YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Şenol Yücedağ

DÜNYA VE TÜRK ÇİFTÇİSİNE MASALLAR!

Kapitalist sistem yapısı gereği sadece kârı düşünüyor. Kâr dışında akla gelen her şey, onun için faso fiso! Sadece bize değil dünyanın her yerinde bildik oyunlarını oynuyor. Mesela fındık yetiştiricisine kivi yetiştirmeyi öneriyor ya bakın başka yerlerde ne numaralar yapıyorlar:

Yaklaşık 10 türü olan, bildiğimiz sarı çiçekli hardal otudur bu yazının kahramanı. Hazret aslen Akdenizlidir. Avrupa’ya, Amerika’ya ve öykümüzün geçtiği Hindistan’a sonradan taşınmış.

Hintliler, hardal otunu en çok hardal yağı olarak tüketiyor. Küçük çiftçiler hardal otunu buğdayla birlikte ekiyor. Hasat ediliyor, kurutuluyor ve sonra hardal yağı çıkaran küçük işletmelere satılıyor. Yoğun kokulu olmakla birlikte, yenilebilen yağlar içinde en az doymuş yağ barındıran (%5) hardal yağı yoksul Hintlinin yegâne yemeklik yağı.
Ayrıca sarımsak ve hintsafranı ile karıştırılarak kullanıldığında (içilerek değil, sürülerek) romatizma ve kas ağrılarına iyi geldiği biliniyor. Antiseptik olarak da kullanılıyor. Evlerde aydınlanma amacıyla kandillerde yakılıyor, sivrisinek kovucu (bu özelliği ile sıtmaya karşı ciddi bir koruyucudur)…

İşte böyle. Hindistan’da, 1998 yılına kadar, milyonlarca küçük çiftçi hardal otu tarımı yapar ve yüz binlerce küçük işletmede yerel hardal tohumlarından yağ çıkarılır ve yoksulların yağ ihtiyacını karşılardı.

1998 yılında, aniden bir şey oldu. Başkent Delhi’de üretilen hardal yağlarına “bilinmeyen bir nedenle” yabancı maddeler karıştığı ortaya çıktı. 41 kişi öldü, binlerce kişi etkilendi. Hemen ardından hükümet hardal yağı üretimini yasakladı. Tam da o sırada, tesadüf bu ya, ABD soya üreticileri derneği Hindistan’a gelmiş, soyanın (ve tabii soya yağının da) faziletlerini Hintlilere tanıtıyordu.

Hardal yağı yasaklanınca, hardal otu eken küçük çiftçi ürününü satamadı, hardal yağı tüketen gariban Hintli, evine yağ sokamadı, kaçak yağ üreten küçük işletmeler suç işledikleri için ceza aldı, kapatıldı. Böylece, Hintliler yüzlerce yıldır kullandıkları hardal yağını ve hardal tarımını bir yıl içinde (mucizevî bir şekilde) bırakmak zorunda kaldı. Hardal yağıyla birlikte gelişmiş olan tedavi yöntemlerini de terk ettiler…

Ee, madem hardal yağı bitti, gelsin soya yağı denildi. Hindistan’da ilk etapta en az 2.3 milyar dolar büyüklüğünde soya piyasası olduğu hesaplandı. Birden bire milyonlarca ton soya tohumu ithal edildi.

Sihirli bir el yukarıdan uzanmış, hardalı çıkarıp yerine (%18 gibi göreli çok daha düşük miktarda yağ içeren) soyayı koymuştu. Ama gelen soya tohumu GDO’luydu. Yani, Genetiği Değiştirilmiş Organizma. Yani, içinde bir bakteri, bir petunya ve bir karnabahar geni aşılanmış bir yaratık. Bildiğimiz, Tanrı'nın insanlar-hayvanlar yesin diye yarattığı doğal bitki değil yani. Öyle bir yaratık ki, arıların dahi polenlerine ortak olmasına izin vermeyebiliyor. Elde ettiğiniz ürünü yeniden ekip bitki elde edemiyorsunuz. Yani, tohumlar kendilerini üretemiyor. Tohumu sadece şirket üretiyor. İyi mi?

İş bununla bitmiyor tabii. Şirket o tohumun, hatta içindeki genin dahi patentini alıyor ve tüm dünyada o tohumların sahibi oluyor.

İş bununla da bitmiyor, diyelim ki sizin komşunuz bu yaratıklardan ekti tarlasına, bir rüzgâr esti, o yaratıkların genleri gelip sizin tarlanızdaki yerli türlerle karşılaştı. Bu sentetik yaratıkların genleri baskın olduğu için sizinkilerin genetik özelliklerini de değiştiriveriyor. Artık mecbursun onlardan tohum alıp, onların istediği ürünü ekmeye. Nasıl ama?

