"Kim şimdi mağdur? Biz. O zaman bunun da bir hesap günü gelecek. Şimdi mağdur biziz. Biz de sizi mağdur edeceğiz elbette. Elbette bu gün gelecek."

Yukarıdaki cümle; söyleyenin adını anmaya bile değmeyecek bir müsveddenin ağzından yine kendi çöplükleri olan TV kanalındaki bir programda döküldü.

Bu itirafı da sadece malumun ilanı oldu.

Peşinden çok geçmeden yine bir CHP'li 'Türkçe Ezan' isteğini dile getirdi.

Halkı anlamaktan uzak, gelenekleriyle kavgalı, bu milleti millet yapan en büyük değer olan dine düşman bu zihniyetin düşünceleri bir kez daha kendi sözleriyle gün yüzüne çıkmış oldu.

Köhneleşmiş CHP zihniyetinin değişmediğini ve ilk fırsatta yine bu millete yıllarca eziyet çektirilen 40'lı yılların zulmünü reva göreceklerini kanıtlamış oldu.

Yıllar önce, 'Bizim resmi dinimiz Hristiyanlık olsun' diye Meclise önerge veren CHP'li Mahmut Esat Bozkurt neyse, bugün 'Ezan Türkçe okunsun' diyen CHP'li Öztürk Yılmaz da o'dur.

Lafı dolandırmaya hiç gerek yok!

CHP aynı CHP'dir.

Bunu anlamamak için ya 'saf' ya da 'aptal' olmak lazım!

***

Samimiyet...

Andımız tartışmalarında kendisini Milliyetçi-Muhafazakar-Ülkücü olarak tanımlayan kardeşlerimiz meydanlar da yürüyüş yaptı. Sosyal medya sayfalarında sürekli paylaşımlarda bulundu, konuya sıkı sıkı sarılarak elinden geldiğince savundu ki, bu görüşlerine saygı duyarız.

Ancak biz biliriz ki Ülkücülük; 'Türklük gurur ve şuuru ile İslam Ahlak ve Faziletine uygun yaşamaktır.'

Yani,

Ülkücülük İslamsız olmaz, olamaz!

Andımız tartışmalarının yılmaz savunucu kardeşlerimizden aynı tepkiyi, Türkçe Ezan tartışmasın da görebilseydik, işte o zaman samimiyetlerine inanabilirdik!

Ya olduğunuz gibi, ya inandığınız gibi!

***

Maske...

Geçtiğimiz hafta hem lösemili çocuklar hem de organ bağışı haftasıydı...

İki konu ile ilgili medyada ve yerelde çokça bilgilendirme/bilinçlendirme toplantıları ve haberleri yapıldı.

Değinmek istediğim konu: İlgili haftaların gerçek sahipleri yani yaşayanları ile ilgili...

Lösemi hastalığına muzdarip ya da organ nakli olmuş kişiler rahatsızlıkları sebebiyle maske takmak zorundalar. Organ nakli olanlar da bu süre kısayken, lösemi ya da benzeri daha ağır hastalığı olanlar da bu süre daha uzun veya sürekli olabilmektedir.

Önce kendimize sonra da çocuklarımıza şunu öğretelim:

Evet, onlar hasta ancak taktıkları maske bizi korumak için değil, bizden ya da çevredeki mikroplardan kendilerini korumak için!

Her maske takana sanki bulaşıcı hastalık taşıyormuş gibi bakışların önüne geçmek; yılda bir hafta göstermelik ilgi ve alakadan çok daha önemli diye düşünüyorum.