HaberlerÇamurlu ve tozlu yollar onlara asfalt

Çamurlu ve tozlu yollar onlara asfalt

Türkiye Off-Road Şampiyonası 3. Veziroff yarışları için Samsun'a gelen 24 yaşındaki genç sporcu ve birlikte çalıştığı nişanlısı Batuhan Korkut ile yarışlar öncesinde bir araya geldik.

Çamurlu ve tozlu yollar onlara asfalt

Sinoplu İlayda Hancı, Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nun (TOSFED) lisanslı tek kadın Off-Road yarışçısı. Hancı, bir yarış pilotu olan babasıyla katıldığı ilk yarışında birincilik elde edince, koltuğu devralmış. Türkiye Off-Road Şampiyonası 3. Veziroff yarışları için Samsun’a gelen 24 yaşındaki genç sporcu ve birlikte çalıştığı nişanlısı Batuhan Korkut ile yarışlar öncesinde bir araya geldik.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Sizi tanıyabilir miyiz?

İlayda HANCI: 1994 Sinop doğumluyum. Okan Üniversitesi, Sanat ve Kültür Yönetimi mezunuyum. Aynı zamanda nişanlım olan Batuhan Korkut ile 2016 yılında Türkiye Off-Road Şampiyonası’nı, S1 sınıfında şampiyon olarak tamamladık.  2018 Türkiye Off-Road Şampiyonası’nda bu yıl BANTBORU sponsorluğunda “BANTBORU Off-Road Team” olarak yarışıyoruz. İlk iki yarış sonunda kendi klasmanımızda üçüncü sıradayız ve şampiyonluk iddiamızı sürdürüyoruz. Aracımızın bakım ve onarımıyla Batuhan Korkut ilgileniyor. BANTBORU hazırlık sürecinde bize fabrikadaki tüm imkanları sunuyor.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  İlayda Hanım, erkek sporu olarak bilinen otomobil sporları arasındaki off-road yarışlarına 18 yaşından itibaren katılıyorsunuz. Bu süreç nasıl başladı? Neden Off-Road?

İlayda HANCI:  Çocukluğumdan beri bu sporun içindeyim. Babam da Off-Road’da eski yarış pilotudur. Yıllarca babamın peşinden ben de yarışlara gittim. 2012 yılında ehliyetimi aldığım gün TOSFED’den (Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu) lisansımı çıkartıp, 3 gün sonra yarışa girmiştim. İlk yarışımda birincilik gelince, babam daha iyi şeyler yapabileceğime inanarak pilot koltuğunu bana bıraktı.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Ulusal yarışlarda tek kadın pilot olarak yer almak nasıl bir duygu bu, size ayrı bir sorumluluk yüklüyor mu?

İlayda HANCI: Bir kadın sporcu olarak, eşit şartlarda rekabetin içerisinde olmak, bana kendimi güçlü hissettiriyor. Bu bir kadın için en güzel his bence. Bu sporda daha fazla kadın sporcu olmamasının bence temel nedeni, sporun yeterince tanınmaması. Bu durum motor sporlarının geneli için de geçerli, ancak son yıllarda tanınırlık artıyor. Önümüzdeki dönemde, daha fazla kadının bu sorun içerisinde yer alacağını, eşit koşullarda rekabetin içinde olacaklarını düşünüyorum. Eşit şartlar konusu çok çok önemli. Bu vesile ile sponsorum BANTBORU’nun, Birleşmiş Milletler Kadınların Güçlendirilmesi Prensipleri (WEPs) katılımcısı olduğunu vurgulamak isterim. Bu vesile ile sponsorumun, Birleşmiş Milletler Kadınların Güçlendirilmesi Prensipleri (WEPs) katılımcısı olduğunu vurgulamak isterim. Sponsorumun özelliği, bir kadın sporcuya, rekabetçi performansını sergilemesi için, fırsat eşitliği sağlanması.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Bu spora olan ilginizi yakın çevreniz nasıl karşıladı, nasıl tepkiler, geri bildirimler aldınız, destekleyenler kimler oldu?

İlayda HANCI: Aileden sporcu olmanın avantajını her zaman yaşadım. Babamın Off-Road kariyeri vesilesiyle, bu sporu ve camiayı yakından tanıyan ailem ve yakın çevrem, beni her zaman destekledi. Gerçi ben, annemin gizli gizli endişelendiğinden şüpheleniyorum ama bunu çok iyi saklıyor!

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Zorlandığınız noktalar neler?

İlayda HANCI:  Zorlanmak demeyelim, rekabet bir sporcu için zorlayıcı değildir. Yaptığım spor, araç kullanım tekniği kadar mekanik bilgisi, kural bilgisi, konsantrasyon gücü ve tabi fizik kondisyon gerektiriyor.  Batuhan’ın kural ve mekanik bilgisi, aynı zamanda araç içerisindeki sükûneti ve duruma sürekli hakim oluşu bana çok yardımcı oluyor; yola ve araca odaklanıyorum.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Yarışmak, o aracın içinde olmak size ne hissettiriyor? 

İlayda HANCI:  En çok hissettiğim duygu, güven diyebilirim. Başta kendime ve ko-pilotuma, aracıma, hazırlığıma, ekibime, bana verilen desteğe güven. Bu güvenle yola çıkıyoruz. Diğer yandan sporun doğası gereği yüksek bir heyecan ve rekabet keyfi de var tabi ki.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Hedefiniz nedir?

