<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haber Gazetesi</title>
    <link>https://www.habergazetesi.com.tr</link>
    <description>Samsun Haber, Samsun güncel haberlerin yer aldığı bir haber sitesidir.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habergazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2006- 2025 . Tüm Hakları Saklıdır. Ajans Politikalarına uyar.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2026 00:05:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor: Prof. Dr. Samet Yardımcı’dan Önemli Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/mide-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-prof-dr-samet-yardimcidan-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/mide-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-prof-dr-samet-yardimcidan-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türleri arasında yer alan mide kanseri, erken evrede tespit edildiğinde başarılı şekilde tedavi edilebilen ancak geç tanı konulduğunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hastalıkların başında geliyor. Uzmanlar, özellikle uzun süre devam eden mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, düzenli kontrollerin ve erken teşhisin yaşam süresini doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Türkiye'nin önde gelen gastroenteroloji ve gastrointestinal cerrahi uzmanlarından Prof. Dr. Samet Yardımcı, mide kanserinin günümüzde halen önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirterek, erken tanı ve doğru tedavi planlamasının hastaların yaşam kalitesini ve tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p>

<p>Yirmi yılı aşkın mesleki deneyimi, uluslararası hasta tecrübesi ve sahip olduğu IFSO ile SRC Master Surgeon sertifikalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. Yardımcı, İstanbul'da hem yerli hem de yabancı hastalara ileri düzey tanı ve tedavi hizmetleri sunuyor.</p>

<p>Mide Kanseri Dünyada ve Türkiye'de Önemini Koruyor</p>

<p><strong><a href="https://sametyardimci.com/mide-kanseri-tedavisi/" rel="dofollow">Mide kanseri</a></strong>, mide iç yüzeyini oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkan bir kanser türü olarak tanımlanıyor. Hastalık çoğu zaman başlangıç dönemlerinde belirgin şikayetlere neden olmadığından erken teşhis edilmesi zor olabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre yaşın ilerlemesi, genetik yatkınlık, sigara kullanımı, düzensiz beslenme alışkanlıkları, aşırı tuz tüketimi ve bazı mide enfeksiyonları hastalığın gelişim riskini artırabiliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Samet Yardımcı, mide kanserinin özellikle belirli risk gruplarında dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Teknolojinin ve tıbbın gelişmesiyle birlikte mide kanserinin teşhis ve tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildi. Ancak halen erken teşhis, başarılı sonuçların elde edilmesindeki en kritik faktörlerden biridir. Hastaların uzun süren mide şikayetlerini ihmal etmemesi gerekir."</p>

<p>Mide Kanseri Belirtileri Nelerdir?</p>

<p>Uzmanlar, <strong><a href="https://sametyardimci.com/mide-kanseri-tedavisi/" rel="dofollow">mide kanseri belirtileri</a></strong> konusunda toplum farkındalığının artırılmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor. Hastalığın erken dönemlerinde belirtiler oldukça hafif olabileceği için birçok hasta uzun süre doktora başvurmayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle geçmeyen mide ağrısı, iştahsızlık, erken doyma hissi, istemsiz kilo kaybı, bulantı, kusma, kansızlık ve yutma güçlüğü gibi belirtiler dikkatle değerlendirilmelidir.</p>

<p>Prof. Dr. Yardımcı, bu belirtilerin her zaman kanser anlamına gelmediğini ancak uzun süre devam etmeleri halinde mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini belirterek, "Erken dönemde yapılan endoskopik incelemeler sayesinde birçok hastada tanı daha hızlı konulabilmektedir" dedi.</p>

<p>Erken Tanı Tedavi Başarısını Artırıyor</p>

<p>Kanser tedavisinde en önemli faktörlerden biri hastalığın hangi evrede tespit edildiğidir. Mide kanseri erken evrede yakalandığında cerrahi tedaviyle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.</p>

<p>Günümüzde gelişmiş görüntüleme yöntemleri, endoskopik teknolojiler ve multidisipliner yaklaşımlar sayesinde hastalığın yayılımı daha doğru şekilde değerlendirilebiliyor. Böylece her hasta için kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle ailesinde mide kanseri öyküsü bulunan kişilerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Mide Kanseri Tedavisi Kişiye Özel Planlanıyor</p>

<p>Modern tıpta <strong><a href="https://sametyardimci.com/mide-kanseri-tedavisi/" rel="dofollow">mide kanseri tedavisi</a></strong>, hastalığın evresi, tümörün yerleşimi, hastanın genel sağlık durumu ve diğer klinik faktörler göz önünde bulundurularak planlanıyor.</p>

<p>Tedavi sürecinde cerrahi yöntemler, kemoterapi, immünoterapi ve bazı durumlarda radyoterapi gibi farklı yaklaşımlar birlikte kullanılabiliyor. Son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik tedaviler de uygun hasta gruplarında umut verici sonuçlar sunuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Samet Yardımcı, mide kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Kanser tedavisi ekip işidir. Gastroenteroloji, genel cerrahi, medikal onkoloji, radyoloji ve patoloji uzmanlarının ortak değerlendirmesi sayesinde hasta için en doğru yol haritası oluşturulabilir. Her hastanın tedavi süreci farklıdır ve kişiye özel planlanmalıdır."</p>

<p>Cerrahi Tedavi Halen En Etkili Yöntemlerden Biri</p>

<p>Mide kanserinde cerrahi uygulamalar günümüzde halen en önemli tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Özellikle erken ve orta evre hastalarda tümörlü dokunun çıkarılmasıyla başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.</p>

<p>Gelişen cerrahi teknolojiler sayesinde birçok operasyon artık daha hassas tekniklerle gerçekleştirilebiliyor. Minimal invaziv yöntemlerin kullanılması, bazı hastalarda iyileşme sürecinin daha konforlu geçmesine katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Uluslararası cerrahi standartlara uygun şekilde gerçekleştirilen operasyonlar, hem hasta güvenliği hem de uzun dönem sonuçlar açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>Türkiye Kanser Tedavisinde Uluslararası Hastaların Tercihi Oluyor</p>

<p>Son yıllarda Türkiye, yalnızca obezite cerrahisinde değil, kanser tedavilerinde de dünyanın dikkatini çeken ülkelerden biri haline geldi. Modern sağlık altyapısı, ileri teknolojiye sahip hastaneleri ve deneyimli uzmanları sayesinde birçok uluslararası hasta tedavi için Türkiye'yi tercih ediyor.</p>

<p>İstanbul ise sağlık turizminin merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Samet Yardımcı'nın da aralarında bulunduğu deneyimli uzmanlar, dünyanın farklı ülkelerinden gelen hastalara tanı, tedavi ve takip süreçlerinde kapsamlı sağlık hizmetleri sunuyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/mide-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-prof-dr-samet-yardimcidan-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 19:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-193745.jpeg" type="image/jpeg" length="65510"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akne ve Sivilceye Eğilimli Ciltler İçin Bakım İpuçları]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/akne-ve-sivilceye-egilimli-ciltler-icin-bakim-ipuclari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/akne-ve-sivilceye-egilimli-ciltler-icin-bakim-ipuclari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akneye eğilimli ciltler için doğru içerik, nazik temizlik ve dengeli bakım rutiniyle daha konforlu bir görünüm mümkün.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<h2>Akneye Eğilimli Ciltler Neden Özel Bir Bakıma İhtiyaç Duyar?</h2>

<p>Akne ve sivilce görünümü, yalnızca ergenlik dönemine ait bir mesele değil. Yetişkinlikte de dönemsel sivilce, yağlanma, gözenek tıkanıklığı ve sivilce sonrası leke görünümüyle karşılaşmak oldukça yaygın. Hatta bazen cilt “bir iyi, bir kötü” ilerler; tam toparlandı derken yeni bir aktif sivilce belirir.</p>

<p>Bu noktada çoğumuzun yaptığı ilk hamle, cildi güçlü ürünlerle arındırmaya çalışmak oluyor. Açıkçası bu her zaman iyi sonuç vermeyebilir. Akneli ciltlerde fazla sebumu kontrol altına almak önemli olsa da, cildi aşırı kurutmak bariyer dengesini zorlayabilir. Bariyer dengesi bozulduğunda ise cilt daha hassas, daha gergin ve daha tepkisel bir hale gelebilir.</p>

<p>Bize göre akneye eğilimli cilt bakımında asıl mesele, “en sert ürünü” bulmak değil; cildin ihtiyacına göre doğru adımları sakin bir şekilde kurmak. Nazik temizlik, destekleyici serumlar, yeterli nemlendirme ve gündüzleri güneş koruması bir araya geldiğinde cilt daha dengeli bir bakım ritmine kavuşabilir.</p>

<h3>Fazla Sebum, Tıkalı Gözenekler ve Cilt Bariyeri Dengesi</h3>

<p>Yağlı ve karma ciltlerde fazla sebum, gözenek içinde birikerek tıkanıklık görünümüne zemin hazırlayabilir. Bu durum bazen siyah nokta, bazen pütür görünümü, bazen de aktif sivilce olarak kendini gösterir. Ama burada ince bir çizgi var: Sebumu azaltmaya çalışırken cildin doğal koruyucu yapısını tamamen zorlamak doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<p>Hassas ciltlerde bu denge daha da önemlidir. Çünkü akneye eğilimli ama aynı zamanda hassas bir cilt, yoğun peelinglere veya sert temizleyicilere hızlı tepki verebilir. Kızarıklık, kuruluk, yanma hissi ya da pul pul görünüm bazen yanlış ürün seçiminin işareti olabilir. Bu yüzden akne karşıtı bakımda cildi dinlemek, en az içerik seçimi kadar önemli.</p>

<h2>Azelaik Asit Nedir ve Akneli Cilt Bakımında Neden Öne Çıkar?</h2>

<p>Azelaik asit, son yıllarda akneye eğilimli cilt bakımında sıkça konuşulan içeriklerden biri. Bunun nedeni yalnızca aktif sivilce görünümüyle ilişkilendirilmesi değil; aynı zamanda cilt tonu eşitsizliği, pürüz görünümü ve sivilce sonrası leke görünümü gibi konularda da bakım rutinini destekleyebilmesidir.</p>

<p>Azelaik asit içeren ürünler, özellikle cildinde hem sivilce görünümü hem de renk eşitsizliği yaşayan kişiler tarafından araştırılır. Elbette burada gerçekçi olmak gerekir. Hiçbir kozmetik ürün tek başına mucize yaratmaz. Fakat doğru bir rutinin içinde azelaik asit, cildin daha dengeli ve daha sakin görünmesine katkı sağlayabilecek değerli bir içerik olarak düşünülebilir.</p>

<p>Bizce azelaik asidi öne çıkaran taraflardan biri de farklı cilt ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde konumlanabilmesidir. Yağlı ciltlerde sebum dengesi hedeflenirken, sivilce sonrası iz görünümünde daha eşit tonlu bir cilt görünümü desteklenebilir. Düzenli kullanımda cilt dokusunun daha pürüzsüz görünmesine yardımcı olması da bu içeriğin popülerliğini artırıyor.</p>

<h3>Azelaic Acid Serum Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?</h3>

<p>Azelaic acid serum arayan kullanıcıların ilk dikkat etmesi gereken nokta, ürünün yalnızca tek bir içerikten ibaret olup olmadığıdır. Cilt bakımında formülün tamamı önemlidir. Yani azelaik asit yanında nemlendirici, yatıştırıcı veya bariyer destekleyici bileşenlerin bulunması ürünü daha dengeli hale getirebilir.</p>

<p>Bir azelaik asit serumu seçerken cilt tipinizi de hesaba katmalısınız. Yağlı ciltler daha hafif dokulu ürünleri tercih edebilirken, hassas ciltler daha yatıştırıcı formüllere ihtiyaç duyabilir. Ayrıca ürünü rutine bir anda yoğun şekilde eklemek yerine, cildin tepkisini gözlemleyerek ilerlemek daha güvenli bir yöntemdir.</p>

<p>Şunu da eklemek gerekir: Azelaik asit kullanırken gündüzleri güneş koruması ihmal edilmemeli. Çünkü cilt tonu eşitsizliği ve leke görünümüyle ilgileniyorsanız, güneş koruması rutinin vazgeçilmez tarafıdır. Sadece serum kullanıp gün içinde cildi korumasız bırakmak, beklenen görünüm desteğini zayıflatabilir.</p>

