YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Şenol Yücedağ

YÜKSELEN DÖVİZİN CEZALARI

Ekonominin gerçeklerinden haberi olmayan insanların, dövizin yükselişinin getirdiği zararları göremeyişinin faturası çıkmaya başladı. Yılların anlı şanlı büyük holdingleri zoru görünce teslim bayrağını çektiler. Uyarılara rağmen çaplarından ve öz sermayelerinden çok fazla borçlandılar ve dövizde kur beklentinin üzerinde yükselince en kısa yoldan, deyim yerindeyse “çamura yatmaya” başladılar. Bunu da “Ey bankalar, borçlarımı ödeyemiyorum, gelin bu borcun vadesini uzatalım, yeniden yapılandıralım!” şeklinde yapıyorlar. Ama kimse şu soruyu sormuyor: Siz kârlarınıza kâr katarken kimseye gelin bu kârı paylaşalım demediniz, boyunuzdan büyük borçların altına girip dünya devi olmaya çalıştınız ama en küçük bir sallantı ve zoru görünce topu taca atıyorsunuz, neden?

Aynı 2001 ve 2008 krizlerinde olduğu gibi iş sonunda dönüp dolaşacak ve “devlet bizi kurtarsın” noktasında buluşacak.

Ne oldu anlı şanlı globalizm, liberal düşünce, serbestlik furyası söylemlerine? Dönüp dolaşıp gene gelinen nokta Devletçiliğin şefkatli kolları! O zaman kendimizi neden zorluyoruz bize uymayan, dar gelen bir sistemi kabul edip gavurlara kendimizi şirin gösterme oyununa!

Bankalar sistemin getirdiği bir zorunluluk ve işi para satmak. Bu hayatın bir gerçeği ve artık hayat bankasız olmuyor. Holdingler bankalarla yaptıkları alış verişlerin sonucunu biliyor. Para alacak ve vadesi geldiğinde faiziyle borcunu ödeyecek. Sistem bu. Sen büyük miktarda aldığın borcu ödeyemezsen bankaların da kendine has olan işleyişine de zarar vermiş oluyorsun. Bu konu ile alakalı U. Gürses köşesinde çok çarpıcı tespitlerde bulunmuş ve bunları paylaşmakta fayda var.

“Hatırlayalım; son 10 günün üç önemli ekonomi haberi şunlardı: Merkez Bankası’nın 2017 yılı kârının 18.3 milyar TL olduğu ve bununla Türkiye’nin kurumlar vergisi şampiyonu olmasının muhtemel olduğu, 2017 yılının ekonomik büyümesinin yüzde 7.4 olarak kesinleşmesi, son haber de Doğuş Grubu’nun 7.8 milyar TL’lik kısa vadeli borçlarını yapılandırma sürecinde olduğu haberiydi.

Bu üç haber “Türkiye Ekonomisi” dersi alan öğrenciler için iyi bir final sınavı sorusu olur; “Bu üç haberden hareketle ekonominin durumunu açıklayınız, 100 puan.”

Üç farklı borç hikayesi var; Türk Telekom’un çoğunluk hissedarı Oger Telecom’un 4.4 milyar dolarlık borcu ödeyememesi farklı bir hikaye, Yıldız Holding’in 6 milyar dolarlık borç yapılandırma talebi farklı, Doğuş’un hikayesi farklı; ortak noktaları, bankaların nakit akımını değiştirecek olması.

Herkesin aklındaki soruyu buraya yazalım; büyükler böyle ise küçük ve orta boyların hali nicedir? Buraya döneceğim tekrar; asıl soru şu: Büyük ve değerli markaları barından holdingler neden yapılandırma peşinde?

Yıldız örneğinde, kısa vadeli finansmanla varlık alımı yapan iş dünyası şimdi zorlanıyor. Doğuş örneğinde ise kur artışının büyük hasar yarattığı görülüyor. Doğuş Grubu’nın açık döviz pozisyonunun 4.7 milyar dolar olduğu görülüyor. Kısa ve uzun vadeli finansal borçları 6.2 milyar dolar (23.5 milyar TL) olan grubun faizler 1 puan arttığında karşılaştığı yük yaklaşık 60 milyon TL iken, kur yüzde 1 arttığında karşılaştığı ilave yük 116 milyon TL olduğu görülüyor. Kur hasarı mı yoksa faiz hasarı mı sorusunun yanıtı çok açık biçimde ortada; kur etkisi bu bilançoda iki kat daha fazla.

Türkiye’de finans dışı kesimin açık pozisyonu 221 milyar dolar. Şirketler 2010-2017 arasında milli gelirin kabaca yüzde 30’u kadar borç artırdılar.

