HaberlerHalk eğitim hayatlara dokunuyor

Halk eğitim hayatlara dokunuyor

Halk eğitim merkezleri aracılığıyla hayata geçirilen kurslar, insanların hayatına dokunmaya devam ediyor. 74 yaşındaki Aysel Teyze'nin okuma yazma öğrendiği, yapılan el işlerinin aile ekonomisine katkıya dönüştüğü bu kursları İlkadım Halk Eğitim Merkezi Müdürü Murat Yalçınkaya ve Halk Eğitim Merkezi Okuma Yazma Öğretmeni Fisun Sakin ile konuştuk.

Halk eğitim hayatlara dokunuyor

Öncelikle halk eğitim merkezlerinin genel işleyişini anlatır mısınız?

Murat YALÇINKAYA: Bu işleyişi üç ana başlıkta anlatmakta fayda var. İlki açık öğretim kurumları ile ilgili iş ve işlemler. Bu, ortaokul ve liseye gidememiş kişilerin kayıt olup eğitim aldığı sonuç olarak da sınavlara girip ortaokul ve liseyi bitirmeleriyle sonuçlanan süreç. Ayrıca, öğrencilerimize kitaplarının ücretsiz şekilde verildiğini de hatırlatmak isterim. Diplomaları örgün eğitim ile denktir. Diğer ana başlığımız, üniversiteye hazırlık kurslarıdır. Üçüncüsü de halkın talepleri doğrultusunda açılan kurslar.  Bizler, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlıyız. Üç binin üzerinde kurs modülü söz konusu. Bu modüllerden hangisini halkımız tercih ederse o kursumuz açılıyor. 

Bir kursun açılması için kaç kişinin başvurması gerekiyor?

Murat YALÇINKAYA: Kursun açılması için en az 12 kişi olması gerekiyor. Engelli vatandaşlarımıza yönelik kurslarda ve modüle göre bu sayı değişiklik gösterebiliyor. Şuan 2 binin üzerinde kursumuzda yaklaşık 32 bin kursiyerimiz var.  

Yaklaşık 2 yıl önce başlatılan okuma yazma seferberliği hala devam ediyor. Bu çalışmanın büyük yankı uyandırdığını ve çok sayıda kişinin bu proje sayesinde okuma yazma öğrendiğini biliyoruz. Siz de okuma yazma kurslarında öğretmenlik yapıyorsunuz. Okuma yazma öğretiyor olmak nasıl bir duygu?

Fisun SAKİN: Evet yetişkinlere okuma yazma öğretiyorum. Bu insanlar çeşitli imkansızlıklar yüzünden okuma yazma öğrenememişler ve genellikle çocuklarını büyüttükten sonra bu isteklerini gerçekleştirmek için bize geliyorlar. Yüzde 80’ni de okuma yazma öğreniyor. Bu, benim için de çok güzel bir duygu. Okuma yazma bilmeyen, kursların sonucunda liseye kadar okuyan hatta üniversite kazanan öğrencilerimiz var.

Okuma yazma seferberliği kapsamında Samsun’da kaç kişiye ulaşıldı, nasıl bir yol kat edildi?

Murat YALÇINKAYA: Bakanlık bizden, başlatılan seferberlik ile parmak basarak imza atan kişiler üzerinde durmamızı istemişti. Bunun yanı sıra okuma yazma öğrenememiş insanlara ulaşabilmek için kurslarımızı açıyoruz. İnsanlarımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Aracılığınız ile bir kez daha seslenmek istiyorum. Çevrenizde okuma yazma bilmeyen kişiler varsa lütfen onları en yakındaki okula yönlendirin, halk eğitim merkezlerimizi ziyaret edin. Türkiye’de okuma yazma bilmeyen oranı yüzde 4 civarında. İlkadım’da ise bu oran yüzde 2 buçuk. Bunu, sıfırlamak için mücadele ediyoruz. Bu yıl içerisinde 36 kurs açtık. Yaklaşık 280 vatandaşımıza ulaştık.

Bir insana okuma yazma öğretip, ona başka bir bakış açısı sunmuş oluyorsunuz. Neler yaşanıyor bu derslerde?

Fisun SAKİN: Tabi ki çok farklı duygular yaşıyoruz. Özellikle, kadınlara çevrelerinden “bu saatten sonra okuyup profesör mü olacaksın”  gibi yaklaşımlar olabiliyor. Sırf bu yaklaşımlardan dolayı utanıp okuma yazma kurslarına gelemeyen insanlar var. Üstelik bunlar arasında 24-25 yaşlarında gençler de bulunuyor. Bu kişileri tespit ettiğimizde ikna ediyoruz. Hatta ben diyorum ki: profesör mü olacaksın, diyenlere evet belki profesör de olurum deyin. Onun dışında renkli anlar da yaşanıyor. Örneğin 74 yaşındaki Aysel Teyze’nin okuma yazma öğrenme süreci. Aysel Teyze geldiğinde sadece harfleri biliyordu. Şuanda çok güzel okuyor. Hatta gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda konuşmacı oldu, yaşadıklarını anlattı. O, artık hastaneye gittiğinde adını okuyabildiği, otobüslerin nereye gittiğini sorma gereği duymadığı için çok mutlu. İlkokulu da okumak istiyor. Bizler için çok güzel bir örnek.

