Haber Gazetesi

YAZMAK ZORUNDA KALDIM ... ENGELLİLERİN “BEN HER GÜN VARIM” PROJESİ BAŞLADI AMASYA’DA ÇÖPTEN ELEKTRİK ÜRETİMİ BAŞLADI 10 YIL SONRA ANNE OLDU SUNGURLU FEN LİSESİ'NDE SEÇİM HEYECANI YOLLARI KAPANINCA, ULAŞIMI TELEFERİKLE SAĞLIYORLAR KARADENİZ SAHİL YOLU SULAR ALTINDA SİLAHLI SALDIRIYA UĞRAYAN KİŞİ AĞIR YARALANDI Ermenek'te çalışmalar aralıksız devam ediyor Davutoğlu başkanlığında ilk Sokak çağrısı HDP'nin ikinci büyük hatasıdır Amerika'nın bütün silahları IŞİD'in eline geçti MEB ortak sınav kılavuzunu yayımladı THK Başkanı Osman Yıldırım tutuklandı Kamu düzeninin bozulmasına izin verilmeyecek Fransa'dan Türkiye'nin üç şartına destek Nefes almak gerçekten çok zordu Yargıtay ve Danıştay'a yeni daireler kurulacak Bartın'da maden ocağında göçük Peşmerge konvoyu Suriye'ye geçti Kolombiya'da madeni su bastı Dışişleri Bakanlığı Danimarka'dan izahat istedi "Çözüm sürecinin kabullenildiğini görmek mümkün" Tunus'ta partiler ortak komite kuracak Aşk-ı Nebi sergisi Washington'da Biden, Anastasiades ile görüştü TİKA’dan Arnavutluk’a sağlık desteği Bakan Çelik'ten Roma müşavirliğine ziyaret 5 BİN YILLIK BEYİN AMELİYATI 100 MANTAR TÜRÜ ZEHİRLİ BİLET 5 LİRA ŞANSIZLIK BİTECEK KOLAY OLMAYACAK PARA YOK KAOS VAR İZMİR YOLCULUĞU AKŞAM GALİBİYET İNANCI Bafraspor'da 3 puan inancı Çıkış devam edecek DOĞAN KADRODA İZMİR'İN UĞURU Ladik'in galibiyet planı Terme Bartın yolcusu Canik, Mersin önünde Dişi kramponlar İzmir deplasmanında Ses'in gücü yetmedi Geleceğin yıldız adayları Yelken'de ödül günü PERSONEL HİZMETİ ALINACAKTIR İHALE İPTAL İLANI İşsizliğin nedeni: 'Mesleksizlik' BAŞKAN KUL, EPDK'YA GİTTİ GELECEĞİN RADYOCULARI HABER RADYO'DA Vali Şahin'e ziyaretçi akını Ördek avı başlıyor '1488 Cana Hayat Verin' BAYAR'DAN DESTEK SÖZÜ "Kutsal zeytin" yetiştirilecek Hamsinin fiyatı 5 TL'ye düştü İHTİSAS OSB'DE SONA GELİNDİ Hayırsever işadamına İkiz'den teşekkür Burma’dan Kul’a ziyaret KAR VE BUZLANMA GELİYOR 'İşaret Dili' kursları başladı Gençler 'Bir El Attı' Laf değil proje aretilecek TEKKEKÖY'DEN EĞİTİME DESTEK BARODA SEÇİM SIR LİSTE ELE GEÇTİ Dink cinayetinde Samsun ayağı...

Prof.Dr.Mehmet Aydın ile dil,kültür ve Ramazan

Bu hafta sizlere Samsun entelektüelinin yakından tanıdığı, halkla iç içe kıymetli bir hocamızla merhaba diyoruz.

Röportaj - 29 Temmuz 2012, Pazar




Alanındaki ünü ve değeri malumunuzdur. Bir o kadar, bilgiyi ve hayatı yaşadığı şehirle paylaşan büyük değerdir. Dil, kültür ve Ramazan dedik, Prof. Dr. Mehmet AYDIN ile konuştuk. Bize katılmaz mısınız?