Başta o çok “kızdığımız” kredi dereceleme kuruluşlarının olmak üzere Türkiye’ye ilgilenen yatırımcıların dikkat çektiği konu tam da buydu; “küresel kriz sonrasında Çin’den sonra en çok borç büyüten şirketler kesimi Türkiye’de, kur artışı ve artan maliyetler ile görece yavaşlayan bir hasılat yapısı ile bu borçların çevrilmesi güçleşecek” temalı bir uyarı yapılıyordu.

Peki yüzde 7 büyüyen bir ülkenin marka grupları neden borç çevirme sorunu yaşamaya başladılar? Bunun tek bir yıla mercek koyarak bakılıp anlaşılamayacağı ortada. 2013 sonrasındaki birikimli hasarın şirketleri zor bir yokuşa sürdüğü hesaba katılmalı.

2012 sonundan bu yana 5 yılda nominal milli gelir birikimli olarak yüzde 97 artarken (reel birikimli yüzde 34.1), aynı dönemde kur artışı yüzde 113 artmış. Bu, cirosunu TL olarak yapan döviz borçlusu bir firmanın TL cinsinden borç ödemeye yetişememesi demek.

Bu makasın gün ve gün açıldığını da izliyoruz. Kur artışı giderek geri dönmeyecek bir merdiven halinde ilerlerken, hasarı da giderek daha sert ve onarımı zorlaşan biçimde reel kesime yansıyor. Nihayetinde de bankalara.

İşte bu tabloda Merkez Bankası’nın kârının rekor düzeyde olması anlamlı. Anlamlı çünkü geçmiş sayılar ve deneyimler de gösteriyor ki; ekonomide işler yolunda olduğunda şirketler ve bankalar şampiyonluğu alır, Merkez Bankası’nın böyle dönemlerde kazancı azalır ve hatta zarar eder. İşler iyi değilse Merkez Bankası kâr rekoru kırar.

MERKEZ'İN KÂRI REKOR
Kur şoklarının olduğu yıllar Merkez Bankası’nın kârının yüksek olduğu yıllardır. 2014-2016 arası üç yılda bankanın kârının yüzde 70’i kur artışından geliyor. Merkez Bankası “kazanıyor” ama şirketler kaybediyor. 2011-2015 döneminde 5 yılda 47.2 milyar TL Merkez Bankası kârına karşılık, 2016 ve 2017’de iki yıllık banka kârı 30 milyar TL’ye yaklaşmış durumda.

Büyüklerin borç yapılandırmasına bakınca küçük ve orta boy şirketlerin yani KOBİ’lerin finansman güçlükleri akla geliyor. 2017’deki ekonomik büyümeyi de KOBİ’leri de bir süreliğine kurtaran Kredi Garanti Fonu çerçevesindeki krediler olmuştu. Bu yıl ise bunlardan vadesi gelenleri yenilemenin ötesinde ilave bir olanak görünmüyor. Bankaların ilave kredi olanakları sınırlı, kurları da faizleri de dizginleyecek bir ekonomi politikası da ufukta yok. Tersine maliyetlerden gelecek bilanço hasarlarına daha açık bir tablo var.

“Çatı tamiratı” uyarısı haklıydı; geç bile olsa.”

Fakat biz her yapılan haklı uyarıyı şahsımıza yapılmış bir hakaret gibi algılayıp derhal kılıçları çekiyoruz. Oysa durum basit: “Keskin sirke küpüne zarar.”

 

