Cezalar caydırıcı değil

Samsun Barosu Başkanı Kerami Gürbüz, Türkiye de cezaların caydırıcı olmaması nedeniyle suç oranlarının arttığını belirterek, Bu da ceza yargılamasındaki iş yükünün artmasına sebep oluyor dedi

Cezalar caydırıcı değil

Samsun Barosu Başkanı Kerami Gürbüz ile avukatlık mesleği ve hukuk üzerine sohbet ettik. Sorularımızı yanıtlayan Gürbüz, Türkiye de cezaların caydırıcı olmadığını, bu nedenle suç oranlarının arttığını söyledi. 

r4.jpg

 

Bayram OK : Bugün Ramazan Bayramı. Bayramlar sizin için ne anlama geliyor?

Kerami GÜRBÜZ : Bana göre bayramlar, hatırlamak demek. Uzun zamandır görüşmediğimiz aile fertlerimizi, ihmal ettiğimiz arkadaş ve dostlarımızı hatırlıyoruz. Maddi, manevi yokluk içindeki insanları hatırlıyoruz. Kabir ziyaretleri ve gönderdiğimiz dualarla rahmete kavuşmuş yakınlarımızı hatırlıyoruz. Biraz hüzünlü ve buruk bir şekilde ama çocukluğumuzu ve çocukluk bayramlarımızı hatırlıyoruz. Kısaca insan olduğumuzu ve insani bazı özelliklerimizi hatırlıyoruz, bayram sayesinde. Bayram bize gelişiyle bütün bu insani duygu ve görevlerimizi hatırlatarak, hayatımızın her anında bu değerleri yaşarsak ve yaşatırsak her günümüzün bayram olacağının da mesajını veriyor aslında.

Bayram OK : Genelde bayramlarınız nasıl geçiyor, bu bayramı nasıl değerlendirdiniz? 

Kerami GÜRBÜZ : Ben bayramın, bayram günlerinin bir tatil gibi algılanmasından ve değerlendirilmesinden yana değilim. Çünkü bayram bize dinlenmenin, eğlenmenin ötesinde bazı yükümlülükler getiriyor. Bu bakımdan bayramın başta aile büyüklerimiz olmak üzere, yakın akraba, dost ve arkadaşlarımızın arasında geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Benim ailem de, eşimin ailesi de Samsun’da olduklarından biz şanslıyız. Bütün bayramlarımızı Samsun’da geçiriyoruz. Bu bayramı da Samsun’da geçirdik. Şükürler olsun, Allah başımızdan eksik etmesin babaannem hayatta. Başta babaannem olmak üzere aile büyüklerimizi ziyaret ettik. Bayramın birinci günü Baro’da, meslektaşlarımızla ve aileleri ile bir araya gelerek bayramlaştık. Tabii karşılıklı olarak eş, dost ziyaretleri gerçekleşti. Belki en önemlisi de çocukları, çocuklarımızı sevindirdik.

Bayram OK : Baro’da bayramlaşma yaptığınızı söylediniz. Şu anda Samsun Barosu’na kayıtlı kaç meslektaşınız var?

Kerami GÜRBÜZ : Samsun Barosu’na kayıtlı 845 meslektaşımız var. Ancak biz 5 Kasım 2014’te göreve başladığımızda bu sayı 800 idi. Yani 800 kişilik bir meslek örgütüne göreve geldiğimizden bu yana ayda ortalama 5 meslektaşımız daha katılmış. Hukuk fakültelerinin sayısının çok artmış olması ve bununla orantılı şekilde mezun sayısının artması tüm barolarda olduğu gibi Samsun Barosu’nda da kayıtlı avukat sayısını artırıyor.

r1.jpg

Bayram OK : Hukuk Fakültelerinin sayısının çok artmış olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kerami GÜRBÜZ : Hukuk Fakültelerinin sayısının artışının Türkiye gerçekleri ile çok örtüştüğü kanaatinde değilim. Bu fakülteler açılırken her şeyden önce iki hususun iyi etüt edilmesi gerekir kanaatindeyim. Birincisi bu fakültelerde gerekli ve yeterli sayıda yetişmiş öğretim üyesi istihdam edebilecek miyiz? İkincisi, önümüzdeki 5 yıllık, 10 yıllık, 20-25 yıllık periyotlarda Türkiye’nin hukukçu ihtiyacı özellikle avukat ihtiyacı ne kadardır? Ben bu iki sorunun yanıtları iyi araştırılmadan hatta hiç araştırılmadan, analiz edilmeden hukuk fakültelerinin açıldığı kanaatindeyim. 

Bayram OK : Öyleyse neden bu kadar çok hukuk fakültesi açılıyor?

Kerami GÜRBÜZ : Çünkü bu fakülteler, laboratuvar gibi, hastane gibi, araştırma merkezi vb gibi ekstra yatırım ve maliyet gerektiren okullar değil. Okulun fazla maliyet gerektirmiyor oluşu ve öğrenciler açısından her halükarda cazip olması bu fakültelerin sayısını her geçen gün artırıyor diye düşünüyorum.

