YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Necdet UZUN

İlahi adalet...

Ajanslar ve internet medyası , "Adaletin böylesi" başlığını atmışlardı ama bana göre, bu haberin başlığı"İlahi adalet" olmalıydı...

Önce haberi okuyalım:"Baygın haldeki köpeği arabaların önüne atan ve sonrasında tutuklanan şahsa cezaevinden çıktığı gün araba çarptı.Giresun'da 22 Ocak'ta Karadeniz Sahil Yolu kenarında baygın halde bulunan köpeği ölmesi için yolun ortasına doğru atan ve köpeğin itlafına neden olan B.U. hayvan severlerin ve köpeğin sahibinin şikayeti üzerine olaydan bir gün sonra Giresun İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin titiz çalışması sonucu yakalanmıştı. Zanlı 'mala zarar verme ve 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'na muhalefetten' çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 1 ay 10 gün hapis yattıktan sonra hafta sonu tutuklu bulunduğu Giresun E-Tipi Kapalı Cezaevi'nden tahliye olan şahsa cezaevinden çıktığı gün araba çarptı.“

Bu olay, kesinlikle"İlahi adalet"tir.

Tıpkı"Kabağın da bir sahibi var" öyküsünde olduğu gibi...

"Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Derviş usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.

"Vur usturayı berber efendi" der. Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş bir yandan da aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır.

Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak;"Kalk bakalım kabak derviş, kalk da tıraşımızı olalım" diye kükrer.

Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ne de olsa mahallenin kabadayısı, elinde silah, astığı astık, kestiği kestik."Ne diyorsak o'' diye ortalıkta dolaşan bir belalı. Ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında sürekli aşağılar dervişi, alay eder. Kabak aşağı, kabak yukarı! Konuşur durur.

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.

Berber ise şaşkın; bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyari sorar: "Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?"

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir: "Vallahi gücenmemiştim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!"

Mazlum ve masumları sahipsiz sanıp, onlara hayatı zindan edenleri bekleyen akıbeti Rabbim bilir ama o da işini öbür dünyaya bırakmıyor,“İbret olsun” diye…

"İlahi adalet"  işte bu...

Daha fazla söze gerek var mı?..

Ah dilim!..Samsun'un ibresi...FOTOĞRAFLAR...Caiz değil ama...Keşke daha çok olsa...Neden olmasın ki?..Erdoğan'ın gelişi...İFTİRALARA HAZIR MIYIZ?Alma mazlumun ahını...Sistem böyle işleyince...Yazarın Tüm Yazıları