HaberlerSanat ve hayat

Sanat ve hayat

Silikon veya balmumuna şekil vermek, onu özlem duyulan bir yüze, bedene dönüştürmek sonrasında bu eseri insanlarla paylaşıp beğeniye sunmak, uzun ve zor bir süreç.

Sanat ve hayat

Bu süreci üç kardeşiyle birlikte sürdüren, yaptığı heykellerle 'aynısı, ne kadar sahi' dedirten bir isim konuğumuz bu hafta. Hiperrealist yani aşırı gerçekçi heykeller yapan Yeliz Uludağ’ın hikâyesi ilham verecek türden.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Yeliz ULUDAĞ: Samsun doğumluyum. Eğitim hayatımı Samsun’da tamamladım. Farklı sektörlerde çalıştıktan sonra heykel sanatına ilgim sayesinde, kendimi bu mesleğin içinde buldum. Bu aşamaya gelene kadar da çok ciddi tecrübeler edindim. Yaklaşık 9 yıldır bu sektörün içindeyim.

Neden hiperrealist heykel, bu yeteneğinizi nasıl fark ettiniz?

Yeliz ULUDAĞ: Çocukluğumdan bu yana el sanatlarına ilgim vardı. Sonrasında Heykeltıraş Adil Çelik ile tanıştım. Kendisinin eserlerini gördüğümde adeta dehşete kapıldım. “Bu mesleğin içinde ben de bulunmak istiyorum” dedim. Eğitimimi tamamen Adil Çelik Hocamdan aldım ve bugün onun sayesinde bu mesleği yapıyorum. Kendisine çok teşekkür ederim.

Hiperrealist heykel nedir, bu heykeller nerelerde kullanılıyor?

Yeliz ULUDAĞ: Birebir gerçek formlara dayanan, gerçek ölçülerle yapılan, aşırı gerçekçi heykellere hiperrealist heykel diyoruz. Bu heykeller ciddi bir çalışma istiyor. Hatta heykel yapımından önce araştırma süreci de uzun sürüyor. Bu heykeller özellikle kent müzelerinde kullanılıyor. Sinema sektöründe tercih ediliyor ve bireysel olarak da istenebiliyor. Yani bazen insanlar kaybettikleri yakınlarının heykelini istiyor ve biz de fotoğraflar, verilen bilgiler üzerinden bir çalışma yapıyoruz ama şahsen bunu önermediğimi de ifade etmek isterim.

Bir hiperrealist heykel yapılırken nasıl bir süreç söz konusu oluyor?

Yeliz ULUDAĞ: Eğer tanınmış bir şahsiyet çalışacaksak, hakkında araştırmalar yaparak işe başlıyoruz. Bu araştırma beden ölçüsünden tutun, saç, göz rengi kıl yapısına kadar kapsamlı bir şekilde yapılıyor. Hatta bu incelemeye kişinin karakteri, giyim şekli de dâhil oluyor. Her şey inceleniyor, ince eleyip sık dokuyoruz. Süreç kağıt üzerinde başlıyor sonra heykeli yapacağımız ürün ile devam ediliyor.

Bir heykel ne kadar sürede yapılıyor?

Yeliz ULUDAĞ: 1 ay ile 6 ay arasında değişiyor. Uzun bir süreçten söz ediyoruz.

Tanınmış bir kişinin heykelini yapmak risk midir sizin için?

Yeliz ULUDAĞ: Tabi ki risk, eğer herkesin tanıdığı ve halkın hafızasına kazınmış bir şahsiyetse bu risk söz konusu ama biz bu riski almayı seviyoruz. Ortaya çıkan sonuç gurur verici oluyor.

Bir atölye kurup bu işi yapma fikri nasıl oluştu? Bildiğimiz kadarıyla siz üç kız kardeş çalışıyorsunuz. Kardeşlerinizi bu işe nasıl dâhil ettiniz?

Yeliz ULUDAĞ: Başlangıçta hocamın atölyesinde çalıştım. Yaklaşık 3 yıllık süreç sonunda Hocam Adil Çelik’in tavsiyesi ile kendi atölyemi açtım. Zaman ilerledikçe bir ekibe ihtiyaç duydum ve bu ekip için de en yakınlarıma bakmam gerektiğini düşündüm. Kız kardeşlerime bahsettim. Başlangıçta zorlanacaklarını düşündüler. Onlara, inandığımı ifade ettim ve birlikte çalışmaya başladık. Artık kendilerini ispatladılar ve ben de bu durumdan mutluluk duyuyorum.