Girişimcilikte Önce Kadın Projesi’nin içeriğinde neler var, bu projeyle amaçlanan nedir?

Murat YALÇINKAYA: Bu proje 2016 yılında uygulamaya konuldu. O dönem yaptığımız çalışmalarla İlkadım Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü olarak bazı ödüller de aldık. Bu proje, kursa katılan ve usta öğreticilerimiz vasıtasıyla yaptıkları eserleri sistem üzerinden alıcılara ulaştıran kursiyerlerimizin, maddi gelir elde etmeleri anlamına geliyor. Proje kapsamında satılan ürünler tamamen bakanlığın inisiyatifindedir. Yapılan ürünlerin, el işlerinin naftalinle bekletilmesindense kazanca dönüşmesini istiyoruz.

Bu sisteme dâhil edilen kaç kadın var, şuan proje sürüyor mu?

Fisun SAKİN: Türkiye genelinde on bin kadının sisteme dâhil edildi. Bu projenin her aşamasıyla (fotoğraf çekme, fiyat belirleme, slogan bulma vb. )kadınlar bizzat ilgilendi. Bir girişimci ruhu amaçlandı ve bu amaca ulaşıldı. Şimdi proje ile ilgili yeni bir süreç söz konusu bir hızlanma gibi düşünebiliriz. Bu süreç sonunda da bir yarışma yapılacak. 2016 yılında gerçekleştirilen yarışmadan iki ödül ile dönmüştük.  O zaman Türkiye ikincisi olmuştuk şimdi de Türkiye birincisi olmayı hedefliyoruz. Girişimcilikte Önce Kadın isimli sitemizin ziyaret edilmesini istiyoruz.

Bu proje kadınlara ekonomik kazanç sağlıyor. Peki, istihdam odaklı başka kurslar da var mı?

Murat YALÇINKAYA: Evet, hatta bu kurslar için, istihdam garantili, ifadesini de kullanabiliriz. Yani bu kurslarda eğitim alan kişiler, kişisel başarıları ve konuya dair yeterlilikleri kapsamında istihdam ediliyorlar. Örneğin; öz bakıma destek elemanı, aşçı yardımcılığı kursu var. 

Şehrimizde yaşayan yabancıların uyumu için, Birlikte Yarınlara adlı bir proje olduğunu biliyoruz. Bu proje ile neler yapılıyor?

Murat YALÇINKAYA:  Birlikte Yarınlara, İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün hayata geçirdiği Maarif Hareketi kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzce yürütülen bir proje. Projeyle, herhangi bir şekilde ülkelerinden uzaklaşmış mültecilerin Türkçe öğrenmelerini amaçlıyoruz. Derslerden faydalanan binin üzerinde kişi var.

Fisun Hanım siz bu derslere de giriyor musunuz?

Fisun SAKİN: Evet, ben de derslere giriyorum. Dersler çok eğlenceli geçiyor. Bu derslerde Farsça ve Arapça bilenlere Türkçe öğretiyorum ancak ben her iki dili de bilmiyorum. Bu süreçte imdadımıza akıllı tahtalar yetişiyor. Kimi zaman vücut dili devreye giriyor. Sonuç olarak kursiyerlerimiz Türkçe öğreniyor. Bu projeyi Nisan ayı sonuna kadar yoğun bir şekilde sürdüreceğiz.

Sporun teşvik edilmesi anlamında yapılan çalışmalar, elde edilen başarılar neler?

Murat YALÇINKAYA: Bu konu ile ilgili bir iki isimden söz etmek isterim. Özel sporcularımız var. Örneğin Eda Nur Akın, yüz metrede Türkiye birincisi oldu. Yine kursiyerlerimizden Eda Yıldırım çekiç atmada Türkiye birincisi oldu. Yaklaşık 3 ay önce İtalya’da düzenlenen Dünya Gençler Kick Boks Şampiyonası’ndan ülkemiz 5 altın, 9 gümüş, 15 bronz madalya ile döndü. Bu sporcuların içerisinde kursiyerlerimizden Hamide Yavuz dünya birincisi ve Büşra Taşdemir de dünya ikincisi oldu. Bu başarılar bizleri çok mutlu ediyor.

Çok teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN

Fotoğraf: Pirsu DÜZGÜN





SIRADAKİ HABER
}