YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Birol BİRCAN

İslamofobia gerçek ise panzehiri nedir ?

 “İslamofobia ve bizdeki salyangoz satıcıları” başlıklı yazımız ile ilgili yoğun paylaşımlar aldık geçen süreçte.
Farkındalık böyle bir şey sanırım. Teşekkürler.
 Üzerinde en çok durulan düşünce ise, Kurtuluş Savaşı’nda camilerdeki hutbelerin yeri kısmı.
Esasında yazının amacına ulaşmış olmasının en güçlü göstergesi bu.
Ve tam olarak da öyle.
Bu aynı zamanda, toplumsal misyonları üst düzeyde olan bireylerin, kendilerini sorgulaması gerekliliğinin çığlığı beklide.
Öyle ki toplum öğretmenler ve imamların gayretleri ile ivmesini belirler.
Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede; aksini düşünmek ve uygulamak, büyük salyangoz pazarı açmak değil de nedir?
 Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğini yaptığı 2014 Cannes Film Festivali nde Altın Palmiye kazanan Kış Uykusu’nun bir sahnesinde, parasal derdi olmayan ve hayata entelektüel esas oğlanın, kiracısı olan imam ile ilgili yorumu çok ilginç ve aynen şöyle:
“Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkenin halkı, iyi yetişmiş, oturmasını kalkmasını bilen, kılık kıyafeti düzgün ve çevresine güven veren bir imaja sahip din adamlarını hak etmiyor mu? Her hafta imamlarımızın petekten bal süzer gibi, okudukları eserlerden bilgiler süzerek hazırlayacakları hutbeler, cemaat tarafından zevk ve beğeni ile dinlenecek, onları da yükseltecektir. İslamiyet bir medeniyet bir yüksek kültür dinidir.”
Şimdi iki seçeneğiniz var.
Bu düşünceye kendini beğenmiş ukala bir yaklaşım demez iseniz, cümleniz sadece:
“Adam haklı”  olmalı.
“İmam” anlam olarak İslam devleti lideri, önder, mezhep kuran kimse anlamına gelse de günümüzdeki anlamı camide namaz kıldıran devlet memuru olarak görülüyor. Ezandan 3-5 dakika önce camiye giden ve namaz bitiminde tekrardan evine dönen, ömrü cami ile ev arasında geçen biri haline gelmedi mi sizce de.
Tarihimize baktığımızda imamlara verilen önem ve sorumluluk bu kadar mı?
İmam bir zamanlar mahalledeki hastanın, fakirin, yetimin umuduydu, onların huzurundan da mesuldü.
Mahalle imamı vardı, cami imamı yoktu.
Peki nasıl?
Türkiye’de 2010 verilerine göre 81 bin cami ve 90 bin din görevlisi (imam, müezzin, Kur’an kursu öğreticisi) var. Bu 90 bin personel tabanda çalışıyor, halk ile iç içe, ama 70 milyonluk bir ülkede her 780 kişiye bir imam düşerken milletimizin ilmihal, fıkıh, Kur’an bilgisi ne seviyede diye düşünüldü mü?
Bireyin dini bir konuda tereddütte kaldığında veya bilgilenmek istediğinde “Google hazretleri”, hacca gitmiş bir amca veya namaz çıkışı imamdan başka başvurabilecek kaç kurum var?
Camilerimizi İslami rehberlik büroları haline getirmemiz ve günün geniş bir zaman dilimini boşta kalan imamlarımızın da belli saatler arasında bu bürolara rehber imam olarak görevlendirmemiz halinde, camilerimizin halkın dini bilgilerindeki eksikliklerini veya yaşantısındaki İslama aykırı hareketlerinin olup olmadığını sorabilecek bir müessese haline geleceğinden hiç şüphem yok.
Bu hareket imamlarımızın namaz kıldıran görevli profilinden çıkıp, halkın yaşamında bir dini rehber ve dini eksikliklerinin tamamlamasında bir öğretmen profiline girmesini sağlayacaktır.
Ne mi değişir?
En azından, her Ramazan ayında sorulan “Hocam sakız çiğnemek orucu bozar mı?  Sorusunu engelleriz.
Çocuğunu çöpe atan anneleri, babasını tekme tokat döven evlatları, yetim hakkı yiyenleri, mazlumun ekmeğine kan doğrayanları, uyuşturucudan ölen fidanları vs. saymıyorum bile.
BAFRA RÜŞDİYESİ-4BAFRA RÜŞDİYESİ-3BAFRA RÜŞDİYESİ-2BAFRA RÜŞDİYESİ-1BAFRA RÜŞDİYESİ-1Biz mi barbarız?Müjdeden de öte...5 Günün Getirdiği…Çadırınızı alın gelin.Bafra Eczacılık Fakültesi’nde Beklenti ve Vebal.Yazarın Tüm Yazıları
hızWeb