Bayram OK : Peki hukuk fakültesi sayısının artmasının faydası mı var, zararı mı var? Sözlerinizden fakülte sayısının artışını çok olumlu bulmadığınız anlaşılıyor sanki.

Kerami GÜRBÜZ : Haliyle bu durum iki olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Öncelikle yeterli öğretim üyesi bulunmayan hukuk fakültelerinin eğitim kalitesi de yetersiz oluyor. Diğeri ise Türkiye’yi gelecekte işsiz ya da gizli işsiz yahut karın tokluğuna çalışan bir avukatlar topluluğu bekliyor. Bu ise zaten birçok problemle boğuşan adalet hizmetini daha da aksatacak bir gelişmedir.

Bayram OK : Sizce bugün adalet mekanizmasının en önemli problemi nedir desem, en öncelikli olarak neyi söylersiniz?

Kerami GÜRBÜZ : Adalet hizmetinin en başta gelen problemi yavaş hatta ağır aksak işlemesidir. Çok bilinen bir deyişle ifade etmek gerekirse “geciken adalet, adalet değildir.” Ancak ülkemizde bu problemi çözmeye yönelik yapılan tüm çalışmalara, atılan iyiniyetli tüm adımlara rağmen adalet hizmetini olması gereken hıza ulaştırdığımızı söyleyebilmek mümkün değildir. Sözlerimi bazı istatistiki bilgilerle biraz daha açayım isterseniz… 2013 yılında Türkiye’de savcı başına düşen ortalama dosya sayısı bin 516’dır. Aynı yıl hakim başına düşen ortalama dosya sayısı ise 780’dir. Oysa, nüfusu Türkiye den daha fazla olan Almanya’da savcı başına yıllık olarak düşen dosya 100 civarındadır. Yani Türkiye’de görev yapan bir savcı, Almanya’da görev yapan bir savcıya göre ortalama 15 kat daha fazla performans göstermek durumundadır. Ya da bizim bir savcımızın bir dosyasına ayırdığı zaman ya da verdiği emek bir Alman savcısının dosyasına ayırdığı zamanın, verdiği emeğin 15’te biri kadar olmaktadır. Yargıtay da bir yılda bakılan iş miktarı, Almanya Yüksek Mahkemesi nde bakılan iş miktarının 173 katıdır, Fransa karşısındaki durum da farklı değildir. Yine, Hollanda da karara çıkan her 250 ceza işinden bir tanesi temyiz mahkemesine kadar gelebilirken, Türkiye de ne yazık ki her 6 ceza davasından bir tanesi temyiz mahkemesi önüne gelmektedir. Türkiye’de adli makamların bu iş yoğunlukları ile sağlıklı, verimli ve tabii ki hızlı hizmet üretebilme imkanları sınırlı olmaktadır.

r2.jpg

BAYRAM OK : Hiç de iç açıcı olmayan bu tablonun bir an önce düzelebilmesi için neler yapılabilir? Bu konuda önerileriniz var mı?

Kerami GÜRBÜZ : Her şeyden önce adli makamlara bu kadar çok dosya intikal etmesinin önüne geçilmelidir. Her türlü cezai ya da hukuki ihtilafın adliyeye intikal ettirilmesi yargı yerlerinin iş yükünü gereksiz artırdığından yargı yerlerine intikal edecek ihtilaf konularıyla ilgili ayıklamaya gidilmelidir. Bunun için de tüm mevzuatın baştan sona elden geçirilmesi ve yargıya intikal edecek işlerle ilgili olarak yeni yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Yine hem ceza yargılamasında, hem hukuki ihtilaflarda uzlaşma gibi, arabuluculuk gibi, tahkim gibi alternatif çözüm yollarıyla da davaların halledilebileceği yönünde vatandaşlar, bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir. Bu yolların uygulanması ile ihtilafların önemli kısmının yargı yerine getirilmeden çözümlenmesi mümkün olabilmektedir. Ancak Türkiye’de bu yollar nadiren kullanılmaktadır. Yine Türkiye’de uygulanan ceza sistemi suçların önlenmesi yönünde caydırıcı olamamakta hatta kimi zaman verilen cezalar, sanıklar için ödül gibi olmaktadır. Bu bakımdan sosyal yapımız ve toplumsal değer yargılarımız da gözetilerek suçlar için öngörülen cezalar, caydırıcı olacak düzeyde yeniden düzenlenmelidir. Cezaların caydırıcı olmaması şüphesiz suç oranlarında yıllar içinde artışa sebebiyet vermekte, bu da ceza yargılamasındaki iş yükünün artmasına sebebiyet veren faktörlerden biri olmaktadır. Bize göre yargının ağır ve geç işlemesinin sebeplerinden biri de bazı vatandaşların davalarını, avukat tutmadan kendi imkanlarıyla takip etmeye çalışmalarıdır. Hukuki bilgisi olmayan ya da çok sınırlı olan özellikle usul hukukundan habersiz insanların davalarını takip etmeye çalışmaları hem işleri aksatmakta ve hem de çoğu zaman vatandaşın zarara uğramasına neden olmaktadır. Bu nedenle, yargı yerlerine intikal eden işlerde olsun, alternatif çözüm yollarının kullanılmasında olsun vatandaşlarımız mutlaka hukuki yardım alarak işlerini takip ettirmelidirler.  Bin 136 sı Avukatlık Kanunu’na göre de bu hukuki yardımın alınacağı meslek grubu tabii ki avukatlardır.

