YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Mustafa ÖZBALCI

ŞİİRİN ASLÎ UNSURU DUYGUDUR

Edebiyat sanatının sultanı şiirdir. Neredeyse ilk insanla birlikte var olan bu sultan, tarih boyunca tahtını her devirde korumuş, edebiyatın öteki tür ve çeşitleri, onu o tahttan hiçbir zaman indirememiştir. O hepsinin üstündedir. Bunun içindir ki, hemen her devirde en ateşli tartışmalar daha çok şiir üzerine olmuştur. Kimileri tanımında ya da dilinde anlaşamamış, kimileri ona birtakım toplumsal görevler yüklemiş, kimileri de onu bir ahlâk öğretisi olarak algılamıştır. Aslında bütün bunları normal karşılamak gerekir. Çünkü şiir, her görüş sahibini haklı gösterecek, her farklı düşünceye yeni ufuklar açacak kadar derin, ince ve örtülü anlamlarla yüklü, son derece yoğun, karmaşık ve kristalize bir sanat ürünüdür. İnsanı maddî ve manevî dünyası içinde bir bütün olarak kavrayan, duygu ve düşüncenin en yoğun, en saydam anlatım biçimi olan şiirin, İlkçağda yaşamış ünlü Yunanlı filozof Aristo’dan günümüze gelinceye kadar, hemen her dönemde pek çok tanımı yapılmıştır. Birbiriyle çelişen ve benzeşen tarafları da olmakla beraber, bunların bir kısmı, şiir kavramına yaklaşabilmek bakımından gerçekten bir güzelliğe ve doyuruculuğa sahip tanımlardır. Ama yine de, hiç birinin “şiir nedir?”  sorusunu açık-seçik ve kesin olarak cevapladığını söylemek mümkün değildir. Bu bize, şiirin daha başka ve daha değişik tanımlarının yapılabileceğini gösterdiği gibi, onun tanımlanamaz olduğunu da göstermektedir. Sanat ve edebiyata ilişkin meselelerin en karmaşık ve kişilere, akımlara, devirlere ve kültürlere göre en değişken görüneni, şüphesiz şiirle ilgili görüş ve düşüncelerdir. Edebiyat bahçesinin bu en seçkin çiçeğinin, hangi iklimde daha güzel gelişip serpileceği,  onun renginin, kokusunun ne olduğu ve gerçekte ne olması lâzım geldiği, onu hangi usta bahçıvanların daha iyi yetiştirebileceği gibi hususlarda, bugün de tam bir görüş birliği sağlanabilmiş değildir. Her nesil, kendi bilgi ve tecrübesine çağının eğilimlerini de katmak suretiyle şiir meselesine yeni bir yorum ve değerlendirme getirmekte, onu daha farklı bir şekilde tanımlamaya çalışmaktadır.

 

      Aslında, fizik-kimya gibi deneye dayalı ilimler için şart ve gerekli olan tanımlama endişesini, şiir başta olmak üzere sanat ve edebiyat gibi alanlarda aslî bir mesele hâline getirmenin gereği de, faydası da yoktur. Şiir akla ve mantığa seslenen bir anlatım tarzı değildir. Şiir, aklın ve mantığın denetim sınırlarını aşan duyguların ve hayâllerin ifade vasıtasıdır ve Ahmet Hâşim’in Piyâle önsözünde söylediği gibi, kavrayışımızın bölgeleri dışında, sırların ve meçhullerin geceleri içine gömülmüş, yalnız aydınlık sularının ışıkları zaman zaman duygularımızın ufkuna akseden kutsî ve isimsiz bir kaynaktan doğmaktadır. O itibarla, şiiri tanımın kesin ve değişmez birtakım kuralları içine hapsetmek mümkün değildir, bunun gereği de yoktur. Bu da şiirin her şeyden önce bir duygu işi olması ile ilgilidir ve zaten onu “şiir” yapan da bu özelliğidir. Sanırım şiirin en güzel tanımını, Yahya Kemal yapmıştır. Onun, ”Şiir sizce nasıl olmalı?” sorusuna verdiği , “Şiir, şiir olsun kâfi derim.” cevabı, tam bir gerçeğin ifadesidir.   Hangi tarzda yazılmış olursa olsun, şiirin güzel ve eksiksiz bir tanımının yapılması, iyi şiirle kötü şiiri ayırmada bir ölçü olamayacağı gibi, şiirin eskisi yenisi, iyisi ya da kötüsü de olmaz; şiir sadece güzel ve başarılı olur, kısaca şiir, şiir olur. İtalyan estetikçi Benedetto Croce’ye göre, “şiir duygunun dilidir.” Pascal da, “Kalbin öyle sebepleri var ki, akıl onları kavrayamaz.” der. Şiir de akla değil, gönle, kalbe hitap eden, duygu dünyamızdan sesler getiren bir sanattır. Duygu, etrafımızı çepçevre saran nesneler ve insanlarla olan ilişkilerimizin kalbimizde meydana getirdiği sevinçler, hazlar, lezzetler, öfkeler, hırslar, ihtiraslar, elemler vb.dir. Pek çok unsurun oluşturduğu mükemmel bir yapı olan şiirin temeli ve aslî unsuru işte bu tür duygulardır. Ancak, “Şiir, duyuşun deyiş olmasıdır.” diyen Yahya Kemal’e göre, duyguyu dile dönüştürüp şiir hâline getirmek de öyle her insanın yapabileceği bir iş değildir. Şiir, şair olarak yaratılmışların işidir. Istırapları, sevinçleri, emelleri ve hasretleri olmayanlar, şiir söyleyemezler. Çünkü şiir, sadece duymak sanatı değildir, aynı zamanda duyduğunu ifade edebilme sanatıdır. Duymasını bilmeyenler, duyurmasını da bilemezler.

