YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

M. Halistin KUKUL

EĞİTİMDE KALİTE

Aslında, ‘kalite’ kelimesini kullanmayı arzu etmezdim. F(ı)ransızca’dan dilimize geçen kalite (qualite) ve kantite (quatite) kelimelerinin yerine, daha önceleri, Arapça,  “keyfiyyet ve kemiyyet” kelimeleri yaygındı.

      Esâsında; bizim, ‘nitelik” ve “nicelik” kelimelerimiz hepsinden daha zarîf, ince ve güzeldir.

      Bu kısa açıklamayı yapmamın sebebi, bu iki kelimemizin daha zarîf, ince ve güzel olmasına rağmen, bilhassa “kalite” kelimesinin daha çok kullanıldığı, mânâsının daha muhtevalı olduğu da bir gerçektir. Bunun için; şu ânda, bu kelimeyi tercih ederek başlık olarak alıyorum.

     “Kalite”, vasıf, nitelik, keyfiyyet karşılığındadır. ‘Eğitimde Kalite’ derken, eğitimdeki seviyemizin yüksekliğini, alabildiği/alabileceği, katettiği/katedebileceği  merhaleleri düşünmemizi, hayâl etmemizi işâret etmiş oluyoruz. Tabiî ki, bunu yaparken, sâdece kalite kelimesini değil; “kaliteli/nitelikli” ve “kalitesiz/niteliksiz” kelimelerini de kullanmamız lâzımdır. Tasnif,  umûmîyetle “kalitelilik” üzerinden yapıldığı için, sâdece kalite kelimesi kullanılıyor.

        “Kaliteli/nitelikli/keyfiyyetli; sayı’dan ziyâde, “dörtbaşı mâmûr” olma, üst seviyeli bir öğrenime  tâlip veya namzet olma, mükemmeli aramadır. 

        Şimdi gelelim esas mes’eleye: Son zamanlarda, eğitimimiz hakkında çokça demeyeyim de,  birtakım görüşler ileri sürülmektedir. Tabiî ki, takîp edebildiğim kadar, esasa müessir bir hususa rastladığımı da söyleyemem. Meselâ; yuvarlak ifadelerle, “eğitimde kalite şart, eğitimde kaliteyi artırmamız lâzımdır, eğitimde kalite olmazsa kalanı hiçbir şeydir..” gibi beyanlar var.

     Peki; “kalite şart” da, nasıl? Maalesef, buna cevap veren yok!..Sâdece şikâyet ve sâdece “kabuk” ile meşgûliyet var, o kadar!..Neyi nasıl yapacağımızı söyleyin ki, o, yapılsın!..

     Buna, son olarak Cumhurbaşkanı da katıldı ve konuşmasının bir yerinde şöyle dedi: “Türkiye yükseköğrenim sistemi bugün gerçekten çok ileri seviyede bulunuyor. Ülkemizde faaliyet gösteren 205 yükseköğrenim kurumuzda 7 milyon 611 bin öğrencimiz bulunuyor. Almanya’daki üniversitelerde 3 milyon öğrenci var. Bizde ise hamdolsun, 8 milyona yakın. Keyfiyet-kemiyet noktasında bir sıkıntımız var. Dünyadaki ilk 500’ün içine iki üniversite değil, bu üniversitelerin sayısını çok daha artırmamız lâzım. Onun için ben hocalarımdan özellikle bunu istirham ediyorum. Biraz daha gayret. Biraz daha gayretle inşallah bizler bu ilk 500’ün içine çok sayıda üniversitemizle girelim ve adımızı oraya da çok daha farklı bir şekilde yazdıralım.” (Basın: 03 EKİM 2018)

      Şimdi, burada durup, bir durum muhakemesi yapalım: Almanya ve Türkiye’nin nüfusları üç aşağı bir yukarı aynı sayılır.

  1. “Türkiye yüksek öğrenim sistemi bugün gerçekten çok ileri seviyede bulunuyor” ise; dünya sıralamasındaki yerimiz niçin “görünmez bir noktada”dır.
  2. Almanya’da niçin, 3 milyon yüksek öğrenim öğrencisi var da, bizde 8 milyona yakın?
  3. Almanya’nın (2010 itibâriyle) 105 üniversitesinden, 203 uygulamalı yükseköğrenim kurumundan, 51 teoloji ve 6 pedagojik yüksek okuldan başarı elde ediliyor da, niçin, bizim 205 (neredeyse iki misli) üniversitemizden başarı elde edilemiyor?

        Bakınız; Times Higher Education (THE) dergisi, her yıl dünyanın en iyi 1000/bin üniversitesindeki başarı durumunu sıralıyor. Bu sıralamaya göre, ALMANYA,  “World Üniversity Rankings 2018” sıralamasında, 44 ilmî kuruluşla dikkat çekiyor ve ilk 200 içersinde 20 yükseköğrenim kurumu yer alıyor. Ayrıca; dünyânın ilk 100 üniversitesi içersinde de 10 üniversitesi bulunuyor.

