Haber Gazetesi

HERŞEYE RAĞMEN SAMSUNSPOR 114 SAĞLIK ÇALIŞANI BEYAZ KODA BAŞVURDU 108 YILLIK SAAT BAKIMA ALINDI MESLEKTE 20 YILINI DOLDURAN DOKTORA PLAKET ÇORUM TSO’DAN BİN 225 ÖĞRENCİYE KABAN YARDIMI ERMENEK'İ UNUTAMIYOR Türk mühendisler "cep"i uyduya taşıdı Gözümüzü kırpınca online olacağız FATSA’DA YANGIN KORKUTTU DİŞ HASTALIKLARININ BAŞI: “DİŞ TAŞI” 80 YAŞINDAKİ KADIN KAYIP "SİNOPLU İŞ ADAMLARI ÜNİVERSİTEYE SAHİP ÇIKMALI" DAĞITILAN KÖMÜRLERE YERİNDE TEFTİŞ BİN YILA MEYDAN OKUYAN KARADUT Öğretmenlere trenlerde yüzde 50 indirim Tunus halkı cumhurbaşkanını seçiyor 300 mülteci kurtarıldı IŞİD Celavle'de güç kaybediyor Fikir birliği içinde olduğumuzu gördük Çözüm sürecinde samimiyseniz özür borcunuz var Hiçbir şeyden korkmaya gerek yok Ortadoğu’da kalıcı barış için çok enerji harcandı TSK illegal odaklarla irtibat içinde olmamıştır "Milletvekillerine komplo"ya karşı önlem aranıyor Politikamıza yanlış diyenler özür diliyor Örnek olabilecek adımlar atmaya devam etmeliyiz Kılıçdaroğlu'nun kayınvalidesi vefat etti Ermenek'te istinat duvarı çöktü Romanya'da 5,6 büyüklüğünde deprem Yahudi yerleşimcilerden Filistinli ailenin evine saldırı Dünya barışı için 8 bin kilometre yürüdü Enbar'da 30 IŞİD militanı öldürüldü Hayatını kaybeden 9 işçinin ailelerine aylık bağlandı Biz taş üstüne taş koyan bir partiyiz Japonya'da 6,8 büyüklüğünde deprem Emine Erdoğan, Jill Biden ile sohbet etti KAYIKLARLA ODUN TOPLUYORLAR Vali afet bölgesinde BAFRA’DA KAZA: 3 ÖLÜ, 3 YARALI GÖZLER UMAR'DA KAPTAN UYARDI Yüzler gülecek Siftah yapabilecek mi? PATLAMAYA HAZIR DOSTLARIN PUAN MÜCADELESİ HEDEF GALİBİYET Babaannesi'ni toprağa verdi FUTBOLCULAR KENETLENDİ YÖNETİM KONGRE KARARI ALACAK ANAKENT KARDEŞİNE ACIMADI ÇARŞAMBA MI LADİK Mİ? SAMSUN ÖZEL ŞEHİR ATALAY, KILIÇDAROĞLU'NA YÜKLENDİ "HER GÜN YENİLENİYORUZ" VAROL, YENİDEN BAŞKAN FINDIK ÜRETİCİSİNE ÇAĞRI İlkadım personeline yangın eğitimi SU ÜRÜNLERİ BALIKLARA EL KOYDU ÖNCELİK İŞ GÜVENLİĞİ YOLCU UÇAĞI MECBURİ İNİŞ YAPTI GÜZEL PROJELER OLACAK KABUS GİBİ Yara...

"Bir çocuk değişir, Türkiye değişir!"

Memur çocuğuydu, Türkiye'yi bir baştan bir başa dolaştı. İlkokulu 3 ayrı ilde tamamlayabildi... Lojmanlardaki site hayatı, 'birlikte paylaşmayı, hareket etmeyi' öğretti... Tıp Fakültesi'ni 3. sınıfta terketti, bankacı oldu... 8 yıldır ise hayatını çocuklar için adayan bir 'gönüllü'...

Röportaj - 23 Haziran 2013, Pazar




 
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın(TEGV) ülke genelindeki 10 parkı arasında 'özel' bir yere sahip Samsun Eğitim Parkı... Özelliği, başarısı ve okul çağındaki çocuklara sağladığı imkanlarla ilgili. Bu özel parkın bir de 'özel mi özel' bir yöneticisi var. Gülhanım Civelekoğlu... Yılların eğitim gönüllüsü  Civelekoğlu, "Her şey çocuklarımızın geleceği için. Vakfımızın sloganı 'bir çocuk değişir, Türkiye değişir'. Buna inanıyoruz" diyor.
 
