ben her zaman tiyatronun bir hoşgörü getirdiğine inanıyorum. Çünkü başka yaşamlar, başka boyutlar kazandırıyor insana. Karşınızdaki insanı, insanları ve toplumları daha rahat anlamanızı sağlıyor. Tabi ki bir estetik değer katıyor size. Tiyatro, her zaman var olacaktır. Ne kadar müdahale de olsa hiçbir zaman sanat, işinden geri kalmamıştır, kalmayacaktır. Her zaman kazanan sanat olmuştur.

-Günümüz edebiyatında roman ve öyküye göre şiirin daha az okunmasından hayıflanıyoruz. Üstü Kalsın gösterisi 2011 yılından beri seyirci ile buluşmaya devam ediyor. Bu kadar sevilmesinin sebebi neydi sizce?

-Onu seyirciye sormak lazım. İnsanların Cemal Süreya’yı sevmesinden de kaynaklanabilir. Tabii ki 5 yıl kısa bir süre değil. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde, İstanbul haricinde, hatta Viyana’da da sergiledik gösterimizi. O yüzden sanırım insanlar sevdi, onlara sıcak geldi. Benim için en büyük mutluluk Cemal Süreya’yı ve şiiri bilmeyen insanlar da geldi, izledi. Ve sonrasında onun bir kitabını aldı ya da başka şairleri okudu. Bu da çok sevindirici.

-Son olarak, yakın zamanda yeni portre oyunları var mı?

-Evet düşünüyorum ama henüz hiçbir şey net değil. Çok içime sinen bir proje, portre olması lazım. Bizden de olabilir, yabancı da olabilir. Ama şu anda bir plan ya da bir isim söyleyemiyorum.

RÖPORTAJ: Meltem DAĞCI





SIRADAKİ HABER
}