YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Yavuz BAYRAM

Zifin Çiçeğiyle Orman Gülünün Hikâyesi

Bugün eski ama çok eski bir dosttan söz edeceğim. Aslında ona çocukluk aşkı da denebilir. Üstelik sadece benim değil, çocukluk arkadaşlarımın ve akranlarımın hemen hepsinin aşkı.

 

Biz o zamanlar, ki o zamanlar yetmişli yılların sonu ile seksenli yılların başı idi, çocuktuk ve hepimiz zifin çiçeği âşıklarıydık. Nisan ayından sonra ormanın yolunu tutar, bir kuytuya gizlenmiş hazineleri arar gibi zifin çiçeği ve orman gülü arardık.

 

İlkin yakın ormanları gezer, tek tük bulduğumuz zifin çiçeklerini, bir an önce toplamak için birbirimizle yarışırdık. Sonra bunlarla yetinmez, biraz daha uzaklara gitme cesaretini gösterip daha çok zifin çiçeği ve orman gülü toplardık. Akşam dik yamaçlı ormanlarda ve kırlarda koşuşturmanın verdiği yorgunlukla; ama ellerimiz zifin çiçeği ve orman gülü dolu olarak eve dönerdik.

 

Kucaklarımızdaki hazinelere evdekilerin yeterince şaşırmamasına şaşırarak çiçekleri su doldurduğumuz şişelere yerleştirirdik. Zaten kısa ömürlü olan zifin çiçeklerinin ve orman güllerinin ömrü koparıldıktan sonra iyice kısalırdı. Evin içinde birkaç günlük hoş bir koku ve güzel bir görüntü bıraktıktan sonra çiçeklerimizin yaprakları renk değiştirmeye ve dökülmeye başlardı. Bir süre sonra zifin çiçeklerinin hoş kokularından ve orman güllerininin güzelliklerinden eser kalmaz, en eskilerinden başlanarak birer ikişer atılmaya başlanırdı.

 

Topladığımızda henüz tomurcuk oldukları için taç yaprakları açılmamış olanlar da açılıp döngü tamamlandıktan sonra nihayet şişeler ve kaplar boşalır, biz yeniden ormanların yolunu tutardık. Bu coşku, böyle birkaç kez tekrarlanır, yayla şenliklerinde zirveye çıkar ve nihayet temmuzdan sonra zifin çiçeklerinin ve orman güllerinin açacak taç yaprakları kalmayınca yavaş yavaş sönerdi.

 

Zifin çiçeği hasadı, Eşek Dağı sırtlarındaki ormanlık arazimizde başlar, sonra komşu ormanlara doğru uzardı. Bununla birlikte hiçbir yerde yayla yolumuzun üzerinde bulunan Düzkıran’daki kadar zifin çiçeği bulamazdık. Düzkıran’a çıktığımızda karşılaştığımız manzara öylesine güzeldi ki kendimizden geçer, uzun uğraşlar sonunda aradığı hazineyi bulmuş defineciler gibi, zifin çiçeklerinin arasına dalardık.

 

Dik ve uzun yokuşlardan saatlerce yürüyerek çıktığımız yaylada da zifin çiçekleriyle dolu bize o zamanlar uçsuz bucaksız gelen alanlar olurdu; lâkin Düzkıran’daki tecrübemiz, heyecanımızı bu sefer kontrol altında tutmamıza yeterdi. Birkaç kez fidanını evimizin yanına taşıma girişimim olduysa da hiçbirinde bunu başaramadım. Buna rağmen hâlâ denemelerime devam ediyorum.

 

Zifin çiçekleri açık ve duru sarı, orman gülleri ise eflatun tonlarında olurdu. Orman gülleri, göze daha çarpıcı gelirdi; ama neredeyse kokusuzdular. Zifin çiçekleri ise muhteşem kokardı. Bu yüzden orman güllerini şiirlerin gösterişli ama vefâsız güzellerine, zifin çiçeklerini ise vefâlı annelere benzetirim.

 

Allah’a şükür zifin çiçekleri hâlâ öyle güzel kokuyorlar. Yine Allah’a şükür ki parfümeri sektörünün kapitalist canavarı henüz zifin çiçeklerini keşfetmedi. Keşfetmiş olsaydı önce dağlardan ve kırlardan kökünü kazır, sonra yapay olarak kokusunu üretip fahiş fiyata satardı. Bu arada ben bu yazıyı yazarken sattıklarını da öğrenmiş oldum nitekim. Allah’tan henüz yeterince tanınmamış; lâkin bu, tehlikenin yakın olduğuna işarettir.

