Biz bu olayın üstüne gideceğiz

Başbakan Yardımcısı Arınç, Cizre de yaşanan olaylara ilişkin Biz, bu olayın üstüne elbette gideceğiz, adli soruşturma başladı dedi.\r\n

Biz bu olayın üstüne gideceğiz
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Habertürk Televizyonunda Gündem Siyaset programında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.  

Mısır la ilişkiler yeniden düzenlenmeli sözüne açıklık getiren Arınç, demokrasiden, halk iradesinden yana olduklarını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın da sık sık bunları dile getirdiğini, başka ülkelerden de aynı tavrı beklediklerini ama Türkiye dışında bunu paylaşan başka ülke olmadığını söyledi.

Türkiye nin mili çıkarları doğrultusunda dış politika izlendiğini vurgulayan Arınç, Ben şu noktadan hareket ediyorum; bir bu temel ilkeyi söyleyebiliriz. Darbelere karşıyız, demokrasi darbe kabul etmez. Fakat bu temel ilkeyi söyledikten sonra temel ilkenin ne zaman gerçekleşeceğini beklemek gibi 15, 20, 50 yıl sonrasına odaklanamayız diye konuştu.

Türkiye nin çıkarları için yeni adımlar atılması gerekebileceğini dile getiren Arınç, AK Parti nin seçmen kitlesinin bu konuya hassasiyetine dikkat çekilmesi üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

Bunların hepsi doğru. Biz Rabia Meydanında da Esma ya gözyaşı dökerken aynı duyguları paylaşıyoruz. Ancak bizim bu davranışımız, bu sözlerimiz, hareketlerimiz Mursi yi içerden çıkarmaya yetmiyor, bin 200 idam kararını geçersiz saymaya yetmiyor. Yeni zulümlerin yapılmasından insanları kurtarmamıza yetmiyor. Bu temel ilke esas olarak kalabilir ama biz eğer ilişkilerimizi şüphesiz, bizim adım atmamıza gerek yok, önce onlar adım atacaklar. Siyasi tutuklamalardan vazgeçilirse, Mursi serbest bırakılırsa, demokratik adımlar güçlü bir şekilde atılır da halkın önüne tekrar yeni bir seçimle çıkılırsa, her darbeden sonra olduğu gibi siyasi suçlamalarla insanlar yok edilmek bir tarafa bütün bunların arkası gelirse, o zaman ilişki kurmanın ben faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Komşularla sıfır sorun istediklerini belirten Arınç, Eğer Mısır da yaşanacak bu olaylar yine halkın iradesini ortaya çıkaracak bir pozisyonu karşımıza getirecek olursa, bunun için bizim Mısır ın atacağı adımlara yönelik yeni bir Mısır politikasını uygulamamızda fayda vardır diye düşünüyorum ifadesini kullandı. 

Başbakan Yardımcısı Arınç, Her gün darbe olmuştur, darbe olmuştur dememizin mutlaka etik değerler açısından bir kıymeti var. Demokrasiyi savunuyoruz ancak pratik fayda bakımından başka argümanlar da geliştirmemiz lazım diye konuştu. 

İhvan ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Arınç, bunların hiçbir zaman silahı, şiddeti seçmediğini, seçimlerine katılmalarına izin verildiğini, seçimlerde milletvekili çıkardığını anımsatarak, böyle büyük bir teşkilatın içinden çıkan suçluların tüm teşkilata mal edilmemesi gereğine işaret etti.

Kozmik odaya girmek için gerekçe olduğu aklıma geldi

Paralel yapı ile mücadele de sorulan Başbakan Yardımcısı Arınç, Fethullah Gülen ile 1975-76 dan beri tanıştığını, İzmir de vaizlik yaptığı dönemlerde kendisini takip ettiğini belirtti.

Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan ın bir toplantıda arkadan vurmaktan bahsettiğini, aldanmışız, aldatılmışız dediğini anımsatan Arınç, Aynı şeyleri benim de söylemem lazım. Çünkü o belki benden daha az tanıyor. Benden daha mesafeli durmuş da olabilir. Fakat biz bu konuda kendisine ne söylemişsek o da samimiyetle buna inandı, onlara çok yardımcı oldu, onlar için bütün desteği o sağladı dedi.

Arınç, 2009 da kendisine yönelik suikast iddiası için başlatılan soruşturma anımsatılarak, Bu, paralel yapının kozmik odaya girmek için gerekçesiymiş diye düşündünüz mü? sorusu üzerine, Öyle bir şey zaman zaman aklıma geldi dedi. 