ŞEHİR HAYATINA SON
Haber Gazetesi'nin bu haftaki söyleşi sayfasında ağırladığımız Gülhanım Civelekoğlu, 1959 yılında bir memur çocuğu olarak Amasya'nın Taşova İlçesi'nde dünyaya geldi. Yatılı okullarda eğitimini alarak üniversiteyi bitiren bir babanın, Mustafa Civelekoğlu'nun 2 çocuğundan birisiydi. Gülhanım henüz 1 yaşındayken aile Ankara'ya yerleşti. Baba gündüzleri çalışırken geceleri okuyordu. Gülhnanım 7 yaşına geldiğinde ise bu kez babasının tayini Bursa'ya çıkıyordu. Gülhanım Civelekoğlu anlatıyor:
 
"O dönemler memurlara, (Tayininiz şuraya çıktı) dendiğinde dava açma şansınız yoktu. Babam eve gelir, (Hazırlanın gidiyoruz) derdi ve giderdik. Memur ailesiydik, eşyamız da çok yoktu zaten. Böylece ilkokula Bursa'da başladım. 3'üncü senemde bu kez babamın tayini Aydın Söke'ye çıktı. 3. sınıfa bu ilçede yazıldım. Bu arada lojman hayatıyla ilk kez tanışıyordum. Şehir hayatı sonlanmış, bizim için artık lojman hayatı başlamıştı. Söke'deki lojmanlarda 30-40 aile akraba gibiydiniz. Sosyal imkanlar çok fazlaydı. Tenis kortu, yüzme havuzu, lokaller, sohbet mekanları..."
 
LOJMANLAR, SOSYAL PAYLAŞIM ALANLARI...
Cumhuriyetle birlikte artan çimento, şeker, demir çelik fabrikaları büyük bir istihdama yol açarlarken bir yandan da 'lojman, site' gibi sosyal paylaşım alanlarını da oluşturuyordu. Civelekoğlu'na göre lojmanlarda büyüyen çocuklar farklı bir gelişim gösteriyordu. Bu siteler 'tam bir sosyal paylaşım' alanlarıydı ve özellikle gençler gruplar oluşturuyordu. Ortak alışkanlıklar şekilleniyor, buralarda yaşayanlar birlikte hareket ediyorlardı. Gülhanım Civelekoğlu, "2012 yılında, 40 yıl sonra, bu lojmanlarda büyüyen çocuklar olarak bir araya geldik. Tarifi zor duygular yaşadık. Bu kültürü yeniden soluduk" diyor.
 
ÇORUM LİSESİ'NDEN MEZUNİYET
Söke'den sonra yolculuk Elazığ'a idi. 4. sınıfa başlamıştı ve nihayet ilkokulu bu kentte bitirebilmişti!.. Keban Barajı'nın inşaatını izlediğini hatırlıyor çok net. Ortaokula başlayışını... Tayin furyası ise bitmek bilmiyordu... Bu kez de Çorum!.. Bu kadar üzülmediler bu son tayinle. Memlekete, Amasya'ya çok yakındı Çorum, bu nedenle mutlu olmuşlardı. Babası Çorum Çimento Fabrikası'nda 7 yıl boyunca memur olarak hizmet verdi. "Bu 7 yıl, hayatımın en güzel yılları oldu. Yine lojmanlardaydık, sosyal imkanlar daha da gelişmişti. Biraz daha büyümüştüm. Çorum Lisesi'ni başarıyla tamamladım. 1976 yılında girdiğim ilk sınavda Samsun Tıp Fakültesi'ni kazandım."
 
TIP FAKÜLTESİ'Nİ TERK EDİŞ...
O dönemler Ondokuz Mayıs Üniversitesi henüz kurulmadığı için Samsun Tıp Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi bünyesinde eğitim veriyordu. Sadece Samsun değil, Trabzon, Eskişehir, Kayseri tıp fakülteleri de Hacettepe bünyesindeydi. Aslında bu fakülteler, bu şehirlerdeki üniversitelerin altyapısını da hazırlıyordu. Civelekoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Tıp Fakültesi'nde sadece 3 yıl okudum. Doktorluk benim yapabileceğim bir meslek değildi. Bunu anlamıştım. Aslında ailemin ısrarıyla tıp fakültesini tercih etmiştim üniversite sınavında. Gönüllü değildim açıkçası, kazanınca gittim. Bu nedenle 3. sınıftan sonra eğitimimi sonlandırdım. Doktor olmadığım için de hiç pişman değilim."
 
