YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Osman KARA

YAKLAŞAN BİR TEHLİKE VE ÜÇ KİTAP

Dün kuşatıldığımızı anlamakta geç kalmanın faturasını çok ağır ödedik. Balkanlarda ikinci ana vatanımızı kaybettik, geride beş asırlık bir tarih ve medeniyetle birlikte tarifsiz acılar bıraktık. Balkanlar dünyanın ilk ve en büyük soykırımının, Türk soykırımın mezarıdır ve ne yazık ki bırakın yabancıların hatırlamasını biz kendimiz bile kendi acımıza bigâneyiz. Güneyimizde, Suriye’den Hicaz’a, Hicaz’dan Yemen’e bir büyük emperyalist oyunun ve bir büyük ihanetin de farkına varmadık/varamadık ve oraları da ebediyen kaybettik.

Geçmişin umursamazlıkları ya da ilgisizlikleri bizi sadece vatan ve insan kaybına sürüklemedi, dünden bugüne yeni uluslararası sorunlarla karşı karşıya bıraktı ve daha başkalarıyla da bırakacak. Uluslararası sorun dediğim herkesin bildiği sözde “Ermeni Soykırımı” iddiası daha doğrusu yalanı. Ama ne yazık ki, bu yalan her geçen gün biraz daha yayılıyor, uluslararası arenada biraz daha fazla kabul görüyor. Şimdilik sadece “kabul etmemizi” dayatanlar bu ilk tavizi verdiğimiz andan itibaren, önce özür, sonra tazminat ve en sonda da toprak talebiyle karşımıza dikilecekler.

Şimdilerde, daha doğrusu aşağı yukarı 30 yıl öncesinden başlayan bir süreçte karşımıza çok ciddi bir şekilde çıkacak ikinci bir söz de “soykırım” yalanı tezgâhlanıyor. “Pontus Soykırımı” yalanı ve kadim Türk vatanı Karadeniz’de bir Helen/ Pontus devlet kurma hayali ya da projesi adıma adım ilerliyor. Biz Yunanistan’ın bizi sadece Ege’de kuşattığını/kuşatmaya çalıştığını sanıyor ve ne yazık ki oradaki akıl almaz Yunan ilerlemesini sadece seyrediyoruz ama asıl kuşatma uluslararası arenadaki Pontusçuluk faaliyetleri. Yunan devleti destekli ve Pontus emelli 200’ü aşkın vakıf ve dernek Türkiye aleyhine çalışıyor.

Şu sözler dönemin Yunan Başbakanı Mitsotakis’e ait: “Dedelerimiz Pontus topraklarına dönüş hayalini size miras bırakarak öldüler. Pontus’u ve kökeninizi asla unutmayın. Kaybedilmiş vatanın anası, Helen ırkının en güzel idealleri ile bağdaşmıştır.” Mitsotakis bu sözleri 16 Ağustos 1993’de Sümela Meryem Ana Vakfı” toplantısında söylüyor.

Sadece lafta kalmıyor Yunanlıların “Pontus topraklarına dönüş hayalinin” peşinde koşmaları. 28 Eylül 1998’de Yunan Meclisi 14 Eylül gününü “Küçük Asya Helenlerinin Türk Devleti Tarafından Soykırıma Uğratılmasının Yıldönümü” olarak anılmasını öngören bir yasa tasarısını oybirliğiyle kabul ediyor ve bu yasa 21 Eylül 2001’de Yunan cumhurbaşkanınca onanarak kabul ediliyor. O gündür bugündür bu tezgâh faaliyette ve her geçen gün dünyadaki etkinliği artıyor.

Ben meraklısına üç kitap” önerecektim; birisi yaklaşan bu tehlikenin, birisi geçmişteki gaflet ve ihanetin, üçüncüsü ise “Pontus hayali kurulan bu toprakların Türklüğü” üzerineydi ama kitaplara geçemeden yer bitti, konu yarına sarktı. Yarın görüşmek temennisiyle…  

FINDIK HERHANGİ BİR ÜRÜN DEĞİLDİRARTIK GERÇEKLERİMİZLE YÜZLEŞME VAKTİÇOK GEÇ KALMIŞ BİR İTİRAFYENİ BİR BAŞLANGIÇDOST ELİNDEN ESEN YELLERTARİHİN İZİNDE BİR YOLCULUKALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR”YİNE FINDIK HEM DE FERYAT FİGANFINDIK ÜRETİCİSİ VE FINDIĞIN KADERİBen bu İstanbul'u neden seviyorum?Yazarın Tüm Yazıları