YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Kenan ÖZTÜRK

Azmin zaferi…

Bazen geçmişe bakınca
                “Nereden nereye” dediğimiz olmuyor mu?  
               Ve o yıllarda elde edilen kazanımların değeri ise bir başka oluyor.  
                Evine davet edildiğimiz sofrasında İsmail paylaşıyor anılarını.
                Köyünden ailesiyle çıktığında nereye gittiğini dahi çözemeyen, bugünün kırk yaşındaki adamın duyguları daha dün gibi taptaze.   
                "On bir yaşında Samsun'a geldiğimizde ne yatağımız, nede kiraladığımız evin camlarının perdesi vardı. Boya sandığı elime tutuşturulduğunda bir anda kendimi Atatürk Anıtının çevresindeki parkta bulmuş, ilk gün kazandığım yüklü parayı teslim ettiğim annemin işi eve önce perde almak olmuştu" diyor.
                Herkesin buna benzer bildiği yaşam hikâyeleri vardır.
                Bakıyoruz ki sabrederek inanarak yapılan mücadeleler sonuç veriyor.      
                İsmail’in hikâyesi önemli.
                O, tam rahata kavuştum derken bu sefer kızının lösemiye yakalanmasıyla hayata yeniden sıfırdan başlamış. Ama hayatta çıkabilecek engellere karşı direnmiş.  
                Anılarını anlatırken duygulanmıyor da değil;   
                "Bir gün düzgün kıyafetli kişi ayakkabılarını boya sandığıma uzattığında ‘sizin beyaz ayakkabılarınızı boyayamam’ dedim. Markasını söylediği boyayı aldırıp ısrarla ayakkabısını boyadığımda elime dört tane ellilik tutuşturmuştu. Yaptığımın karşılığı bu değil desem de 'Sen al' dedi. Sonradan öğrendim ki o kişi Samsun'un sayılı zenginlerindenmiş."
                Tecrübeyi yaşayarak kazanırken dürüstlüğünden de taviz vermemiş.        
                “Cumhuriyet Meydanı eski Kamu Sağlığı Merkezi kenarında simit, pasta satacak köşe bulmuştum. Bir gün meydanda cüzdan buldum. İçinde hamiline yazılı iki tane 2500 liralık çek var. Cüzdanın içindeki paraları saymadım. O gün bekçiler istese de cüzdanı vermedim. Simitleri toptan aldığım kendisine güvendiğim abimize durumu anlattım. Cüzdanın içindeki karttan yakından tanıdığı kişinin mağazasına geldiğimizde ilgili şahıs telaşlıydı. Abimiz kendisine 'Endişelenme kaybettiğini bu çocuk buldu' deyince almak istemesem de bir miktar bana uzattığı para ile hemen iki kanepe almıştık.” diye devam etti İsmail.
                Anlattığı ve anlatacağı çok anıları vardı elbette.
                Kızının lösemiye yakalanmasıyla yeniden bir boşluğa düşmüş İsmail ve ailesi.  
                İllet hastalığın pençesinden kurtulmaya kararlı aile mutlu sona ulaşınca
                “Allah kimseyi zorda bırakmasın” diyor, bugünlere şükrediyordu.   
                Lösemiyi yenen kızı Elif ise eğitimde memnun edici başarısıyla ailesinin yüzünü güldürüyor.
                Ne diyelim; “Azmin zaferi”…
                Sarı ailesi.
                Allah yolunuzu açık etsin.

Lösemiyi ben de yeneceğim Azmin zaferi… Teşekkürler TEAMDOBLO Hematolojide Anne Olmak Yirmi beş yıllık “MEŞALE” Ablanın hayat kurtaran iliği Unutmamak unutulmamak… Öğretmenime uzanan “Menfur” el Bizim haftamız bitmiyor ki… Doktorun da böylesi… Yazarın Tüm Yazıları