     Hulâsa: Nüfus aynı, üniversite ve öğrenci sayısı bizden az fakat başarıda/kaliteli öğrenimde, mukayese  edilemeyecek kadar, Almanya üniversitelerinin üstünlüğü bulunuyor, niçin?

      Peki, bunun sebeplerini “mukayese” etmeyecek, araştırmasını yapmayacak mıyız?

     Hayır!..Olur mu? Bizim böyle bir kaygımız, bir endîşemiz, bir tasamız var mı?

      Meselâ; Trabzon’da bulunan KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi’nin tabelâsı “Trabzon Üniversitesi” olarak değiştirilerek yeni bir üniversite kurulması ve yine; Samsun’da, OMÜ’den birkaç yüksek okul ve fakültenin bağlanmasıyla kurulan “Samsun Üniversitesi”...bizim üniversite anlayışımıza iki numûnedir.

      Ne yapmalı?

      Tabiî ki, önce, ilimden ve siyâsetten değil, partizanlıktan kurtulmalıyız. Hakikate dönmeli, onunla yüzleşmeli, ilmi rehber alarak yola çıkmalıyız...Sonra, bilmeliyiz ki...

      Kaliteyi etkileyen, birbirinin içinde iki âmil/faktör vardır: Biri insan, dîğeri ise sistemdir. Bunlar, birbirinin içindedir, birbirine kenetlenmiştir. Sistemi kuramaz iseniz, insanı yetiştiremezsiniz; ve bugüne kadar olduğu gibi, insanı yetiştiremezseniz sistemi kurup yaşatamazsınız!

      Bunun için ise, işe, temelden başlamak lâzımdır.

      Birkaç makalemizde de işâret ettiğimiz gibi, “Önce Öğretmen” diyoruz...

      Bir de, benim bir benzetmem vardır, yıllar önce yazdım. Bir karkas bina düşününüz. Merdivenleri var yalnızca .Tabiî ki, bu karkas binayı, bir ‘sistem’  kabûl ediniz. Aşağıdan giriyorsunuz, merdivenleri şöyle veya böyle çıkıyorsunuz, 11-12 yıl sonra hepiniz çatıda toplanıyorsunuz.  Orada bir şeyler yapmanız gerekecek. Çünkü oraya sığmıyorsunuz. Söyleyeyim: Zeki ve zenginleriniz orada tutunacak, kalanınız oradan birer ikişer dökülecek!..Bizdeki durum budur...

      Şu andaki mevzûmuz üniversiteler olduğuna göre, bir defa, böyle alelacele açılan ve adına “üniversite” denilen, öğretim elemansız, laboratuarsız, kütüphânesiz, s(ı)por tesissiz...kuruluşların açılması...

      Akademik çalışmaya elverişsiz kişilerin -öğretim üyelerimizi tenzîh ederim- başlangıç itibâriyle, adam kayırmalarla akademik merdivene dâhil edilmesi...

     Öğretim üyelerine düşen öğrenci sayısının çokluğu...

      Öğretim elemanlarının,  idârî görevlerde- ki, her nedense, umûmîyetle, müdür, dekan, rektör olma sevdâsı yaygındır-bulunması..

      Öğretim üyelerin haftalık ders saatlerinin çok değil, haddinden fazla olması...Böylece, kendilerine, okuma ve makale yazma zamanı kalmaması..Haftada otuz saat derse giren bir insanda okuma ve yazma arzusu bulunuyorsa, onun takdir edilmesi gerekir. Ancak, görünen o ki, üniversite mensuplarımız da, bundan çok memnundurlar ki, sesleri çıkmıyor, hiçbir itirazda bulunmuyorlar...

      S(ı)tatükoyla (statu quo), s(ı)loganla, p(u)ropagandayla “kaliteli öğrenim” gelmez!...

      Bu mevzûyu, bir başka açıdan ilgilendiren ibretlik bir cümleyle, şimdilik, sözü bağlayalım: “Adam, Türk üniversitesinde öğretim üyesi olacak, İngilizce’den imtihana giriyor. Bakalım bir Türkçe’den  imtihan et, aday Türkçe biliyor mu?...Sadece Tarzan İngilizcesi bilmekle adam olunmaz, ancak Anglo-Sakson sümürgesinde sömürgecinin hizmetkârı olunur.”(Bknz. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, HEDEF TÜRKİYE, Otopsi Yayınları, 6. Basım, Sf. 64)

 

      

    

    