BANKACILIKTAKİ BÜYÜK DEĞİŞİME TANIKLIK
Baba Mustafa Civelekoğlu'nun Çanakkale, ardından Adana'daki görevlendirilmelerinin ardından, en nihayet,  1981 yılının Haziran ayında Samsun'a yerleşmişlerdi. Üniversiteyi terk etmiş bir genç kız olarak çalışması gerekiyordu. Açılan bir sınavı başarıyla tamamlayarak, 21 Temmuz 1981 yılında Pamukbank'ta işe başladı. Zaten okumayı, araştırmayı, matematiği çok seven biri olan Gülhanım Civelekoğlu için bankacılık tam istediği meslekti. "Mecidiye'deki Kamuran Akay'ın binasındaydı banka şubemiz. Çok çeşitli insanlarla yüzyüze görüşüyor olmak, heyecan vericiydi. Sokakta dilendiği parayı getirene de, milyon dolarlık ihracatından kazandığı parayı getirene de rastlıyordunuz. Bir de o dönemler Türkiye'de bankacılıkta büyük değişimlerin yaşandığı dönemlerdi. Elekronik sisteme geçiliyor, daktilo terkediliyordu, fasit döneme geçiliyordu. Kambiyo mevzuatı tamamen değişmişti. Artık 100 mark bozduracağınız zaman kimliğiniz, adresiniz alınıyor, çeşitli sorulara tabi tutuluyordunuz. Yurtdışı döviz hesabı, bankacılığa ilk başladığımda hayaldi, artık bireysel bankacılık dönemi başlamıştı. Samsun'da kredi kartını ilk pazarlayan bankacılardan biriyim."
 
KISA SÜREN EVLİLİĞİN ÜRÜNÜ; İNCİ
1987 yılında, Raşit Ertemli ile evlendi Gülhanım Civelekoğlu. 1 yıl sonra kızları İnci dünyaya geldi. Evliliği 6 yıl sürdü. "Serbest meslek sahibi olan eşimle yürütemedik evliliğimizi. Bir daha da evlendim. 30 yaşına gelmiştim, büyütmem gereken bir kızım vardı. Ayrıca bankacılık çok zor ve yoğun bir meslekti. Doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım, zaman gösterecek." Civelekoğlu'nun kızı İnci Ertemli, Gazi Üniversitesi'nden müzik öğretmeni olarak mezun oldu. Bugün aynı üniversitede yüksek lisansına devam ediyor.
 
OKUYAN, ARAŞTIRAN, DEMOKRAT BİR BABA
Söyleşemizin bu noktasında Gülhanım Civelekoğlu, babasını anıyor bir kez daha. "Babam yoksulluk içinde büyümüş, buna karşın köyden çıkıp üniversiteyi bitirmişti. Çok okuyan, çok araştıran, çok demokrat birisiydi. Özellikle gençlere güvenir, onlara sık sık söz verir, sonuna kadar dinlerdi. Gençler isterlerse her şeyi değiştirebilirlerdi. Ben de onun öğretileriyle büyüdüm. Okuma alışkanlığım mesela tamamen babamdan kalmadır. Babamı bildim bileli elinde kitap görmüşümdür."
 
EMEKLİLİK VE TEGV'LE TANIŞMA
2001 yılında, 20 yılın sonunda bankadan emekli oldu Gülhanım Civelekoğlu. 3 yıl çalışmadı. Bu arada babası kanser olmuş, onun tedavi süreciyle uğraşmıştı. Açık Öğretim Faklütesi'nde 2 yıl halkla ilişkiler, 2 yıl işletme okuyarak üniversite diplomasını aldı. Bir gün TEGV'le tanıştı. Aslında bu vakfın kurucusu İbrahim Betil'i tanıyor, yakından takip ediyordu. Betil, çalıştığı Pamukbank'ta genel müdürlük yapmıştı. "TEGV'i imrenerek izliyordum. Güzel çalışmalara imza atıyordu. 1999 depremlerinde İbahim Betil'in Çin'den getirdiği çadırları gümrükten sokamayışını, ardından yaptığı oturma eylemini ilgiyle takip ettim. Bir gün TEGV'in Samsun'daki eğitim parkına yönetici aranıyor, dediler, bu teklifi bana getirdiler, tereddütsüz kabul ettim."
 