Bunun suikast teşebbüsü olmadığına o sıralar karar verdiğini, yakalanan kişilerin gözetleme yaptığını ama bunun ne için olduğunu bilemeyeceğini kaydeden Arınç, o zamanlar Ergenekon ile ilgili sert söylemleri nedeniyle bu gözetlemenin yapılıyor olabileceğini düşündüğünü söyledi.

 Arınç, aradan geçen süreçte konuyu takip etmediğini, savcıların değiştiğini belirterek, şunları kaydetti:

Bu süreç ilerledikçe ve bu darbe teşebbüsü ortaya çıktıktan sonra kafama takılan soru şu oldu; Acaba benim üzerinden bir operasyon mu yaptılar? Çok çirkin bir tabir ama kullanmak zorundayım, acaba kullanmak mı istediler? Yani kozmik odaya girmeleri gerekiyordu da böyle bir ciddi olayı kamuflaj aracı olarak mı kullandılar diye. Yalan söylemem gerekmez, içimdeki bir şüphe büyümeye başladı. Çünkü bazı olayların kumpas olduğu söylendi ve iddialar da bir nebze ortaya çıktığı için bunlar bana niye bir suikast yapsınlar? Böyle bir şey varsa da niye bunlar hala dava açmadı? Ya dava açsınlar ya takipsizlik kararı versinler de şu dosya kapansın herkesin sorgusu sualinden bıktım diye de feryat ettim.

Olayın nasıl bir seyir izleyeceğini bilmediğini belirten Arınç, Ama emsali olaylarda birtakım mizansenler kullanıldığı için savcı ve hakimlerin işbirliğiyle isimleri bilerek yanlış verildiği için bazı dinlemeler de yapıldığına göre, bunlar da bir şekilde bir delil üretme kampanyasının aleti olabildiğine göre, içimdeki kuşku büyüyor. Acaba bu olay sebebiyle benim üzerimden bir başka operasyon yapmış olabilirler mi diye.  

Biz iyi yüzünü gördük

Fethullah Gülen i ve cemaati bu kadar yakından tanıyan biri olarak hiç tereddüt edip etmediği sorulan Arınç, kendilerinin bunların iyi yüzünü, hizmet yüzünü, eğitim, irşad, tebliğ yüzünü gördüklerini, emniyetteki, TİB deki, yargıdaki yapılanmadan hiçbir haberi ve kuşkusunun da olmadığını söyledi.

17 ve 25 Aralık sonrasında ortaya çıkanların işin başka bir yüzünü ortaya koyduğunu belirten Arınç, Paralel yapı kavramıyla ilgili de açıklamalarda bulundu.

Arınç, Bizim burada işaret ettiğimiz, bir devletin içinde tekil olması gerekirken farklı yapılanmalar oluşmuşsa ve bu farklı yapılanmalar ister bunları KCK ya sokun, ister başka örgütlere sokun, müsaade edilemez. Çünkü ikinci veya üçüncü yapılanmalar devlet içinde devletin aygıtına bağlı değildir dedi.

Bunların başkasından talimat aldığını ve bu ikinci yapılarla mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, Eğer cemaat cemaatlikten çıkmış da örgüt haline gelmişse ve bu örgüt de yapılanmasıyla devlete paralel bir yapı meydana getirmişse, bu yok edilmelidir, başka çaresi yoktur diye konuştu. 

Ama bundan sorumlu tutuluyorsunuz. Cumhurbaşkanının ne istediler vermedik sözü üzerinden iktidarınız eleştiriliyor ifadesi üzerine Arınç, Anladım ama yani bu olaylar ortaya çıkmadan önce ne istedilerse veren sayın Cumhurbaşkanıdır. Yani sayın (Ekrem) Dumanlı ile haftada bir yeri geldiğinde görüşen, onun taleplerini haklı bulduğu ölçüde yerine getiren de odur. Veya bize gelmişlerse biziz, filana gitmişlerse filandır. Bizim bakış açımızı özetliyorum. Biz bunlara bir hizmet hareketi olarak baktık. Bu hizmet hareketi Türkiye içinde ve dışında ülkenin bütünlüğüne  faydalı olur diye düşündük ifadesini kullandı.

