YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Kenan ÖZTÜRK

Bektaş yaylasından izlenimler

Bazen en yakınımızdaki yerden bihaberiz.
                Doğanın muhteşem güzelliklerinin farkında değiliz.  
                Türkiye tüm değerleriyle hepimizin…
                Allah’ın bir lütfu, bu ülkeye müthiş bir zenginlik vermiş.
                Temmuz ayının son günleriydi.  
                Kümbet, Kulakkaya derken ulaştık Bektaş yaylasına.  
                Rakım 2000’in üzerinde.
                Bektaşlılar geldiğimiz Kümbet yaylasını kendileriyle emsal görmüyor, yayla dendiğinde ormanlık alan biter diyorlar.
                Söylediklerine hak vermiyor değilim.
                Şansımıza hava o kadar açık ki…   
                Bektaş’tan kuş uçumu bakıyoruz, dağlar adeta ayağınızın altında.
                Yayla merkezinde uzun olmayan dükkânların olduğu bir sokak. Çevre köy ve yayla sakinlerinin alışveriş yaptığı merkezde yoğun kuzu eti kokusunu hissediyorsunuz.
                Acıkan karnımızı kasap ve lokanta olan bir işletmede doyuruyoruz.  
                Yayla hareketli; gezenler, dolaşanlar, alışveriş yapanlar…
                Altı dükkân üstü konaklama yerleri gözümüze çarparken, yaylada iki yıldızlı tek bir otel hizmet veriyor. Akşama doğru net bir karara varmış değiliz.
                Burada mı kalacağız, yoksa başka bir yere mi hareket edeceğiz?
                Harita bize Çambaşı yaylasına yakın olduğumuzu söylüyor.
                Bektaş’tan çok iyi bildiğimiz Çambaşı yaylasına geçiş yapabilir miyiz?
                Ancak yaylalar arası haritada yol diye bir şey gözükmüyor.
                Mutlaka bir bağlantı vardır ama olabilecek güzergâh bize ne kadar uygundur?
                Yaylalarda seyahatiniz yol durumu kadar aracınızla da ilintili.
                Konuştuğum birkaç kişinin genel kanaati bu araçla emelimizi gerçekleştirmemizin mümkün olmadığını söylese de bir yolunu bulmalıyız diyorum.   
                Merakım güzergâhın ne kadar sağlıklı olup olmadığı.
                Tabiri caizse kaşınıyoruz galiba…
                Bektaş ve Çambaşı arasında yolun olduğu kabul ediliyor ama arkasından o yolu kullanamayacağımız özellikle belirtiliyor.
                Geldiğim yoldan geriye dönmek işime de gelmiyor.  
                Uzaklardan geldiği belli, yayla merkezine giren kamyonetin önünü kesiyorum.
                Sürücü dağların eteğindeki obalardan hayvan aldığını ve yollarda problem yaşamadığını söylüyor. Ancak aracı kamyonet ve taşıdığı da sekiz on tane büyükbaş hayvan.   
                Kendimi cesaretlendirmek birisini bulmalıyım ama konuştuğum herkes aracımın uygunsuzluğunu, yolları bilmiyor olmamı ve dağlarda kaybolabileceğimizi ifade ediyorlar.
                Havanın güzelliği ise bu fırsatı sanki değerlendirmem gerektiğini söylüyor.
                Ancak konuştuğum herkes kolumu kanadımı kırmış durumda.    
                Yayla yollarının bozukluğuna, soğuğuna, dumanına yabancı değilim aslında.
                Endişem toprak yollarda işaretlerin olmaması ve kaybolma riski tabi ki...
                Ayrıca araçta çıkabilecek teknik bir arıza bizi sıkıntıya da düşürebilir.  
                Bektaş ve Çambaşı arası 60-65 kilometre ve birbirlerine o kadar yakınlar ki…  
                Tecrübesi olanlarla telefon görüşmelerimde ‘kendini bu konuda’ zorlama diyorlar.
                Araç iyi olsa belki diyorum.
                Bir yandan da içimdeki bir ses buradan Çambaşı’na geçeceğimi söylüyor.
                Hava dumanlı olsa geçebilirsin deseler dahi böyle bir niyetim asla olmaz.
                Günün yorgunluğuna aldığım bilgilerin olumsuzluğu eklenince, akşam saatlerine doğru Bektaş’ta konaklamak mecburiyete dönüşüyor.
                Kaldığımız otelin salonunda son hamlem, belki bir ümit…   
                Otel görevlilerine Çambaşı yaylasına geçmek istiyorum diyorum.  
                Yaylaya geldiğimiz aracı öğrenince baştan mümkün değil diyorlar.
                Yine de bilgi alabileceğim başka birilerine yönlendiriyorlar.
                Otelin günlerce müşterisi olan kişilerin masasına umutsuzca yöneliyorum.
                Emelime ulaşsam gezginler açısından rehberlik anlamında keşif olacak.
                Tek güvendiğim araçtaki yakıtımın yeterliliği.
                Yolda bir engel çıkarsa Bektaş yaylasına geri dönüş yaparım diye düşünüyorum.
                Masada gurubun Çarşamba ilçemizden giden doğal gaz boru hattı arıza ekibi olduğunu elbiselerinden anlıyorum.
               “Abi sen Çambaşı yaylasına geçebilirsin”  diyorlar.
                Şaşırmamak elde değil.   
                Yaylada konuştuğum onlarca kişiden farklı bir cevap olunca“Abi yayla sakinleri buranın birkaç kilometre dışına çıkmıyor, duyduklarıyla yetiniyorlar”  diyorlar.   
                Bir anda umudum zirve yapıyor, seviniyorum.
                Sabah erken saatte bakımına çıkacaklarını ve bize belli bir yere kadar refakat edeceklerini söylüyorlar. Bu bana ilaç geliyor ve o günkü yorgunlukla istirahate çekiliyoruz.
                Ve sabahı iple çekiyoruz artık.
                Bektaş Çambaşı arasında ilginç tesadüfler ise bir sonraki yazıda.

Bektaş'tan Çambaşı’na doğruLösemiyi yenen umutlarımızBektaş yaylasından izlenimlerBektaş yaylasına doğruGiresun Kümbet yaylasındanSamet'e verilen ilikBana da ilik gerekirseNakilden çıkan BatuhanAynı kaderi paylaşanlarLösemiye bir tokat da Talha’dan…Yazarın Tüm Yazıları