Üretici de tüketici de mağdur

ETAŞ Et Ürünleri A.Ş. Müdürü Arif Üyük, Atakum ve Saathane Meydanı'ndaki iki şube ile Samsunlulara yerli et sunduklarını belirterek, "İthal et üreticiyi de, tüketiciyi de mağdur ediyor" dedi

Üretici de tüketici de mağdur

\n ETAŞ Et Ürünleri A.Ş. Müdürü Arif Üyük, Amasya'nın kasap ve market sahiplerinin 1997 yılında bir araya gelerek firmayı kurduğunu; amaçlarının Amasya ve bölgesinde alışıla gelmiş kasap dükkanlarının yerine modern, hijyenik ve daha zengin çeşitli perakende satış mağazalar zinciri oluşturmak olduğunu söyledi. Üyük, Samsun'da da 2011 yılında Atakum, 2012 yılında da Saathane şubelerini açtıklarını belirterek, "ETAŞ 2009 yılında kurduğu kombinası, yerli bölge üreticisinin yanı sıra kurduğu 800 büyükbaş hayvanlık besi çiftliği ile müşterilerine yerli ürün sunmaktan gurur duymaktadır" dedi.

\n
\n BİRİLERİ PARA KAZANABİLİR AMA...
\n
\n Türkiye'deki besicilik ve besi yemi sektörüyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Üyük, "Et  ithlatı, fiyatlarda istikrar sağlayabilmek için gerekli olabilir. Ancak ithal et bizim damak lezzetimize hitap etmemektedir. Bir yaşında canlısı 500-600 kg gelen sığırların besi yemlerinin içeriği de bilinmemektedir. Mesela kanın yenmesi, içilmesi dinimize göre  haramdır. Sebebi ise tüm mikropların virüslerin kanda gelişmeye ortam bulmasıdır. Bu sebeple olsa gerek ülkemizde de  kanın yemde katkı maddesi olarak kullanılması yasaktır. Et ithalinde birileri para kazanabilir. Ancak kapsamlı düşünüldüğünde yerli üretici de, tüketici de et ithalatından dolayı mağdur olmaktadır" diye konuştu. 
\n
\n  
\n
\n REFAH YÜKSELİYOR TÜKETİM AZALIYOR
\n
\n Hayvancılığın Türkiye'de tarım üretiminin yaklaşık yüzde 25'ini oluşturduğunu, bunun da besiciliğin ülkemizde kırsal alanların ekonomik kalkınmada önemli bir paya sahip olduğunu gösterdiğini belirten ETAŞ Et Ürünleri A.Ş. Şirket Müdürü Arif Üyük, "Tarımın, hayvancılığın gelişmiş  olduğu ülkelerde  bu oran  yüzde 50-55 civarındadır. Kırsal  kesimde çoğunlukla  besi geleneksel  alışagelmiş  usullerle yapıldığı için elde edilen üretim sonuçları kalkınmış ülkelerin elde ettikleri sonuçlara kıyasla oldukça verim düşüktür. Mevcut potansiyele rağmen ülkemizdeki kırmızı et sanayi düşüştedir. 1980'li yıllarda 15,5 milyon olan sığır sayısı, 2003'te 10 milyon, 2012'de ise 11 milyon civarındadır. Nüfusun, sosyal refahın hızla yükselmesine karşın, et üretimimiz ters orantı ile düşüştedir. Bunu gören kurumsal özel şirketler, holdingler için hayvancılık üretimi  yakın geçmişte en çekici sektör olmuştur. Çok büyük ölçekli  hayvan çiftlikleri, süt ürünleri fabrikaları ileri teknoloji ve düşük işçilik yatırımı düşünülerek kurulmuştur. Bu yatırımlarda küçük ölçekli geleneksel hayvan yetiştiricileri için düşünülen desteklerden büyük ölçüde yararlanılmıştır. Büyük ölçekli hayvan çiftlikleri şu anda piyasaya hakim konumdadırlar. Kırsalda küçük ölçekli işletmeler için düşünülen desteklerden teminat için şehirde tapu gibi zorunlu istekler nedeniyle aile işletmeleri yeterince faydalanamamışlardır" ifadelerini kullandı.