Bir soru üzerine 17 ve 25 Aralık öncesinde de bu yapının bazı girişimleri olduğunu anımsatan Arınç, MİT Müsteşarına kurulan tuzak ve arkasından dershaneler konusunu bunlara örnek gösterdi.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

Öncesi var. MİT çekişmesi, emniyetteki yapılanmanın MİT ten rahatsız olması var. İstihbarat paylaşımı konusunda MİT i devre dışı bırakma arzusu var. Bizi, komşu bir ülkeyle ismini vermek istemiyorum, bizim başımızdaki insanların sürekli irtibat halinde olduğu gibi bir paranoya var. Bizim en sevdiğimiz, en güvendiğiniz insanların o ülkeye sık sık gittikleri, bunların arasında da farklı amaçlar taşıdıklarını iddia eden aklından zoru olan insanlar var. Bütün bunları şimdi ortaya çıktıkça görüyoruz. Çocukluktan beri tanıdığım halen de bir arada olduğum, ahlakına, aile sevgisine, eşine, çocuklarına çok bağlı olduğuna şehadet edeceğim canım gibi sevdiğim arkadaşım hakkında oraya gidiyor da orada şunları yapıyor diye sırf onu itibarsızlaştırmak için pek çok dedikodu ve yalanın üretildiğini gördüm.

Mücadeleyi hukuk içinde yürüteceklerini vurgulayan Arınç, Fuat Avni adıyla sosyal medyada devlet sırrı sayılabilecek açıklamalar yapıldığı ve dinlemelerin devam ettiği kuşkusunun sürdüğünün anımsatılması üzerine, bunları en aza indirmeye çalışacaklarını ama sıfırlamanın mümkün olmadığını, bu isimle TİB ve istihbaratın mücadele ettiğini kaydetti.

Eşinin evi terk ettiği iddiası

Bir soru üzerine, eşinin evi terk ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildiren Arınç, eşinin de bu tür iddialara çok üzüldüğünü, çok uzun yıllardır süren mutlu bir evlilikleri olduğunu, eşinin yanı sıra kızının ve kayınvalidesinin de kendi evlerinde bulunduğunu söyledi.

Arınç, paralel yapıyla mücadeleyi değerlendirirken, bir cemaatin örgüt haline gelmesi, Allah rızasını bir kenara koyup siyasi amaç gütmesi ve hükümeti devirmek için hareket etmesi halinde, suç işliyor anlamına geldiğini, böyle bir organizasyonla her hükümetin mücadele etmesi gerektiğini dile getirdi.

Gülen in özür açıklaması

Fethullah Gülen in özür açıklaması da sorulan Arınç, O bir tekliftir, onun zamanı geçti. Kendilerinden özür dilenecek bir hal yok dedi.

Sözkonusu yapıdan kişilerle yapılanlar konusunda hükümetten özer dilenmesi konusunda görüşmeler yaptığını anlatan Arınç, bunların gazetelerinde Bir mümin bir münafıktan özür dilemez diye yazıldığını söyledi. 

Götürdüğü önerinin kabul edilmediğini ifade eden Arınç,   Ben onlara 20 defa bunu teklif ettim. Şimdi o, hükümet bizden özür dilesin diyorsa, bu yeterli değil dedi.

Bu işin en tepe sorumlusu Gülen midir? diye sorulan Arınç, bunun bir hukuk kararı olması gerektiğini, savcılığın sulh ceza hakiminden böyle bir karar aldığını, bu kararın gereğini Adalet Bakanlığı yerine getirirse ABD den Fethullah Gülen in isteneceğini kaydetti.

Siyasi olarak sorumlu Gülen midir? sorusuna da Arınç, O iddianamede öyle. Yani bir örgüt lideri olarak gösteriliyor. Ellerindeki deliler nedir, bu deliler güçlü müdür bilmem dedi.  

Olayların sebeplerinden biri 3 yıl önce Uludere de 34 kişinin hayatının kaybetmesi  

Arınç, Çözüm Süreci ve Cizre de yaşanan olaylara ilişkin bir soru üzerine, Başbakan Ahmet Davutoğlu nun göreve geldiği günden bu yana kamu düzenin esas olduğunu vurguladığını ve çözüm sürecinin siyasi amaçla yürütüleceğini söylediğini anımsattı.

6-8 Ekim olaylarında bu tavırlarını daha keskin olarak ortaya koyduklarını belirten Arınç, Cizre de yaşanan olaylardan üzüntü duyduğunu ifade etti.

Arınç, bölgede son zamanlarda ırkçı tutum içerisindeki terör örgütü yandaşlarının, Cizre ve birkaç ilçeyi pilot bölge veya kurtarılmış bölge olarak tayin ettiğini aktardı.