     Öte yandan, bir şiiri değerli ve güzel yapan, sadece usta bir şairin elinden çıkmış olması da değildir. Şairin şiirini yaşamış olması da gerekir. Şiir yazılan değil yaşanan şeydir, gıdası da yaşanılan hayattır. Mûsikî gibi şiir de bir ses armonisidir, bir nağmedir. Dil, duygu, hayâl, fikir ve şekil onun unsurlarıdır. Şiir bu unsurların her birine ayrı ayrı muhtaçtır ve bunların dil ile yapılan harika bir terkibi, manalı bir sentezidir. İşinin ehli bir şairin işi, bir bakıma bir kuyumcunun işine benzer; sabır ister, dikkat ve titizlik ister, incelik ister, bilgi ve kültür ister. Gerçek ve güzel şiirler ancak böyle ortaya çıkabilir. Tanpınar’ın dediği gibi, “Şiir sabrın meyvesidir.”

ŞİİRİN ASLÎ UNSURU DUYGUDURŞİİR,  ŞAİR VE DİLÖNCE ŞİİR VARDIKÜLTÜR, SANAT VE TOPLUM ATATÜRK VE TÜRKÇESANATIN VE İLMİN GÖREVİSANAT VE SANATÇIDİL, DİLLER VE DİLİMİZ    SÖZ UÇAR, YAZI KALIR KÜLTÜR, DİL VE EĞİTİMYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Ali Yılmaz ERGEN
DEMİR İLE YENİ DÖNEM
Ali Yılmaz ERGEN
Mustafa GENÇ
AK PARTİ MHP'NİN, CHP DE AK PARTİ'NİN RENGİNİ Mİ ALIYOR?
Mustafa GENÇ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
AK
Prof Dr Yücel TANYERİ
Kenan ÖZTÜRK
Düzköy'den çıktık yola
Kenan ÖZTÜRK
Kurtcan KURT
OKUMAK YADA OKUMAMAK
Kurtcan KURT
Ayhan HAMLI
ŞEHİDİMİZİ MAVİ GÖZLÜ PAŞAMIZI PAMUK GEÇİDİ ŞEHİTLERİNİ ANIYORUZ... (5)
Ayhan HAMLI
Metin ATLI
SUÇLU AYAĞA KALK
Metin ATLI
Hasan Cem KESKİN
BİZDE ÇOCUKTUK
Hasan Cem KESKİN
Naci ALTUNCU
SALDIRI KİME?
Naci ALTUNCU
Doç. Dr. Yetkin BULUT
VERİ BİLİMİ
Doç Dr Yetkin BULUT
Hikmet KURADA
DOĞRU SÖZE NE DENİR?
Hikmet KURADA
Şakir DEMİRCİ
HER TÜRLÜ ŞİDDETE HAYIR DİYELİM  
Şakir DEMİRCİ
Ergin KAHVECİ
TARIM SEPETİ
Ergin KAHVECİ
Alpaslan ÇEPNİ
YEP, BES, KIDEM TAZMİNATI
Alpaslan ÇEPNİ
Dr. E. Kurmay İbrahim YILDIRIM
YENİ BİR 24 NİSAN YAKLAŞIRKEN
Dr E Kurmay İbrahim YILDIRIM
Salim YILDIZ
NASİP DEĞİLMİŞ...
Salim YILDIZ
Selçuk KAYA
Herkes görevini yaptı, sıra futbolcularda...
Selçuk KAYA
Ender GÜR
HAZIRLIK DÖNEMİ
Ender GÜR
