Arife günü Samsun'un Tekkeköy ilçesinin tam da merkezinde, kaymakamlık binasının bulunduğu meydanın çevresinde iki gurup arasında çıkan kavgaya yaklaşık yüz kişi katıldı. Olayda çok sayıda vatandaş ciddi biçimde yaralandı.

Bayramda ise bu defa Çarşamba ilçesinin bir beldesinde yine iki gurup arasında çıkan kavgada silahlar patladı. Birkaç kişi hayatını kaybetti.

Aslında bu olaylar münferit sayılmaz. Samsun, son yıllarda giderek artan biçimde asayiş olayları ile ulusal medyanın gündemini işgal ediyor. Hastanede öldürülen doktorlar, trafikte çıkan kavgalar, uyuşturucuya bağlı sorunlar, aile içi şiddet, arazi anlaşmazlığı, okul önlerinde bıçak çekmeler, düğünlerde patlayan silahlar... Ne ararsan var! Samsun, üçüncü sayfaların ve internet medyasının "dehşet veren haber" kontenjanlarından bir türlü inmiyor. Artık Samsunluyum diyen herkes, başka bir vilayete gittiğinde tanıştığı kişilerin "asayiş sorunları" konulu sorularına muhatap olmaktan kurtulamıyor.

Ne yazık ki bu durum kentin imajı açısından büyük bir tehlike haline dönmeye başladı. Meselenin özünde "herkesin kendi adaletini kendi temin etmeye çalışması" olabilir. Ya da artan ekonomik sorunların yol açtığı sosyal bunalımlardan konuşabiliriz. Eğitim meseleleri, televizyonlarda şiddeti özendiren yapımların artması, bireysel silahlanma gibi tespitler de yapılabilir. Hatta mafyalaşma, sokak çeteleri, şehir magandaları gibi aslında metropol şehirlerde rastladığımız kent terörü terimlerini de kullanabiliriz.

Ancak mesele şu ki artık Samsun'da gün geçtikçe artan asayiş sorunlarını çözmek için sert tedbirler alınması gerekiyor.

RASTGELE SİLAH SIKMAK SERBEST Mİ?

Düğün var, tak tak tak...

Bayram geldi, tak tak tak...

Ay tutulması oldu, tak tak tak...

Lig şampiyonu belli oldu, tak tak tak...

Bu memlekette havaya rast gele ateş açmak kanunlara göre yasak mı?

Değilse sayın milletvekillerimizi göreve davet edelim, kanunlardaki eksiklikleri gidersinler...

Eğer yasaksa, polisimizi, jandarmamızı göreve davet edelim, vazifelerini yapsınlar...

HAVZALI MÜBADİLLERİN RİCASIDIR

Doksan beş sene kadar önce, mübadele gemileriyle eski Osmanlı topraklarından gelenlerden önemli bir bölümü Samsun limanına indiler.

Evladı Fatihanların soyundan gelen bu mağrur ve mağdur insanlardan bir kısmı da Havza ilçesine iskan edildiler.

On ayrı köye yerleşen Balkan Türkleri, bu güzel ilçemizin kıraç topraklarına tırnaklarını geçirip hayata tutundular.

Kimisi Kavala'nın Sarışaban kazasının köylerinden kimisi Selanik'in Kayalar kazasının köylerinden gelip Havzalı oldular.

İçlerinde Sünniler ve Bektaşiler vardı. İnançları arasındaki farklılıklara rağmen hemşerileri Atatürk'ün izinden ve ay yıldızlı bayrağın gölgesinden asla ayrılmadılar.

Aralarından çok zengin insanlar çıkmadı. Çok üst düzey bürokratları ya da büyük makamlar elde eden siyasetçileri de olmadı.

Hayat mücadelesi yaparken şenlikler düzenlemek, dernekler kurmak, örgütlenmek de gündemlerine uzun yıllar girmedi.

Ta ki başka il ve ilçelerde başlayan mübadil örgütlenmelerinden haberdar oluncaya kadar...

Üç komşu mübadil köyü, Çayırözü, Şıhköy (Şeyhkoyun) ve Hacıdedeliler bundan altı sene evvel köylerinin ortak yaylası olan Çiğdemtepe'de bir şenlik tertip etmeye başladı. O zamandan beri her yıl, şenliklerini düzenli olarak yapmaya çalışıyorlar.

Bayram arifesi de ilk defa derneklerinin resmi açılışını gerçekleştirdiler.

Bütün bunları yaparken kamudan bir yardım da almadılar. Sanatçı geldi, ses düzeni kuruldu, yiyecekler dağıtıldı... Birkaç gönlü zengin mübadilin fedakarlığıyla etkinlikler yapıldı.

Allah nasip ederse gelecek yıllarda da bu etkinlikler devam edecek. Bektaşilerin semahlarıyla Sünnilerin türküleri beraber söylenecek. Anadolu ve Selanik ezgileri birbirine karışacak. Türk bayrağının ve Atatürk resimlerinin gölgesinde binlerce mübadil ve mübadil dostu kardeşçe halaylar, horalar çekecek.

Havzalı mübadiller yine devletten, belediyeden bir katkı beklemeyecek. Tıpkı iptidai koşullarda şenlik alanının yollarını traktörlerle kendileri açtıkları, tuvaletlerini kendileri yaptırdıkları ve tankerlerle su getirdikleri gibi...

Ancak Havzalı mübadillerin Sayın Validen, Sayın milletvekillerinden, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanından, Sayın ilçe belediye başkanından bir ricası var...

Çiğdemtepe denen yer, bir tabiat harikası... Yemyeşil bir orman, geniş düzlükler, enfes bir manzarası var... Ağaçlarda sincaplar oynaşıyor, gökyüzünde kuşlar uçuşuyor, baharla beraber dağ menekşeleri açıyor...

Burası biraz ilgi ile Samsun'un tümüne hitap eden bir tabiat parkı ve piknik alanı haline gelebilir. Çok yatırıma da ihtiyacı yok: Şöyle düzgün bir yol, temiz su, düzgün bir tuvalet, otopark alanı, piknik masaları ve bir küçük mescit olsa burası sadece Havzalıların değil tüm Samsunluların (Hatta belki Amasya, Tokat ve Çorumluların) ailece gelip piknik yaptıkları bir yer haline dönüşecektir.

Mübadillere gelince... Onlar senede bir gün Selanik türkülerini dinleyerek kültürlerini yaşatmak için burada toplanmaya devam edecektir. Hizmet edenlere bolca dua edeceklerinden ve pişirdikleri etli kazan pilavlarını protokol mensuplarına ikram etmekten çok mutlu olacaklarından ise şüpheniz olmasın...