 

Zifin çiçeği, gözlemlediğim kadarıyla Doğu ve Orta Karadenizin genellikle bin, bin beş yüz metre rakımlı bölgelerinde yetişiyor. Fundagillerden sayılan zifin çiçeğinin anayurdunun Anadolu ve Kafkasya olduğuna dair bilgiler var. Kışın yapraklarını bütünüyle döken çalılardan oluşan zifin çiçeği, gariptir ki Türkçe Güncel Sözlük’te yok. Büyük Türkçe Sözlük’tesarıağı,Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’nde sarı renkli, iri ve zehirli çiçeği olan bir fundalık bitkisi,Derleme Sözlüğü’ndesarı renkli, iri ve zehirli çiçeği olan bir fundalık bitkisi olarak geçiyor. Doğrusu, bunların hiçbiri zifin çiçeğini doğru tanımlamıyor.

 

Zifin çiçeği, değişik bölgelerdesarı orman gülü, sarı avu, kara avu, yeli çiçeği, ağu çiçeği, ağu gülü, cifin, çifin, sifin olarak da biliniyor. Yazıyı hazırlarken kimilerinin zifin çiçeği ile orman gülünü karıştırdığını gözlemledim. Oysa orman gülükomar çiçeğide denen tamamen başka bir çiçek.Güneşe küs bir çiçek olan orman gülü zifin çiçeğiyle birlikte olduğu gibi nisbeten daha yüksek yerlerde de görülebiliyor. Nitekim zifin çiçeğinin Latince adırhododendron luteum, orman gülünün iserhododendron ponticum şeklinde. Genellikle aynı muhitlerde bulunmaları, bu iki güzelin karıştırılmalarına sebep olmalıdır.

 

Sözün özü kırk yıllık bu dostluk hiç bitmedi. Platonik bir aşk gibi hâlâ zifin çiçeğini eve taşıma çabam devam ediyor. Bundan bir şey çıkmayacak biliyorum; ama buna rağmen her nisan ayıyla birlikte içimdeki zifin çiçeği aşkının uyanmasına karşı koyamıyorum. Bulduğum birkaç dalı yine eve getiriyor, birkaç gün düzenli aralıklarla onları kokluyor, seyrediyor ve onlarla birlikte kırk yıl öncesinin ormanlarını ve çocukluğumu soluyorum.

 

 

 