YAPTIĞIMIZ MESLEK DEĞİL, GÖNÜLLÜLÜK!
Gülhanım Civelekoğlu, 23 Kasım 2005'te Samsun Eğitim Parkı'nda göreve başladı. Bu alanda profesyonel bir eğitim almamıştı, herkes gibi 'gönüllülük' esasına göre çalışacaktı. "Bana sorduklarında hiç mesleğim olmadı diyorum. Bankacılık da bir meslek değildir. Meslek her durumda yapacağınız bir iştir. Aşçı olsanız lüks bir restoranda da, esnaf lokantasında da her daim iş bulabilirsiniz. Bugün yaptığımız tamamen gönüllülüktür" diyen Civelekoğlu, "Eğitim kesinlikle devlete bırakılamayacak kadar büyük bir iştir" sözünü de kendisine ilke edinmiş. 
 
ORTAK NOKTAMIZ, ÇOCUK SEVGİSİ
Bugün Samsun Eğitim Parkı, 1. sınıftan 8. sınıfa kadar her yıl 3 bin öğrenciye eğitim veriyor. Türkiye genelindeki 10 eğitim parkı arasında Samsun'un çok özel bir yer olduğunu söylüyor Civelekoğlu. Anlatmaya devam ediyor: "Sadece geçen yıl 450'ye yakın aktif gönüllü çalıştı parkımızda. Benimle birlikte 9 profesyonel çalışan var. Hepimizin ortak noktası çocuk sevgisi. Çocuklarla birlikte olmanın keyfi bambaşka. Öğretmen değil, gönüllüyüz. Hiç bir zorunluluğumuz yok. Sadece 2 kuralımız var. Bunlardan biri sorumluluk, diğeri sürdürülebilirlilik."
 
İLK KEZ SİNEMA İZLEYEN ÇOCUKLAR
Görev yaptığı 8 yıl boyunca sadece çocuklarla değil, öğretmenlerle, okul idarecileriyle, yerel yöneticilerle sık sık bir araya geldiğini, çeşitli görevler aldığını hatırlatıyor Civelekoğlu. Toplumun sivil toplum örgütlerine(STÖ) bakış açılarının son derece olumlu hale geldiğini söylüyor. İnsanların sağduyusunun faydalı ve zararlı STÖ'leri akladığını söylüyor. "Ayrılırken ağlayan öğrencilerimiz oluor" diyor ve ekliyor: "Bizim eğitimimizden geçen lise son sınıfta öğrencilerimiz yanlarımıza gelerek, (Biz ne zaman gönüllü olacağız) diye soruyorlar. Geçtiğimiz günlerde zeytin fidanları diktik, gazetenizde de yer aldı. 10 yaşında bir kızımız, ilk kez fidan dikeceği için heyecandan, mutluluktan yerinde duramıyordu. Ona 21 yaşındaki bir gönüllümüz ona, (Bu yaşıma geldim ben de ilk kez dikiyorum) diye yanıt veriyordu. Sinemayı, hayvanat bahçesini ilk kez gören çocuklarımız oldu. Kent merkezini bile ilk kez görenler... Bunları yapmak, en önemlisi çocuklarımızı bunları yaparken izlemek inanılmaz bir mutluluk ve onur bizim için."
 
Her şeyi çocukların mutluluğu için, onlara iyi bir gelecek sunabilmek için yaptıklarını belirten Gülhanım Civelekoğlu, sözlerine, "TEGV, 'Bir çocuk değişir, Türkiye değişir' diyor. Biz de buna inanıyoruz. Acıyı da, mutluluğu da, hüznü de paylaşmak lazım. Samsunlulara sesleniyorum: Herkesin mutlaka yapacağı bir şey vardır bu çocuklar için. Belki zamanımız, enerjimiz yoktur ama paramız vardır. Belki paramız yoktur, enerjimiz vardır. Gelin, Samsun Eğitim Parkı'nın gönüllüsü olun" mesajıyla noktalıyor.
 
