YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Hikmet KURADA

 “KAZDIĞI KUYUYA DÜŞMEK” DİYE BUNA DENİR

İnsanlar hakkında kötülük düşünmemek ve onları zora sokacak, zarar verecek tuzaklardan sakınmak gerekir. Öyle zamanlar olur ki başkaları için hazırlanan tuzağa, onu hazırlayanın kendisi düşer ve zarara uğrayan da kendisi olur. O nedenle; kendimize bir kötülük ve zarar gelmemesi için kimseye de kötülük etmemek ve zarar vermemek lazımdır.

 

Güzel Türkçemizde, “Kişi Kazdığı Kuyuya Kendisi Düşer” diye güzel bir deyim vardır. Bu deyimin sözlük anlamı, “Başkalarının kötülüğü için hazırladığı tuzağa kendi düşmek” diye açıklanıyor ve kısaca hikayesi de şöyle anlatılıyor:

“Peygamber Efendimiz, Mekkeli müşrikleri İslam’a davet ederken Mekkeliler ve akrabaları ona düşman oldular. O’nu tehdit ettiler, eziyette bulundular, hatta öldürmeye teşebbüse kadar götürdüler.

İslam’ın en büyük düşmanı Ebucehil, yeri kazdırarak O’nun geçeceği yere bir tuzak hazırlattı. Hazreti Muhammed (SAV) her zamanki gibi geçeceği aynı yolu takip etmedi. Ebucehil O’nu kandırıp tuzak kurduğu yola sevk etmek için aceleyle koşarken kurduğu tuzağı unuttu ve kazdırdığı kuyuya kendi düştü…”

Geçenlerde yine e-mail adresime, ilginç ve ibret alınacak dramatik bir yaşam öyküsünü anlatan bilgi notu geldi. Sıradan bir okudum… Bir daha süzgeçleyerek okudum… Ve İlahi Adaletin er veya geç tecelli ettiğine/edeceğine bir kez daha yürekten inandım…

Şimdi gelin o ilginç, hüzünlü ve sonu hüsranla biten ibretlik yaşam öyküsünü birlikte okuyalım…

İBRETLİK BİR İNTİHAR OLAYI

“23 Mart 1994′te Ronald Opus’un cesedini inceleyen adli tabip, onun kafasından yediği kurşunla öldüğünü sonuçladı. Ronald Opus, on katlı bir binanın tepesinden, intihar niyetiyle aşağıya atlamıştı. Umutsuzluğunu, geride bıraktığı bir notta açıklıyordu. Ancak, dokuzuncu katın önünden geçerken pencereden gelen kurşun başına isabet etmiş, hayatı bu kurşunla sona ermişti. Apartmanın sekizinci kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için konulmuş bir ağ vardı; ama bu ağın varlığını ne silahı çeken, ne de müteveffa Ronald Opus biliyordu. Açıkçası, kurşun olmasaydı, Opus’un intihar girişimi başarılı olamayacak; zemine çakılmadan, sekizinci kattaki ağa takılıp kalacaktı. Opus’un intihar girişiminin başarılı olmayışı, savcıyı elinde bir cinayet vakası olduğu düşüncesine itti. Silahın patladığı dokuzuncu kattaki odada yaşlı bir adam ve karısı yaşıyordu. Tartışıyorlardı ve adam kadını silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmişti ki, tetiği çekti fakat mermi kadını ıskalayarak pencereden dışarı yöneldi ve Opus’a isabet etti. Bir insan A şahsını öldürmeye teşebbüs eder fakat B şahsını öldürürse, o B şahsını öldürmekten suçlu sayılmalıydı. Savcının ulaştığı sonuç buydu. Dolayısıyla, dokuzuncu kattaki yaşlı adam cinayetten suçluydu. Bu suçlamayla karşı karşıya kaldığında, adam da, karısı da çok şaşırdılar. Çünkü, tetiği çekerken adam da, karısı da silahın dolu olmadığından kesinlikle eminlerdi. Yaşlı adam uzunca bir süreden beri boş silahla karısını korkutmayı alışkanlık haline getirmişti. Bunu karısı da bilir, o yüzden adamın tehdidine pek aldırmazdı. Kısacası adamın karısını öldürme kastı yoktu; silahın dolu olduğunu dahi bilmiyordu. Böylece Opus’un öldürülmesi bir kaza oluyordu; silah kazara doldurulmuştu. Cinayetten kazaya dönüşen ölüm sebebi, savcının araştırmalarıyla devam etti. Ölümcül kazadan yaklaşık altı hafta önce yaşlı çiftin oğlunu silahı doldururken gören bir tanık ortaya çıktı. Anlaşıldığına göre, yaşlı kadın oğlundan mali desteği çekmişti ve babasının annesini silahla korkutma temayülünü bilen oğul, annesini cezalandırmak için,  babasının annesini vuracağını umarak, gizlice silahı doldurmuştu. Annesi ölecek, babası cinayetten suçlanacak, mallar oğula kalacaktı. Artık olay yaşlı çiftin oğlunun, Ronald Opus cinayetinden sorumlu olduğu noktasına gelmişti. Tam o sırada savcının karşısına yeni bir viraj çıktı. Araştırmalara devam edilince, geçen altı hafta içinde anneyle babanın silahla tehdide varan bir tartışma yaşamamaları, dolayısıyla annesinin ölümünü bir türlü başaramayışı nedeniyle, oğlun umutsuzluğunun arttığı anlaşıldı. Bu, onu 23 Mart’ta on katlı binanın tepesinden atlayarak intihar etmeye itmişti. Ancak, ölümü planladığı gibi olmamıştı; dokuzuncu katın önünden geçerken, kendi doldurduğu ve babasının boş zannettiği silahı tetiklemesiyle annesine isabet etmeyip pencereden seken kurşunun kafasına isabet etmesi nedeniyle Ronald Opus’un hayatı sona ermişti..! Dosya intihar olarak kapatıldı...”

İşte; ilahi adaletin er veya geç tecelli ettiğine/edeceğine dair, çok düşünülmesi gereken ibretlik bir yaşam öyküsü…

Sizi bilemem ama ben bu anlatılan ibretlik olaydan çok etkilendim…  Kalın sağlıcakla!..

 “KAZDIĞI KUYUYA DÜŞMEK” DİYE BUNA DENİRTÜRKİYE’YE ZEYTİN AĞACIYLA OYNANAN OYUNSİVAS KONGRESİ’NİN 100. YILINDA SİVASTAYDIMBU TELEFON NUMARALARINA AMAN DİKKAT EDİNİZ!..ATATÜRK’ÜN ADI HUTBEDE ANILMADI30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN!ATATÜRK HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLERATATÜRK VE DİN KONUSUNDAKİ GERÇEKLERALZHEİMER (Alzaymır) HASTALIĞI VE YAŞLANMA24 TEMMUZ GAZETECİLER VE BASIN BAYRAMI HAKKINDAYazarın Tüm Yazıları