 “ Prof. Dr. Mehmet AYDIN, 1959 Ordu'nun Aybastı İlçesi'nde doğdu. 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 1984 yılında OMÜ'de Türk Dili Okutmanı olarak göreve başladı. 1986 yılında Eğitim Fakültesi TDE Öğretmenliği bölümünde araştırma görevlisi oldu. 1987 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1992 yılında da Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nde doktora programından mezun oldu. 1993 yılında OMÜ Eğitim Fakültesi TDE Öğretmenliği bölümüne yardımcı doçent oldu. 1998'de Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kadrosu aktarıldı. 2000 yılında doçent unvanını aldı. 2008'de OMÜ Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünde profesör oldu. Birçok uluslarası sempozyumda Türk diliyle ilgili bildiri sundu. Yayımlanmış dört kitabı bulunan  ve halen OMÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Mehmet Aydın evli ve iki kızı var.”
 
UĞUR DEDE: Üstat hoşgeldin. Bu yoğunlukta kırmadın bizi. İzniniz olursa dil ile başlamak istiyorum. Dil dediğimizde neleri doğru neleri yanlış biliyoruz? Bütünlüğü içinde nasıl anlamak ve ifade etmek gerekir?
 
MEHMET AYDIN:
 
Hoş bulduk. Rica ederim. Öncelikle şunu belirtmek lazım; dil bir iletişim aracıdır. Elbette söz konusu olan standart dil olunca doğrular ve yanlışlar vardır. Ancak dilde esas olan kullanımlardır. Kullanımlar yaygınlaşınca doğru veya yanlış çok fark etmez. Belki yanlışları sınıflandırmak mümkündür. 1. Söyleyiş yanlışları, 2. Yazım yanlışları, 3. Cümle düzeyinde anlatım bozuklukları, 4. Kavram yanlışları vb. Türkçenin kötü kullanıldığından çok sık dem vurulur. Hatta Türkçenin geleceğinin karanlık olduğu sık sık dile getirilir. Türkçe ile ilgili çok derin kaygılara kapılmadan onu doğru kullanmaya özen göstermeliyiz. Her aracın bakımından söz ediyoruz. Türkçeyi özenli kullanmak, kullanmayanları uyarmak dil bakımı yerine geçebilir
 
UĞUR DEDE: Türkçemizin durumu nedir üstadım? İşyeri tabelalarından, günlük kullanılan dile bakınca pek hayra alamet bir durum yok sanki. Epey bir süre kalıp yakın bir zamanda döndüğünüz Fransa’daki Fransızca ile mukayese söz konusu olsa özellikle nelerin altını çizmemiz gerekir?
 
MEHMET AYDIN:
 
    Tabelalarda sorun olmadığı söylenemez. Elbette çok farklı tabelalar görüntü kirliliği oluşturuyor. Tabelalara estetik açıdan da bakmak gerek. Bunların küreselleşmeyle bağlantısı olduğu açık. Bir taraftan da küreselleşmenin etkileri var. Bunları bu çerçevede düşünmek gerekir. Bundan biz nasıl kaçıp kurtulamıyorsak, Fransızlar da kaçamaz. Orada da çok farklı tabelalar var.
    Fransızca da değişiyor. Türkçe de değişiyor. Burada son günlerde dehşetle gördüğüm bir spor gazetesi adını gündeme taşımak istiyorum. AMK spor gazetesinin adı. Böyle abuk bir ad olur mu? Bu        sporseverleri aşağılayan bir tutuma da işaret ediyor. Bu kadarına pes diyorum. Ama asla sansür yanlısı da değilim. Bu bir özdenetim sorunu.
 
  UĞUR DEDE: Akademik seviye dâhil olmak üzere Fransa ile aramızdaki sosyokültürel yakınlık ya da uzaklık ne kadardır? İhtilalin etkisi nasıl, toplumuna yeni  ve öncü vaatler içeren bir şeyler barındırıyor mu hala?
 
  MEHMET AYDIN:
 
Türkiye ile Fransa arasında farklar elbette var. Ama ihtilalin etkisinden söz edilmez. Orada okuma alışkanlığıyla ilgili sorunlar var. Ama kültür hayatının daha renkli ve zengin olduğu söylenebilir. Kültür yatırımları, kısa vadede getirisi olmayan yatırımlar. Dolayısıyla kültüre yatırım yapmak biraz lüks. Türkiye'nin daha çok kültüre yatırım yapması gerekiyor.
 
UĞUR DEDE:  Kesinlikle….Malumunuz Ramazan ayındayız.. Kültür ve özellikle de dil açısından Ramazanın etkisini, daha doğrusu dilimizdeki yansımasını, yerini sorsak neler söylemek mümkündür?
 