Röportaj: Muammer DİLBER
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum Yazın


Yorumlar Yorum


29 EKİM TÜRKİYE'NİN KURULUŞ TARİHİ DEĞİL

OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nedim İpek, 29 Ekim 1923'ün Türkiye'nin kuruluş tarihi değil, idari rejiminin belirlendiği tarih olduğunu belirterek, "Türkiye'nin kuruluşu 1071'lere kadar gider" dedi

AMERİKALI GÖZÜYLE MİLLİ MÜCADELE

Amerikalı Gazeteci Clarence K. Streıt, Milli Mücadele Ankara’sına gelen ilk yabancı gazetecidir. Ankara’ya Samsun-Çorum Karayolu’ndan kah otomobille kah yaylıyla gider. Gözlemlerini fotoğraflarla zenginleştirir ve daha sonra yayınlar. Clarence K. Streıt’ın anıları Türkçe’ye Bahçeşehir Üniversitesi tarafından kazandırıldı. Clarence K. Streıt anılarında 1921 Samsun’una da yer verir. 25 bin kişilik şehirde tanıştığı Türkleri onların Milli Mücadele’ye bakışlarını anlatır.

Fatma Çavuş destanı

Rum çetelerle çarpıştı, bu uğurda annesini kaybetti, Samsun'un kahramanlarından birisi oldu


ÇOCUK DEYİP GEÇMEYİN !

'Pazar Sohbeti'nin bu haftaki konuğu Cansu Arslantaş

ERKEK VERMEZ KADIN ALACAK

Karadeniz Yeni Ufuklar Derneği Başkanı Psikolog Mustafa Kınık, "Bizim toplumumuz erkek egemen bir toplum. Bugün tüm kozlar biz erkeklerin elinde. Kadınlar çıkıp erkeklerden hak talep ediyor. Ama hiçbir güç elinde tutuğu gücü vermek istemez. Kadın kendi hakkını kendi alacak. Beni alaşağı edecek. Kadının kendi mücadelesi olacak bu" dedi

O BÜYÜK BİR EFSANE

Hekimoğlu efsanesini yakınlarından dinlemeye devam ettiğimiz yazı dizisinin ikinci bölümünde ise torunlarının çocuklarına yöneltiyoruz sorularımızı. Diğer aile fertleri gibi onlar da heyecanlı. Yıllardır yaşadıkları gururdan, bu gururu nesiller boyunca da yaşayacaklarından bahsediyorlar.

İŞTE HEKİMOĞLU

Bir yiğitlik efsanesi Yakınları Hekimoğlu'nu anlatıyor: "O haksızlık yüzünden dağa çıktı"

Değişen ve gelişen üniversite

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan ile siz değerli okurlarımıza özel 'bayram sohbeti'nde biraraya geldik...

İŞTE BU KADAR...

Bütün aileler gibi onun da ailesi okuyup doktor, mühendis olmasını istemişti. O yıllarda müzisyen olmak, hiç olunmayacak mesleklerdendi. Şarkı söylemek de neydi? Sanatçı olmakla karın mı doyururmuş gibi serzenişlerde bulunsalar da içinin sesini dinledi, tıpkı eserindeki gibi ...

'KAMPÜS OKULLAR' GELİYOR

Yeni eğitim ve öğretim yılına girdiğimiz bir dönemde, bu haftaki pazar sohbetimizde, Samsun'un eğitim sorunlarını konuşmak üzere Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Aytekin Girgin’le biraraya geldik. İtiraf etmeliyim ki kendisiyle söyleşi yapacağım ana kadar biraz tedirgindim. Samsun'a atanmasını gazetemizde haber yaptığımız zaman, fotoğrafını gördüğümde önyargılı davranıp, "Ne kadar da sert bir imajı var" demiştim. Aytekin Bey, o sert bakışının altında yatan gayet güzel bir tebessüm ve beyefendilikle karşıladı bizi. Söyleşimiz başlayıp, akışında giderken; "ah bu önyargı yok mu!" diye kendime kızmadım diyemem. Onun bu sert bakışı, eğitimdeki sıkışıklığa, "bulvar altı, bulvar üstü" tabir ettiğimiz ayrımcılığa, daha iyi eğitim görebilmek için bir bölgeden diğer bölgeye gelmek zorunda bırakılan baskıya, çocuklarımızın hem eğitim kurumlarında hem de dışarıda mağdur edilip zarar verenlere idi. Onun bu konudaki kararlılığı ve katılığı, "Samsun'daki eğitim ve öğretimin ileriki yıllarda daha çok başarı kazanıp, Türkiye sıralamasında istenilen seviyeye gelinmesi açısından" bizleri umutlandırdı...

Bu Hafta En Çok Okunanlar