Zifin Çiçeğiyle Orman Gülünün Hikâyesi28 ŞUBAT'IN YÜZLERİ!.. (Dünden Devam)28 ŞUBAT'IN YÜZLERİ!..TÜRKÇENİN YÜZSÜZLERİ!..AKIL MI DUYGU MU ÜSTÜNDÜR?HAYATI ISKALAMAKSınav Kâğıtları Devlet Sırrı Mıdır?Sanat(çın)ın İhanetiHangi Öğretmen?Hangi Öğretmen?Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Ali Yılmaz ERGEN
DEMİR İLE YENİ DÖNEM
Ali Yılmaz ERGEN
Mustafa GENÇ
AK PARTİ MHP'NİN, CHP DE AK PARTİ'NİN RENGİNİ Mİ ALIYOR?
Mustafa GENÇ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
AK
Prof Dr Yücel TANYERİ
Kenan ÖZTÜRK
Düzköy'den çıktık yola
Kenan ÖZTÜRK
Kurtcan KURT
OKUMAK YADA OKUMAMAK
Kurtcan KURT
Ayhan HAMLI
ŞEHİDİMİZİ MAVİ GÖZLÜ PAŞAMIZI PAMUK GEÇİDİ ŞEHİTLERİNİ ANIYORUZ... (5)
Ayhan HAMLI
Metin ATLI
SUÇLU AYAĞA KALK
Metin ATLI
Hasan Cem KESKİN
BİZDE ÇOCUKTUK
Hasan Cem KESKİN
Naci ALTUNCU
SALDIRI KİME?
Naci ALTUNCU
Doç. Dr. Yetkin BULUT
VERİ BİLİMİ
Doç Dr Yetkin BULUT
Hikmet KURADA
DOĞRU SÖZE NE DENİR?
Hikmet KURADA
Şakir DEMİRCİ
HER TÜRLÜ ŞİDDETE HAYIR DİYELİM  
Şakir DEMİRCİ
Ergin KAHVECİ
TARIM SEPETİ
Ergin KAHVECİ
Alpaslan ÇEPNİ
YEP, BES, KIDEM TAZMİNATI
Alpaslan ÇEPNİ
Dr. E. Kurmay İbrahim YILDIRIM
YENİ BİR 24 NİSAN YAKLAŞIRKEN
Dr E Kurmay İbrahim YILDIRIM
Salim YILDIZ
NASİP DEĞİLMİŞ...
Salim YILDIZ
Selçuk KAYA
Herkes görevini yaptı, sıra futbolcularda...
Selçuk KAYA
Ender GÜR
HAZIRLIK DÖNEMİ
Ender GÜR
Kadir GÜRKAN
Odaklanmak
Kadir GÜRKAN
Av. Dr. Cengizhan HATİPOĞLU
BİR EŞİTLEYİCİ OLARAK "KABİR"
Av Dr Cengizhan HATİPOĞLU
Ömer PAMUK
TECRÜBENİN IŞIĞINDA...
Ömer PAMUK
Akın ÜNER
MUHABBET BAĞINA GİRDİM BU GECE
Akın ÜNER
Gül TURAN
Ayvacık Belediye Başkanı Halil kalaycı
Gül TURAN
İlker Mutlu
İki haftalık Ayrılık
İlker Mutlu
Ersin ERGE
ŞAİR OLMAYA ADAYKEN
Ersin ERGE
Cevdet YILMAZ
Kırsal Kesimde Sorunlar ve Çözüm Önerileri - II; Aylık Sabit Gelir İhtiyacı
Cevdet YILMAZ
Embiya SANCAK
SAMSUNLU İŞ VE AŞ PEŞİNDEDİR
Embiya SANCAK
Osman KARA
BU BİR VEDA YAZISIDIR
Osman KARA
Ahmet HAYVALI
SERBEST MESLEK ERBABININ EŞİNE ÖDENEN ÜCRET...
Ahmet HAYVALI
Kürşad GÜNDOĞDU
ÖNEMLİ OLAN
Kürşad GÜNDOĞDU
Cesur CEYLAN
SANAL SORUNLAR
Cesur CEYLAN
Nami Cem İYİGÜN
FREEKONOMİ VE ENTELEKTÜEL KAPİTALİZM
Nami Cem İYİGÜN
Birol BİRCAN
Sıfırın Altındaki Mantık.
Birol BİRCAN
Mustafa ÖZBALCI
ŞİİRİN ASLÎ UNSURU DUYGUDUR
Mustafa ÖZBALCI
Burhan UYAN
TÜRK YURDUNUN 22.YÜZYILDAKİ VARLIĞI TEHLİKEDEDİR; BUNU DÜŞÜNMEKTEN DAHA NE KADAR KAÇINACAĞIZ?
Burhan UYAN
M. Halistin KUKUL
KÜLTÜR ve MEDENİYET
M Halistin KUKUL
Yavuz BAYRAM
Zifin Çiçeğiyle Orman Gülünün Hikâyesi
Yavuz BAYRAM
İbrahim TELLİOĞLU
TARİHTE TÜRK İZİ III: ASKERİ İZ
İbrahim TELLİOĞLU
Mehmet ÖZ
SEÇİM SÜRECİNDEN SONRA TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ
Mehmet ÖZ
Erdem EROL
SAMSUN'DA SÜRPRİZ YOK
Erdem EROL
Ümit CEYLAN
SEÇMENİN SİYASETİ
Ümit CEYLAN
GÜNDEMLİK
GÜNDEMLİK
GÜNDEMLİK
Kenan ERZURUMLU
Camiler, Vaizler, İmamlar: II
Kenan ERZURUMLU
Erdal AĞAR
Uyku Kalitesi
Erdal AĞAR
Kenan KAYIKÇI
BÜYÜK KAPTANLAR
Kenan KAYIKÇI
Osman ZÜMRÜT
KADIN HAKLARI-İNSAN HAKLARI (3)
Osman ZÜMRÜT
Memduh ERKİN
YENİLİKLER      
Memduh ERKİN
Fulya ZORLU
3-6 Yaş Arası İtiraz Problemi
Fulya ZORLU
Murat Sandıkçı
İNSAN YENİLİNCE TÜKENMEZ, PES EDİNCE TÜKENİR...
Murat Sandıkçı
Turgay SAAT
MADALYALAR SAMSUN'A
Turgay SAAT
Şenol Yücedağ
EKONOMİK GERİ DÖNÜŞÜM 3
Şenol Yücedağ
Bahadır BAŞ
ARABULUCULUK, MALİ MÜŞAVİRLER OLMADAN BAŞARILI BİR ŞEKİLDE HAYATA GEÇEMEZ...
Bahadır BAŞ