HaberlerDüzce haberProf. Dr. Koç, korona virüs salgınında çocuklarda psikolojik süreci anlattı

Prof. Dr. Koç, korona virüs salgınında çocuklarda psikolojik süreci anlattı - Düzce haber

DÜZCE (İHA) – Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmalık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Koç,korona virüs salgınında çocuklarda psikolojik sürecin yönetilmesi hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Koç, korona virüs salgınında çocuklarda psikolojik süreci anlattı

Çocuklar açısından yaşanan tabloyu özetleyen Prof. Dr. Mustafa Koç, "Çocuğun bu süreçte nasıl bir tabloda olacağını belirleyecek olan, virüsün kendisinden daha çok çocuğa sunulan, eğitsel, sosyal, psikolojik, fiziksel ve kişisel alanla ilgilidir diyebilirim. Bir anlamda evin; çocuğun, eğitsel, sosyal, psikolojik ve kişisel alanlarına ve içinde bulunduğu gelişim dönemine ilişkin doğru gelişimsel deneyimler kazanması için düzenlenmesi gerekir. Bu süreçte çocuğun gelişim alanlarını ve eğitsel yaşamını destekleyecek eylem planları oluşturulmalı ve eylem planları oluşturulurken çocuğun mutlaka sürece dahil edilmesi ve onayının alınması gerekir" şeklinde konuştu.

"Çocuklar için aktivite çizelgeleri hazırlayın"
Aktivite çizelgeleri hazırlayarak çocukların niyetlerine, enerjilerine ve beyinlerine yön çizmenin birçok karmaşıklığı önleyeceğini belirten Prof. Dr. Koç, "Bu etkinlik, bir beceriye dönüşür ise çocuk hayatın her aşamasında sahip olduğu enerji, zaman ve kaynakları önceliklerine göre düzenleyebilir ki bu durum kendini gerçekleştirmenin en etkin yoludur. Aynı zamanda aktivite çizelgesi, çocuğun başkası ile değil kendisi ile yarışması ve kendini aşmaya çalışması için sahip olması gereken bilgi, anlayış ve beceriler için işlevsel bir uygulamadır. Aktivite çizelgesinin diğer bir katkısı da çocuğa hem başarma, hem de yeterlik duygusu kazandırmasıdır" ifadelerini kullandı.

"Okul öncesi çocuklara virüsü günlük yaşamda kullandığı veya kullanacağı herhangi bir şeyle ilişkilendirerek açıklamayın"
Anne ve babalara önemli tavsiyelerde bulunan Koç, "Öncelikle çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine göre yapılacak yardımın da içeriği değişebilir. Okul öncesi çocukların daha rutinleşen aktivitelere ihtiyaç duyduğu bilinmektedir. Gerekli olmadığı sürece ya da sormadıkları sürece, çocuğa bir açıklama yapmaya çok fazla gerek yoktur. Duygusal dışa vurumlarını zamanında gözleyip, bu duygular hakkında konuşturmak, bu şekilde hissetmesinin normal olduğunu bilmek ve bu duygunun kalıcı olmadığını öğrenmek, hem duyguyu doğru yaşamasına hem de bu duygusal deneyimde kaçma ya da kaçınma tepkisi geliştirmeden daha da zenginleşmesine neden olacaktır. Bu dönem çocuklarının henüz işlem öncesi düşünme döneminde oldukları için, virüsle ilgili yapılacak açıklamaların hiçbiri onların ihtiyacı olan herhangi bir durum ile ilişkilendirilmeden açıklanması gerekir. Örneğin babanın elini tutarsan ya da annenin elini tutarsan virüs bulaşır gibi. Virüsü de onun günlük yaşamda kullandığı kullanacağı herhangi bir şeyle ilişkilendirerek açıklamayın" dedi.

"Açıklamalarda ne fazla ayrıntıya girilmeli, ne de eksik bilgi verilmemelidir"
İlkokul ve ortaokul dönemindeki çocukların ise süreçle ilgili merak, kaygı, korku, özlem gibi duygularını daha net ortaya koyabildiklerini söyleyen Koç, "Yapılacak en iyi yardım, bu duygular hakkında konuşmalarını sağlamak, soracakları sorularda öncelikle kendi cevaplarının alınması, eksikler varsa eksikleri tamamlayıcı, yanlışlar varsa yanlışları düzeltici ipuçları verilerek cevabı çocuğun vermesi sağlanmalıdır. Çocuklara yapılacak açıklamalarda ne fazla ayrıntıya girilmeli, ne de eksik bilgi verilmemelidir. Merak, ilgi ve yenilik arayışı içinde olan beynin bu boşlukları doldurmak için gireceği arayış ve bu arayış sonucunda ulaşacağı bilgi, çocuğun uyumsuz davranışlar geliştirmesine neden olabilir. İnternetten sorgulanan bilgi ve bu bilgiye yüklenen anlam, çocuğun davranışının temelini teşkil edebilir. Bu bağlamda çocukların doğru kaynaklardan bilgi edinmeleri sağlanmalı ve bilgi verme sürecinde olan kişilerin olabildiğince tutarlı olması gerekir. Aynı konuya ilişkin farklı cevaplar ya da bilgilendirme, çocuğun çelişki yaşamasına ve daha büyük bir boşluğa düşmesine neden olabilir" diye konuştu.

"Virüsünün her gün ailenin gündem maddesi olmasına izin verilmemeli"
Çocuklara korona virüsü hakkında bilgi verirken bilgilendirilecek çocuğun içinde bulunduğu zihinsel gelişim düzeyinin bilinmesi ve hangi düşünce evresinde olduğunun fark edilmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Koç, "Korona virüsünün her akşam ya da her gün ailenin gündem maddesi olmasına izin verilmemesi gerekiyor. Çünkü, zihin, görünmeyen saldırılara sürekli kendini savunma ihtiyacı hissederse, hayal etme, planlama, oynama, öğrenme ve başka insanların ihtiyaçlarına dikkat etme gibi becerileri de tehdit altına girer" dedi.


"Korona virüsü bilişsel ve duygusal dünyamızın merkezine yerleştirmeyelim"
Korona virüsü ile ilgili yapılacak açıklamalarda genel ilkenin, çocuklarda uyumsuz davranışların gelişmesine ya da herhangi bir davranış bozukluğu zeminini oluşturmasına izin vermeyecek şekilde yapılması olduğunu belirten Koç, "Korona virüsüne ilişkin ne hiçbir şey yokmuş gibi davranalım, ne de aşırı odaklanarak bilişsel ve duygusal dünyamızın merkezine yerleştirmeyelim. Hiçbir şey yokmuş gibi davranmak, hem kendimiz hem de etkileşimde olduğumuz herkesin sağlığını tehlikeye atmış olmaktır. Bu duruma aşırı odaklanır ve takıntılı olarak sürekli bunu düşünür ve bu düşüncelere yoğun duygular eşlik etmeye başlar ki bu da bireyin hayal gücünü elinden almak demektir ve sonuçta birey ruhsal esnekliğini kaybeder. Ruhsal esnekliğin olmadığı yerde hayalin yeri yoktur. Hayalin olmadığı yerde, ne umudun, ne daha iyi bir gelecek düşüncesinin ve ne de bir hedefin yeri yoktur denilebilir" dedi.
Prof. Dr. Mustafa Koç, son olarak bu süreçte fiziksel egzersizin faydalı olacağını, beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmesi gerektiğini, yapılması planlanan etkinliklerin eğlenceli bir şekle dönüştürülmesinin önemine değindi.



SIRADAKİ HABER