EŞEL MOBİL MAAŞLARA DA OLMALI!...EYLÜL ENFLASYONU NE DİYOR?YABANCI SERMAYE NEDEN ÖNEMLİ(II)YABANCI SERMAYE NEDEN ÖNEMLİ(I)SABİT KUR REJİMİ BUGÜN UYGULANABİLİR Mİ?(II)TÜRKİYE SABİT KUR REJİMİNE GEÇEBİLİR Mİ?(I)CARİ AÇIK BU AY DÜŞTÜBANKACILIK SEKTÖRÜNDE DURUM İYİDIŞ TİCARET DENGESİ ve TURİZM (II)DIŞ TİCARET DENGESİ ve TURİZM (I)Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
ÜRETİM VE SİYASET
Osman KARA
Mustafa GENÇ
HZ. ÖMER’İN ADALETİNİ SAĞLAYAN ŞAHİTLERİN ÖZELLİKLERİ-lL-
Mustafa GENÇ
Erdem EROL
YARINA YAZIK!
Erdem EROL
Kadir GÜRKAN
Tepki Hamleleri Nasıl Olacak?...
Kadir GÜRKAN
Av. Dr. Cengizhan Hatipoğlu
Velayet Kararında Çocuğun Söz Hakkı Var Mı?
Av Dr Cengizhan Hatipoğlu
Metin ATLI
SAMSUNSPOR’A YAN BAKILMIYOR
Metin ATLI
Tevfik DEMİR
Muhteşemsin Samsunspor !
Tevfik DEMİR
Şenol Yücedağ
EŞEL MOBİL MAAŞLARA DA OLMALI!...
Şenol Yücedağ
Ceyhun DONBAY
YENDİKLERİMİZİ UNUTTUM, BENİM AKLIM SARIYER'DE
Ceyhun DONBAY
Mert Can Coşkuner
Konuşmalarınızı dinleyen yeni android zararlısı
Mert Can Coşkuner
Kenan KAYIKÇI
Eğitim ve spor
Kenan KAYIKÇI
Embiya SANCAK
GÜLSANDA KAMU MENFAATİ
Embiya SANCAK
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
İĞNELEME...
Prof Dr Yücel TANYERİ
Yetkin BULUT
MERAK ÇAĞI
Yetkin BULUT
Cevdet YILMAZ
100.Yıl, Patrik ve Karadeniz’de Rum Köyleri (!)
Cevdet YILMAZ
Selçuk KAYA
Dile kolay, 6 galibiyet...
Selçuk KAYA
Salim YILDIZ
Korkunç seri
Salim YILDIZ
Selamet ATLI
VİCDANINIZ RAHATSA SIKINTI YOK
Selamet ATLI
Hasan Cem KESKİN
SEN İSTE YETER Kİ…
Hasan Cem KESKİN
Kürşad GÜNDOĞDU
TOPLUMA YÖN VERENLER
Kürşad GÜNDOĞDU
Ömer PAMUK
YAZARKEN...
Ömer PAMUK
Zati ÜRER
EĞİTİMDE BÜTÜNLEŞME YOLU
Zati ÜRER
Akın ÜNER
PATRİK'TEN TÜRKLER'E MİLLİYETÇİLİK DERSLERİ
Akın ÜNER
Fulya ZORLU
Çocuklarda Korku ve Kaygı
Fulya ZORLU
Gül TURAN
RİTA'  ya MEKTUPLAR 1
Gül TURAN
Ergin KAHVECİ
ÖĞRENDİ BİR KERE!
Ergin KAHVECİ
Yavuz BAYRAM
Vicdânî Bir Ölçü Olarak Sadâkat
Yavuz BAYRAM
Turgay SAAT
YÖK BİZİ DUYDU!
Turgay SAAT
Alpaslan ÇEPNİ
ÖĞRETMENLERDEN ÖNERİ İSTENİYORSA
Alpaslan ÇEPNİ
Şakir DEMİRCİ
TÜRKİYE”NİN FOTOĞRAF HAZİNESİ ARA GÜLER
Şakir DEMİRCİ
Ersin ERGE
KARAGÖZ FESTİVALİ YAPALIM DERKEN-1
Ersin ERGE
Nami Cem İYİGÜN
HEM ZAMANLARIN EN İYİSİ, HEM ZAMANLARIN EN KÖTÜSÜ
Nami Cem İYİGÜN
Kenan ERZURUMLU
Öfkeli bir "Merhaba" derken!
Kenan ERZURUMLU
Kenan ÖZTÜRK
Löseminin arka yüzü
Kenan ÖZTÜRK
Ayhan HAMLI
ASTSUBAYLIK ONURLU BİR MESLEKTİR…
Ayhan HAMLI
Hikmet KURADA
SİNOP’TAN YAZI-YORUM
Hikmet KURADA
Birol BİRCAN
  Bafra Tarımı üzerine…
Birol BİRCAN
İbrahim TELLİOĞLU
AMİSOS SAMSUN MU?
İbrahim TELLİOĞLU
Burhan UYAN
GELECEKTE VAR MIYIZ?
Burhan UYAN
M. Halistin KUKUL
EĞİTİMDE KALİTE
M Halistin KUKUL
Erdal AĞAR
Türkiye’nin Yeni Üniversitelere İhtiyacı Var mı?
Erdal AĞAR
Kerem GÜREL
Meşhuriyet Çağının Kayan Yıldızları
Kerem GÜREL
Uğur DEDE
12 EYLÜL
Uğur DEDE
Vehbi TEZCAN
Müzik sizi yalandan, sahtelikten kurtarır...
Vehbi TEZCAN
Serdar ÖLMEZ
BİR ÖMRÜ BİRLİKTE ARAYALIM!
Serdar ÖLMEZ
Osman ECEVİT
DÜNYA EĞEMENLİĞİ
Osman ECEVİT
Cevahir KUL
ARTIK GELECEĞE UMUTLA BAKMAK, O GELECEĞİ YAŞAMAK İSTİYORUM...
Cevahir KUL
Şerafettin Özışık
CEP HASTALIĞI
Şerafettin Özışık
Ahmet HAYVALI
DOSTLUK ÜZERİNE...
Ahmet HAYVALI
İlker Mutlu
HAYAT DAMARI
İlker Mutlu