<h2>Akne Serumu ve Sivilce Serumu Arasındaki Bakım Mantığı</h2>

<p>Akne serumu ve sivilce serumu ifadeleri çoğu zaman birbirinin yerine kullanılır. Ancak pratikte bu ürünlerden beklenen şey biraz daha geniştir. Kullanıcı genellikle aktif sivilce görünümünü yatıştırmaya, fazla yağlanmayı dengelemeye, gözenek görünümünü hafifletmeye ve cildin daha temiz görünmesini desteklemeye çalışır.</p>

<p>İyi seçilmiş bir akne serumu, cildi agresif şekilde kurutmadan bakım rutininin hedefli adımı olabilir. Sivilce serumu ise özellikle dönemsel sivilce atakları yaşayan kullanıcılar için merak edilir. Burada önemli olan, serumun cilde nasıl bir bakım sunduğunu anlamaktır. Sadece “akne karşıtı serum” ifadesine bakmak yeterli olmaz; içerik listesi ve cilt tipine uygunluk mutlaka değerlendirilmelidir.</p>

<p>Aktif sivilce serumu arayan kişiler çoğu zaman hızlı sonuç beklentisine girer. Bu çok anlaşılır. Çünkü yüzünüzde belirgin bir sivilce çıktığında, onu mümkün olduğunca çabuk yatıştırmak istersiniz. Yine de cilt bakımında düzenli ve sabırlı ilerlemek çoğu zaman daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Sert, kurutucu ve rastgele ürünleri üst üste kullanmak yerine, daha dengeli bir bakım planı oluşturmak gerekir.</p>

<h3>Süksinik Asit İçeren Serumlar Hangi Ciltler İçin Uygundur?</h3>

<p>Süksinik asit, akneye eğilimli cilt bakımında destekleyici içerikler arasında değerlendirilen bileşenlerden biridir. Özellikle aktif sivilce görünümü, yağ dengesi ve ciltte daha sakin bir görünüm hedeflendiğinde süksinik asit içeren ürünler araştırılır. Son dönemde bu içeriğin daha çok konuşulmasının sebebi de aslında bu çok yönlü bakım beklentisidir.</p>

<p>Süksinik asit içeren bir sivilce serumu, dönemsel sivilce problemi yaşayan karma ve yağlı ciltler için tercih edilebilir. Fakat cildiniz hassassa, yeni bir ürünü rutine eklerken dikkatli olmakta fayda var. Her cilt aynı tepkiyi vermez; bu yüzden ürünü düzenli ama ölçülü kullanmak, ciltteki değişimi gözlemlemek gerekir.</p>

<p>Akne karşıtı serum seçerken süksinik asit, azelaik asit ve yatıştırıcı bileşenlerin bir arada nasıl çalıştığına bakmak iyi bir yöntemdir. Çünkü akneli ciltlerde sorun yalnızca sivilce görünümü değildir. Kızarıklık, hassasiyet, leke görünümü, pürüz ve bariyer zayıflığı da aynı rutinin içinde düşünülmelidir.</p>

<h2>Akneli Cilt Temizleyici Seçimi: Salisilik Asit Yüz Yıkama Ürünleri</h2>

<p>Akneli cilt bakımında temizlik adımı, rutinin temelidir. Fakat burada yapılan en yaygın hata, cildi “gıcır gıcır” olana kadar temizlemeye çalışmaktır. O his ilk anda ferahlatıcı gelebilir, evet. Ama uzun vadede cildin nem dengesini bozabilir ve daha fazla hassasiyet yaratabilir.</p>

<p>Salisilik asit yüz yıkama ürünleri, gözenek görünümü ve fazla sebumla ilgilenen kullanıcıların sıkça araştırdığı seçenekler arasındadır. Salisilik asit, yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde arındırıcı bakım mantığıyla öne çıkar. Ancak temizleyicinin cildi sert biçimde kurutmaması, günlük kullanıma uygun bir denge sunması önemlidir.</p>

<p>Bir <strong><a href="https://www.purito.com.tr/collections/akne-sivilce" rel="dofollow">akneli cilt temizleyici</a></strong> seçerken yalnızca “salisilik asit var mı?” diye bakmak yerine, ürünün genel yapısını değerlendirmek gerekir. Formül nazik mi, ciltte gerginlik bırakıyor mu, yüz temizleme köpüğü yapısı cildi arındırırken konfor sağlıyor mu? Bunlar küçük gibi görünür ama günlük rutinde ciddi fark yaratır.</p>

<h3>Yüz Temizleme Köpüğü Kullanırken Cildi Kurutmamak Neden Önemlidir?</h3>

<p>Yüz temizleme köpüğü, pratik kullanımı ve ferah hissi nedeniyle sık tercih edilir. Fakat akneye eğilimli ciltlerde köpük formdaki her ürün uygun olmayabilir. Bazı temizleyiciler ciltte aşırı kuruluk hissi bırakabilir; bu da cildin daha fazla sebum üretmesine veya daha hassas görünmesine neden olabilir.</p>

<p>Bizce iyi bir temizleyici, cildi hem arındırmalı hem de bakımın sonraki adımlarına hazırlamalı. Yani serum sürdüğünüzde cildiniz yanıyor, nemlendirici kullandığınızda bile gerginlik geçmiyorsa, temizlik adımınızı tekrar gözden geçirmek iyi olabilir. Çünkü sağlıklı görünen bir cilt bariyeri, akneye eğilimli ciltlerde bakımın sessiz kahramanıdır.</p>

<h2>Akne Kapatıcı Bant ve Leke Önleyici Bant Ne İşe Yarar?</h2>

<p>Sivilce çıktığında yapılan en yaygın hatalardan biri, o bölgeyle sürekli oynamaktır. Fark etmeden dokunuruz, bazen sıkmaya çalışırız, sonra da leke görünümüyle uğraşırız. İşte akne kapatıcı bant ve leke önleyici bant seçenekleri bu davranışı azaltmak için pratik bir destek sunabilir.</p>

<p>Sivilce bandı ya da spot patch olarak bilinen bu ürünler, aktif sivilceyi dış etkenlerden korumaya yardımcı olabilir. Şeffaf sivilce bandı yapısı sayesinde gün içinde daha konforlu kullanım sunan seçenekler de bulunur. Burada amaç sivilceyi “tedavi etmek” gibi iddialı bir noktaya taşımak değil; daha hijyenik, daha kontrollü ve dokunmayı azaltan bir bakım alanı oluşturmaktır.</p>

<p>Leke önleyici bant ifadesi çoğu zaman sivilce sonrası iz görünümü riskini azaltma beklentisiyle araştırılır. Aslında burada önemli olan, sivilceye müdahale etmemek ve bölgeyi daha korunaklı tutmaktır. Çünkü sıkılan ya da tahriş edilen sivilceler, sonrasında daha belirgin leke görünümüne neden olabilir.</p>

<h3>Aktif Sivilceye Dokunmamak İçin Pratik Bir Destek</h3>

<p>Aktif sivilceye dokunmamak kolay söylenir ama her zaman kolay uygulanmaz. Özellikle yüzün görünür bir noktasında sivilce varsa, insan ister istemez elini oraya götürebilir. Akne kapatıcı bant bu noktada hem fiziksel bir bariyer görevi görebilir hem de kullanıcıya “dokunma” hatırlatması yapar.</p>

<p>Bu ürünleri özellikle gece rutininde veya gün içinde ihtiyaç duyulan anlarda kullanmak mümkündür. Tabii bant uygulanacak bölgenin temiz ve kuru olması gerekir. Serum, krem veya yağlı ürünlerin üzerine uygulandığında bant cilde iyi tutunmayabilir. Küçük bir detay ama kullanım performansını etkiler.</p>

<h2>Akneye Eğilimli Ciltler İçin Örnek Bakım Rutini</h2>

<p>Akneye eğilimli ciltlerde bakım rutini karmaşık olmak zorunda değil. Hatta bazı ciltlerde fazla ürün kullanmak işleri daha da karıştırabilir. Bize göre iyi bir rutin, cildin ihtiyacına cevap veren ama cildi yormayan bir yapı kurmalıdır.</p>

<p>Aşağıdaki örnek rutin, genel bakım mantığını göstermek için hazırlanmıştır. Her cilt farklıdır; bu yüzden kendi cildinizin tepkilerine göre sıklık ve ürün seçimi ayarlanmalıdır.</p>

<h3>Sabah Rutini</h3>

<ul>
 <li><strong>Nazik temizlik:</strong> Cildi kurutmayan bir yüz temizleme köpüğü veya jel temizleyiciyle güne başlanabilir.</li>
 <li><strong>Hedefli serum:</strong> Cilt ihtiyacına göre azelaik asit veya akne serumu gibi destekleyici bir ürün tercih edilebilir.</li>
 <li><strong>Nemlendirme:</strong> Yağlı ciltlerde bile hafif yapılı bir nemlendirici kullanılmalıdır. Nem eksikliği cildi daha huzursuz gösterebilir.</li>
 <li><strong>Güneş koruması:</strong> Sivilce sonrası leke görünümünü azaltmaya yönelik bakımda gündüz güneş koruması çok önemlidir.</li>
</ul>

<h3>Akşam Rutini</h3>

<ul>
 <li><strong>Arındırma:</strong> Gün içinde biriken sebum, kir ve güneş koruyucu kalıntıları nazikçe temizlenmelidir.</li>
 <li><strong>Bakım serumu:</strong> Süksinik asit, azelaik asit veya cilt ihtiyacına uygun bir sivilce serumu rutine eklenebilir.</li>
 <li><strong>Nem desteği:</strong> Bariyer dengesini korumak için cildi rahatlatan bir nemlendirici kullanılabilir.</li>
 <li><strong>Sivilce bandı:</strong> Aktif sivilce varsa, temiz ve kuru cilt üzerine akne kapatıcı bant uygulanabilir.</li>
</ul>

<h2>Akneye Eğilimli Ciltlerde Ürün Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?</h2>

<p>Ürün seçerken ilk bakılması gereken şey, cildin gerçekten neye ihtiyaç duyduğudur. Her sivilce problemi aynı değildir. Kimi ciltte fazla sebum baskındır, kiminde hassasiyet daha belirgindir, kiminde ise sivilce sonrası leke görünümü daha büyük bir endişe yaratır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th>Cilt İhtiyacı</th>
   <th>Bakımda Dikkat Edilecek Nokta</th>
   <th>Öne Çıkan İçerik veya Ürün Tipi</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>Fazla sebum ve parlama</td>
   <td>Cildi kurutmadan yağ dengesini desteklemek</td>
   <td>Salisilik asit yüz yıkama, hafif nemlendirici</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Aktif sivilce görünümü</td>
   <td>Bölgeye dokunmayı azaltmak ve hedefli bakım uygulamak</td>
   <td>Aktif sivilce serumu, akne kapatıcı bant</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Sivilce sonrası leke görünümü</td>
   <td>Cilt tonu eşitsizliği görünümünü destekleyici rutin kurmak</td>
   <td>Azelaik asit, güneş koruması</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Hassasiyet ve kuruluk</td>
   <td>Bariyer dengesini zorlamayan nazik ürünler seçmek</td>
   <td>Yatıştırıcı serum, bariyer destekleyici nemlendirici</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Bu tablo aslında bize şunu gösteriyor: Akneye eğilimli cilt bakımında tek bir ürünle bütün sorunları çözmeye çalışmak yerine, ihtiyaca göre adımları düzenlemek daha mantıklıdır. Temizleyici ayrı bir görev üstlenir, serum ayrı bir noktaya destek olur, nemlendirici ise cildin konforunu korumaya yardımcı olur.</p>

<h2>Purito ile Akne ve Sivilce Bakımında Daha Dengeli Bir Yaklaşım</h2>

<p>Purito’nun bakım yaklaşımında öne çıkan nokta, cildi agresif biçimde zorlamak yerine içerik odaklı ve dengeli bir rutin kurmaya yardımcı olmasıdır. Özellikle akneye eğilimli, hassas, karma veya yağlı ciltlerde ürün seçerken nazik ama etkili bir bakım dili arayan kullanıcılar için bu yaklaşım önemli olabilir.</p>

<p>Cildinizde aktif sivilce, fazla sebum, gözenek tıkanıklığı veya sivilce sonrası leke görünümüyle ilgileniyorsanız; azelaik asit, süksinik asit, salisilik asit temizleyici ve sivilce bandı gibi farklı bakım adımlarını birlikte değerlendirmek iyi bir başlangıç olabilir. Doğru ürünleri doğru sırayla kullanmak, cildin daha dengeli ve konforlu görünmesine destek sağlayabilir.</p>

