YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Mustafa ÖZBALCI

SÖZ UÇAR, YAZI KALIR 

İnsanı öteki canlılardan ayıran başlıca özelliklerden birisi de, onun aklını kullanan, düşünen, görüp yaşadıklarını, bilip öğrendiklerini uygulayabilen ve diğer insanlara aktarabilen bir varlık olmasıdır. O bu eylemlerini elbet sadece bedenî ve fizikî gücü ve yetenekleriyle gerçekleştirmez; dilini ve kalemini de kullanır. Çünkü insan aynı zamanda konuşan ve yazan bir varlıktır. Bu sayede o, kendini geliştirmek, yetiştirmek ve değiştirmek suretiyle hayatını kolaylaştıran önemli sonuçlara ve bilgilere ulaşabilir; hayat şartlarını daha kaliteli, nitelikli, daha anlamlı bir hâle getirebilir, iş ve meslek hayatında, sosyal ilişkilerinde daha yapıcı ve başarılı olabilir. Elbet günümüzde insanlar arasında iletişim kurmanın çok çeşitli araçları, yol ve yöntemleri ortaya çıkmıştır. Ama bunların en başında şüphesiz her çeşit yazılı metinler ve kitaplar gelir. Başka hiçbir şey bunların yerini tutmaz. Yeni şeyler öğrenmenin, bilgili ve kültürlü olmanın yolu, kütüphanelerden geçer.

           İnsanın bir başka özelliği de unutkan olmasıdır. O sebeple, değişen ve gelişen hayat şartları içinde sürekli yeni şeyler öğrenen insanın, önceden öğrendiklerini unutması pek şaşırtıcı değildir. Bu, unutulan sözlerin ve bilgilerin değersiz olduğu anlamına da gelmez. Onlar insanın belleğinde bir nevi arşivlenir ve beklemeye alınırlar, yeri ve zamanı geldiğinde de hatırlanır ve tekrar kullanılabilirler. Ancak insanın ölümlü bir varlık olduğu da bir gerçektir. Ölünce bildiklerini de beraberinde götürür. O bakımdan, konuşulup söylenenleri hatırlayıp yeniden kullanıma sokmanın en güvenli yolu, onları yazıya dökmektir. Çünkü “söz uçar, yazı kalır.” Öte yandan, yazıya geçmemiş, dışa vurulmamış, zaman ve mekân boyutu kazanmamış, yani “kuvveden fiile çıkmamış” her görüş, her duygu ve düşünce, ne kadar güzel, anlamlı,  nitelikli ve faydalı olursa olsun, hiçbir işe yaramaz. O, beynin kıvrımları arasında kalmaya mahkûm, içi boş, kuru ve kof bir lâftan ibaret kalır, unutulur gider. İnsanoğlunun dünden bugüne sürekli değişen ve gelişen hayatını anlatan eserler yazılmamış olsaydı, onların hayat macerasını nasıl öğrenebilecektik? Kütüphaneler, Yahya Kemal’in “şanlı mezarlıklar” dediği müzeler ve arşivler toplumların hafızasıdır. Yer küredeki varlığımızı, tarihî süreç içinde yapıp ettiklerimizi, ancak bunların içinde barındırdığı ve günümüze taşıdığı bilgi ve belgelerle ortaya koyabiliriz. Yoksa hafızasını kaybetmiş, geçmişini hatırlayamayan insandan bir farkımız kalmazdı.