Üç kız kardeş bir arada çalışmak nasıl bir duygu?

Yeliz ULUDAĞ: Her şeyden önce daha huzurlu oluyorsunuz. Güvende hissediyorsunuz. İşimiz tamamen konsantrasyona dayalı olduğu için güven duygusu çok önemli. Ben de bunun rahatlığıyla işimi daha iyi yaptığıma inanıyorum. Müzik ile eğlenerek çalışıyoruz. Güzel bir çalışma ortamımız olduğunu söyleyebilirim.

İlk kimin heykelini yaptınız?

Yeliz ULUDAĞ: Kadirli Kent Müzesi çalışması için bazı figürler yapmıştım ilk. Bu figürler meslek gruplarını yansıtıyordu. Benim için çok heyecanlı bir süreç olmuştu.

Eserlerinizi şehir, hatta yurt dışına ulaştırdığınızı biliyoruz bu ağ nasıl oluştu?

Yeliz ULUDAĞ: Bu meslekte yaptığınız her iş, sizin reklamınız oluyor. Referanslar sayesinde ağ genişledi. Şimdi Türkiye’nin birçok ilinde eserlerimizin bulunduğu müzeler var.

Türkiye’de ve Samsun’da hiperrealist heykel yapan çok fazla sanatçı var mı?

Yeliz ULUDAĞ: Samsun’da, Hocam Adil Çelik ve ben bu işi yapıyoruz. Türkiye genelinde de bu işi layıkıyla yapan kişi sayısı beşi geçmez.

Mesleğiniz, gündelik yaşantınıza yansıyor mu örneğin çok gözlemci biri misiniz?

Yeliz ULUDAĞ: Önceden de, insanları çok incelerdim, objelere bakardım ama bu kadar detaylı değil. Kendinizi kişinin kaş yapısını incelerken buluyorsunuz. Bakış açınız tamamen değişiyor. Görsele odaklanıyorsunuz.

Hiperrealist heykeller hangi malzemelerden yapılıyor, bu malzemelere ulaşma noktasında bir sıkıntı var mı?

Yeliz ULUDAĞ: Bu heykeller balmumundan da yapılıyor ancak bizim yaptığımız hiperrealist silikon heykeldir. Balmumunun belli bir sıcaklıkta muhafaza edilmesi geriyor. Silikon heykelde böyle bir sıkıntı yok. Kullandığımız malzeme eksi 53 dereceden 223 dereceye kadar dayanıyor. Dışarıdan bir darbe olmadığı sürece heykel bozulmuyor. Malzemeleri yurtdışından temin ediyoruz. Bulma konusunda bir sıkıntı yaşamıyoruz.

Sizi en çok etkileyen çalışmanız hangisiydi?

Yeliz ULUDAĞ: Kadirli Kent Müzesi için Yaşar Kemal’in heykelini yapmıştım. Heykel bitmek üzereyken Yaşar Kemal’in hayatını kaybettiğini öğrendim. Bu durum beni çok etkiledi çünkü heykeli kendisine göstermeyi çok istemiştim.

Heykelini yapmak istediğiniz biri var mı?

Yeliz ULUDAĞ: Benim için çok büyük değeri olan Rahmetli Dayım Adnan Kahveci’nin heykelini yapmak istiyorum. Ancak onu tekrar karşımda görecek olmanın vereceği etki beni bunu yapmaktan alıkoyuyor. Bunu aşabildiğim zaman bu heykel gündemimde olacak.

Kurs veriyor musunuz?

Yeliz ULUDAĞ: Bu konuyla ilgili bazı durumların oluşmasını bekliyorum. Nasip olursa önümüzdeki yıllarda bu çalışmayı yapacağız. Yaş gruplarına göre ayrı ayrı düzenleme olacak.

Siz hayatınızı heykeltıraşlıktan kazanıyorsunuz. Kazançlı bir işten mi söz ediyoruz?

Yeliz ULUDAĞ: Ülkemizde, yapılan işin mahiyetine değer biraz düşük. Maliyet yüksek ve kazancı günümüz şartlarına göre düşük.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Yeliz ULUDAĞ: Kadınlara kendilerine güvenmelerini tavsiye ediyorum. Kadınlar toplumun temel direğidir. Kadınlarımız mutluluğu hak ediyor.

Röportaj: Burcu DÜZGÜN ÇOBAN
Fotoğraf: Pirsu DÜZGÜN

 





SIRADAKİ HABER
}