<p>Akneye eğilimli ciltlerde bakım, aceleyle değil bilinçli seçimlerle ilerlediğinde daha sürdürülebilir hale gelir. Cilt ihtiyacınıza uygun ürünleri incelemek ve rutininizi daha planlı oluşturmak için <strong><a href="https://www.purito.com.tr/" rel="dofollow">Purito Türkiye</a></strong> üzerinden akne ve sivilce bakımına yönelik seçenekleri değerlendirebilirsiniz.</p>

<h2>Sıkça Sorulan Sorular</h2>

<h3>Akneye eğilimli ciltler için bakım rutini nasıl olmalı?</h3>

<p>Akneye eğilimli ciltlerde rutin genellikle nazik temizleyici, hedefli serum, hafif nemlendirici ve gündüz güneş koruması adımlarından oluşmalıdır. Aktif sivilce dönemlerinde sivilce bandı gibi destekleyici ürünler de kullanılabilir.</p>

<h3>Azelaik asit ne işe yarar?</h3>

<p>Azelaik asit, akneye eğilimli ciltlerde sivilce sonrası leke görünümü, cilt tonu eşitsizliği ve pürüz görünümünü desteklemek için tercih edilen içeriklerden biridir. Kozmetik bakımda daha dengeli bir cilt görünümüne katkı sağlayabilir.</p>

<h3>Azelaic acid serum her cilt tipi için uygun mudur?</h3>

<p>Azelaic acid serum farklı cilt tiplerinde kullanılabilse de her formül herkes için aynı sonucu vermez. Hassas ciltlerin ürünü rutine yavaş eklemesi ve cilt tepkisini takip etmesi daha doğru olur.</p>

<h3>Akne serumu ile sivilce serumu aynı şey mi?</h3>

<p>Günlük kullanımda bu iki ifade çoğu zaman benzer ürünleri anlatmak için kullanılır. Akne serumu daha genel bir bakım yaklaşımını ifade ederken, sivilce serumu aktif sivilce görünümüne yönelik hedefli ürünleri çağrıştırabilir.</p>

<h3>Süksinik asit akneli ciltlerde neden tercih edilir?</h3>

<p>Süksinik asit, akneye eğilimli ciltlerde yağ dengesi, aktif sivilce görünümü ve daha sakin bir cilt görünümü hedefleyen bakım rutinlerinde destekleyici bir içerik olarak değerlendirilebilir.</p>

<h3>Salisilik asit yüz yıkama ürünü her gün kullanılır mı?</h3>

<p>Bu, ürünün formülüne ve cildin toleransına bağlıdır. Bazı salisilik asit yüz yıkama ürünleri günlük kullanıma uygun olabilirken, hassas veya kuru ciltlerde kullanım sıklığını azaltmak gerekebilir.</p>

<h3>Akneli cilt temizleyici seçerken nelere dikkat edilmeli?</h3>

<p>Temizleyicinin cildi aşırı kurutmaması, günlük kullanıma uygun olması ve sebum dengesini destekleyen nazik bir formül sunması önemlidir. Temizlik sonrası gerginlik hissi oluşuyorsa ürün cilde fazla sert geliyor olabilir.</p>

<h3>Yüz temizleme köpüğü akneli ciltler için uygun mudur?</h3>

<p>Uygun formüle sahip bir yüz temizleme köpüğü akneye eğilimli ciltlerde kullanılabilir. Burada önemli olan köpüğün cildi sert biçimde arındırmaması ve bariyer dengesini zorlamamasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Akne kapatıcı bant ne zaman kullanılmalı?</h3>

<p>Akne kapatıcı bant, aktif sivilceye dokunmayı azaltmak ve bölgeyi dış etkenlerden korumak istendiğinde kullanılabilir. Temiz ve kuru cilt üzerine uygulanması daha iyi tutunmasına yardımcı olur.</p>

<h3>Leke önleyici bant sivilce izlerini tamamen geçirir mi?</h3>

<p>Leke önleyici bant, sivilceyi sıkma ve tahriş etme davranışını azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak sivilce izlerini tamamen geçirme gibi kesin bir vaat doğru değildir. Düzenli bakım ve güneş koruması da bu süreçte önemlidir.</p>

<h3>Aktif sivilce serumu kullanırken nemlendirici sürülür mü?</h3>

<p>Evet, çoğu durumda nemlendirici kullanmak gerekir. Aktif sivilce serumu sonrasında hafif ve cilt tipine uygun bir nemlendirici kullanmak, cilt bariyerinin daha dengeli kalmasına destek olabilir.</p>

<h3>Akneye eğilimli ciltlerde güneş koruması neden önemlidir?</h3>

<p>Güneş koruması, özellikle sivilce sonrası leke görünümü ve cilt tonu eşitsizliğiyle ilgilenen kişiler için çok önemlidir. Gündüz kullanılan bakım ürünlerinin etkisini desteklemek için de düzenli güneş koruması ihmal edilmemelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/akne-ve-sivilceye-egilimli-ciltler-icin-bakim-ipuclari</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-171536.jpeg" type="image/jpeg" length="22338"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Kaç Litre Su Tüketmeliyiz? Su Tüketmezsek Ne Olur?]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/yaz-aylarinda-kac-litre-su-tuketmeliyiz-su-tuketmezsek-ne-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/yaz-aylarinda-kac-litre-su-tuketmeliyiz-su-tuketmezsek-ne-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artan Sıcaklıklarla Birlikte Su Tüketimi Daha Da Önem Kazanıyor... Uzmanlar ise bu konuda uyarıyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıkları yükselirken, su tüketimi konusu da yeniden gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor. İnsan vücudunun büyük bir bölümünü oluşturan su, yaşamın devamı için vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak kabul ediliyor. Özellikle sıcak havalarda terleme yoluyla kaybedilen sıvının yerine konulmaması, çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Uzman kuruluşların önerilerine göre günlük su ihtiyacı kişinin yaşına, kilosuna, fiziksel aktivite düzeyine ve yaşadığı iklime göre değişiklik gösterebiliyor. Ancak genel olarak<strong> yetişkin bireylerin günde yaklaşık 2 ila 3 litre arasında su tüketmesi</strong> tavsiye ediliyor. Yaz aylarında bu miktarın daha da artabileceği belirtiliyor.</p>

<h2>Yetersiz Su Tüketimi Hangi Sorunlara Yol Açıyor?</h2>

<p>Su tüketimi yetersiz olduğunda vücut kısa sürede çeşitli belirtiler vermeye başlıyor. Halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon kaybı ve yorgunluk en sık görülen şikayetler arasında bulunuyor. Bunun yanı sıra vücudun sıvı dengesi bozulduğunda tansiyon düşüklüğü ve sıcak çarpması gibi daha ciddi sağlık problemleri de ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Özellikle açık havada çalışanlar, spor yapanlar ve yaşlı bireylerin yaz döneminde su tüketimine daha fazla dikkat etmeleri gerektiği belirtiliyor. Çocuklar da susuzluk hissini her zaman doğru şekilde ifade edemediği için ailelerin bu konuda bilinçli davranması önem taşıyor.</p>

<h2>Su Tüketimini Artırmak İçin Neler Yapılabilir?</h2>

<p>Gün içerisinde düzenli aralıklarla su içmek, su tüketimi alışkanlığı kazanmanın en etkili yollarından biri olarak gösteriliyor. Susamayı beklemeden su içmek, vücudun ihtiyaç duyduğu sıvıyı karşılamaya yardımcı oluyor. Ayrıca karpuz, salatalık, çilek ve kavun gibi su oranı yüksek meyve ve sebzeler de günlük sıvı alımına katkı sağlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/yaz-aylarinda-kac-litre-su-tuketmeliyiz-su-tuketmezsek-ne-olur</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/06/su-tuketimi-1.jpg" type="image/jpeg" length="34847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Narsistlik Nedir? Hayatınızdaki Narsisti Tanıyor musunuz?]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/narsistlik-nedir-hayatinizdaki-narsisti-taniyor-musunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/narsistlik-nedir-hayatinizdaki-narsisti-taniyor-musunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Psk. Bilge Kılınçkaya Elabağ</strong></p>

<p>Psikolog | Mahall Ankara İş Merkezi, Çankaya / Ankara</p>

<p>“Narsist” kelimesi son yıllarda sıkça duyulan, ama çoğu zaman yanlış kullanılan bir kavrama dönüştü. Her bencil davranan kişi narsist değildir; ancak gerçek narsistik örüntüler, yakın ilişkilerde derin izler bırakabilir. Peki narsistlik gerçekten nedir ve hayatınızda bir narsist olup olmadığını nasıl anlarsınız?</p>

<h2>Narsistlik Nedir?</h2>

<p>Psikolojik açıdan narsistlik, kişinin kendi önemine dair şişirilmiş bir algıya, empati eksikliğine ve sürekli hayranlık ihtiyacına sahip olmasıyla tanımlanır. <strong><a href="https://www.pskbilgekilinckaya.com.tr/narsizm-nedir/" rel="dofollow">Narsizm</a></strong>, bir kişilik özelliği olarak herkesin az ya da çok taşıdığı bir özellikten, gündelik işlevselliği ciddi biçimde bozan narsistik kişilik bozukluğuna uzanan geniş bir yelpazede incelenir.</p>

<p></p>

<p><i>“Narsistik kişilik örüntüsü olan bireyler, empati kurmakta güçlük çekerler; ancak bu çoğu zaman bir seçim değil, erken dönemde şekillenmiş derin bir savunma mekanizmasının yansımasıdır.”</i></p>

<p><i>— Psk. Bilge Kılınçkaya Elabağ</i></p>

<h2>Narsistik Kişinin Temel Özellikleri</h2>

<p>Her narsist aynı biçimde davranmaz. Bununla birlikte bazı ortak özellikler dikkat çeker:</p>

<p></p>

<p>•       Sürekli övgü ve hayranlık beklentisi — eleştiriye karşı aşırı duyarlılık</p>

<p>•       Empati kurmada belirgin güçlük — karşı tarafın duygularını görmezden gelme</p>

<p>•       Kendini özel ve benzersiz görme, sıradan kuralların kendisi için geçerli olmadığı inancı</p>

<p>•       Başkalarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanma eğilimi</p>

<p>•       Kıskançlık — hem başkalarını kıskanır hem de başkalarının kendisini kıskandığına inanır</p>

<p></p>

<h2>Narsistik Bir İlişkide Olmak Nasıl Hissettirir?</h2>

<p>Narsistik biriyle yakın ilişkide olanlar — ebeveyn, eş, arkadaş veya iş arkadaşı olsun — zamanla benzer bir tablo yaşamaya başlar. Önce güçlü bir çekim ve özel hissetme dönemi yaşanır. Ardından tükenme, şüphe ve kendini sorgulamak gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Narsistik ilişkilerde yaşanan kronik stres ve şüphe hali, zamanla <strong><a href="https://www.pskbilgekilinckaya.com.tr/anksiyete-nedir/" rel="dofollow">anksiyete</a></strong> belirtilerine zemin hazırlayabilir. Kişi “ben mi yanlış yapıyorum?” sorusunu kendine sormaya başladığında bu sorgu çoğu zaman karşı tarafın baskısının bir ürünüdür.</p>

<p></p>

<p><i>“Narsistik bir ilişkide en sık gördüğüm tablo şu: karşı taraf kendini sürekli yetersiz, suçlu ya da ‘deli’ gibi hissediyor. Bu his çoğunlukla ilişki dinamiğinin bir ürünüdür, kişinin gerçekliğinin değil.”</i></p>

<p><i>— Psk. Bilge Kılınçkaya Elabağ</i></p>

<h2>Narsistlik Tedavi Edilebilir mi?</h2>

<p>Narsistik kişilik örüntüleri değiştirmesi en güç yapılardan biridir; ancak bu değişimin mümkün olmadığı anlamına gelmez. Uzun soluklu psikoterapi süreçleri, kişinin savunma mekanizmalarını fark etmesine ve empati kapasitesini geliştirmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Narsistik birinin yakınında olan kişiler için ise psikolojik destek almak, yaşanan deneyimi anlamlandırmak ve sınırları yeniden kurmak açısından kritik önem taşır.</p>