           Görüp işittiklerimizi, yaşadıklarımızı yazmak demek, bir bakıma bugünü yarına taşımak, tarihe not düşmek demektir. Geçmişte olup bitenleri bize tarih öğretir. O sebeple yazılan her yazı, en küçük bir bilgi ve belge, tarihi besleyen, onu zenginleştiren bir kaynak demektir aynı zamanda. Zira hiç belli olmaz, bugün küçük ve değersiz görülen bir bilgi ve belge kırıntısı, belki yarın Türk kültür tarihini yazacak olanlara önemli bir ipucu verebilir, karanlık bir noktanın aydınlatılmasına yardımcı olabilir. Bu mümkündür. O itibarla, söylenilmiş her söz, yaşanılmış hiçbir tecrübe gizli kalmamalı, yazıya dökülmeli, gün ışığına çıkarılmalıdır. Toplum olarak bizim önemli bir eksikliğimiz de, maalesef okumayı ve yazmayı pek sevmiyor olmamızdır. Oysa yazma becerisi, insana okuyup öğrenmenin kazandırdığı üstün bir meziyettir. Ünlü hikâyecimiz Sait Faik, “Yazmasam deli olacaktım” der. Eli kalem tutan herkes aynı kaygı ve tedirginliği taşımalı, okumalı, düşünmeli ve elbet yazmalıdır. Hele okuyan, araştıran, düşünen, yeni fikirler üreten bir aydının, bunları aynı zamanda yazı ile ifade etme sorumluluğu da vardır. Bir yerde bu onun topluma karşı görevidir. Yazılanların bir değer taşıyıp taşımadığı hakkındaki hükmü ancak zaman verebilir. Değerli olmayanlar zaten tasfiye olup giderler. Ama hiç belli olmaz, bir yazı veya onun bir cümlesi, meçhul okuyucularından birisinin zihninde bir şimşeğin çakmasına ya da yüreğinde yepyeni bir duygu ve düşüncenin filizlenmesine yol açabilir. O sebeple, aydın olma sorumluluğu taşıyan herkes, sürekli okuyup yeni şeyler öğrenmeli, çeşitli meseleler üzerinde düşünmeli, yeri geldikçe bunları bir köşeye not etmekten, yazıya dökmekten, hatta imkân bulursa yayınlamaktan da geri durmamalıdır. Bir ülkede sosyal hayatın ve kültür hayatının gelişip zenginleşmesi ancak böyle mümkün olabilir. Her yazı, her kitap elbet belli bir amaç için yazılır. Onu yazanın varmak istediği bir hedef, ortaya koymak istediği bir değer, iletmek istediği bir mesaj mutlaka vardır, daha doğrusu öyle olmalıdır. Yoksa niçin yazılsın ki? Öte yandan, insanın görüp işittiklerini, yaşadıklarını not etmesi, yazıya dökmesi, onun hayatına ve şahsiyetine daha derin, daha anlamlı bir boyut da ekleyebilir. Söz gelimi, eğer yazdıklarıyla “bu kubbede hoş bir sadâ” bırakabilirse, adı sonsuza kadar yaşar, gider. Bundan daha büyük saadet mi olur?

                                                         

