HaberlerAnkara HaberleriHalk Sağlığı Günleri

Halk Sağlığı Günleri - Ankara Haberleri

Dördüncü Halk Sağlığı Günlerine katılan Memur Sen Konfederasyonu Başkanı Ali Yalçın, 'Dışa bağımlılıktan ne kadar kurtulursak o kadar yerlilik ve milli konusunda da adım atmışız demektir' dedi.

Halk Sağlığı Günleri

Memur Sen Konfederasyonu Başkanı Ali Yalçın, Sağlık Bakanlığı ile Sağlık-Sen SASAM Enstitüsü iş birliğiyle düzenlenen Halk Sağlığı Günleri programına katıldı. Bu yıl ki teması 'Sağlıkta Millileşme ve Yerlileşme' olarak belirlenen Halk Sağlığı Günleri'nde konuşan Yalçın, 'Bir yandan teknolojinin getirdiğini imkanlar, diğer taraftan teknolojinin neden olduğu hastalıklar. Hayatımıza giren, halk sağlığını tehdit eden GDO'lu gıdalar, işlenmiş ürünler, kimyasalların neden olduğu obezite, bağımlılık ve kronik hastalıklar. Aslında bilimin eksikliği değil, bu bizzat bilimin ve teknolojinin değer ve ahlak eksikliğidir' ifadelerini kullandı.

'Artık tamamlayıcı tıp kavramı ile gelenek ve gelecek arasında önemli bir köprü kuruluyor'
Sağlıkta son yıllarda ciddi bir zihniyet dönüşümü yaşandığını belirten Yalçın konuşmasına şöyle devam etti:
'Sağlık alanında yaşanan temel problemi bağışıklık sistemini zayıflatan insanlık olarak tespit etmek yanlış olmasa gerek diye düşünüyorum. Bunun bedelini tüm insanlık olarak ödüyoruz. Sağlıkta milli ve yerlilik, ilaç ve medikal ürünlerde yerli üretimi sağlamak değil bilakis değer ve ahlakı merkeze alan bir yaklaşım ve sistemin yönetilmesi olarak anlaşılmalı. Bizim geleneğimizde bir insanı kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibidir anlayışı vardır. Böyle bir anlayışa sahip olan İslam medeniyeti insanı doğanın efendisi değil, bir parçası olarak görür. Kendi canını bile bir emanet olarak kabul eder. Bizim medeniyetimizde vahşi kapitalizmin değeri kara talip eden yaklaşımının izi bile yoktur. Sağlık küresel sağlık paradigması toplumları küresel ölçekte sosyal ve ekonomik olarak dizayn eden bir gerçeklik. Ahlaki değerlerden uzak, kapitalist gibi piyasa üretilmiş durumda dünyada. Bu ağı kontrol edenler despotik tarzdaki ülkelere sağlık politikaları dayatıyorlar. Bu evrende hasta müşteriye, tedavi ticarete dönüştürülmek isteniyor. Bugün sağlıklı insan tanımı bile endüstrinin konusu olmuş durumda. Akademi de bu anlamda araçsallaştırılıyor. Amerika'da normal tansiyon aralığı 12-8 'den 11-7'ye düşürüldü. Bu aralıktaki her oynamanın sağlık piyasasına milyar dolarlar kazandırdığı gerçeğini hem görmemiz hem bu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor. Beden kitle endeksinin 18-24 olarak tanımladığınızda bu endeksi tutturmak için yine milyarlarca dolarlık bir piyasa üretilmiş olunuyor. Ülkemizin çocuk obezitesinde dünya şampiyonluğuna doğru ilerlediği uyarıları da halk sağlığı meselesinin sebepleri itibariyle en ciddi konulardan olsa gerek. Bu döngüyü ancak medeniyet müttesebatımızdan yola çıkarak insana fayda ve ahlak merkezli yeni bir paradigma üretmekle aşabiliriz. Bu bağlamda henüz istenilen seviyede olmasa da sağlıkta son yıllarda ciddi bir zihniyet dönüşümü yaşandı. Modern ve geleneksel tıbbın birbirinin zıttı olarak görüldüğü anlayış artık terk ediliyor. Artık tamamlayıcı tıp kavramı ile gelenek ve gelecek arasında önemli bir köprü kuruluyor. Bu dönüşümü geçişi yüceltmek olarak değil, geleceğe dair birikim aktarmanın bir yolu olarak görüyoruz.'