Bayram OK : Avukat demişken, meslek örgütü olarak sizlerin ne gibi problemleri var?

Kerami GÜRBÜZ : Tabii ki bir çok problemimiz var. Hatta bununla ilgili olarak saatlerce konuşabiliriz. Ancak bugün bir iki problemi dile getirmekle yetineceğim. Bugün Türkiye’deki sistemde hukuk fakültesi diplomasına sahip herkes bir yıllık stajını da tamamladıktan sonra avukatlık yapmaya hak kazanmaktadır. Dünyada neredeyse avukatlık yapma hakkının bu kadar kolay elde edildiği başka bir ülke bulunmamaktadır. Dünyada bir çok ülkede uygulandığı gibi staja kabulde ve staj sonrası mesleğe kabulde sınav şartı getirilmelidir. Avukatlık mesleği, şüphesiz yargının ayrılmaz üç unsurundan biridir. Tüm adli ve idari makamlar bu gerçeğin bilincinde olarak avukata ve avukatlık mesleğine yaklaşmalıdırlar. Özellikle Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Buna rağmen özellikle bazı kamu kurumlarda bunun aksine uygulamaya nadiren de olsa rastlanmaktadır. Yasa’nın emredici hükmüne aykırı bu tür uygulamaların ilgilileri açısından hukuki sorumluluk doğurduğunun, doğuracağının izah edilmesine gerek bulunmamaktadır.

Bayram OK : Vakit ayırdığınız için ve tabii ki verdiğiniz bilgilerden dolayı çok teşekkür ediyorum. Son olarak ilave edeceğiniz hususlar var mı?

Kerami GÜRBÜZ : bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Aracılığınızla, tüm okurlarınızın ve hemşehrilerimizin bayramını tebrik ediyorum. Ayrıca 20 Temmuz Pazartesi günü başlayacak olan Adli Tatil in yargı camiasına, özellikle de meslektaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. 

r3.jpg

  Av. Kerami GÜRBÜZ Kimdir?
1968’de Çarşamba’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Samsun’da tamamladı.

1984-1985 : 9 Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğrencisi.
 
1985–1989 :Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi.
 
1989-1990 :Avukatlık Stajını yaptı.
 
1991-1992 :Kartal Askerlik Şubesi’nde Personel Asteğmen-Kısım amiri olarak askerlik görevini ifa etti.
 
1992-1993 :Stajyer Hâkim-Savcı olarak görev yaptı. Bilahare istifa etti.
 
1994-1996 :Samsun İlim Yayma ve Eğitim Vakfı  Mütevelli Heyet Üyesi.
 
1998-2001 :Samsun Barosu Yönetim Kurulu Üyesi.
 
2002-2004 :Samsun Aydınlar Ocağı Genel Başkanı.
 
2003-2005 :Samsun İl İnsan Hakları Kurulu Üyesi.
 
2005-2008 :Kültür Bakanlığı Samsun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun Hukukçu Üyesi.
 
2009-2014 : İlkadım ve Samsun Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi.
 
1993 yılından bu yana Samsun’da serbest avukatlık yapmaktadır. Öz-Gür Avukatlık Bürosu’nun kurucu ortağıdır.
 
Kasım 2013’ten itibaren “Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk” yapmaya da hak kazanmıştır. 
 
Evli ve üç kız çocuk babasıdır.



EN ÇOK OKUNANLAR

Samsunlu iş adamının haciz isyanı

1 Samsunlu iş adamının haciz isyanı

Samsunsporda program değişti

2 Samsunspor'da program değişti

Tim 20 yıl sonra Samsunda buluştu

3 Tim 20 yıl sonra Samsun'da buluştu

Kamp sonuna kadar denenecek

4 Kamp sonuna kadar denenecek

Samsunspor taraftarından gergin bekleyiş

5 Samsunspor taraftarından gergin bekleyiş

Chibuike bomba gibi

6 Chibuike bomba gibi

Derya Uluğ Samsunsporun stad açılışana geliyor

7 Derya Uluğ Samsunspor'un stad açılışana geliyor!

Olimpiyatlarda madalya raporu Türkiye kaçıncı sırada

8 Olimpiyatlarda madalya raporu! Türkiye kaçıncı sırada?

Cenazedeki o fotoğraf

9 Cenazedeki o fotoğraf...

Samsun görüntü kirliliğine savaş açtı

10 Samsun görüntü kirliliğine savaş açtı!