Hayatlarımız aslında doğumdan ölüme rakamlarla, ekonomiyle, üretim süreçlerinin bize sağladığı faydalarla ve işlevlerle doludur. Her birimiz istatistikte bir sayıyı aslında ifade ediyoruz.

Usta Ekonomist G. Uras 'Doğumdan ölüme hayat devam ediyor' başlıklı yazısında farklı bir bakış açısıyla, rakamlarla hayatımızı anlatmış:

'Adrese dayalı nüfus istatistiklerine göre, Türkiye'nin nüfusu 2017 yılında 80 milyon 810 bin. Bir yıl önceye göre 995 bin arttı. Yıllık nüfus artış hızımız yüzde 1.3. Yıllar itibarıyla artmıyor, azalıyor.

Daha az doğum, daha az ölüm sayesinde bu oranı tutturuyoruz. Halbuki her aileden en az 3 çocuk beklentisi gerçekleşirse, bu oran azalmayacak, artacak.

Kaba doğum hızı, bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını gösteriyor. Kaba doğum hızı, 2016 yılında binde 16.5 iken, 2017 yılında binde 16.1 oldu. Diğer bir ifadeyle, 2016 yılında bin nüfus başına 16.5 doğum düşerken, 2017 yılında 16.1 doğum düştü.

Bu, yılda yaklaşık 500 bin canlı doğumu ifade eder.

500 BİN CANLI DOĞUM

2017 yılında 569 bin çift evlendi. Çocuklu veya çocuksuz 122 bin çift ayrıldı.

Aile sayısı 22 milyonu aştı. Ailelerin 3.2 milyonu çocuksuz ve 3.5 milyonu tek kişilik aileden oluşuyor. Bir evde tek yaşayanlar da 'aileden' sayılıyor,

14 milyonu çocuklu, 3.6 milyonu kalabalık aile.

Nüfusumuzun yaklaşık dörtte biri, 19 milyonu, 0-14 yaş arası genç nüfus. Genelde eğitim yaşı 20 yaşına kadar uzuyor. İşte onun için çocuk demek, öğretim demek.

2016-2017 eğitim öğretim döneminde, örgün eğitimde öğrenci sayısı 17 milyon 319 bin, 8 milyonu erkek, 8 milyonu kız. Öğrencileri 1 milyon 5 bin öğretmen okutuyor. Okul sayısı 62 bin, derslik sayısı ise 682 bin.

Öğrencilerin 1 milyon 429 bini de açık öğretimde eğitim görüyor.

4 milyon 970 bin öğrenci ilkokul, 5 milyon 519 bin öğrenci ortaokul, 5 milyon 513 bin öğrenci de lise de eğitim görüyor.

Liselilerin 3 milyon 726 bini resmi, 500'i özel, 1 milyonu ise açık öğretim lisesinde bulunuyor.

Lisede eğitim görenlerin 2 milyon 912 bini genel, 1 milyon 967 bini, mesleki ve teknik, 634 bini ise din öğretiminde eğitim görüyor.

Toplam 10 bin lisenin 8 bini resmi, 2 bini özel, 4 bini mesleki ve teknik lise, 1.408'i de imam hatip lisesi.

YILDA 416 BİN ÖLÜM

Yıllık ölüm sayısı 2017 yılında 416 bin oldu. Ölenlerin % 55'ini erkekler, % 45'ini kadınlar oluşturuyor.

Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm oranı, bin kişi başına 5.3 kişi.

Toplam ölüm nedenlerinin % 39'u dolaşım yolu hastalıkları, % 20'si iyi veya kötü huylu kanser, % 12'si solunum hastalıkları.

Doğum ile ölüm arasındaki 80 yıl dolayındaki sürenin yaklaşık dörtte biri eğitimle geçiyor. Kalan yaklaşık 60 yıl sürede insanlar kendilerine göre bir şeyler yapmaya çalışıyor. Kimi para kazanmak, kimi sanat, kültür konularına ilgi gösteriyor. Ama gerçeği unutmayalım; para olmadan yaşamı sürdürmek imkansız. Paranın tek kaynağı da üretim.'

Peki, paranın tek kaynağı olarak üretim görünüyorsa biz toplumca ve devletçe bu üretimin neresindeyiz? Gümrük ve Ticaret Bakanlığının verilerine göre 2016 yılında Milli Gelirin 6,2'si Tarım, Ormancılık ve Balıkçılıktan, 16,6'sı İmalat Sanayinden, 21,2'si Hizmetlerden, 8,6'sı İnşaattan, 11,6'sı Kamu Yönetimi, Eğitim ve Sağlıktan, 7,7'si Gayrimenkul faaliyetlerinden geliyor.

Aynı verilere göre, Satın Alma Gücü Paritesine göre 1,988 Milyar Dolar ile Dünya'da 13. Sıradayız. Avrupa'da 5.sıradayız.

Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 19 artarak 3 trilyon 104 milyar 907 milyon TL oldu.

Bu kadar büyük rakamlar içinde 50 milyona yakın vatandaşın yoksulluk sınırında olduğu söylendiğinde de bütün denge ve rakamlar alt üst oluyor. Demek ki biz bir şekilde üretiyoruz, satıyoruz ama elde ettiğimiz geliri hakça paylaşamıyoruz. Seçim meydanlarında bu paylaşımın nasıl olacağını iyi anlatana ve bizi ikna edene oyumuzu vermeliyiz. Çünkü gerisi boş laf!

[email protected]