<p></p>

<p>Narsistik ilişki dinamiğleri ya da kişilik örüntüleri hakkında destek almak isteyen danışanlar, Mahall Ankara İş Merkezi’nde hizmet veren <strong><a href="https://www.pskbilgekilinckaya.com.tr/ankara-psikolog/" rel="dofollow">ankara psikolog</a></strong> Psk. Bilge Kılınçkaya Elabağ ile yüz yüze veya online seans aracılığıyla görüşme ayarlayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/narsistlik-nedir-hayatinizdaki-narsisti-taniyor-musunuz</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 08:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/06/psikolog-bilge-kilinckaya-1.jpg" type="image/jpeg" length="48793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vertigo Hastalığı Nedir? Vertigo Hastalığı Kimlerde Olur?]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/vertigo-hastaligi-nedir-vertigo-hastaligi-kimlerde-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/vertigo-hastaligi-nedir-vertigo-hastaligi-kimlerde-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vertigo Hakkında Genel Bilgiler... Vertigo hastalığı nedir ve kimlerde görülür? NOT: Sağlık tavsiyesi değildir, doktorunuza danışın...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilen sağlık sorunlarından biri olan vertigo aslında bir hastalık değil, bir belirti olarak tanımlanıyor. Kişinin çevresinin ya da kendisinin dönüyormuş gibi hissetmesiyle ortaya çıkan bu durum, denge sistemindeki çeşitli bozukluklardan kaynaklanabiliyor. Özellikle iç kulak, beyin ve sinir sistemi arasındaki iletişimde yaşanan aksaklıklar vertigonun temel nedenleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Vertigo yaşayan kişilerde ani baş dönmesi, dengesizlik, mide bulantısı ve göz kararması gibi şikayetler sık görülüyor. Bu durum bazen birkaç saniye sürebilirken bazı vakalarda saatlerce hatta günlerce devam edebiliyor. Günlük yaşamı olumsuz etkileyen bu tablo, kişinin hareket kabiliyetini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor.</p>

<h2>Vertigo Kimlerde Daha Sık Görülür?</h2>

<p>Vertigo her yaş grubunda görülebilse de bazı kişilerde daha yaygın ortaya çıkabiliyor. Özellikle orta ve ileri yaş grubundaki bireylerde iç kulak sorunlarına bağlı olarak daha sık rastlanıyor. Ayrıca yoğun stres altında çalışan kişiler, uyku düzensizliği yaşayanlar ve ani pozisyon değişikliklerine maruz kalan bireyler de risk grubunda yer alabiliyor.</p>

<p>Baş travmaları, iç kulak enfeksiyonları, migren ve bazı nörolojik rahatsızlıklar da vertigo oluşumunu tetikleyebiliyor. Bu nedenle sık tekrarlayan baş dönmesi şikayetleri olan kişilerin mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.</p>

<h2>Günlük Hayata Etkileri</h2>

<p>Vertigo, sadece fiziksel değil psikolojik olarak da kişiyi etkileyebiliyor. Sürekli baş dönmesi hissi, kişinin güven duygusunu azaltarak günlük aktivitelerini sınırlamasına neden olabiliyor. Özellikle araç kullanma, yürüyüş yapma veya merdiven çıkma gibi basit aktiviteler bile zor hale gelebiliyor.</p>

<p>Hastalar çoğu zaman ani ataklar nedeniyle sosyal yaşamdan uzaklaşabiliyor. Bu durum uzun vadede yaşam kalitesini düşürebiliyor ve kişinin kendini daha yorgun ve huzursuz hissetmesine yol açabiliyor.</p>

<h2>Tedavi ve Kontrol Süreci</h2>

<p>Vertigo tedavisinde temel amaç, altta yatan nedeni belirleyerek buna yönelik bir yol izlemektir. İç kulak kaynaklı vakalarda ilaç tedavisi ve denge egzersizleri önerilirken, bazı durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri de önemli rol oynuyor. Düzenli uyku, stres yönetimi ve sağlıklı beslenme sürecin kontrol altına alınmasına yardımcı olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/vertigo-hastaligi-nedir-vertigo-hastaligi-kimlerde-olur</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/06/vertigo.png" type="image/jpeg" length="45480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de Obezite Oranları Patladı: Neredeyse Her 5 Kişiden Biri Obez!]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/turkiyede-obezite-oranlari-patladi-neredeyse-her-5-kisiden-biri-obez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/turkiyede-obezite-oranlari-patladi-neredeyse-her-5-kisiden-biri-obez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin son kilo ve sağlık raporu ortaya çıktı, valla durumlar pek iç açıcı değil. Ülkece boğazımıza biraz düşkünüz herhalde, üstüne bir de hareket etmeyi hiç sevmiyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- Özet: Türkiye'nin güncel kilo haritası açıklandı, obezite oranları tavan yaparken hareketsizlik rekor kırdı. İşte o detaylar ve korkutan rakamlar... -->
<h1></h1>

<p>Türkiye'nin son kilo ve sağlık raporu ortaya çıktı, valla durumlar pek iç açıcı değil. Ülkece boğazımıza biraz düşkünüz herhalde, üstüne bir de hareket etmeyi hiç sevmiyoruz. Son açıklanan verilere göre türkiye genelinde obez bireylerin oranı %21.8 bulmuş durumda. Yani kabaca bakarsak, sokaktaki her beş kişiden biri obeziteyle mücadele ediyor diyebiliriz. Gidişat pek iyi görünmüyor.</p>

<p><img alt="Obez-1" class="detail-photo img-fluid" height="168" src="https://habergazetesicomtr.teimg.com/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/obez-1.jpg" width="300" /></p>

<h2>Kadınlar mı Erkekler mi Daha Kilolu?</h2>

<p>Verileri cinsiyete göre ayırınca daha da ilginç detaylar çıkıyo ortaya. Mesela erkekler ve kadınlar arasındaki fark baya bariz. Erkeklerin durumu şöyle; %18.7'si obez çıkmış durumda. Ama asıl tehlike %43.1'lik kesimde saklı. Yani erkeklerin neredeyse yarısı obez öncesi grupta yer alıyor, yani her an kilo almaya ve obez olmaya müsait bir kitle var ortada.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Kadınlarda Durum Daha Da Ciddi</h3>

<p>Kadınlara baktığımızda ise rakamlar biraz daha yukarı tırmanıyor. Kadınların %24.8'i obez olarak kayıtlara geçmiş. Obez öncesi dediğimiz, yani sınırda duranların oranı ise %32.2 civarında. Yani her iki tarafta da kilo problemi hafife alınmayacak bir seviyeye gelmiş durumda.</p>

<p><img alt="Obezite" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://habergazetesicomtr.teimg.com/habergazetesi-com-tr/uploads/2025/04/obezite.jpeg" width="1300" /></p>

<h2>Dünyanın En Hareketsiz Milletlerinden Biri Olabiliriz</h2>

<p>Peki bu kilolar gökten mi yağıyor? Tabii ki hayır. İşin asıl can alıcı noktası fizksel aktivite eksikliği. Sıkı durun, ülkede fiziksel aktivite yapmayanların oranı tam %86.6 olmuş. Yani nerdeyse herkez koltuğa, telefona veya televizyona bağlanmış durumda. Akşamları bir yarım saat yürüyüş yapan bile mumla aranır hale geldi.</p>

<p>Bu tembellik ve beslenme alışkanlıkları birleşince ortaya böyle korkunç bir tablo çıkması kaçınılmazdı zaten. Bakalım ilerleyen günlerde bu oran ları düşürmek için spor salonlarına akın edecek miyiz, yoksa koltukta oturmaya devam mı edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/turkiyede-obezite-oranlari-patladi-neredeyse-her-5-kisiden-biri-obez</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2025/04/fazla-kilo-obezite.jpg" type="image/jpeg" length="56706"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her Gün Yürüyüş Yapmanın Şaşırtıcı Faydaları]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmanin-sasirtici-faydalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmanin-sasirtici-faydalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Basit Bir Aktivite Sağlık Üzerinde Büyük Etkiler Oluşturabiliyor... Her gün yürüyüş yapmanın faydaları peki nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun iş temposu ve teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte insanlar her zamankinden daha hareketsiz bir yaşam sürmeye başladı. Ancak sağlık alanında yapılan araştırmalar, düzenli fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor. Bu aktiviteler arasında en kolay uygulanabilenlerden biri olan yürüyüş, hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından önemli faydalar sağlayabiliyor.</p>

<p>Her gün yapılan kısa süreli yürüyüşlerin bile vücudun birçok sistemini olumlu yönde etkilediği belirtiliyor. Üstelik yürüyüş yapmak için özel ekipmanlara veya profesyonel bir spor geçmişine ihtiyaç duyulmuyor.</p>

<h2>Kalp Ve Damar Sağlığını Destekliyor</h2>

<p>Düzenli yürüyüş, kan dolaşımının daha verimli çalışmasına yardımcı oluyor. Hareket sırasında kalp daha aktif çalışırken damarların da sağlıklı şekilde görev yapması destekleniyor. Bu durum, uzun vadede genel kalp sağlığının korunmasına katkı sağlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle gün içerisinde masa başında çalışan kişiler için yürüyüş, hareketsiz yaşamın olumsuz etkilerini azaltabilecek etkili bir seçenek olarak görülüyor.</p>

<h2>Kilo Kontrolüne Yardımcı Olabiliyor</h2>

<p>Sağlıklı beslenme ile birlikte yapılan düzenli yürüyüş, günlük enerji harcamasını artırabiliyor. Bu sayede kilo kontrolünü desteklemek ve vücuttaki yağ oranının dengelenmesine katkı sağlamak mümkün olabiliyor.</p>

<p>Birçok kişi yoğun spor programlarına zaman ayıramasa da günlük 30 dakikalık yürüyüşlerin bile önemli faydalar sunduğu ifade ediliyor.</p>

<h2>Ruh Halini İyileştirebiliyor</h2>

<p>Yürüyüş yalnızca fiziksel sağlık için değil, zihinsel iyilik hali açısından da önemli avantajlar sunuyor. Açık havada yapılan yürüyüşler, günlük stresin azalmasına yardımcı olabilirken kişinin kendini daha rahat ve huzurlu hissetmesine katkı sağlayabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmanin-sasirtici-faydalari</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/yuruyus-9.jpg" type="image/jpeg" length="16212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stresi Azaltmanın Bilimsel Olarak Kanıtlanmış Yöntemleri]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/stresi-azaltmanin-bilimsel-olarak-kanitlanmis-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/stresi-azaltmanin-bilimsel-olarak-kanitlanmis-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Modern Yaşamın En Büyük Sorunlarından Biri Stres... Stresi azaltabilmenin bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemleri vardır...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzün hızlı yaşam temposu, iş yoğunluğu, ekonomik kaygılar ve sosyal sorumluluklar nedeniyle birçok kişi günlük hayatında stres ile mücadele ediyor. Kısa süreli stres bazı durumlarda motivasyonu artırabilse de uzun süre devam ettiğinde hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Yapılan araştırmalar, kontrol altına alınmayan stresin uyku problemlerinden bağışıklık sisteminin zayıflamasına kadar birçok soruna yol açabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<h2>Düzenli Egzersiz Ruh Halini Olumlu Etkiliyor</h2>

<p>Fiziksel aktivite, stres yönetiminde en etkili yöntemlerden biri olarak kabul ediliyor. Yürüyüş yapmak, bisiklet sürmek, yüzmek veya hafif tempolu egzersizler gerçekleştirmek, vücutta mutluluk hissiyle ilişkilendirilen bazı kimyasalların salgılanmasını destekleyebiliyor.</p>

<h2>Kaliteli Uyku Stresle Mücadelede Önemli Rol Oynuyor</h2>

<p>Uyku eksikliği, stres seviyesinin yükselmesine neden olabiliyor. Bunun yanında yoğun stres de uyku kalitesini olumsuz etkileyerek bir kısır döngü oluşturabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her gün benzer saatlerde uyumak, uyku öncesinde ekran kullanımını azaltmak ve rahat bir uyku ortamı oluşturmak, daha kaliteli dinlenmeye yardımcı olabiliyor. Yeterli uyku alan kişiler günlük sorunlarla daha sağlıklı şekilde mücadele edebiliyor.</p>

<h2>Nefes Egzersizleri ve Meditasyon Dikkat Çekiyor</h2>

<p>Son yıllarda yapılan çalışmalar, kontrollü nefes tekniklerinin ve meditasyon uygulamalarının stres seviyesini azaltmada etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Derin nefes almak, kalp atış hızının dengelenmesine yardımcı olurken kişinin kendini daha sakin hissetmesini sağlayabiliyor.</p>

<p>Günde birkaç dakika ayrılarak yapılan nefes çalışmaları bile zihinsel rahatlama açısından olumlu sonuçlar verebiliyor.</p>