Dönelim bizim hardal yağı düşkünü Hintlilere. Sanıyorsunuz ki o garipler hardal ekemez hale gelince soya ekmeye başladılar. Yok öyle yağma! Bir kere soya her toprakta yetişemiyor. Su istiyor, bakım istiyor, masraf istiyor… Sonra, soya tohumunu (diğer tüm GDO'lu bitkilerde olduğu gibi) köylü kendi hasadından ayıramıyor, komşusuyla değiş tokuş yapamıyor. Her yıl dünyanın parasını verip malum şirketlerden satın almak zorunda.

Bir kocaman “geçmiş olsun!” hak ettiler değil mi? Bakalım Hintliyi ağır kokulu hardal yağından kurtaran şirketlerin halleri nicedir? Küresel ölçekte tohum piyasasını ellerinde tutan 4-5 şirket var. Bunlardan en büyüğü de Monsanto. Bütün dünyayı olduğu gibi, Hintliyi de soyayla tanıştıran onlar. Monsanto her şeyiyle büyük bir şirket. Şeffaflar, demokratikler, hayırseverler, insan haklarına saygılılar, çevreciler.

Finansal performansına baktığımızda, 2007 yılının ilk 6 ayındaki net satışlarının 4 milyar ABD Doları'nı geçtiğini görüyoruz. Net gelir ise (yine 6 aylık) 633 milyon dolar. Geçen yıla göre %27 artmış kazançları. Sosyal sorumluluk bilinci çerçevesinde hayır işlerini ihmal etmemişler. Web sayfalarından öğreniyoruz ki, hayır amaçlı hibeler de veriyorlar. Bir bölümü çevrenin ve doğal ekosistemlerin korunması amaçlı olan bu hibelerin geçen üç yıldaki miktarı 28.4 milyon ABD Doları. Bu dönemde dağıtacağı miktar da 8.4 milyon dolar.

Muhtemeldir ki “Hindistan’da yerel değerlerin korunması” başlıklı bir proje de bu hibelerden destekleniyordur.

Monsanto’nun, yerel inançlara da saygılı ve destekleyici olduğunu görüyoruz. Örneğin Hindistan’da melez pamuk tohumunu satmak için Pencap eyaletinde Sih dininin kurucusu Guru Nanak’ın imajını kullanarak pazarlama kampanyasını yürütmüş hazretler.

Takdir duygularınızı göklere çıkarmak için belirtmemiz gerekiyor ki Monsanto’nun 2006 yılı ağustos ayında, kurum olarak yayınladığı bir insan hakları politikası belgesi de var. Bu belgede özetle şunları söylemişler: “Çocuk emeğinin sömürülmesini asla hoş karşılamayız; zorla eleman çalıştırmaya, borca atfen işçiliğe, köle işçiliğe, gönülsüz emek kullanımına karşıyız; ırk, dil, renk, cinsel eğilim ayrımcılığını kınar ve kendi işyerlerimizde yasaklarız; örgütlenme özgürlüğünü savunur ve çalışanlarımızın özgürce derneklere, sendikalara üye olmalarını teşvik ederiz…” İnsan daha ne ister?

Az kaldı unutuyordum, Monsanto her ihtimale karşı, Hindistan’da artık ekilmeyen yerel hardal bitkisi India brassica’nın da patentini aldı. Ne olur ne olmaz, bir gün hardal yağına konan yasak kalkar da gariban Hintli hardal otu ekmeye başlarsa yine, insan haklarına ve çevreye saygılı bir şirketten tohumlarını alsınlar diyedir herhalde.

 

