Samsun haber gazetesi
X Reklamı Kapat

YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Kenan ÖZTÜRK

Sefire çok ama çok düşündürdü bizi

Doğduğunda beklenen ağlama sesi gelmeyince bir anda ümitler kesilmiş.
            Fakat Sefire, "Benim de bu dünyada alacak nefesim var" diyerek son anda yaşama tutunmuş.
            Ama ne tutunma…
            O günden bugüne 19 Mayıs İlçesi’nde hayatını engelli sürdüren, dört kardeşin en büyüğü Sefire; dünyaya geldiği günden itibaren her yönüyle dışarıya muhtaç.
            Şimdilik sadece nefes almak için kimsenin desteğine ihtiyaç duymuyor.
            Doğarken her ailede olduğu gibi onun için de geleceğe dönük büyük umut ve beklentiler hayal edilmiş. Ancak on yedi yıldan bugüne yatağı haline dönüşen kanepesinde ne oturabiliyor ne konuşabiliyor.
            Engelliliğinin ileri derecesini nasıl ifade edebilirim bilemiyorum.
            Sefire başkalarıyla sadece göz teması kurabiliyor.
            Karşılaşmamızda bedeninin iki büklüm halini düzeltmek istesek de başaramadık.
            Göz göze gelmek istiyorduk ama öne düşmüş başını kaldırmaktan acizdi.
            Yüz yüze gelerek bir çeşit onunla iletişim kurmak istiyorduk. 
            Kardeşleri "Kenan amca, yatıralım öyle konuşun ablamızla" dedi.
            Tebessüme dönüşen pırıltılar yüzüne vururken, içimizden neler geçmedi ki…
            Yaklaşımlarımıza gösterdiği tepkiler karşısında duygulanmamak elde değildi.
            On yedi yaşındaki kızın açlığı, en fazla da sevgiyle alakalıydı.
            Televizyon izleyemiyor, kulağına gelebilecek müzik sesine kısmen tepki veriyormuş.
            Gözbebeklerimizi birbirimize yoğunlaştırınca sevgiye hasret ışıltıyı, elmacık kemiklerindeki hareketliliği ve gülümseyen dişlerini de görebildik.
            Onun ancak böyle konuştuğunu söylüyordu annesi.
            İlk kez yabancı birisinden kısa sürede iyi elektrik aldığı söylenince, mutlu olduk. 
            Bir şey tutması mümkün değil, parmakları sanki kırılmış gibiydi. Elini tuttuğumda tebessümleri daha fazla arttı, çıkardığı hırıltılı ses, bize gösterdiği sevginin sesiymiş.
            Onun sesli gülüşü de ancak bu kadarmış.
            Yatağa bağımlı olarak yaşamını sürdüren Sefire'nin yaşıtlarını düşündükçe, gördüklerimiz bizi derinlere götürdü. Elbette herkesin hayatta bir sınavı var; kiminin zor kiminin kolay…
            "Allah kimseye kaldıramayacağı yük vermesin."
            Evdeki hizmetini kısmen zihinsel problemi olan kardeşi yapmaya çalışıyor.
            Dört çocuğu kanatları altına alması gereken anne ise on yıldır hasta ve bugünlerde kemoterapi görüyor. Merakımı yenemeyerek soruyorum anneye; "Sefire'nin yemek ihtiyacını nasıl gideriyorsunuz, yutkunma refleksinde problem var mı?" diye.
            "Doğuşundan bugüne sıvı gıda ve mama ile besledim" diyor.
            Dile kolay… Onyedi yıl…
            Sefire çok ama çok düşündürdü bizi.
           
           

Sefire çok ama çok düşündürdü bizi Gönüller doyuyor "Asker Ocağı Sen Ne Bereketli Yersin" Ne kadar şükretsek azdır Lösemili kızımıza verilen söz “Eli Öpülesi Anneler” Derinçay’ın muhtarı “Almazsanız üzülürüm” Mutluluğun kapısını çal, bir kitap da sen al "Şehit annesinin yüreğine serpilen su" Yazarın Tüm Yazıları