Kadir GÜRKAN
Odaklanmak
Kadir GÜRKAN
Av. Dr. Cengizhan HATİPOĞLU
BİR EŞİTLEYİCİ OLARAK "KABİR"
Av Dr Cengizhan HATİPOĞLU
Ömer PAMUK
TECRÜBENİN IŞIĞINDA...
Ömer PAMUK
Akın ÜNER
MUHABBET BAĞINA GİRDİM BU GECE
Akın ÜNER
Gül TURAN
Ayvacık Belediye Başkanı Halil kalaycı
Gül TURAN
İlker Mutlu
İki haftalık Ayrılık
İlker Mutlu
Ersin ERGE
ŞAİR OLMAYA ADAYKEN
Ersin ERGE
Cevdet YILMAZ
Kırsal Kesimde Sorunlar ve Çözüm Önerileri - II; Aylık Sabit Gelir İhtiyacı
Cevdet YILMAZ
Embiya SANCAK
SAMSUNLU İŞ VE AŞ PEŞİNDEDİR
Embiya SANCAK
Osman KARA
BU BİR VEDA YAZISIDIR
Osman KARA
Ahmet HAYVALI
SERBEST MESLEK ERBABININ EŞİNE ÖDENEN ÜCRET...
Ahmet HAYVALI
Kürşad GÜNDOĞDU
ÖNEMLİ OLAN
Kürşad GÜNDOĞDU
Cesur CEYLAN
SANAL SORUNLAR
Cesur CEYLAN
Nami Cem İYİGÜN
FREEKONOMİ VE ENTELEKTÜEL KAPİTALİZM
Nami Cem İYİGÜN
Birol BİRCAN
Sıfırın Altındaki Mantık.
Birol BİRCAN
Mustafa ÖZBALCI
ŞİİRİN ASLÎ UNSURU DUYGUDUR
Mustafa ÖZBALCI
Burhan UYAN
TÜRK YURDUNUN 22.YÜZYILDAKİ VARLIĞI TEHLİKEDEDİR; BUNU DÜŞÜNMEKTEN DAHA NE KADAR KAÇINACAĞIZ?
Burhan UYAN
M. Halistin KUKUL
KÜLTÜR ve MEDENİYET
M Halistin KUKUL
Yavuz BAYRAM
Zifin Çiçeğiyle Orman Gülünün Hikâyesi
Yavuz BAYRAM
İbrahim TELLİOĞLU
TARİHTE TÜRK İZİ III: ASKERİ İZ
İbrahim TELLİOĞLU
Mehmet ÖZ
SEÇİM SÜRECİNDEN SONRA TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ
Mehmet ÖZ
Erdem EROL
SAMSUN'DA SÜRPRİZ YOK
Erdem EROL
Ümit CEYLAN
SEÇMENİN SİYASETİ
Ümit CEYLAN
GÜNDEMLİK
GÜNDEMLİK
GÜNDEMLİK
Kenan ERZURUMLU
Camiler, Vaizler, İmamlar: II
Kenan ERZURUMLU
Erdal AĞAR
Uyku Kalitesi
Erdal AĞAR
Kenan KAYIKÇI
BÜYÜK KAPTANLAR
Kenan KAYIKÇI
Osman ZÜMRÜT
KADIN HAKLARI-İNSAN HAKLARI (3)
Osman ZÜMRÜT
Memduh ERKİN
YENİLİKLER      
Memduh ERKİN
Fulya ZORLU
3-6 Yaş Arası İtiraz Problemi
Fulya ZORLU
Murat Sandıkçı
İNSAN YENİLİNCE TÜKENMEZ, PES EDİNCE TÜKENİR...
Murat Sandıkçı
Turgay SAAT
MADALYALAR SAMSUN'A
Turgay SAAT
Şenol Yücedağ
EKONOMİK GERİ DÖNÜŞÜM 3
Şenol Yücedağ
Bahadır BAŞ
ARABULUCULUK, MALİ MÜŞAVİRLER OLMADAN BAŞARILI BİR ŞEKİLDE HAYATA GEÇEMEZ...
Bahadır BAŞ