MEHMET AYDIN:
 
Bilindiği üzere Ramazan bütün İslam dünyasının kutsal ayı… 
Ramazan Türkçeye Arapçadan geçmiş bir kelime. Ar. ramaz sıcak olmak, yakmaktan ramazan. 
Arabi ayların şaban ve şevval arasında kalan ve devamı boyunca oruç tutulan ayı… 
Ramazan davulu, ramazan davulcusu, ramazan manisi. Eskiden ramazan davulcuları davulla birlikte ramazan manileri de okurmuş. Bunlardan birinde şöyledir: "Derenin kenarında/Kalayladım kazanı/ Kız senin yüzünden/ Tutamadım Ramazanı." Güzel gelenek güzel bir etki bırakmıştır.
Dil kanunla korunamaz! Dil bilinç ve duyarlıkla korunur. Bunun için iyi bir dil eğitimi şarttır. Bizim ana dili eğitimimiz sorunludur. Dil Kurumu, Türkçe konusunda duyarlı olan ve buna uygun davranan belediyeleri duyurdu ve onlara onurluk verdi. Böyle uygulamalar devam etmeli. 
Oruç kelimesi de dilimize Farsçadan girmiş. Onunla ilgili de kavramlar var. Oruç açmak, oruç bozmak, oruç keyfi, oruç tutmak, oruç yemek, oruçlu, oruçsuz Ramazanla ilgili söz varlığının unsurları. Ramazanla ilgili imsak ve imsakiye, sahur, temcit yemeği, temcit pilavı gibi birçok öge var. Ramazanla birlikte varlıkta yokluk yaşıyoruz.
 
  UĞUR DEDE: Ramazanın edebiyatımızdaki yeri, özel başlıklı kazanımlarımız mesela  ramazanname dediğimizde bilinen ilk ramazannamelerimiz, örneklerine dair bir mukayese- yorum istirham etsek neler söylemek mümkün üstadım? 
 
MEHMET AYDIN:
 
 Ramazanname adlı merhum Prof. Dr. Amil Çelebioğlu'nun yaptığı eşsiz bir derleme var. Bu derleme vaktiyle Tercüman 1001 temel eser dizisinden çıkmıştı. Ancak bu eserin yeni baskısı yok. Ramazan dolayısıyla bu metnin yeni bir baskısı yapılabilir. 1826 Yılından Ramazan Mânileri bu eserin adı. Ramazanla ilgili çok şey söylenebilir. Bu çerçevede eski Ramazan eğlencelerini ve fasılları da hatırlatmak gerekir. 
Kültürümüz içinde ibadetle eğlence birbiriyle kaynaştırılmıştır. 
Yani bir yandan ibadet ederken akşamları Ramazan eğlenceleriyle gönüller ferahlamış. Şimdi de belediyeler eski Ramazan eğlencelerini hatırlatmaya çalışıyor. Bunların sürdürülmesi sevindiricidir. Kültürel hayat açısından devamlılık esastır. Tanpınar, "Milli hayat bir devamdır. Değişerek devam etmek gerekir" diyor. Belki sözü tam hatırlayamadım. Bunu Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Yahya Kemal üzerine yazdığı eserden bulabiliriz.
 
UĞUR DEDE: Samsun'a dönecek olursak. Gerçekleşen birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe birebir katılan takip eden deyim yerindeyse halkın arasında halkla beraber bu etkinliklerde yer alan biri olarak Samsun'u nasıl buluyorsunuz? 
 
MEHMET AYDIN: 
 
1984'ten beri Samsun'da yaşıyorum. Artık Samsunlu sayılırım. Samsun kültürel etkinlikler açısından olması gereken noktadan henüz uzak. Ama bunda bizim de sorumluluğumuz var. Samsun'da yaşayanlar Samsun'u kültürel açıdan daha ileri seviyelere taşıyabilir. 'Samsun Kent Müzesi'yle ilgili adımlar var. Samsun Kültür Sarayı ile ilgili adımlar var. Başka adımlar da vardır. Samsun Karadeniz'in her açıdan merkezi. Milli Mücadele'nin başladığı şehir Ondokuz Mayıs şehri.
 
UĞUR DEDE: Çok teşekkür ediyorum üstadım yorduk sizi. Son cümlelerinizle bitirebilir miyiz?
 
  MEHMET AYDIN:
Ben teşekkür ederim. Herkesin Ramazanını tebrik ediyorum.
 

