Önümüzde 12 Eylül'de referanduma giden bir Anayasa değişiklik paketi duruyor. Değişiklik paketinin, işsizlik, yoksulluk, açlık gibi ülkenin pek çok temel sorununa değinmediği gerçeğini akılda tutarak devam edelim. Bana göre bu paket AKP tarafından iki temel gerekçeyle ortaya atılmıştır. Bu gerekçelerden birincisi demokratikleşme, diğeri ise amiyane tabirle yargının ıslahıdır. Demokratikleşmeye vurgu yapılmasına rağmen, içeriğine baktığımızda 1980 Anayası'nın getirdiği antidemokratik hükümlerin kaldırılmasına ya da değiştirilmesine pakette değinilmediğini görüyoruz. Seçim barajının düşürülmesi, dokunulmazlıkların kaldırılması, memura grevli toplu sözleşme hakkı tanınması, Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK) kaldırılması gibi farklı siyasal dönemlerde konuşulan, demokrasimizin en başta gelen sorunları niteliğindeki düzenlemeler, ne yazık ki paket içeriğinde yer almamaktadır. Görüldüğü üzere demokratikleşmeyle ilgili yüksek iddiasına rağmen paket ülke ihtiyacı ve genelin demokratikleşme yönündeki beklentilerini karşılamamaktadır. Paketteki bir diğer konu ise yargıda yapılması düşünülen "ıslah" çalışmasıdır. Yine çok fazla teknik ayrıntıya girmeden özetlemek gerekirse; bu tasarı, Anayasa Mahkemesi ile Hakim Savcılar Yüksek Kurulu yapısının belirlenmesinde, siyasal iktidara kök söktüren bu hukuksal yapıların, bundan böyle ağırlıklı olarak yine mevcut siyasal yapı tarafından şekillendirileceği bahsinden yola çıkarak, yargının siyasallaşması iddiasını taşıyor. Emperyalizmin, bunu kendi iç siyasetinin temel unsuru gören siyasal erkin etkisiyle yargının ciddi anlamda tartışılır kılındığı, yıpratıldığı bir dönemde, rejimin temel yapısından ve doğal davranışından kaynaklanan savunmacı reflekse rağmen yapılmaya çalışılan bu düzenleme, aslında yargıda ıslahın ötesinde rejime ve onu savunanlara karşı ıslaha dönüşmeye oldukça yatkındır. Dolayısıyla, anayasa değişiklik paketindeki yargıya ilişkin düzenleme ile emperyalizmin günümüz sürümü olan küreselleşmenin arzuladığı köle bir toplum ve rejim yaratma yolunda, en önemli mevzinin kalıcı olarak ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Dokunulmazlıklardan dolayı yargıda bekleyen yüzlerce dosyası olan, sekiz yıla yakın iktidarı boyunca sürekli yargı kurumlarıyla kavgalı olan AKP iktidarı, önümüze getirdiği Anayasa Değişikliği Paketiyle, aslında bugüne kadar oynadıkları oyunun bugüne kadar hiç de haz etmedikleri hakemlerini değiştirmek istemektedir. Yani siyasal iktidar rejime göre değil de, kendisine göre hakem atamak istemektedir. Bunu yapmaya yeltenenlere Mustafa Kemal'in "Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz." sözüyle yaşatmamız gereken en önemli mirasımızı bir kez daha anımsatmak isterim. İşte bu yüzden ben bu referandumda "HAYIR" derim.