<h2>Sosyal İlişkiler ve Hobiler Moral Kaynağı Olabiliyor</h2>

<p>Aile üyeleriyle ve arkadaşlarla kaliteli zaman geçirmek, stresin etkilerini azaltan önemli faktörlerden biri olarak görülüyor. Sosyal destek, kişinin kendini daha güvende ve güçlü hissetmesine katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Ayrıca kitap okumak, müzik dinlemek, resim yapmak veya doğada vakit geçirmek gibi hobiler de zihnin günlük kaygılardan uzaklaşmasına yardımcı olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/stresi-azaltmanin-bilimsel-olarak-kanitlanmis-yontemleri</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/stres-33.jpg" type="image/jpeg" length="12626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücudunuzun Size Verdiği Dikkat Edilmesi Gereken 5 Sinyal]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/vucudunuzun-size-verdigi-dikkat-edilmesi-gereken-5-sinyal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/vucudunuzun-size-verdigi-dikkat-edilmesi-gereken-5-sinyal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücudun Sinyalleri Sağlığınız Hakkında Önemli İpuçları Verebilir... Vücudunuzun size verdiği dikkat edilmesi gereken ipuçları nelerdir? NOT: Sağlık tavsiyesi değildir..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudu, sağlığını koruyabilmek için çeşitli belirtiler aracılığıyla mesajlar gönderir. Günlük hayatın yoğunluğu içinde birçok kişi bu işaretleri sıradan bir durum olarak değerlendirse de bazı belirtiler vücudun yardım çağrısı niteliğinde olabilir. Özellikle uzun süre devam eden değişiklikler, genel sağlık durumunun yakından takip edilmesi gerektiğine işaret edebilir.</p>

<h2>Sürekli Yorgunluk Hissi</h2>

<p>Yoğun bir günün ardından yorgun hissetmek normal kabul edilse de dinlenmeye rağmen geçmeyen halsizlik farklı nedenlere bağlı olabilir. Uyku düzensizliği, stres, yetersiz beslenme veya bazı sağlık problemleri uzun süreli yorgunluğa yol açabiliyor.</p>

<p>Günlük aktiviteleri etkileyen ve haftalarca devam eden enerji düşüklüğünün göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<h2>Sık Sık Baş Ağrısı Yaşanması</h2>

<p>Ara sıra görülen baş ağrıları yaygın bir durum olsa da sıklığında veya şiddetinde artış yaşanması dikkat gerektirebilir. Yetersiz su tüketimi, yoğun stres, düzensiz uyku ve uzun süre ekran karşısında kalmak baş ağrısının yaygın nedenleri arasında yer alıyor.</p>

<h2>Ani Kilo Değişimleri</h2>

<p>Beslenme düzeninde büyük bir değişiklik olmamasına rağmen kısa sürede kilo almak veya kilo vermek, vücuttaki bazı dengesizliklerin habercisi olabilir. Metabolik değişimler, hormonal farklılıklar veya yaşam tarzındaki değişiklikler bu durumun ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle beklenmedik kilo değişimlerinin takip edilmesi öneriliyor.</p>

<h2>Uyku Düzenindeki Bozulmalar</h2>

<p>Kaliteli uyku, genel sağlık için büyük önem taşıyor. Uykuya dalmakta güçlük çekmek, sık sık uyanmak veya sabahları dinlenmemiş hissetmek, vücudun verdiği önemli mesajlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Uzun süre devam eden uyku problemleri hem fiziksel hem de zihinsel performansı olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<h2>Sindirim Sorunları ve İştah Değişiklikleri</h2>

<p>Mide rahatsızlıkları, şişkinlik, iştah kaybı veya aşırı iştah artışı da dikkate alınması gereken belirtiler arasında yer alıyor. Sindirim sistemindeki değişiklikler bazen yaşam tarzından kaynaklanırken bazen de daha kapsamlı değerlendirmeler gerektirebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/vucudunuzun-size-verdigi-dikkat-edilmesi-gereken-5-sinyal</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/hastalik.jpg" type="image/jpeg" length="73570"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ultherapy ile Ameliyatsız Yüz Germe: Doku Clinic’te Doğal ve Teknolojik Yenilenme]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/ultherapy-ile-ameliyatsiz-yuz-germe-doku-clinicte-dogal-ve-teknolojik-yenilenme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/ultherapy-ile-ameliyatsiz-yuz-germe-doku-clinicte-dogal-ve-teknolojik-yenilenme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Cilt zamanla yer çekimi, mimikler, yaş alma, güneş maruziyeti, stres ve yaşam tarzı alışkanlıklarının etkisiyle eski sıkılığını kaybedebilir. Özellikle yüz ovalinde belirsizleşme, çene hattında gevşeme, kaş çevresinde düşüklük, boyun bölgesinde sarkma ve ince çizgiler birçok kişinin daha yorgun ya da yaşlı görünmesine neden olabilir. Bu noktada ameliyat gerektirmeyen, doğal görünümü koruyan ve cildin kendi yenilenme sürecini destekleyen uygulamalar daha fazla ilgi görmektedir. <strong>Ultherapy</strong>, ameliyatsız yüz germe uygulamaları arasında öne çıkan modern teknolojilerden biridir.</p>

<p><strong>Doku Clinic</strong>, Ultherapy uygulamasını yalnızca bir cihaz işlemi olarak değil, kişiye özel yüz gençleştirme ve cilt sıkılaştırma planının önemli bir parçası olarak ele alır. Çünkü her yüz aynı şekilde yaşlanmaz. Bazı kişilerde çene hattı daha erken gevşerken, bazı kişilerde kaş düşüklüğü, yanak sarkması veya boyun bölgesindeki elastikiyet kaybı daha belirgin hale gelir. Bu nedenle <strong><a href="https://www.dokuclinic.com/ultherapy" rel="dofollow">Ultherapy</a></strong> uygulamasında başarılı sonuç için doğru bölgenin seçilmesi, cilt yapısının değerlendirilmesi ve kişinin beklentisinin gerçekçi biçimde planlanması büyük önem taşır.</p>

<p><strong>Doku Clinic Hakkında</strong></p>

<p>Doku Clinic, 2017 yılında Uzman Dermatolog Dr. Serkan Aygın ve Dr. Melda Aygın tarafından kurulmuştur. İstanbul’un merkezi noktalarından Şişli’de yer alan klinik, medikal estetik ve plastik cerrahi alanlarında kapsamlı hizmet anlayışıyla öne çıkar. Doku Clinic’in resmi iletişim bilgilerinde adresi <strong>Merkez Mahallesi, İstiklal Sokak No:9, Şişli, İstanbul/Türkiye</strong> olarak belirtilmektedir. Klinik, Şişli’deki 5.000 metrekarelik alanında medikal estetik, plastik cerrahi, saç uygulamaları, lazer işlemleri, bölgesel incelme ve cilt yenileme gibi farklı alanlarda hizmet sunar.</p>

<p>Doku Clinic’in yaklaşımında estetik uygulamalar yalnızca teknik işlem olarak görülmez. Klinik, hasta deneyimini, doğru analiz sürecini, doğal sonuç anlayışını ve modern tıbbi teknolojileri bir araya getiren bütünsel bir yapı sunar. Sanatla iç içe tasarlanmış klinik atmosferi, uzman kadro yapısı ve merkezi konumu, Doku Clinic’i İstanbul’da medikal estetik alanında dikkat çeken merkezlerden biri haline getirir. Bu yaklaşım, Ultherapy gibi ameliyatsız yüz germe uygulamalarında da kişiye özel planlama ve doğal yenilenme hedefiyle kendini gösterir.</p>

<p><strong>Ultherapy Nedir?</strong></p>

<p>Ultherapy, mikro odaklı ultrason enerjisi kullanılarak cilt altındaki hedef dokulara ulaşmayı amaçlayan ameliyatsız bir lifting uygulamasıdır. Bu teknoloji, cilt yüzeyine zarar vermeden daha derindeki taşıyıcı katmanlara kontrollü enerji iletir. Böylece cildin sıkılaşma ve toparlanma sürecini destekleyen kolajen üretimi tetiklenir. Doku Clinic’in Ultherapy bilgilendirmesinde uygulamanın mikro odaklı ultrason teknolojisiyle çalıştığı ve cerrahi yüz germe istemeyen kişiler için alternatif bir seçenek olarak değerlendirildiği belirtilmektedir.</p>

<p>Ultherapy’nin temel farkı, cildin yalnızca yüzeyini değil, daha derindeki destek dokularını hedeflemesidir. Yüz ovalinin belirginleşmesi, çene hattının daha net görünmesi, boyun bölgesinde toparlanma hissi, kaş çevresinde daha canlı bir ifade ve genel cilt sıkılığında destek bu uygulamanın öne çıkan beklentileri arasında yer alır. Ancak Ultherapy bir cerrahi işlem değildir; bu nedenle sonuçlar daha doğal, daha kademeli ve kişinin doku yanıtına bağlı olarak gelişir.</p>

<p><strong>Doku Clinic’te Ultherapy Deneyimi</strong></p>

<p>Doku Clinic’te Ultherapy süreci, detaylı bir ön değerlendirme ile başlar. Bu aşamada yüz yapısı, cilt elastikiyeti, sarkma derecesi, çene hattı, boyun bölgesi, kaş pozisyonu ve kişinin estetik beklentisi birlikte değerlendirilir. Uygulama alanı kişinin ihtiyacına göre belirlenir. Bazı kişilerde yalnızca alt yüz ve çene hattı hedeflenirken, bazı kişilerde yüz, boyun ve dekolte bölgesi birlikte planlanabilir.</p>

<p>Doku Clinic’in Ultherapy yaklaşımında en önemli noktalardan biri doğal sonuç beklentisidir. Amaç yüz hatlarını değiştirmek, ifadeyi sertleştirmek ya da yapay bir gerginlik oluşturmak değildir. Asıl hedef, kişinin kendi yüz yapısını koruyarak daha toparlanmış, daha dinlenmiş ve daha sıkı bir görünüm elde etmesine destek olmaktır. Bu nedenle uygulama standart bir protokol gibi değil, kişinin yüz anatomisine göre şekillenen özel bir plan olarak ele alınır.</p>

<p><strong>Ultherapy Nasıl Uygulanır?</strong></p>

<p>Ultherapy uygulaması öncesinde işlem yapılacak bölge temizlenir ve uygulama alanı belirlenir. Ardından ultrason jeli sürülür ve cihaz başlığı cilt yüzeyine yerleştirilir. Ultherapy’nin görüntüleme sistemi sayesinde cilt altındaki hedef katmanlar ekrandan izlenebilir. Bu özellik, enerjinin doğru derinliğe iletilmesine yardımcı olur. Doku Clinic’in açıklamasına göre Ultherapy, cildin ihtiyacına göre 4,5 mm ve 3 mm gibi farklı derinliklerde kontrollü termal etki oluşturarak kolajen üretimini ve bağ dokusunu desteklemeyi amaçlar.</p>

<p>Uygulama sırasında cilt yüzeyinde kesi, dikiş veya enjeksiyon yapılmaz. Bu da Ultherapy’yi ameliyatsız yüz germe arayan kişiler için pratik bir seçenek haline getirir. İşlem sırasında kısa süreli sıcaklık, batma veya hassasiyet hissedilebilir. Bu his, ultrason enerjisinin hedef dokulara ulaştığını gösteren geçici bir yanıt olarak değerlendirilebilir. Konfor seviyesi kişiden kişiye değiştiği için Doku Clinic’te işlem öncesi bilgilendirme ve kişiye özel hazırlık süreci önem taşır.</p>

<p>Doku Clinic’in Ultherapy sayfasında işlem süresi yaklaşık 45 dakika, seans sayısı ise genellikle 1 olarak belirtilmektedir. Aynı bilgilendirmede hastanede yatış gerekmediği, sosyal yaşama dönüşün genellikle hemen mümkün olduğu ve hassasiyet süresinin yaklaşık 1 gün olabileceği ifade edilmektedir.</p>

<p><strong>Ultherapy Hangi Bölgelerde Tercih Edilir?</strong></p>

<p>Ultherapy, yüz ve vücutta farklı bölgelerde cilt sıkılaştırma ve toparlanma hedefiyle planlanabilir. Doku Clinic’in bilgilendirmesinde cihazın 1,5 mm, 3 mm ve 4,5 mm gibi farklı derinliklerde çalışmaya imkân veren başlıklarla uygulanabildiği belirtilmektedir. Bu derinlik seçeneği, farklı cilt katmanlarının ihtiyaca göre hedeflenmesine yardımcı olur.</p>