İlayda HANCI: İlk aşamada, Türkiye Off-Road Şampiyonasını 2018 S1 Şampiyonu olarak neticelendirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca katılacağımız TransAnatolia 2018 yarışında da podyum görmeyi hedefliyoruz. Bir kadın sporcu olarak daha uzun vadede gelmek istediğim nokta, yurt dışında ülkemi temsil eden ve dereceler alan bir sporcu olmak. Bu işin zirvesi Dakar’dır. Ben tabii ki yarışmak isterim. Kendimi de geçtim, Dakar’da bir Türk sporcunun yarışmasını çok isterim.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Bu sporu yapmak için nasıl bir yapıya sahip olmak gerekiyor, tavsiye eder misiniz?

İlayda HANCI: Bu sporun en zor yanı stres. Bir de uzun kilometreli yarışlarda fiziksel güç olarak zorlanabiliyorum. En tatmin edici yanı ise başarabildiğimizi görmek ve göstermek. Bu sporu, en azından bir kez denemeyi, kesinlikle tavsiye ederim!

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:   Unutamadığınız bir anınızı paylaşır mısınız?

İlayda HANCI:  Aslında her yarış mutlaka bir şey oluyor ama ben en unutulmazını anlatayım. 2014 yılında babam Mehmet Hancı’nın co-pilotluğunda Yunanistan’da 3 günden oluşan toplamda 950 kilometrelik bir yarışa katıldık. 2. Gün etapta frenlerimiz tutmadı ve takla attık. Aracı servise çektirip hemen 3. Güne hazırlamaya başladık. Birçok ekibin yardımıyla aracı 3. Güne hazırladık. Tavan yamulduğundan dolayı cam takamadık ve yarışa camsız olarak devam ettik. Son gün, son etapta 2100 m yüksekliğinde bir dağa camsız şekilde tırmanmaya başladık. Bir anda yoğun bir sağanak yağmura yakalandık ve etraf sis kaplandı. Cam olmadığından dolayı sırılsıklam olduk, yol notlarımız okunamaz hale geldi ve tripmasterımız bozuldu. Yağmurun şiddetinden gözlerim etrafı zor görüyordu. Soğuktan direksiyondaki ellerimi hissetmiyordum. Ama yarışı bırakmayı hiç düşünmedim. Etraf karlı, yoğun yağmur ve sis içinde dağın tepesinde ilerlerken bir anda sirenler ve kornalar çalmaya başladı. Yarışı bitiren ekipler “camsız şekilde bu yağmurda nasıl gelecek” diye bizi finişte bekliyormuş. Biz sisten ve yağmurdan finişe geldiğimizin bile farkında değildik. Tüm ekipler geldi sarıldı, mont ve eldivenlerini verdiler bize. Yarışı derece alamasak da bir şekilde bitirmiştik. Yarışı kazananlardan çok bizim verdiğimiz mücadele konuşulmuştu o yarışta. Bir diğer anı, şampiyonadaki son ayak Ankara’ya sorunsuz geldik, daha doğrusu biz öyle sanıyorduk! Yarış öncesi tamamen 0 hale getirmiş olduğumuz motorumuz, antrenman etaplarından itibaren huysuzluk etmeye başladı. Antrenman sonrası, aracımızı motora müdahale edemeden kapalı parka çektik ve ertesi sabah yine hiçbir şeye dokunamadan ilk etabın startını aldık. Motoru patlatmadan o etabı bitirdik; ancak etap bittiği anda motorumuz da bitti! Bunun üzerine pes etmedik. Kural gereği, o gün diğer etaplara giremeyecek olsak da, ertesi günün etaplarına girme hakkımız vardı. Hemen yeni motor arayışına girdik. Eski motorla benzer bloğa sahip, yine Peugeot 1600 cc, ancak 307 modelinde kullanılan daha yeni jenerasyon bir motor bulduk ve satın aldık. 2 buçuk saatte Ankara’nın trafiğinde motoru alıp getirdi, eski motoru söktük ve yerine yenisini taktık.

Bu motorun üzerindeki birçok sistem değiştirildi ve araca uygun hale geldi. İşler bitti, ama sorunlar bitmedi! Her şey yerli yerinde olsa da, aracımız gaz yemiyordu ve ıslığa benzer, komik bir ses çıkarıyordu. Çaresiz, kapalı parka girdik. Akşam yemeğinde, biraz sakinleşmiş olan kafalarımız, sorunun kaynağını buldu: Egzoz! Sabah kapalı park çıkışı, izin verilen servis süresinde egzozumuz, katalizör önünden kesildi ve Vitara yürümeye başladı! Son dört etabı sorunsuz geçtik. Yarış sonunda da üçüncülük puanlarını cebimize koyduk.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN: Samsun sonrası programınızda neler var?

İlayda HANCI: Türkiye Off-Road Şampiyonasının kalan tüm ayaklarına, sezon sonunda S1 şampiyonluğu hedefiyle katılmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki yarışlarda elimizden gelenin fazlasını yapıp birincilik puanlarını toplayacağız ve yıl sonunda kupamızı tekrar kaldıracağız.  Ayrıca, TransAnatolia 2018 yarışında da yer alacağız.

Burcu DÜZGÜN ÇOBAN:  Çok teşekkür ederiz.

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN

Fotoğraf: Şükrü Berk ASKAR





SIRADAKİ HABER
}