DİL, DİLLER VE DİLİMİZ    SÖZ UÇAR, YAZI KALIR KÜLTÜR, DİL VE EĞİTİM60. Ölüm Yıldönümünde YAHYA KEMAL BEYATLIYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
"BİZİM HAYATİ"
Osman KARA
Erdem EROL
Aha geldim gidiyorum
Erdem EROL
Mustafa GENÇ
''MÜSLÜMANLIK NERDE?''
Mustafa GENÇ
Ayhan HAMLI
HELİKOPTER ŞEHİTLERİ YÜREKLERİ DAĞLADI...
Ayhan HAMLI
Ersin ERGE
AHA GELDİM GİDİYORUM
Ersin ERGE
Şakir DEMİRCİ
KARADENİZ KİTAP FUARI SAMSUN’A DEĞER KATIYOR
Şakir DEMİRCİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
DÖN DOLAŞ
Prof Dr Yücel TANYERİ
Hasan Cem KESKİN
ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN
Hasan Cem KESKİN
Nami Cem İYİGÜN
İŞLERİN SONU
Nami Cem İYİGÜN
İlker Mutlu
İki oyuna gittim
İlker Mutlu
Kenan ÖZTÜRK
Ah şu hastaneler
Kenan ÖZTÜRK
M. Halistin KUKUL
MUSTAFA CEMİLOĞLU’NDAN ABDUREHİM HEYİT'E
M Halistin KUKUL
Naci ALTUNCU
Çocuklara, gençlere ve kadınlara sorsalar!
Naci ALTUNCU
Selçuk KAYA
Felaket tellalları...
Selçuk KAYA
Metin ATLI
ŞAMPİYONLUĞUN EN BÜYÜK ADAYI
Metin ATLI
Burhan UYAN
GELECEKTE VAR MIYIZ?
Burhan UYAN
Ergin KAHVECİ
TÜKETİM TOPLUMU
Ergin KAHVECİ
İbrahim TELLİOĞLU
AVRUPA'DAKİ TÜRK ALEYHTARLIĞININ TARİHİ ARKA PLANI
İbrahim TELLİOĞLU
Embiya SANCAK
ATAKUM'DA FELAKET ZAMANI YAKLAŞIYOR
Embiya SANCAK
Doç. Dr. Yetkin BULUT
AYRINTI
Doç Dr Yetkin BULUT
Alpaslan ÇEPNİ
OKUMUYORUZ
Alpaslan ÇEPNİ
Mehmet ÖZ
TARİHTEN GÜNÜMÜZE İFRAT-TEFRİT ÇIKMAZI
Mehmet ÖZ
Salim YILDIZ
Eyüp'e tek kurşun
Salim YILDIZ
Ender GÜR
YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLSUN
Ender GÜR
Av. Dr. Cengizhan HATİPOĞLU
HER YÖNÜYLE CEZA HUKUKUNDA AF MÜESSESESİ V
Av Dr Cengizhan HATİPOĞLU
Kürşad GÜNDOĞDU
KÂĞIT BARDAK
Kürşad GÜNDOĞDU
Kadir GÜRKAN
ARTI DEĞER
Kadir GÜRKAN
Kenan ERZURUMLU
Sokrates’in Ölümü
Kenan ERZURUMLU
Ahmet HAYVALI
MAKUL GÜVENCE...
Ahmet HAYVALI
Ömer PAMUK
EĞİTİM YOLUNDA...
Ömer PAMUK
Akın ÜNER
İstanbul Türküleri Samsun'da Söylenseydi...
Akın ÜNER
Gül TURAN
ADRESE AÇIK MEKTUP ;
Gül TURAN
Cevdet YILMAZ
TÜRKİYE'DE ŞEHİRLERİN YATAY BÜYÜMESİ MÜMKÜN MÜ?
Cevdet YILMAZ
Hikmet KURADA
KANSERİN HİÇ ŞAKASI YOK!..
Hikmet KURADA
Birol BİRCAN
Bafra’nın Dergileri
Birol BİRCAN
Yavuz BAYRAM
AKIL MI DUYGU MU ÜSTÜNDÜR?
Yavuz BAYRAM
Mustafa ÖZBALCI
DİL, DİLLER VE DİLİMİZ    
Mustafa ÖZBALCI
Murat Sandıkçı
İNSAN YENİLİNCE TÜKENMEZ, PES EDİNCE TÜKENİR...
Murat Sandıkçı
Fulya ZORLU
Umut Etmek
Fulya ZORLU
Cesur CEYLAN
HİPERAKTİVİTE TEDAVİSİNDE SOSYAL TERAPİ
Cesur CEYLAN
Turgay SAAT
MADALYALAR SAMSUN'A
Turgay SAAT
Dr. E. Kurmay İbrahim YILDIRIM
ADANA MUTABAKATI NEDEN GÜNDEME GETİRİLDİ
Dr E Kurmay İbrahim YILDIRIM
Erdal AĞAR
İçimizdeki Şiddet
Erdal AĞAR
Ceyhun DONBAY
FUTBOL ŞEHRİ SAMSUN, TESİS FAKİRİ!
Ceyhun DONBAY
Kenan KAYIKÇI
ÇOCUKLARDA KUVVET GELİŞİMİ
Kenan KAYIKÇI
Memduh ERKİN
KALKINMA,  TEKNOLOJİ VE TASARIM ÜZERİNE
Memduh ERKİN
Selamet ATLI
KARARLAR ve HAMLELER KADERİMİZİ BELİRLER...
Selamet ATLI
Tevfik DEMİR
ALKIŞLAR LİDERE
Tevfik DEMİR
Şenol Yücedağ
EKONOMİK GERİ DÖNÜŞÜM 3
Şenol Yücedağ
Bahadır BAŞ
ARABULUCULUK, MALİ MÜŞAVİRLER OLMADAN BAŞARILI BİR ŞEKİLDE HAYATA GEÇEMEZ...
Bahadır BAŞ