Yorum Yazın


Yorumlar Yorum


29 EKİM TÜRKİYE'NİN KURULUŞ TARİHİ DEĞİL

OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nedim İpek, 29 Ekim 1923'ün Türkiye'nin kuruluş tarihi değil, idari rejiminin belirlendiği tarih olduğunu belirterek, "Türkiye'nin kuruluşu 1071'lere kadar gider" dedi

AMERİKALI GÖZÜYLE MİLLİ MÜCADELE

Amerikalı Gazeteci Clarence K. Streıt, Milli Mücadele Ankara’sına gelen ilk yabancı gazetecidir. Ankara’ya Samsun-Çorum Karayolu’ndan kah otomobille kah yaylıyla gider. Gözlemlerini fotoğraflarla zenginleştirir ve daha sonra yayınlar. Clarence K. Streıt’ın anıları Türkçe’ye Bahçeşehir Üniversitesi tarafından kazandırıldı. Clarence K. Streıt anılarında 1921 Samsun’una da yer verir. 25 bin kişilik şehirde tanıştığı Türkleri onların Milli Mücadele’ye bakışlarını anlatır.

Fatma Çavuş destanı

Rum çetelerle çarpıştı, bu uğurda annesini kaybetti, Samsun'un kahramanlarından birisi oldu


ÇOCUK DEYİP GEÇMEYİN !

'Pazar Sohbeti'nin bu haftaki konuğu Cansu Arslantaş

ERKEK VERMEZ KADIN ALACAK

Karadeniz Yeni Ufuklar Derneği Başkanı Psikolog Mustafa Kınık, "Bizim toplumumuz erkek egemen bir toplum. Bugün tüm kozlar biz erkeklerin elinde. Kadınlar çıkıp erkeklerden hak talep ediyor. Ama hiçbir güç elinde tutuğu gücü vermek istemez. Kadın kendi hakkını kendi alacak. Beni alaşağı edecek. Kadının kendi mücadelesi olacak bu" dedi

O BÜYÜK BİR EFSANE

Hekimoğlu efsanesini yakınlarından dinlemeye devam ettiğimiz yazı dizisinin ikinci bölümünde ise torunlarının çocuklarına yöneltiyoruz sorularımızı. Diğer aile fertleri gibi onlar da heyecanlı. Yıllardır yaşadıkları gururdan, bu gururu nesiller boyunca da yaşayacaklarından bahsediyorlar.

İŞTE HEKİMOĞLU

Bir yiğitlik efsanesi Yakınları Hekimoğlu'nu anlatıyor: "O haksızlık yüzünden dağa çıktı"

Değişen ve gelişen üniversite

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan ile siz değerli okurlarımıza özel 'bayram sohbeti'nde biraraya geldik...

İŞTE BU KADAR...

Bütün aileler gibi onun da ailesi okuyup doktor, mühendis olmasını istemişti. O yıllarda müzisyen olmak, hiç olunmayacak mesleklerdendi. Şarkı söylemek de neydi? Sanatçı olmakla karın mı doyururmuş gibi serzenişlerde bulunsalar da içinin sesini dinledi, tıpkı eserindeki gibi ...

'KAMPÜS OKULLAR' GELİYOR

Yeni eğitim ve öğretim yılına girdiğimiz bir dönemde, bu haftaki pazar sohbetimizde, Samsun'un eğitim sorunlarını konuşmak üzere Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Aytekin Girgin’le biraraya geldik. İtiraf etmeliyim ki kendisiyle söyleşi yapacağım ana kadar biraz tedirgindim. Samsun'a atanmasını gazetemizde haber yaptığımız zaman, fotoğrafını gördüğümde önyargılı davranıp, "Ne kadar da sert bir imajı var" demiştim. Aytekin Bey, o sert bakışının altında yatan gayet güzel bir tebessüm ve beyefendilikle karşıladı bizi. Söyleşimiz başlayıp, akışında giderken; "ah bu önyargı yok mu!" diye kendime kızmadım diyemem. Onun bu sert bakışı, eğitimdeki sıkışıklığa, "bulvar altı, bulvar üstü" tabir ettiğimiz ayrımcılığa, daha iyi eğitim görebilmek için bir bölgeden diğer bölgeye gelmek zorunda bırakılan baskıya, çocuklarımızın hem eğitim kurumlarında hem de dışarıda mağdur edilip zarar verenlere idi. Onun bu konudaki kararlılığı ve katılığı, "Samsun'daki eğitim ve öğretimin ileriki yıllarda daha çok başarı kazanıp, Türkiye sıralamasında istenilen seviyeye gelinmesi açısından" bizleri umutlandırdı...