Cizre deki olayların sebeplerinden birinin 3 yıl önce Uludere Olayında 34 kişinin hayatının kaybetmesi olduğunu ifade eden Arınç, Uludere Olayının bir komplo olup olmadığının sorulması üzerine Komplo değil, bunun tek sorumlusu var o da terördür yanıtını verdi. 

Uludere’deki köylülerle de görüştüğünü aktaran Arınç, Bu olayın suçlusu hükümet değil, asker de değil, bu olayın suçlusu terör. Siz teröre düşman olmalısınız ki budan sonra yeni Roboski ler olmasın dediğini aktardı.

Cizre de yaşananlarının sebeplerinden birinin Uludere Olayı diğerinin de Kobani de öldüğü iddia edilen kişilerin cenazesine yönelik provokasyon olduğunu söyleyen Arınç, olaylarda 3 kişinin öldüğünü, bundan da üzüntü duyduğunu ifade etti. 

Şu anda bölgede asayişin sağlandığını aktaran Arınç, HÜDAPAR ı evlerine giderek yakmak istediler. HÜDAPAR mazlumdur ve mağdurdur. Hem 6-8 Ekim olaylarında hem de şimdi değerlendirmesinde bulundu.

PKK ile HÜDAPAR ın sorununun ne olduğu sorusuna karşılık Arınç, PKK nın bölgede kendisinden ve partisinden başkasının hakimiyetini istemediğini söyledi. 

Çözüm sürecinin acil olduğunu vurgulayan Arınç, Biz, bu olayın üstüne elbette gideceğiz, adli soruşturma da başladı. Kim silah kullanmış, kimin silahından çıkan kurşundur. Orada uzun namlulu silahlar da kullanıldığını biliyor ve görüyoruz. Bunların hepsinin ortaya çıkaracağız ama HDP li milletvekilleri dahi bölgeye gelerek, Kesinlikle bunlara müsaade edilmeyecektir. Bu işleri yapanlar elbette bizim tarafımızda değildir, çözüm süreci bundan zarar görmesin diyecekler diye konuştu.

Abdullah Öcalan ın Bundan sonra maske takan ajan sayılacak şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Arınç, Biz de bu açıklamalara, Kandil in veya PKK nın ne kadar uyup uyamayacağını yaşayarak göreceğiz dedi.

Bunların kulis bilgisi olmaktan öte ciddiyeti yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın 4 bakanın Yüce Divana gönderilmesine sıcak bakmadığı yönünde iddialar bulunduğunu hatırlatılması ve bu konudaki kanaatinin sorulması üzerine Arınç, şu ifadeleri kullandı:

Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız ile ilgili bugünlerde ortalıkta dolaşan haberlerin kulis bilgisi olmaktan öte bir ciddiyeti yoktur. Kendileri tarafından herhangi bir şey söylenmedikçe bu bilgileri teyit eden konuşma yapılmadıkça, bunların yalan, iftira veya kulis bilgisi olduğunu söyleyebiliriz. Kaldı ki Sayın Başbakanımız dün de bugün de yolsuzluk yapanlarla ilgili, eğer bu iddialar gerçekse, bunlarla ilişkimiz olmayacağını rahatlıkla ifade ediyor. Sayın Cumhurbaşkanı da geçmiş sözlerinde bununla ilgili her zaman ciddi bir tavır içerisinde olmuştur.

20 yıldır parlamentoda bulunduğunu, şimdiye kadar pek çok bakan ve başbakan hakkında Meclis soruşturması açılmasının istendiğini hatırlatan Arınç, şunları kaydetti:

  Soruşturma komisyonu aynı zamanda adli görev yapar. Yargı görevi yapar, ifade alır, şahit dinler, bilirkişi ister. Ondan sonra raporunu ortaya koyar. Şimdi burada, sizin kanaatiniz diye başlarsanız çok büyük bir yanlışa düşeriz. Mesela bu yanlışa Sayın Kılıçdaroğlu düştü. Yani o çok yanlış yapıyor da bir tanesi şu bir başbakan komisyona istediği kararı aldıramazsa ona başbakan denmez diyor. Asıl öyle bir şey yaparsa Sayın Davutoğlu, ona başbakan denmez. Çünkü Davutoğlu nun görevi komisyondaki AK Partili üyelere şöyle oy verin demek değildir. Anayasa bunu yasaklıyor.