İSA YUSUF ALPTEKİN ve DOĞU TÜRKİSTAN DÂVÂSICOĞRAFYAMIZDA KÜLTÜR BOZULMASIÖĞRETMEN OKULLARI AÇILMALIDIRYAZIKTIR!..GÜNAHTIR!..AYIPTIR!..''DOMATES-BİBER-PATLICAN''“2023 EĞİTİM VİZYONU”TÂRİHÎ ESER TAHRİBATIEĞİTİMDE KALİTEYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
EL-HAYA, VEL-İMAN
Osman KARA
Erdem EROL
FARK YARATMAK
Erdem EROL
Mustafa GENÇ
TEMEL'İN,  "PİZUM EZANI" VE POLİTİKACILAR!
Mustafa GENÇ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
TAŞ
Prof Dr Yücel TANYERİ
Ayhan HAMLI
TÜRK ASKERİ VE ÜLKEMİZDEKİ SURİYELİ GENÇLER
Ayhan HAMLI
Şakir DEMİRCİ
YEREL ŞEÇİMLERDE TÜM YOLLAR İSTANBUL'A ÇIKIYOR
Şakir DEMİRCİ
Ersin ERGE
ŞİİR HAS İNSANDIR
Ersin ERGE
Ergin KAHVECİ
NEDEN?
Ergin KAHVECİ
Nami Cem İYİGÜN
YENİLENEBİLİR ENERJİLER
Nami Cem İYİGÜN
M. Halistin KUKUL
İSA YUSUF ALPTEKİN ve DOĞU TÜRKİSTAN DÂVÂSI
M Halistin KUKUL
Hasan Cem KESKİN
BAŞARIYA YOLCULUK
Hasan Cem KESKİN
Birol BİRCAN
SAMKON'a sorular.
Birol BİRCAN
Hikmet KURADA
Yazdıklarının Tersini Söyleyen Fesli Kadir
Hikmet KURADA
Metin ATLI
BİRİNCİ FİNAL
Metin ATLI
Burhan UYAN
GELECEKTE VAR MIYIZ?
Burhan UYAN
Dr. E. Kurmay İbrahim YILDIRIM
SARIKAMIŞ'TA RUSLARA DEĞİL KIŞA YENİLDİK
Dr E Kurmay İbrahim YILDIRIM
Embiya SANCAK
SAMSUNUM'DA SORUN YARATMADAN İYİ İŞLER YAPILSIN (II) GENE KONUMUZ GÜLSAN
Embiya SANCAK
Alpaslan ÇEPNİ
MUHALİF KADIN OLMAK
Alpaslan ÇEPNİ
Doç. Dr. Yetkin BULUT
SAMSUN VE FUARLAR 2
Doç Dr Yetkin BULUT
Kenan ERZURUMLU
Eski dostlara serzenişimdir!
Kenan ERZURUMLU
Kürşad GÜNDOĞDU
Fransız kalmak
Kürşad GÜNDOĞDU
Kadir GÜRKAN
Baş Döndüren Gelişmeler
Kadir GÜRKAN
Ahmet HAYVALI
ŞİRKETLER  -  BAĞIMSIZ  DENETİM  VE YAPTIRIMLAR (II)...
Ahmet HAYVALI
Gül TURAN
TRAFİK TERÖRÜ
Gül TURAN
Selçuk KAYA
Tarih hiçbir zaman ilk yarının liderini yazmaz..
Selçuk KAYA
Salim YILDIZ
Var ol sen Samsunspor
Salim YILDIZ
Tevfik DEMİR
ALKIŞLAR LİDERE
Tevfik DEMİR
Ender GÜR
LİDERLİK KEYFİ
Ender GÜR
Akın ÜNER
SAMSUNSPOR'UN ŞEREF'İ (I)
Akın ÜNER
Mehmet ÖZ
BEKA MESELESİ VE MİLLÎ TAVIR
Mehmet ÖZ
Fulya ZORLU
Çocuklarda Problemli Davranışlar
Fulya ZORLU
İlker Mutlu
Ne günler, ne haftalar...
İlker Mutlu
Kenan ÖZTÜRK
Ayvacık'ta Doğa Evleri
Kenan ÖZTÜRK
Erdal AĞAR
İnsan Beyninden Yapay Zekâya II
Erdal AĞAR
Ceyhun DONBAY
Futbolda itici güç: Tribün
Ceyhun DONBAY
Naci ALTUNCU
SAMSUN'DA KADININ ADI YOK !!!
Naci ALTUNCU
Turgay SAAT
YALNIZ KALMAYA MAHKUMUZ
Turgay SAAT
Ömer PAMUK
NİCE YILLARA...
Ömer PAMUK
Cesur CEYLAN
MASKELER
Cesur CEYLAN
Cevdet YILMAZ
SAMSUN SEMT PAZARLARI
Cevdet YILMAZ
Mustafa ÖZBALCI
60. Ölüm Yıldönümünde YAHYA KEMAL BEYATLI
Mustafa ÖZBALCI
Şenol Yücedağ
EKONOMİK GERİ DÖNÜŞÜM 3
Şenol Yücedağ
Yavuz BAYRAM
Hangi Öğretmen?
Yavuz BAYRAM
Bahadır BAŞ
ARABULUCULUK, MALİ MÜŞAVİRLER OLMADAN BAŞARILI BİR ŞEKİLDE HAYATA GEÇEMEZ...
Bahadır BAŞ
İbrahim TELLİOĞLU
OTKAYA MAĞARASINDA YAKILAN MUMLAR
İbrahim TELLİOĞLU
Kenan KAYIKÇI
Sporda Altyapı Sorunları
Kenan KAYIKÇI
Selamet ATLI
GOL YOLLARIMIZ SIKINTILI
Selamet ATLI
Kerem GÜREL
Meşhuriyet Çağının Kayan Yıldızları
Kerem GÜREL