Özdemir İnce haklı. Diyalog diye bir şey yok. Zira aslolan muhabbettir. İlhamını da büyük din alimi Mehmet Şevket Eygi'den almış Sayın İnce. İkisi de sağolsunlar. Biri sağdan, biri soldan-hatta biri soldan mı o da şüpheli- … Sağolsunlar yine de… Keşke biri şefkatli, diğeri de sahiden ince olaydı.Bu diyalog meselesi, içinde tebaa duygusu taşıyor. Bir "merhamet edelim şunlara" durumu taşıyor. Çok da deşmeyelim de kendi içindeki aykırı görünenlere dış kapıyı gösteren bu zihniyeti, kiminle diyalog?
Caferilerle durum ne olacak? Daha Seyyid Kutub'u kabullenemediniz. Merhum Ercümend Özkan hala yabancınız. Kendi çocuklarını kucaklayamayan iki kol, kime sarılabilir? Alevilerin itikadı sağlam mı değil mi derdindeyseniz, kiminle diyalog? Diyalog için başka dine geçmek ve o dinde de büyük olmak mı iktiza ediyor? Adımı Bartalemeo yapsam, bana da sarılır mısınız?
Yetmiş iki millete aynı bakan bir çift göz. Aslolan budur.
İnce haklı. Ona kitap imzalattığım gençlik günlerim geldi aklıma. Akılsız olduğumu şimdi anladığım günler… Ben, tüm dünyanın kardeş olacağına inanmış çocuktum. O yazarlar da benim idollerimdiler. Yıllar sonra İnce'yi kalın görünce şaşkaldım. Şaşakaldım mı yazmalıyım?... İşte neyse, şaşırdım diyeyim. Neyse, incesi kalını ne derse demiş olsun. Israrla diyorum ki muhabbettir mühim olan. Muhabbet, bu coğrafyada olana da olmayana da aynı işler zira. Şafi'yi, Hambeli'yi bile hoş görmezken ekâbirler, başka din erbabına koyun açmak ne anlam taşısın ki? Mevdudi'ye bile şüpheyle baktıranlar, kime sarılsın, engelli kollarıyla? Ali Şeriati ha keza… Yahu Cemil Meriç'i bile kabulünüz şüpheli. Nurettin Topçu'yu bilmem kabul ettiniz mi?
İnce haklı. Bu din erbabı diyaloğa hayır demelidir. Eygi Beyefendi de haklı. Zaten kimsenin de onunla diyalog kurması söz konusu değil. İsmi her geçtiğinde, bir ‘Kanlı Pazar' hikâyesi bulur beni maalesef… İşin şakası bir yana. Diyalog, cidden kendini üstün görmek gibi. Muhabbet farklı. Sohbet gibi düşünün. Selam, aleykümselam gibi düşünün. Nasılsın, iyi misin gibi masum ve içten soru gibi düşünün. "Ya dinde kardeş ya da yaratılışta eş" derin bakışıyla düşünün. Düşünün ve muhabbeti kavi hale getirin. Muhabbet edin önce kendi coğrafyanızla. Bunu yapmazsanız eğer zıkkım olsun diyaloğunuz. Akışan bir kafadan çıkmış gibi oldu yazı. Toparlayalım… Özdemir İnce, Mehmet Şevket Eygi'nin bir yazısını mihenk alarak, kendi köşesini döşemiş geçende. Ayrı kulvarlarda, birbirine benzeyen iki ihtiyar nihayet buluşmuşlar. İnce üstadın, Eygi üstadı okuması da müthiş güzel. (Aslında –yav ben bu aslında lafını da ne çok severmişim- Ahmet Kekeç yazmalıydı benim bu yazımı)
He…Yani evet… Bu dinde diyalog yok Sayın İnce. Muhabbet var. Muhabbet kelimesinin içinde "hubb" yani sevginin izdüşümü var. İşte ilk kez hak vereyim sana ve yarenine: Diyalog out, muhabbet in. Ülkesinin kendine benzemeyenlerine sarılmayan kolların diyaloğundan ne hayır gelsin ki?
Hadi oturup muhabbet edelim…
Not: Bu din iyi ki Eygi'nin dini değil. Yoksa kimse yer bulamazdı. Bir konuda haklı, dedim ya: Diyalogdan üstündür muhabbet… Bu din iyi ki Allah'ın dini. Yoksa ne yapardık? Uzar bu yazı. Hadi ben bu kadar yazayım, siz büyütün içinizde… Muhabbetle… Nota ilave: Sayın İnce'nin yazısı, mayıs ayında yayınlanmıştı. Hatta bu konuda, Türker Alkan da kalem oynattı o zamanlar. Hep geç kaldığı gibi yazarınız, yine geç kaldı yani… Ya da yazıyı olgunlaştırdık…