'Dışa bağımlılıktan ne kadar kurtulursak o kadar yerlilik ve milli konusunda da adım atmışız demektir'
Ülke vatandaşlarının sağlık verilerinin korunmasının dijitalleşen çağda son derece önemli bir sorumluluk olduğunun altını çizen Yalçın, 'Bağımlılıkla mücadele çok önemli bir yükümlülük. Sigaraya bağlı hastalıklar gelişmiş ülkelerin sosyal güvenlik sistemleri üzerinde ciddi bir mali yük olmaya başlamıştır ve o zaman işler değişmiştir. İşte bu yüzden milli paradigma diyoruz. İnsanı merkeze alan bir medeniyetin dünyada yeni bir umut oluşturma şansı var. Bir güven zemini tesis etmede sağlıkta millileşme ve yerlileşme bu açıdan önemli. Bu bağlamda Cumhurbaşkanımızın sağlıkta önemli adım olarak açıkladığı yerli aşı çalışmalarını önemli buluyoruz. Dışa bağımlılıktan ne kadar kurtulursak o kadar yerlilik ve milli konusunda da adım atmışız demektir' şeklinde konuştu.

'Sağlık çalışanlarının daha güvenli bir çalışma ortamına sahip olmaları hem insani bir sorumluluk hem idari bir yükümlülüktür'
Halk sağlığını korumanın son derece önemli olduğunu vurgulayan Yalçın, 'Fakat her ikisinde de istenilen seviyeye gelmenin ön koşullarından birisi hiç kuşkusuz sağlık çalışanlarını korumak, sağlık çalışanlarının haklarını artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Hayatımızın en kötü anlarında bizlere hizmet verme çalışan sağlık çalışanlarının şiddete maruz kaldığını görüyoruz. Yakın zamanda maalesef bir hekim arkadaşımızı daha kurban verdik. Bu olayların tekrar yaşanmamasını temenni ediyoruz. Canından olma pahasına can kurtarmaya çalışan, 15 Temmuz darbe görünümlü işgal hareketinde herkesin meydanlara indiği bir süreçte sağlık çalışanlarının hem vatan savunması hem de insanların sağlığını korumasında yoğun bir tek döktüğü adanmış yürekler olduğu o tarihsel pistte de kaydedildi. Dolayısıyla sağlık çalışanlarının daha güvenli bir çalışma ortamına sahip olmaları hem insani bir sorumluluk hem idari bir yükümlülüktür. Halk sağlığında şartları iyileştirme çabasında sağlık çalışanlarının haklarını iyileştirme çabası da eşlik etmeli. Sadece Sağlık Bakanlığının konusu değil. Halk sağlığında şartlı sağlık personeli noktasında hakları iyileştirelim, yerli ve milli sağlık politikaları konusunda dünyaya örnek olacak küresel bir paradigmayı hayata geçirelim. Halk sağlığı konusu sadece Sağlık Bakanlığının konusu gibi yaklaşılırsa bu konuda en büyük yanlış yapılır. Sadece Sağlık Bakanlığının konusu değil, sağlıklı beslenme konusunda Milli Eğitim Bakanlığının, sağlıklı gıda konusunda Tarım Bakanlığının. Bu ülkede insanların sağlığını korumak istiyorsak, helal gıda konusu olmazsa olmazdır. Ne yediğimizi bilmediğimiz, ne içtiğimizi bilmediğimiz, farkında olmadığımız bir zeminde bozulan sağlığımızı düzeltmek için bir çekişmenin içinde yuvarlanıp gidiyoruz. İşin özü helal gıda tartışmasındadır. Helal gıda konusunu bu ülke çözdüğünde sağlığa ilişkin birçok kimyasalların bulunduğu insan sağlığını tehdit eden durumlar ortadan kaldırılacaktır. Farklı başlıkları üzerinden bütün bakanlık ve kurumların bu anlamda sorumlulukları vardır. Memur Sen ailesi olarak en büyük sendikalarımızdan Sağlık-Sen olarak biz bu konuda üzerimize düşeni yapmaya çalışan, sorumlu sendikacılık anlayışıyla işinin hakkını vermeye çalışa kitleyiz. SASAM böyle bir gayretin sonucu. Dünyada sendikal alanda sloganlar üzerinden kitleleri köpürten, o köpük üzerinde sörf yapan bir anlayış artık kaybediyor. Sorunlardan değil çözümlerden beslenen yaklaşımlar daha fazla itibar kazanıyor. Memur-Sen tam da böyle bir felsefenin adıdır. Sağlık-Sen böyle bir felsefenin adıdır. SASAM böyle bir enerjinin ortaya çıkarılması noktasında mütevazı adımların çözüm önerilerine dönüştürülmesinin merkezidir' değerlendirmelerinde bulundu.

