YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Osman KARA

KABAHAT KİMİN?

Eğer bir yazı anlaşılamamış ise kabahat anlamayan da değil anlatamayandadır. Ya seviyeyi oldukça yüksek tutmuştur ya da ele aldığı konu bilgisinin çok üstünde kalmıştır. Her iki halde de ben anlamayana değil, anlatamayana ya da anlattığı halde anlaşılamayana, anlaşıldığı halde anlamazdan gelinene yanarım. 

Yıllar önceydi, yine televizyondaki bir cehalete ya da bir yalana delilendiğim bir anda o zamanlar altı yedi yaşlarında olan torunum büyük bir safiyetle “Dedeciğim, sen kitap okuma” demişti. Şaşırmış, “bu da neden icap etti” dercesine bakmış ve merakla “niye okumayayım” diye sormuştum. Tane tane anlatmıştı: “Bak dede” demişti; “okuduğun için bunların yanlış olduğunu, yalan olduğunu biliyorsun ve kızıyorsun. Okumasan bilmezsin, bilmezsen de kızmazsın, mutlu olursun.”

“Çocuk aklı” deyip geçmiştim, yıllar sonra ona hak vereceğim hiç aklıma gelmemişti. Her geçen gün daha fazla hak veriyorum dünkü o çocuğa. Hele de bırakın okumayı hayatında okul dışında herhangi bir kitaba el sürmemiş insanların rahatlıklarını, mutluluklarını gördükçe. Ah bir de “bilmeden bilir geçinmeleri” ah bir de “her konuya karışmaları” olmasa. Ne yazık ki, onları mutlu eden bilgisizlikleri ve o bilgisizlikten kaynaklanan cüretleri, hatta saldırganlıkları beni kahrediyor. Kendi adıma değildir hüznüm, isyanım; toplum adınadır, millet adınadır, istikbal adınadır.

Senin onlarca kitap, yüzlerce makale okuman neye yarar ki; adam, ne Abdülhamit’i bilir ne İttihat Terakki’yi, ne Birinci Dünya Savaşı’nı, ne Milli Mücadele’yi, ne de adam gibi bir tek kitap okumuştur ama sana ders verir. Sağdan soldan duyduğu yalanlarla inşa edilmiş çarpık tarih anlayışıyla ülkenin halini anlatmaya, geleceğini kurgulamaya soyunur.

Yok, yakınmaya hakkım yok; aslında bir yakınma da değil bu, bir durum tespiti. Bir genel üzüntü ya da eski tabiriyle bir hüzn-ü umumi. Hani Namık Kemal “Bâis-i şekva bize hüzn-i umûmîdir Kemâl/ Kendi derdi gönlümün billah gelmez yâdına” der ya o hesaptır bu satırlar. Bizim neslimiz anlar ama bizden sonrakiler için bir de bugünün kelimeleriyle yazmak gerek bu iki dizeyi, o da şöyledir: “Bizim şikâyet etmemizin sebebi içinde bulunduğumuz hüzün atmosferidir, gönlümün kendi derdinden bahsetmek asla aklıma gelmez.”

O gün gelecek mi ya da ömrüm görmeye yetecek mi, bilmem, bilemem ama dilerim ve umarım, bir gün ben de gerçek anlamda mutluluk nedir tadarım.

İFRATLA TEFRİT ARASINDA SAVRULMAKBEN YİNE DE YAZACAĞIMALLAH’A İNANMAK VE GÜVENMEK TAMAM DAKONU CİDDİDİR, SULANDIRMAYALIMELEM ÇİÇEKLERİ!İDAM CEZASI GELEBİLİR Mİ?BİRKAÇ KİTAP DAHABİR ŞEHADETİN YIL DÖNÜMÜ5 MİLYAR DOLARI KİM İSTEMEZ?BİZ O TRENİ KAÇIRDIKYazarın Tüm Yazıları