EKONOMİK GERİ DÖNÜŞÜM 3EKONOMİK GERİ DÖNÜŞÜM (1)KONKORDATO SUİSTİMALLERİEŞEL MOBİL MAAŞLARA DA OLMALI!...EYLÜL ENFLASYONU NE DİYOR?YABANCI SERMAYE NEDEN ÖNEMLİ(II)YABANCI SERMAYE NEDEN ÖNEMLİ(I)SABİT KUR REJİMİ BUGÜN UYGULANABİLİR Mİ?(II)TÜRKİYE SABİT KUR REJİMİNE GEÇEBİLİR Mİ?(I)CARİ AÇIK BU AY DÜŞTÜYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BÜYÜKŞEHİR OLMADAN ASLA
Osman KARA
Erdem EROL
HERKES GELDİĞİ GİBİ GİDER
Erdem EROL
Mustafa GENÇ
TEMEL'İN,  "PİZUM EZANI" VE POLİTİKACILAR!
Mustafa GENÇ
Kadir GÜRKAN
Baş Döndüren Gelişmeler
Kadir GÜRKAN
Şakir DEMİRCİ
SAMSUN KÜLTÜR SANATLA DAHA GÜZEL
Şakir DEMİRCİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
HEYKEL
Prof Dr Yücel TANYERİ
Embiya SANCAK
SAMSUNUM'DA SORUN YARATMADAN İYİ İŞLER YAPILSIN (II) GENE KONUMUZ GÜLSAN
Embiya SANCAK
Alpaslan ÇEPNİ
MUHALİF KADIN OLMAK
Alpaslan ÇEPNİ
Doç. Dr. Yetkin BULUT
SAMSUN VE FUARLAR 2
Doç Dr Yetkin BULUT
Kenan ERZURUMLU
Eski dostlara serzenişimdir!
Kenan ERZURUMLU
Kürşad GÜNDOĞDU
Fransız kalmak
Kürşad GÜNDOĞDU
Ahmet HAYVALI
ŞİRKETLER  -  BAĞIMSIZ  DENETİM  VE YAPTIRIMLAR (II)...
Ahmet HAYVALI
Gül TURAN
TRAFİK TERÖRÜ
Gül TURAN
Selçuk KAYA
Tarih hiçbir zaman ilk yarının liderini yazmaz..
Selçuk KAYA
Salim YILDIZ
Var ol sen Samsunspor
Salim YILDIZ
Tevfik DEMİR
ALKIŞLAR LİDERE
Tevfik DEMİR
Metin ATLI
ANTRENMAN MAÇI
Metin ATLI
Ender GÜR
LİDERLİK KEYFİ
Ender GÜR
Akın ÜNER
SAMSUNSPOR'UN ŞEREF'İ (I)
Akın ÜNER
Mehmet ÖZ
BEKA MESELESİ VE MİLLÎ TAVIR
Mehmet ÖZ
Fulya ZORLU
Çocuklarda Problemli Davranışlar
Fulya ZORLU
Ayhan HAMLI
DUMLU ŞEHİTLERİNE SELAM OLSUN...
Ayhan HAMLI
İlker Mutlu
Ne günler, ne haftalar...
İlker Mutlu
Ersin ERGE
HAS ŞİİRE GİDERKEN  
Ersin ERGE
Nami Cem İYİGÜN
PARİS, TRUMP VE 2020 (II)
Nami Cem İYİGÜN
Kenan ÖZTÜRK
Ayvacık'ta Doğa Evleri
Kenan ÖZTÜRK
Erdal AĞAR
İnsan Beyninden Yapay Zekâya II
Erdal AĞAR
Ceyhun DONBAY
Futbolda itici güç: Tribün
Ceyhun DONBAY
Hikmet KURADA
Ergenekon’da 11 Yıl Sonra Gelen Adalet ve Bir Anı
Hikmet KURADA
Naci ALTUNCU
SAMSUN'DA KADININ ADI YOK !!!
Naci ALTUNCU
Hasan Cem KESKİN
AİLE REİSİ
Hasan Cem KESKİN
Burhan UYAN
TEKNOLOJİ İLE ZAMANDA YOLCULUK MÜMKÜN MÜ? 1919 YILI İÇİN EVET!
Burhan UYAN
M. Halistin KUKUL
COĞRAFYAMIZDA KÜLTÜR BOZULMASI
M Halistin KUKUL
Dr. E. Kurmay İbrahim YILDIRIM
 Öğretmenlerimiz
Dr E Kurmay İbrahim YILDIRIM
Turgay SAAT
YALNIZ KALMAYA MAHKUMUZ
Turgay SAAT
Ömer PAMUK
NİCE YILLARA...
Ömer PAMUK
Cesur CEYLAN
MASKELER
Cesur CEYLAN
Cevdet YILMAZ
SAMSUN SEMT PAZARLARI
Cevdet YILMAZ
Mustafa ÖZBALCI
60. Ölüm Yıldönümünde YAHYA KEMAL BEYATLI
Mustafa ÖZBALCI
Şenol Yücedağ
EKONOMİK GERİ DÖNÜŞÜM 3
Şenol Yücedağ
Yavuz BAYRAM
Hangi Öğretmen?
Yavuz BAYRAM
Bahadır BAŞ
ARABULUCULUK, MALİ MÜŞAVİRLER OLMADAN BAŞARILI BİR ŞEKİLDE HAYATA GEÇEMEZ...
Bahadır BAŞ
İbrahim TELLİOĞLU
OTKAYA MAĞARASINDA YAKILAN MUMLAR
İbrahim TELLİOĞLU
Birol BİRCAN
SAMKON ne yapmaya çalışıyor?
Birol BİRCAN
Zati ÜRER
EĞİTİM KÖYLERİ
Zati ÜRER
Ergin KAHVECİ
İYİ Kİ VARDIN...
Ergin KAHVECİ
Kenan KAYIKÇI
Sporda Altyapı Sorunları
Kenan KAYIKÇI
Selamet ATLI
GOL YOLLARIMIZ SIKINTILI
Selamet ATLI
Kerem GÜREL
Meşhuriyet Çağının Kayan Yıldızları
Kerem GÜREL