<p>Yüz bölgesinde Ultherapy en sık çene hattı, yanaklar, kaş çevresi, alın, göz çevresi ve nazolabial çizgilerin bulunduğu alanlarda değerlendirilir. Alt yüz bölgesindeki gevşeme, yüz ovalinin daha belirsiz görünmesine neden olabilir. Çene hattının daha net hale gelmesi ise genel yüz ifadesini daha dinamik gösterebilir.</p>

<p>Boyun bölgesi de Ultherapy uygulamasında önemli bir alandır. Yaş alma belirtileri yalnızca yüzde görülmez; boyun derisi de zamanla elastikiyet kaybedebilir. Doku Clinic’te yüz ve boyun birlikte değerlendirilerek daha bütünsel bir gençleşme görünümü hedeflenebilir. Bazı kişilerde dekolte bölgesi de plana dahil edilebilir. Bu yaklaşım, yüz ile boyun arasındaki görünüm farkını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>Ultherapy Kimler İçin Uygun Olabilir?</strong></p>

<p>Ultherapy, hafif ve orta dereceli cilt gevşemesi yaşayan, ameliyat istemeyen, daha sıkı ve toparlanmış bir görünüm hedefleyen kişiler için değerlendirilebilir. Özellikle yüz ovalinde belirginlik kaybı, çene hattında gevşeme, kaş çevresinde düşüklük, boyun bölgesinde elastikiyet azalması veya ciltte genel sarkma başlangıcı olan kişiler Ultherapy uygulamasını tercih edebilir.</p>

<p>Ancak her kişi Ultherapy için uygun aday olmayabilir. Çok ileri düzeyde sarkma bulunan kişilerde cerrahi yöntemler daha etkili olabilir. Aktif enfeksiyon, işlem bölgesinde açık yara, bazı cilt hastalıkları veya özel sağlık durumları varsa uygulama öncesinde uzman değerlendirmesi gerekir. Doku Clinic’te bu nedenle işlem kararı yalnızca talebe göre değil, kişinin cilt yapısı ve medikal uygunluğu dikkate alınarak verilir.</p>

<p>Ultherapy’den memnuniyet almanın en önemli koşullarından biri doğru beklentidir. Bu uygulama yüzü bir anda tamamen değiştiren bir işlem değildir. Sonuçlar zamanla gelişir ve cildin kolajen üretim yanıtına göre ortaya çıkar. Bu nedenle doğal, kademeli ve ameliyatsız bir toparlanma isteyen kişiler için daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ultherapy Sonrası Süreç Nasıldır?</strong></p>

<p>Ultherapy sonrası çoğu kişi günlük yaşamına hızlı şekilde dönebilir. İşlemden sonra ciltte hafif kızarıklık, hassasiyet, gerginlik hissi veya dokunmaya karşı duyarlılık oluşabilir. Bu etkiler genellikle kısa süreli olur. Doku Clinic’in bilgilendirmesinde Ultherapy sonrası klinikten ayrılmak için dinlenme veya müşahade ihtiyacının bulunmadığı belirtilmektedir.</p>

<p>Sonuçlar hemen tam olarak görülmez. Ultherapy’nin hedefi, ciltte zaman içinde kolajen üretimini desteklemektir. Bu nedenle ilk günlerde daha sıkı bir his oluşsa da asıl toparlanma etkisi haftalar ve aylar içinde belirginleşebilir. Doku Clinic’in Ultherapy sayfasında sonuçların kalıcılığı 1-2 yıl aralığında ifade edilmektedir. Elbette bu süre kişinin yaşına, cilt kalitesine, yaşam tarzına, güneş maruziyetine ve genetik özelliklerine göre değişebilir.</p>

<p>İşlem sonrası dönemde güneş koruması, düzenli nemlendirme, sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi ve cilde uygun bakım alışkanlıkları sonucun korunmasına yardımcı olur. Ultherapy tek başına değerli bir uygulama olsa da cilt kalitesini destekleyen yaşam alışkanlıklarıyla birlikte daha güçlü bir bakım sürecinin parçası haline gelir.</p>

<p><strong>Doku Clinic Neden Ultherapy İçin Tercih Ediliyor?</strong></p>

<p>Ultherapy gibi enerji bazlı uygulamalarda cihaz teknolojisi kadar uygulamayı planlayan ekibin deneyimi de önemlidir. Hangi bölgenin hedefleneceği, hangi derinlikte çalışılacağı, kaç atış yapılacağı ve kişinin cilt yapısının nasıl değerlendirileceği sonuç üzerinde doğrudan etkilidir. Doku Clinic, Ultherapy uygulamasında bu süreci kişiye özel analizle birleştirir.</p>

<p>Doku Clinic’in farkı, medikal estetik uygulamalarını tek tip bir işlem anlayışıyla değil, kişinin yüz anatomisi ve estetik ihtiyacına göre değerlendirmesidir. Çene hattında gevşeme yaşayan bir kişiyle boyun bölgesinde elastikiyet kaybı olan bir kişinin planlaması aynı değildir. Kaş çevresinde daha açık ve canlı bir ifade isteyen kişilerde ise uygulama alanı farklılaşabilir. Bu nedenle Doku Clinic’te Ultherapy, yüzün genel dengesi dikkate alınarak planlanır.</p>

<p>Klinik atmosferi de hasta deneyiminin önemli bir parçasıdır. Doku Clinic, Şişli’de merkezi konumu, geniş kliniği, uzman kadrosu ve medikal estetik alanındaki kapsamlı hizmet anlayışıyla Ultherapy sürecini daha konforlu ve kontrollü hale getirmeyi hedefler. Bu bütünsel yaklaşım, özellikle ameliyatsız yüz germe ve doğal cilt yenilenmesi isteyen kişiler için önemli bir tercih sebebi olabilir.</p>

<p><strong>Ultherapy Fiyatları Doku Clinic’te Nasıl Belirlenir?</strong></p>

<p>Ultherapy fiyatları; uygulama yapılacak bölgeye, kişinin cilt ihtiyacına, işlem kapsamına ve planlanan protokole göre değişebilir. Yalnızca kaş çevresi için yapılan bir uygulama ile yüz ve boyun bölgesini kapsayan daha geniş bir plan aynı şekilde fiyatlandırılmaz. Bu nedenle en doğru bilgi, Doku Clinic’te yapılacak kişisel değerlendirme sonrasında netleşir.</p>

<p>Fiyat araştırması yaparken yalnızca rakama odaklanmak doğru bir yaklaşım olmayabilir. Ultherapy, doğru cihaz, doğru teknik, doğru bölge seçimi ve deneyimli uygulama planlaması gerektiren bir işlemdir. Bu nedenle işlem güvenliği, kişiye özel değerlendirme ve doğal sonuç anlayışı, fiyat kadar önemli kriterler arasında yer almalıdır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/ultherapy-ile-ameliyatsiz-yuz-germe-doku-clinicte-dogal-ve-teknolojik-yenilenme</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/ultherapyjpg.webp" type="image/jpeg" length="97050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorlu Fizyoterapist Yusuf KAZAR]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/corlu-fizyoterapist-yusuf-kazar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/corlu-fizyoterapist-yusuf-kazar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p>Çorlu fizyoterapi hizmetleri yalnızca mevcut ağrıyı azaltmaya yönelik değil; aynı zamanda hareket kabiliyetini korumaya ve tekrar eden problemlerin önüne geçmeye yönelik planlanmalıdır. Bu süreçte alanında uzman bir Çorlu fizyoterapist ile çalışmak, doğru değerlendirme ve kişiye özel uygulamalar sayesinde tedavi sürecini daha etkili hale getirir.</p>

<h2><a name="_nq5lgvdo3qii"></a><strong>Uzman Fizyoterapist Yusuf Kazar’ın Yaklaşımı</strong></h2>

<p>Uzman Fizyoterapist Yusuf Kazar, fizyoterapi alanındaki bilgi birikimi ve klinik deneyimiyle danışanlarına bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır. Her bireyin ihtiyaçlarının farklı olduğunu göz önünde bulundurarak ilerleyen Kazar, tedavi sürecini kişiye özel planlar. Amaç yalnızca ağrıyı azaltmak değil; aynı zamanda bireyin günlük yaşamda daha rahat hareket etmesini sağlamaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çorlu’daki kliniğinde; manuel terapi, klinik egzersiz uygulamaları, postür odaklı çalışmalar ve fonksiyonel hareket yaklaşımları gibi birçok yöntem uygulanmaktadır. Bu süreçte bel ve boyun fıtığı, duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve spor sakatlanmaları gibi birçok problem profesyonel bir şekilde ele alınır.</p>

<h2><a name="_tr23q1m0cj05"></a><strong>Çorlu Fizyoterapist Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></h2>

<p>Fizyoterapi sürecinde en önemli noktalardan biri de doğru planlamadır. Her bireyin yaşam tarzı, ağrı geçmişi ve fiziksel durumu farklı olduğu için standart uygulamalar yerine detaylı değerlendirme sonrası oluşturulan programlar çok daha başarılı sonuçlar verir. Bu nedenle <strong><a href="https://yusufkazar.com/" rel="dofollow">Çorlu fizyoterapist</a></strong> arayışında olan bireylerin, uzman seçimine dikkat etmesi gerekir.</p>

<p>Aynı şekilde düzenli ve sürdürülebilir bir süreç için <strong><a href="https://yusufkazar.com/" rel="dofollow">Çorlu fizyoterapi</a></strong> hizmetlerinin lokal olarak alınması da önemli bir avantaj sağlar. Ulaşım kolaylığı ve düzenli seans imkânı, tedavinin başarısını doğrudan etkiler.</p>

<h3><a name="_4hdbuei0an"></a><strong>Sunulan Fizyoterapi Tedavileri</strong></h3>

<p>●      Fizik Tedavi</p>

<p>●      Fizyoterapi Uygulamaları</p>

<p>●      Manuel Terapi</p>

<p>●      Klinik Egzersiz Yaklaşımları</p>

<p>●      Postür ve Duruş Odaklı Çalışmalar</p>

<p>●      Fonksiyonel Hareket Uygulamaları</p>

<h3><a name="_ymkqk9dd65va"></a><strong>Hizmet Verilen Bazı Tedavi Alanları</strong></h3>

<p>●      Bel Fıtığı</p>

<p>●      Boyun Fıtığı</p>

<p>●      Fibromiyalji</p>

<p>●      Boyun Düzleşmesi</p>

<p>●      Lenfödem</p>

<p>●      Donuk Omuz (Frozen Shoulder)</p>

<p>●      Kas-iskelet sistemi kaynaklı hareket kısıtlılıkları</p>

<p>Çorlu Fizyoterapi hizmetleri kapsamında sunulan bu uygulamalar, Uzman Fizyoterapist Yusuf Kazar tarafından profesyonel ve hasta odaklı bir anlayışla gerçekleştirilmektedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/corlu-fizyoterapist-yusuf-kazar-1</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/dosya-1779123011-fizyoterapistysufkazar.webp" type="image/jpeg" length="67554"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Robotik protez cerrahisinin geleneksel cerrahiden farkı nedir?]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/robotik-protez-cerrahisinin-geleneksel-cerrahiden-farki-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/robotik-protez-cerrahisinin-geleneksel-cerrahiden-farki-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>Eklem protezi ameliyatları, özellikle diz ve kalça eklemi sorunları yaşayan hastalar için yaşam kalitesini artıran önemli operasyonlardır. Günümüzde bu ameliyatlar hem geleneksel cerrahi yöntemlerle hem de robotik destekli cerrahiyle yapılabilmektedir. Peki <strong><a href="https://bolgehastanesi.com/robotik-protez-cerrahisi-robotik-artroplasti/" rel="dofollow">robotik protez cerrahisi</a></strong> ile geleneksel protez cerrahisi arasında ne gibi farklar vardır?</p>

<h2>Robotik protez cerrahisi nedir?</h2>

<p>Robotik protez cerrahisi, cerrahın kontrolünde robotik kollar ve bilgisayar destekli sistemler kullanılarak yapılan protez ameliyatıdır. Bu yöntem sayesinde eklem yapısı üç boyutlu olarak görüntülenir ve ameliyat sırasında milimetrik düzeyde hassasiyet sağlanır. Daha kişiselleştirilmiş bir protez yerleşimi hedeflenir.</p>