'Yarınlarımız için büyük umutlarımız var'
Sağlık alanında büyük umutları olduğunu kaydeden Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş şöyle konuştu:
'Halk Sağlığı Günleri'nin bu yıl ki temasını sağlıkta millileşme ve yerlileşme olarak belirledik. Bu alanda yarınlarımız için büyük umutlarımız var. Bugüne kadar olduğu gibi bugün ve yarınlarında da zihnimizle, ruhumuzla, emeğimizle, tecrübemizle, alın terimizle Türkiye'yi sağlıkta liderliğe taşıma hedeflerimizi sahiplenmeye devam edeceğiz. Millilik ve yerlilik hedeflerimizin Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltarak maddi gücünü tahkim etme arayışından çok daha değerli olduğuna inanıyoruz. Sağlıkta ve hayatın bütün alanlarında üretimin millileşmesini, insana merkezli medeniyet anlayışımızın bu kadim topraklarda yeniden şahlanışı olarak görüyoruz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, insanı yücelt ki devlet yücelsin anlayışıyla dünyanın içinde bulunduğu buhrandan kurtuluşu için ne kadar değerli bir felsefe olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz. Kapitalist düzenin varlığını yığınları köleleştirmeye bağlamış ahlaka ve vicdana saldırmaya devam ediyor. İnsan küresel sömürü düzeni içinde gittikçe daha da değersiz bir nesne haline dönüşüyor. Kendi eliyle kendi doğasını ve geleceğini yok eden bir insanlık bilgi ve teknolojini gücüyle dayatılan üretim ve tüketim anlayışı, her geçen gün daha da büyüyen küresel sağlık sorunlarını doğuruyor. Enerji ve ham madde içinde çıkarılan savaşlarda veya zorunlu göç nedeniyle milyonlarca insan ölüyor. Bir tarafta açlık ve yoksulluktan diğer tarafta aşırı beslenmeden milyonlarca insan hayatını kaybediyor. Bir tarafta ayakta kalabilmek için insanı her geçen gün köleleştiren batı kapitalizmi diğer taraftaysa bugüne kadar çağ dışı olarak yaftalanmış insanı özgürleştiren ve yücelten, bilimi hikmetle yoğuran medeniyet ilkelerimiz. Bu inançla biz Türkiye'nin millileşme hamlelerin derinliğinde özgürleşen insanlığı görüyoruz. Türkiye'nin millileşme davasında bilimsel gelişme medeniyet felsefemizin gerektirdiği şekilde hakikate ulaşma yolculuğu olmalıdır diyoruz. Millileşme hamleleri kapsamında her türlü her türlü bilgi ve ürün insanlığın ihtiyaçlarını kişisel ve sınıfsal menfaatin üzerinde gören bir şuurla üretilmelidir diyoruz. Özellikle en değerli varlık olan sağlık alanında gerçekleşecek böyle bir dönüşüm insanlığın selameti adına çok değerli bir kazanım olacaktır.'

'Her şiddeti insanlık suçu olarak görüyor, sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanları kınıyorum'
'Her gün olduğu gibi şu anda da yüz binlerce sağlık çalışanı Türkiye'nin dört bir köşesinde insanlık için ter döküyor' diyen Memiş, 'Sağlıkta sessiz bir devrim gerçekleştiren Türkiye sadece ülkemizde değil, dost ve kardeş pek çok ülkeye götürdüğü sağlık hizmetleriyle de küresel vizyonunu, insanlık davasını ortaya koymuştur. Her gün olduğu gibi şu anda da yüz binlerce sağlık çalışanı Türkiye'nin dört bir köşesinde insanlık için ter döküyor. Sağlık şiddetimize yönelik her şiddeti insanlık suçu olarak görüyor, sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanları kınıyorum. Sağlık reformlarıyla halkımız çok büyük imkanlara kavuştu. Sağlık hizmetinde ilaca kolay erişebilmenin yolu açıldı. Sağlık hizmeti talebi birkaç yıl içinde kişi başına yüzde 2'lerden yüzde 8'lere çıktı. Bu imkanları insanımıza sunmaya çalıştık. Böylelikle sağlık çalışanlarımızın iş yükü de en az 4 katı arttı. Küresel tehditlere karşı sistemi ayakta tutacak ekonomik sosyal ve kültürel tabanı dönüşüm politikalarının hayati önemi daha da hissediliyor oldu. Bulaşıcı olmayan hastalıların önemsenmesi ve kontrolü kapsamında elde ettiği başarı nedeniyle BM tarafından ödüllendirilen Sağlık Bakanlığımızı kutluyorum. Sağlık hizmetlerinin her zaman insanımızı yüzünü güldürmesi için sağlık çalışanları olarak aklımızı, emeğimizi, ruhumuzu ortay koyacağız' açıklamalarında bulundu.
Sağlık Bakanı Yardımcısı Şuayip Birinci ise millileşmenin yerlileşmeden ayrılması gerektiğini ifade ederek, 'Bazen yerliler de milli olamıyor. Bize 15 Temmuz'da bomba atan o hainler bizim ülkemizin hesapta yerli çocuklarıydı. O yüzden en büyük fikri enjeksiyonumuz milli yerlileşme olması gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı beslenme alışkanlığını çocuklarına nitelikli bir şekilde öğretemeyen annelerin zehirlediği çocukları tedavi etmeye yetemeyiz. O yüzden başından sonuna kadar hem sağlıklı beslenme hem de sağlıklı kalmak için bir şeyler yapmak lazım' dedi.
Konuşmaların ardından hatıra fotoğrafı çektirildi.





SIRADAKİ HABER
}