Ali Dursun Ulusoy, Türk akademik camiasının önde gelen figürlerinden, idare hukuku profesörü ve eski bir Danıştay üyesidir. Hukuk alanındaki engin bilgisi ve ulusal/uluslararası platformlardaki görevleriyle tanınan Ali Ulusoy kimdir sorusunun cevabı, onun hem eğitim hem de bürokrasi kariyerindeki önemli başarılarında gizlidir. 20 Kasım 1968 tarihinde Mersin'in Mut ilçesinde dünyaya gelen Ulusoy, Cumhurbaşkanı kontenjanından Danıştay üyeliğine seçilen ilk hukuk profesörü olma unvanını taşımaktadır.
Akademik hayatına başlamadan önce askeri eğitim de alan Ulusoy, 1986 yılında Bursa Işıklar Askerî Lisesi'nden, ardından 1990 yılında ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezuniyetini tamamlamıştır. Yükseköğrenimini yurt dışında sürdüren hukukçu, yüksek lisansını 1994 senesinde Bordeaux Üniversitesi'nde bitirmiştir. Aynı üniversitede doktora çalışmalarına devam etmiş ve 1998 yılında doktora derecesini alarak akademik kariyerindeki ilk önemli adımı atmıştır.
Akademik Ve Bürokrasi Kariyerindeki Önemli Duraklar
Prof. Dr. Ali Dursun Ulusoy, uzun yıllar boyunca hem üniversitelerde ders vermiş hem de devletin kritik kurumlarında görevler üstlenmiştir.
Öğretim Üyeliği Ve Dekanlık Görevleri
2002 yılında doçent unvanını alan Ulusoy, 2008 yılında ise profesör olmuştur. 1991 ile 2010 yılları arasında Ankara Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmış, bu dönemde 2003'ten 2006'ya kadar dekan yardımcılığı görevini yürütmüştür. Ayrıca, 2009-2010 yılları arasında TOBB ETÜ Hukuk Fakültesi'nin kurucu dekanlığını üstlenmiştir. 2006-2007 döneminde UCLA Hukuk Fakültesi'nde konuk öğretim üyesi olarak uluslararası akademik deneyim kazanmıştır. 2010-2011 yıllarında Yaşar Üniversitesi'nde Rektör Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra, 2014'te yeniden Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne dönerek İdare Hukuku Anabilim Dalı Başkanı olmuştur.
Devlet Kurumlarındaki Danışmanlık Ve Üyelikler
Akademik çalışmalarının yanı sıra kamu hizmetinde de bulunmuştur. 2002-2003 yıllarında EPDK Hukuk Dairesi Başkanlığı ve 2003-2004 yıllarında BDDK Hukuk Danışmanlığı görevlerinde yer almıştır. 2008 yılında ise Başbakanlık Bilgi Edinme Kurulu Üyeliği yapmıştır. Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı iken Mart 2011'de dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Danıştay üyeliğine atanmıştır. Burada 2011-2012'de 10. Daire ve 2012-2014'te 13. Daire üyeliği yapmıştır, aynı zamanda İdari Dava Daireleri Kurulu üyesi de olmuştur. Danıştay'da geçirdiği 3 yılın ardından 2014 yılında bu görevinden ayrılmıştır.
Uluslararası Arenada Ve Yayıncılıkta Ali Dursun Ulusoy
Ali Dursun Ulusoy, uluslararası alanda tahkim görevleri yürütmüş ve medya kuruluşlarında güncel konularla ilgili yazılar kaleme almıştır.
Uluslararası Tahkim Ve AİHM Adaylığı
2006-2007 yılları arasında Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticari Tahkim Avrupa Konvansiyonu (ECICA) Özel Komite Asil Üyesi olarak görev almıştır. 2008 ile 2011 yılları arasında ise Uluslararası Ticaret Odası (ICC) Nezdinde Uluslararası Tahkim Hakemi olarak görev yapmıştır. 2008 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde Türkiye'yi temsil edecek yargıç oylamasında yer almış, ancak AKPM Genel Kurulu'nda 15 oy alarak seçilememiştir. Bu seçimde Işıl Karakaş ve Ruşen Ergeç ile rekabet etmiştir.
Hukuk Kitapları Ve Köşe Yazarlığı
İdare hukuku üzerine beş adet kitabı bulunan Ulusoy'un, bu alanda çok sayıda ulusal ve uluslararası yayını mevcuttur. Kitapları arasında Telekomünikasyon Hukuku (2002), Bağımsız İdari Otoriteler (2003), İdari Yaptırımlar (2013), Türk İdare Hukuku/ 1, Genel Esaslar ve İdari Teşkilat (2017), Yeni Türk İdare Kanunu (2019) ve İdari Yargılama Hukuku (2020) yer almaktadır. 2009 yılında Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yapmış, güncel olarak da T24 ve Gazete Duvar haber sitelerinde konuk yazar olarak görüşlerini paylaşmaktadır.
Güncel Hukuki Tartışmalara Katkıları
Profesör Ulusoy, idare hukuku alanında bilirkişi olarak davalara katılmakta ve görüşlerine başvurulan bir otoritedir. Kemal Gözler ile Ramazan Çağlar arasındaki intihal davası, onun bilirkişi olarak görev aldığı davalardan biridir. Ayrıca, Ayasofya'nın müzeye çevrilmesine dair Bakanlar Kurulu kararındaki Atatürk imzasının sahte olduğu iddialarına ilişkin olarak, "Danıştay kararnamenin gerçek olduğuna karar verdi." açıklamasını yapmıştır. İstanbul Sözleşmesi'nden Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ayrılma konusunda ise, "Cumhurbaşkanına TBMM tarafından uygun bulunan uluslararası antlaşmayı fesih yetkisi vermiyor; sadece mutat usulle yani TBMM iradesiyle durdurulmasına yani feshine karar verilen antlaşmanın feshinin geçerlik tarihini belirleme yetkisi veriyor." şeklinde hukuki görüşünü belirtmiştir.