<h2>Geleneksel protez cerrahisi nedir?</h2>

<p>Geleneksel protez cerrahisi, cerrahın manuel becerileri ve tecrübeleriyle yapılan klasik yöntemdir. Protez yerleştirilirken ölçümler cerrahın gözlem ve el yeteneğine dayanır. Uzun yıllardır başarıyla uygulanan bu yöntem, özellikle ileri derecede eklem bozukluklarında tercih edilmektedir.</p>

<h2>Robotik protez cerrahisinin avantajları nelerdir?</h2>

<p>Robotik sistemler, ameliyat öncesinde eklemin detaylı planlamasını yapar. Bu sayede protezin ekleme uyumu artırılır, hata payı azaltılır. Daha az doku hasarı, hızlı mobilizasyon ve bazı çalışmalarda daha uzun protez ömrü avantajlar arasında sayılmaktadır.</p>

<h2>Geleneksel protez cerrahisinin avantajları var mıdır?</h2>

<p>Klasik yöntem, birçok merkezde kolaylıkla uygulanabilir ve robotik cerrahiye göre daha düşük maliyetlidir. Deneyimli cerrahlar tarafından yapıldığında uzun vadede başarılı sonuçlar elde edilir. Ayrıca bazı kompleks vakalarda, cerrahın doğrudan müdahalesi daha pratik olabilir.</p>

<h2>Hangi yöntem tercih edilmeli?</h2>

<p>Tercih, hastanın yaşına, eklem yapısına, cerrahın deneyimine ve hastanenin teknolojik altyapısına göre belirlenir. Robotik cerrahi, daha hassas ölçümler ve kişiselleştirilmiş sonuçlar sunarken; geleneksel protez cerrahisi uzun yıllara dayanan güvenilirliği ile öne çıkar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bölge Hastanesi’nde Robotik Cerrahi ile Protez Ameliyatı</h2>

<p><strong><a href="http://www.bolgehastanesi.com/" rel="dofollow">Bölge Hastanesi</a></strong>’nde protez ameliyatları, kişiye özel planlama yapılarak uygulanır. Robotik cerrahi teknolojisi ile protez yerleşiminde yüksek hassasiyet sağlanır, iyileşme süreci hızlanır ve uzun dönem sonuçları daha başarılı olur.</p>

<h2>Robotik Protez Cerrahisi ile Geleneksel Protez Cerrahisi Hakkında Sık Sorulan Sorular</h2>

<p><strong>1. Robotik protez cerrahisi daha mı güvenlidir?</strong><br />
Robotik sistemler ameliyatta hassasiyet sağladığı için hata payını azaltabilir. Ancak güvenilirlik, hem cerrahın deneyimine hem de kullanılan teknolojiye bağlıdır.</p>

<p><strong>2. Geleneksel protez ameliyatı ile robotik arasında iyileşme süresi farkı var mı?</strong><br />
Bazı araştırmalara göre robotik cerrahi sonrası iyileşme süresi daha kısa olabilir. Ancak genel iyileşme süresi hastanın yaşına, kilosuna ve sağlık durumuna göre değişir.</p>

<p><strong>3. Robotik protez ameliyatı herkes için uygun mu?</strong><br />
Her hasta robotik cerrahiye uygun olmayabilir. Özellikle ileri derecede kemik kaybı veya ciddi deformitelerde cerrah klasik yöntemi tercih edebilir.</p>

<p><strong>4. Geleneksel protez cerrahisi hangi hastalarda tercih edilir?</strong><br />
Robotik sistemin bulunmadığı merkezlerde veya çok kompleks vakalarda klasik cerrahi uygulanır.</p>

<p><strong>5. Robotik cerrahinin maliyeti daha mı yüksektir?</strong><br />
Evet, robotik cerrahi genellikle daha yüksek maliyetlidir çünkü ileri teknoloji cihazlar kullanılır.</p>

<p><strong>6. Robotik cerrahi sonrası protez ömrü daha uzun olur mu?</strong><br />
Bazı çalışmalar, robotik yöntemle yerleştirilen protezlerin daha uzun ömürlü olabileceğini göstermektedir. Ancak protezin ömrü hastanın kullanımına ve genel sağlık durumuna da bağlıdır.</p>

<p><strong>7. Geleneksel yöntemle yapılan protezler ne kadar süre kullanılabilir?</strong><br />
Klasik yöntemle yerleştirilen protezler ortalama 15–20 yıl sorunsuz kullanılabilmektedir.</p>

<p><strong>8. Hangi yöntem daha hızlı taburculuk sağlar?</strong><br />
Robotik cerrahi sonrası hastalar genellikle daha hızlı mobilize olur, bu da taburculuğun daha erken olmasını sağlayabilir.</p>

<p><strong>9. Robotik cerrahi sonrası ağrı daha az mıdır?</strong><br />
Bazı hastalarda dokuya daha az zarar verildiği için ağrı daha az olabilir. Ancak ağrı düzeyi kişisel faktörlere de bağlıdır.</p>

<p><strong>10. Tercih yaparken nelere dikkat edilmelidir?</strong><br />
Hastanın eklem yapısı, cerrahın deneyimi, teknolojik imkanlar ve maliyet göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/robotik-protez-cerrahisinin-geleneksel-cerrahiden-farki-nedir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-11-at-191939.jpeg" type="image/jpeg" length="21847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yatarken Müzik Dinlemek Zararlı Mı? Uzmanlar Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/yatarken-muzik-dinlemek-zararli-mi-uzmanlar-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/yatarken-muzik-dinlemek-zararli-mi-uzmanlar-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku Öncesi Müzik Alışkanlığı Birçok kişi de var. Peki bu alışkanlığın bizlere veya sağlığımıza dezavantajları var mı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müzik günlük yaşamda hem ruh halini iyileştiren hem de rahatlatıcı etkisiyle bilinen güçlü bir araçtır. Özellikle birçok kişi uykuya geçmeden önce müzik dinlemeyi bir alışkanlık haline getirmiştir. Peki yatarken müzik dinlemek gerçekten zararlı mı yoksa faydalı mı?</p>

<p>Genel olarak düşük tempolu ve sakin müzik türlerinin uykuya geçişi kolaylaştırdığı bilinmektedir. Klasik müzik, doğa sesleri veya lo-fi tarzı parçalar, zihni sakinleştirerek stres seviyesini azaltabilir. Bu nedenle bazı kişiler için müzik uyku rutininin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.</p>

<h2>Müzik Uyku Kalitesini Nasıl Etkiler?</h2>

<p>Uyku sırasında dinlenen müzik beynin rahatlama sürecini destekleyebilir. Özellikle stresli ve yoğun geçen günlerin ardından, hafif ritimli müzikler kalp atış hızını düşürerek gevşemeye yardımcı olur. Bu durum bazı kişilerde daha hızlı uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli noktalar da vardır. Yüksek sesle müzik dinlemek ya da hareketli ritimlere sahip parçalar seçmek tam tersi bir etki yaratarak uykunun bölünmesine neden olabilir. Ayrıca kulaklıkla uzun süre uyumak, kulak sağlığı açısından rahatsızlık oluşturabilir.</p>

<h2>Dengeli Kullanım Önemli</h2>

<p>Uyku sırasında müzik dinlemek tamamen zararlı değildir ancak doğru şekilde kullanılması gerekir. Düşük ses seviyesi, sakin melodiler ve zamanlayıcı kullanımı bu alışkanlığı daha sağlıklı hale getirebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyku uzmanlarının genel görüşüne göre, müzik bir destekleyici unsur olarak kullanılmalı temel uyku düzeninin yerini almamalıdır. Yani müzik, kaliteli uyku için bir araç olabilir ancak tek başına çözüm değildir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/yatarken-muzik-dinlemek-zararli-mi-uzmanlar-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/muzik.png" type="image/jpeg" length="49816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Beslenme Nasıl Olmalı? Uzmanların Önerileri]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/saglikli-beslenme-nasil-olmali-uzmanlarin-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/saglikli-beslenme-nasil-olmali-uzmanlarin-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük Hayatta Sağlıklı Beslenmenin Önemi... Peki sağlıklı beslenmek için nelere dikkat etmek gerekir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenmek modern yaşamın en çok konuşulan konularından biri haline geldi. Yoğun iş temposu, hazır gıdaların artışı ve düzensiz yaşam alışkanlıkları insanların beslenme düzenini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle dengeli ve düzenli beslenme, hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>Günümüzde birçok kişi hızlı yaşam tarzı nedeniyle öğün atlamakta veya yüksek kalorili hazır gıdalara yönelmektedir. Bu durum uzun vadede kilo problemleri, enerji düşüklüğü ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Sağlıklı beslenme ise vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve protein dengesini sağlayarak yaşam kalitesini artırır.</p>

<h2>Dengeli Beslenme İçin Temel Kurallar</h2>

<p>Beslenme alışkanlıklarını düzene sokmak için bazı temel kurallara dikkat etmek gerekir. Öncelikle öğünlerin düzenli olması büyük önem taşır. Kahvaltı atlanmamalı, gün içinde aşırı açlık hissi oluşmadan dengeli öğünler tüketilmelidir.</p>

<p>Sebze ve meyve tüketimi sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez parçalarındandır. Lif açısından zengin besinler sindirim sistemini desteklerken, bağışıklık sisteminin güçlenmesine de katkı sağlar. Ayrıca yeterli su tüketimi de vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olur.</p>

<p>Protein kaynakları olarak balık, yumurta ve baklagiller tercih edilmelidir. Aşırı yağlı ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak ise kalp ve damar sağlığı açısından oldukça önemlidir.</p>

<h2>Sağlıklı Yaşam İçin Küçük Değişiklikler</h2>

<p>Günlük yaşamda yapılan küçük değişiklikler sağlıklı beslenme alışkanlığının kazanılmasını kolaylaştırır. Evde yemek hazırlamak, porsiyon kontrolü yapmak ve abur cubur tüketimini azaltmak bu değişikliklerin başında gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beslenme düzeninde istikrar sağlandığında, hem kilo kontrolü kolaylaşır hem de genel enerji seviyesi yükselir. Bu nedenle sağlıklı beslenme yalnızca bir diyet değil, yaşam tarzı olarak benimsenmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/saglikli-beslenme-nasil-olmali-uzmanlarin-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/saglik-6.jpg" type="image/jpeg" length="58379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koltuk Altı Terlemesine Karşı Evde Yapabileceğiniz 3 Öneri]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/koltuk-alti-terlemesine-karsi-evde-yapabileceginiz-3-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/koltuk-alti-terlemesine-karsi-evde-yapabileceginiz-3-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük Hayatta Rahatsız Edici Bir Sorun Koltuk Altı Terlemesi.... Peki buna karşı evimizde ne yapabiliriz, işte 3 çözüm önerisi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>koltuk altı terlemesi </strong>özellikle yaz aylarında birçok kişinin yaşam kalitesini etkileyen yaygın bir durum olarak öne çıkıyor. Günlük hayatta hem konforu azaltan hem de sosyal ortamlarda rahatsızlık hissi yaratan bu durum, çoğu zaman basit yöntemlerle kontrol altına alınabiliyor. Evde uygulanabilecek bazı doğal yöntemler sayesinde koltuk altı terlemesini azaltmak mümkün olabilir.</p>

<h2>1. Doğru Temizlik ve Nefes Alan Kıyafetler</h2>

<p>Koltuk altı terlemesini azaltmanın en temel adımlarından biri düzenli temizliktir. <strong>Günlük duş almak</strong> ve bölgeyi temiz tutmak bakteri oluşumunu azaltarak kötü kokunun önüne geçebilir. Ayrıca pamuklu ve nefes alabilen kıyafetler tercih etmek, terin ciltte birikmesini engeller. Sentetik kumaşlar yerine doğal kumaşlar kullanmak gün boyu daha kuru hissetmeye yardımcı olabilir.</p>

<h2>2. Doğal Karışımlar ile Destek</h2>

<p>Evde uygulanabilecek bir diğer yöntem ise doğal karışımlardır.<strong> Örneğin karbonat ve su karışımı</strong> koltuk altı bölgesine hafif şekilde uygulanarak ter kokusunun azalmasına yardımcı olabilir. Benzer şekilde elma sirkesi de antibakteriyel özelliği sayesinde bölgedeki bakteri oluşumunu azaltabilir. Ancak bu tür uygulamalarda cilt hassasiyetine dikkat edilmesi önemlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>3. Stres Kontrolü ve Yaşam Tarzı</h2>

