YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Uğur DEDE

YARALI GELİNCİK

 Atatürk’le ilgili olumlu cümle kurmak için kimden izin alacak insanlar?  Ya da kendi milletini savunurken, milli bir refleks verirken, kimden izin alacak? Toplumcu bir refleks vermek istediğinde bir insan, hangi sosyalist düşür ya da fraksiyonundan izin alacak? Müslümanlığı sahiplenirken; kimden hangi cemaat, tarikat ya da kurumdan izin alacak insanlar?

Elbette hiç kimseden. Yeryüzü nasıl ki herhangi bir insana ya da zümreye ait değilse; bunlar da ne bir insana ne de bir zümreye aittir. Her bir insan, meşru zeminde, saygınlığını seviyeyi kaybetmemiş her türlü yaklaşım hakkına sahiptir.

Şüphesiz ,

Fikri bir duruş kıymetlidir.

Ama sabit fikirli olmak,

Bir o kadar tehlikeli

Bir o kadar da kıymetsizdir.

Bir fikri ya da inancı

Körü körüne sahiplenerek,

Onu tekeline almak

Maalesef hazin bir alışkanlık olmuş.

Siyasal, sosyal sıkıntılarımızın

Birçoğunda bunu görebilirsiniz.

Deneyimler, yaşanmışlıklar insan da

Doğal bir değişim dönüşüm oluşturur.

Tabiatın her yıl kendini yenilemesi gibi;

Bir fikrin bir düşüncenin

Başka bir fikir ve düşünceyle karşılaştığında

Farklı ve eksik yönlerini keşfetmesi,

Faklı bakış açıları geliştirmesi

İnsana ve çevreye başka yönlerden bakması

Bunların hepsi insanın kendini yenilemesidir.

Terörü, aleni haksızlığı hukuksuzluğu

Savunmadığı, meşrulaştırmadığı sürece;

Farklı bakış açılarına önem veren

Farklı düşünen ve farklı inanan insanları

Bir değer olarak gören insan,

Kendini yenilemiş

Kıymetlidir insandır.

Sürekli kendini

Haklı göstermeye çalışanlar,

Başkalarındaki iyiliği

Güzellikleri görmezden gelenler,

Kendi fikir ve düşünce

Dünyasının ezberleriyle

Yetinenlerden

Toplumsal bir fayda elde etmek

Mümkün değildir.

Sabit fikirlidirler

Başkalarına karşı tahammülsüzdürler.

Malumunuz, tahammülsüzlük bağnazlıktır.

Bunu yaşandığı rivayet olunan hadiseyle anlatırsak sanırım doğru daha bir belirginleşir.

Efendim köyün birinde eşi yakın zamanda rahmetli olmuş hamile bir kadın yalnız yaşarmış.  Bir gün dağ yamacındaki tarlanın öte ucunda yaralı bir gelincik bulur. Alır, eve götürür tedavi eder, besler büyütür,  kendine bir arkadaş yapar, yalnızlığını onunla paylaşır.

Gelincik de kadına alışır, bir kedi gibi uysallaşır kadının yanından hiç ayrılmazmış.  Bir kaç ay sonra kadın çocuğunu doğurur. Doğum sonrası kadın birkaç güne ayaklanır. Evin işleri çift çubuk derken çalışmak zorunda olduğu için bir içeri bir dışarı koşturup durur.

Kadın bir gün yine kısa süreliğine dışarı çıkar. Gelincik ile bebek evde yalnız kalır. Bir müddet sonra eve geri gelince, gelinciği ve kanlı ağzını görür. Annedir, çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve onu oracıkta öldürür. Tam o esnada içerideki diğer odadan bebek sesi duyulur. Canhıraş odaya koşar anne. Odaya varınca odada beşiği, beşiğin içinde bebeğini ve bebeğinin yanında parçalanmış halde yılanı görür.

            Sabit fikirli olmak, peşin fikirli olmak ,pişman olmaktır.

Güzel günlere uyanın

Sağlıcakla kalın.

 

 

ÖZGÜRLÜK, ADALET VE 15 TEMMUZGÜVENDE HİSSETMEK HAK MIDIR?DÜNYADA VE TÜRKİYEDE ÜNİVERSİTEYE GEÇİŞ SINAVLARISOROS NEDEN BALKANLAR DEDİ?Sanal da olsa görgüSECİYE MESELESİBİZİM SİYASETÇİLERİMİZSAHİPSİZ ŞİİRLERSAMSUN SABAHI 1919300 FRANSIZ İNADÉQUATYazarın Tüm Yazıları