Arınç, konunun Meclis Genel Kuruluna gelmesi halinde elini vicdanına koyarak, işin hukuki, vicdani ve siyasi boyutunu tartarak oyunu kullanacağını kaydetti. 

Vicdanıyla hukuk arasında kalırsa ne yapacağını sorulması üzerine Arınç, Karar vermem gerektiğinde, ben daha çok kalbime sorarım dedi. Kalbiniz şimdi ne söylüyor sorusu üzerine de Arınç Bunu burada açıklarsam doğru olmaz ama herkes bana bir güven bağlamışsa hukuk ve vicdan adına benden ümidi varsa bazı insanların bu ümitlerini kırmayacağım. Ona göre hareket edeceğim. Bunu burada söylediğim zaman ihsas-ı reyde de bulunmuş olurum bir, ikincisi farklı insanları da üzmüş olabilirim. Bu arada gizli oylama olacak. Gizli oylamada ben kalbimi dinleyeceğim dedi.

Binali Yıldırım ın böyle bir hakkı yoktu

Cumhurbaşkanı Erdoğan ın 5 Ocak ta Bakanlar Kurulu na başkanlık edeceğinin söylendiğinin, ancak Başbakan Davutoğlu nun dün Biz onu Cumhurbaşkanıyla konuşuruz, şimdilik öyle bir şey yok dediğinin anımsatılması ve değerlendirilmesinin sorulması üzerine Arınç, Davutoğlu nun,  Erdoğan ın Bakanlar Kuruluna başkanlık etmeyeceğini söylediğini, bunun bir başkasına sorulmasının doğru olmadığını belirtti.

Arınç, şunları kaydetti:

İkinci bir şey daha söyledi. Bu tarihi veren kişi Binali Yıldırım ise yani onun şahsıyla ilgili değil ama onun yerine başka birisi olsaydı böyle bir hakkı yoktu. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında kalması gereken ve birlikte görüştüklerine göre de birlikte karar vermeleri gereken bir konuda, hiçbir sıfat taşımayan bir insanın 5 Ocak ta hükümet Cumhurbaşkanımızın başkanlığında toplanacak demesi yanlıştır. Ben de bunun yanlış olduğuna inanıyorum. Binali Yıldırım’ın İzmir milletvekilli olmasının dışında başka bir pozisyonu yoktur diye konuştu.

Yıldırım’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı veya sözcüsü olmadığını, kendisine böyle bir görev de verilmediğini aktaran Arınç, Belki bunu bir sohbet sırasında bir ihtimaliyet içerisinde de söylemiş olabilir ama ben onu takip etmiştim Meclis te gazetecilerle yaptığı bir sohbet esnasında konuşmuş. Bunlar uluorta konuşulacak şeyler değil.  Farklı anlamalara yol açabilir değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa ya göre Cumhurbaşkanı gerekli görürse Bakanlar Kurulu na başkanlık edebileceğini kaydeden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

Cumhurbaşkanımız, bu yetkisi içerisinde istediği zaman Başbakanımızla görüşerek ve çok da fazla olmamak şartıyla, bir toplantı yapmasında, o toplantıda bazı konuların görüşülüp takip etmesinde Anayasal yetkisi olduğunu hepimizin bilmesi lazım. Bu her ay, 2 ayda bir olacak anlamında değil. Kaldı ki biz iki ayda bir Milli Güvenlik Toplantısında zaten Cumhurbaşkanımızla birlikte bulunuyoruz. Aksi bir görünüş Cumhurbaşkanlığı, Bakanlar Kurulunu vesayet altına aldı iddialarına Allah korusun haklılık kazandırabilir. İkincisi de Anayasa elvermediği halde başkanlık sistemine veya yarı başkanlık sistemine geçiş gibi algılanabilir, bu da eleştiriye yol açabilir. Ben inanıyorum Sayın Cumhurbaşkanımız bu yetkisini zamanında ve kararında kullanmasını hepimizden daha iyi biliyor.

Siyaseti bırakıp bırakmayacağının sorulması üzerine de Arınç, 40 yıldır siyasette olduğunu anımsatarak, Artık yoruldum yanıtını verdi.


EN ÇOK OKUNANLAR

Araçtan inen 3 kişi evi kurşun yağmuruna tuttu: 1 kişi öldü

1 Araçtan inen 3 kişi evi kurşun yağmuruna tuttu: 1 kişi öldü

Hakkari merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 15 gözaltı

2 Hakkari merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 15 gözaltı

Elektrikli şofben yangın çıkarttı

3 Elektrikli şofben yangın çıkarttı