YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Osman KARA

MEDENİYETİN İÇİNE TÜKÜRMEK

Hemen her yaz en az bir, çoğu zaman da iki üç kez yazıyorum şu sahil yolunu. Sahil yolu derken Karayolları bölge müdürlüğü hatta Batı Park’tan başlayıp Kurupelit’teki marinaya uzanan 9-10 kilometrelik bir yoldan bahsediyorum.

14-15 yıldır Samsun Büyükşehir(Bütünşehir) Belediyesi’nin eli bu yolun üzerinde. Aynı zamanda denizin hiddeti de bu yolda.  Belediye bir taraftan yapıyor deniz öbür taraftan yıkıyor. Şimdilik maliyeti kabarsa da çağın tekniği ve insanın kararlılığı denizin inadını ve gücünü kırıyor, tahribatını en aza indiriyor. Belediyenin teknik kadrosu denizin tahribatını büyük ölçüde engelliyor ama hiç kuvvet ve hiçbir adap ve edep sevgili halkımın yediği ve içtiklerinin atıklarını o güzelim sahile boca etmesini önleyemiyor.

Sabahları o sahillerde yürürüm yıllardır, yürümenin, karşılaştığım insanlarla selamlaşmanın, dostlarla sohbetin keyfini ne yazık ki akşamdan sabaha kalan atıkların pis görüntüsü gölgeliyor. Banklar var yol boyunca ve hemen bir ya da bir buçuk metre mesafede çöp kovaları. İnsanlar otursunlar banklarda ve yiyip içtiklerinin atıklarını, kabuklarını ortalara değil de çöp kovalarına atsınlar diye. Ama ne yazık ki benim sevgili halkımın atıklarını çöp sepetine/kovasına atma alışkanlığı yok. Tam tersine sadece atıklarını değil hangi hastalıkları taşıdığı bilinmeyen balgamlarını bile insanların gelip geçtiği caddelere, sokaklara, meydanlara boşaltmak gibi bir çağdışı davranış biçimi var.

Kadın erkek, genç yaşlı, köylü kentli, türbanlı türbansız fark etmiyor, hemen her gruptan insan o banklara oturuyor ve içini yediği çekirdeklerin kabuğunu gelip geçenden hiç rahatsızlık duymadan ve hatta gözlerinin içine baka baka o güzelim yola döküyor. Adeta kentin içine, sadece kentin değil bir türlü intisap etmediği/edemediği ve belki de etmeyi hiç de düşünmediği medeniyetin içine tükürüyor.

Yazıyorum, hem de bir faydasının olmayacağını bile bile ve fakat benim gibi düşünen ve kentte yaşadıkları halde bir türlü kentli olamayanların bu kentin içine tükürmesinden rahatsız olanlar için yazıyorum. Bir de sabahın erken saatlerinde ellerinde süpürge o sahil yolunu boydan boya tarayıp tertemiz yapan ama emekleri her gece çöpe ve atığa kurban edilen temizlik işçileri için yazıyorum. Onların emeğine duyduğum saygı için yazıyorum. Acaba akşam sefası sürerken atıklarını yanlarındaki çöp kovasına atmak yerine ayaklarının dibine atanlardan bazıları da o insanların emeğine saygı göstermezler mi?

Sahil yolu demişken bir de yolun belli bir bölümündeki insanların gereğini bir türlü anlayamadığı yenileme çalışmasına değinmeden geçemeyeceğim. Niye o masrafa girildiği ayrı bir soru ama hemen herkesin üzerinde hem fikir olduğu bir husus var ki, o da, belli kesimlerde kayaların arasında beton molozlarının atılmasıdır. Hem çok çirkin bir görüntü hem de kimi yerlerde beton parçalarından çıkan paslı demirler nedeniyle ciddi tehlike oluşturan bir hal bu. Herhalde birileri buna müdahale eder ve o molozlar atanlar tarafından atıldığı yerden alınır ve gitmesi gereken yere götürülür.

Kentli olmanın ilk kuralının kente saygı olduğunu anlayacağımız ve gereğini yapacağımız günler dileğiyle.  

 

ÇOK GEÇ KALMIŞ BİR İTİRAFYENİ BİR BAŞLANGIÇDOST ELİNDEN ESEN YELLERTARİHİN İZİNDE BİR YOLCULUKALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR”YİNE FINDIK HEM DE FERYAT FİGANFINDIK ÜRETİCİSİ VE FINDIĞIN KADERİBen bu İstanbul'u neden seviyorum?MAYINLI SAHADA TOP OYNAMAKNEYİN İFADESİ?Yazarın Tüm Yazıları