\n
\n  
\n
\n BESİ YEMİ EKİMİ TEŞVİK EDİLMELİ
\n
\n Kırmızı etin insanların hastalıklara, ruhsal çöküntüler başta olmak üzere vücut direncini artıran, enerjik ve güçlü yaşamlarını sürdürebilmeleri için protein yönünden çok zengin bir gıda olduğunu hatırlatan Üyük, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Gelişmiş ülkelerde kişi başına senede 50-60 kg kırmızı et tüketilmesine rağmen ülkemizde bu rakam maalesef yapılan istatistiklere göre 10 kg civarındadır. Dünya oratalaması ise 27 kg. civarındadır. Sığır yetiştiriciliğinde maliyeti etkileyen en önemli unsur yemdir. Kendimize tarım ülkesi dememize rağmen yerli darı üretimi, yem  bikileri üretimi yetersiz olduğundan mısır, soya ana yem katkıları olarak yurtdışından ithal edilmektedir. Satın alınan karma yemlerin maliyeti yüksek olduğu için kırsalda genelde besi hayvanları ağırlıklı olarak samanla beslenir. Beslenme kalitesi düşük olan hayvanların  gelişmeleri randımanlı olmaz, kış aylarında kilo kaybeder, bilinçsiz barındırma koşulları sonucu hayvanlardan yetersiz havalandırmadan dolayı ölenler olabilir. İnekler kalitesiz beslenmeden dolayı her yıl  buzağılayamaz. Besiden daha iyi randıman alabilmek için yüksek verim getiren ırklar tercih edilmeli, daha kaliteli yem yedirilmeli, bunun için yem bitkisi ekimine önem verilmeli ve kapalı ahır yerine yarı açık besiler tercih  edilmelidir. Ülkemizde yem bitkisi yetiştirme oranı ekilen arazilerin yüzde 3'üdür. Bu oran yem bitkilerinin önemini kavrayan gelişmiş batı ülkelerinde yüzde 25 - 60 arasıdır. Halbuki  memleketimiz  topraklarının çoğu engebeli  ve meyilli olması nedeniyle hububat üretimi için pek uygun değildir. İşlenmediği içinde  her yıl 10 cm. kalınlığında bir toprak tabakası yani yaklaşık Kıbrıs adasının yüzeyi kadar bir alan denizlere dökülmektedir. Meralarda gün geçtikçe daralmakta ve verimleri düşmektedir. Meraların büyük kısmı tarla parası, mazot parası adı altında devlet  teşvikleri alabilmek için tahıl üretimi yapan mahsul arazilerine dönüştürülmektedir. Verimlerinin düşmesi ve bozulmalarının sebebi ve bozulmalarının sebebi ise mera yönetimlerinin çobanlara  bırakılmasıdır. Meralar ıslah edilerek daha bilinçli kullanılmaya teşvik edilmelidir."
\n
\n  
\n


EN ÇOK OKUNANLAR

Yılport Samsunspor'da 4 transfer yolda

1 Yılport Samsunspor'da 4 transfer yolda

Tekrar tekrar izledi

2 Tekrar tekrar izledi

Samsunsporlu üst geçit

3 Samsunsporlu üst geçit

İdmana katılmadı

4 İdmana katılmadı

Soğan 10 lira olacak

5 Soğan 10 lira olacak

Başkan İsmail Uyanık dönüyor

6 Başkan İsmail Uyanık dönüyor

Kavga eden şahısları ayırmak isterken bıçaklandı: 1 yaralı

7 Kavga eden şahısları ayırmak isterken bıçaklandı: 1 yaralı

21 Kasım Çarşamba Samsun hava durumu!

8 21 Kasım Çarşamba Samsun hava durumu!

O HABERİN HİKÂYESİ

9 O HABERİN HİKÂYESİ

Karadeniz'den hamsi fışkırdı

10 Karadeniz'den hamsi fışkırdı