<p>Stres vücudun ter üretimini artıran önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle nefes egzersizleri yürüyüş gibi rahatlatıcı aktiviteler koltuk altı terlemesini dolaylı olarak azaltabilir. Ayrıca kafein ve baharatlı yiyeceklerin fazla tüketilmesi de terlemeyi artırabileceği için dikkatli olunmalıdır. İşte bunlar sizlere evde yardımcı olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/koltuk-alti-terlemesine-karsi-evde-yapabileceginiz-3-oneri</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/koltuk-alti-2.png" type="image/jpeg" length="55497"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs Türkiye’de Vaka Görüldü mü? Hantavirüs Nedir, Nasıl Bulaşır? İnsandan İnsana Bulaşır mı?]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/hantavirus-turkiyede-vaka-goruldu-mu-hantavirus-nedir-nasil-bulasir-insandan-insana-bulasir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/hantavirus-turkiyede-vaka-goruldu-mu-hantavirus-nedir-nasil-bulasir-insandan-insana-bulasir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, bir yolcu gemisinde ortaya çıkan ve can kayıplarına yol açan Hantavirüs salgını sonrası süreci yakından takip ettiğini duyurdu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan ve solunum yetmezliğine neden olan virüsle ilgili genom dizileme çalışmaları devam ederken, halk sağlığı uzmanları risk analizlerini güncelliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel salgınların ardından toplumda oluşan hassasiyet, okyanusun ortasında bir yolcu gemisinden gelen haberlerle yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti. Günlük hayatın rutin akışında nadiren karşılaşılan bu tür zoonotik enfeksiyonlar, uluslararası seyahat rotalarında görüldüğünde doğal olarak bir tedirginlik oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arjantin’den Cabo Verde’ye seyreden bir gemide tespit edilen vakalar, modern tıbbın tüm imkanlarına rağmen virüslerin ne denli hızlı yayılabileceğini ve hazırlıklı olmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Sağlık otoriteleri, panik havası oluşturmak yerine şeffaf bir bilgilendirme süreci yürüterek virüsün bulaş yolları ve korunma yöntemleri üzerinde duruyor.</p>

<h2><strong>Yolcu Gemisinde Ortaya Çıkan Vakalar ve Ruhi Çenet’in Tanıklığı</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından paylaşılan 6 Mayıs tarihli verilere göre, Atlas Okyanusu’ndaki gemide 3 ölüm doğrulanırken 8 şüpheli vaka mercek altına alındı. Gemide bir süre seyahat eden dijital içerik üreticisi Ruhi Çenet, yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşarak durumun ciddiyetine dikkat çekti. Çenet, yolculuk sırasında hayatını kaybedenlerin olduğunu, geminin tek doktorunun da hastalıkla mücadele ettiğini belirterek kendisinin gerekli testleri yaptırdığını ve sağlık durumunun iyi olduğunu açıkladı. Bu tanıklık, virüsün sınırlı alanlarda yarattığı hayati riski gözler önüne sererken, uzmanlar virüsün küresel nüfus için genel riskini şu aşamada düşük olarak değerlendiriyor.</p>

<h2><strong>Hantavirüs Nedir ve Nasıl Bulaşır?</strong></h2>

<p>Adını Güney Kore'deki Hantaan Nehri'nden alan Hantavirüs, Bunyaviridae ailesine mensup bir RNA virüsüdür. İnsanlar bu virüsü genellikle fare ve sıçan gibi kemirgenlerin idrar, dışkı veya tükürükleriyle temas ederek kapıyor. Özellikle bu atıkların bulunduğu ortamdaki havanın solunması en yaygın bulaş yolu olarak kabul ediliyor. Önemli bir detay olarak, Hantavirüs’ün insandan insana temas yoluyla geçmediği biliniyor. Ayrıca virüsün mide asidine karşı dayanıksız olması, kirlenmiş gıdalarla bulaşma ihtimalini oldukça düşük kılıyor. Virüs evcil hayvanlar tarafından taşınmasa da, bu hayvanlar kemirgen atıklarıyla temas ederlerse aracı rolü üstlenebiliyor.</p>

<h2><strong>Hantavirüs Belirtileri ve Tedavi Süreci</strong></h2>

<p>Hastalık ilk aşamada yorgunluk, ateş ve büyük kas gruplarında ağrı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Baş ağrısı, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi spesifik olmayan semptomların ardından, enfeksiyonun 4 ile 10. günleri arasında daha ağır bir tablo olan Pulmoner Sendrom gelişebiliyor. Bu aşamada akciğer ödemi, öksürük ve ciddi nefes darlığı hayati risk oluşturuyor. Bazı vakalarda ise böbrek yetmezliği ile seyreden tablolar görülebiliyor.</p>

<p>Günümüzde Hantavirüs’e doğrudan etki eden özel bir aşı veya kesin bir ilaç tedavisi bulunmuyor. Müdahale süreci, hastanın hayati fonksiyonlarını desteklemeye yönelik yoğun bakım hizmetlerinden oluşuyor. Akciğer tutulumu olan hastalarda oksijen desteği ve solunum cihazı kullanılırken, böbrek fonksiyonları bozulan vakalarda diyaliz uygulaması hayat kurtarıcı oluyor. Uzmanlar, kemirgenlerin bulunduğu alanlarda hijyen kurallarına uyulmasının en etkili korunma yöntemi olduğunu vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/hantavirus-turkiyede-vaka-goruldu-mu-hantavirus-nedir-nasil-bulasir-insandan-insana-bulasir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-alarmi-turkiyede-vaka-goruldu.webp" type="image/jpeg" length="53470"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karatay Diyeti Yine Gündemde - Ekmek Kes Yağ Ye Diyenler Artıyor]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/karatay-diyeti-yine-gundemde-ekmek-kes-yag-ye-diyenler-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/karatay-diyeti-yine-gundemde-ekmek-kes-yag-ye-diyenler-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz öncesi Karatay önerileri yeniden konuşuluyor, aç kalmadan kilo verme iddiası dikkat çekti. Bazı alışkanlıklar değişmeden olmuyor. devamı haberde]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Karatay Diyeti Geri Döndü - Aç Kalmadan Zayıflayanlar Ne Yapıyor</h1>

<p>Yaz geliyo derken herkes yine kilo muhabbetine sardı. Bu noktada <strong>Canan Karatay</strong> ismi tekrar ortalarda. Eskiden de çok konuşulmuştu, hatırlayan vardır; ekmeği kesen bi anda incelmişti mesela. Şimdi aynı tavsiyeler yeniden dolaşımda.</p>

<h2>Doğal Ye Diyor - İşlenmişten Kaç</h2>

<p>Karatay’ın en net dediği şey şu: <strong>işlenmiş gıdalardan uzak dur</strong>. Paketli şeyleri azalt, doğal ne varsa ona yönel. Eskiden “light ürün” furyası vardı, herkes ona yüklenmişti ama pek işe yaramamıştı. Şimdi tam tersi konuşuluyo.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yağdan Korkma - Hatta Ye</h3>

<p>En çok şaşırtan kısım burası aslında. <strong>zeytinyağı</strong>, <strong>tereyağı</strong> gibi yağlar öneriliyor. Hatta bunların <strong>yağ yakımını</strong> desteklediği söyleniyo. İlk duyunca garip geliyo ama bunu uygulayan çok kişi var, özellikle kahvaltıda baya fark ettiğini söyleyenler var.</p>

<h2>Kahvaltı Önemli - Tok Tutan Başlangıç</h2>

<p>Protein ağırlıklı bi kahvaltı yaparsan gün boyu acıkmıyorsun deniyor. Yumurta, peynir falan… Eskiden “kahvaltıyı geç” diyenler vardı, şimdi tam tersi moda oldu gibi. <strong>metabolizma</strong> hızlanır muhabbeti dönüyor sürekli.</p>

<h3>Hareket Etmeden Olmuyor</h3>

<p>Sadece yemekle bitmiyo iş. <strong>egzersiz</strong> şart deniyor. Yürüyüş bile olsa yeterli olabilir. Daha önce de çok kişi diyet yapıp sporu boşladığı için istediği sonucu alamamıştı, aynı hataya düşmeyin diyen çok.</p>

<h2>Uzak Durulacaklar - En Zor Kısım</h2>

<p>Liste biraz can sıkıcı: <strong>ekmek</strong>, <strong>pirinç</strong>, <strong>patates</strong>, şekerli şeyler… Yani günlük hayatta en çok yenenler. Ama bunları kesenlerin hızlı kilo verdiği de bi gerçek gibi, çevrede örnek çok.</p>

<p>Kısaca durum şu; <strong>doğal beslenme</strong>, biraz hareket, biraz sabır. Kolay değil ama yapan yapıyor gibi…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/karatay-diyeti-yine-gundemde-ekmek-kes-yag-ye-diyenler-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 23:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2023/08/canan-karatay.jpg" type="image/jpeg" length="97132"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Bardak Bira Detayı Tartışma Yarattı - İçindeki Vitamin Gerçek mi?]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/bir-bardak-bira-detayi-tartisma-yaratti-icindeki-vitamin-gercek-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/bir-bardak-bira-detayi-tartisma-yaratti-icindeki-vitamin-gercek-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmalar biranın B6 vitamini içerebildiğini gösteriyor ancak uzmanlar bunun ana kaynak olarak görülmemesi gerektiğini söylüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Bir Bardak Bira Detayı Şaşırttı - İçindeki Vitamin Gerçeği Ne?</h1>

<p>Son günlerde çıkan bir araştırma baya konuşuluyor. Basit gibi duran bir detay var ama dikkat çekmiş durumda. <strong>Bira</strong> içinde vücut için önemli bir vitamin bulunabiliyor deniyor.</p>

<h2>B6 Vitamini Detayı - Küçük Ama Etkili</h2>

<p>BBC kaynaklı haberde, bir bardak biranın <strong>B6 vitamini</strong> ihtiyacının yaklaşık yüzde 15’ini karşılayabileceği yazıyor. Hatta bazı alkolsüz biralarda da benzer değerler çıkmış.</p>

<h3>Vücutta Ne İşe Yarıyor?</h3>

<p><strong>B6 vitamini</strong> beyin fonksiyonları, kan yapımı ve bağışıklık sistemi için önemli. Eksikliği nadir ama olduğunda yorgunluk, mide bulantısı gibi şeyler görülebiliyor. Daha önce B vitamin eksikliği yaşayanlarda benzer şikayetler sık anlatılır.</p>

<h2>Hangi Bira Daha Zengin?</h2>

<p>Almanya’da yapılan testlerde farklı biralar incelenmiş. Sonuçlar biraz ilginç:</p>

<p><strong>Bock bira</strong> en yüksek B6 değerine sahip çıkmış. Ardından lager ve buğday biraları geliyor. Pirinç bazlı biralar ise en düşük seviyede.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Bir Bardak Gerçeği - Abartı Kısmı</h3>

<p>Ortalama bir lager biranın B6 için günlük ihtiyacın yüzde 20’sine kadar katkı sağladığı söyleniyor. Ama diğer tarafta beslenme uzmanları farklı düşünüyor. Britanya Beslenme Vakfı, bu vitamini almak için <strong>alkol dışı kaynaklar</strong> öneriyor.</p>

<p>Yani bir yandan “içinde vitamin var” deniyor, diğer yandan “buna güvenme” uyarısı geliyor. Ortada biraz çelişki var gibi duruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/bir-bardak-bira-detayi-tartisma-yaratti-icindeki-vitamin-gercek-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 21:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2025/11/bira-1.jpg" type="image/jpeg" length="95970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Aytuğ Altundağ Kimdir?]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/prof-dr-aytug-altundag-kimdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/prof-dr-aytug-altundag-kimdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, Türkiye’nin saygın Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi uzmanlarından biridir. Burun, sinüs, alerji, koku alma bozuklukları, tat bozuklukları, ağız kokusu ve nefes kokusu alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Altundağ, özellikle rinoloji, olfaktoloji ve halitozis alanlarında Türkiye’de öncü hekimlerden biri olarak kabul edilmektedir.</p>

<p>1978 yılında Bolu’da doğan Prof. Dr. Altundağ, 1995 yılında Ankara Gazi Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki eğitimini 2002 yılında tamamladıktan sonra, İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi ihtisasını yaptı.</p>

<p>Uzmanlık sonrası askerlik görevini İstanbul Heybeliada Deniz Lisesi Reviri’nde, mecburi hizmetini ise Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamladı. 2011 yılında İstanbul Cerrahi Hastanesi’nde KBB uzmanı olarak çalışmaya başladı.</p>

<p>2012 yılında Almanya Dresden Üniversitesi Koku ve Tat Kliniği’nde Prof. Dr. Thomas Hummel ile çalışan Prof. Dr. Altundağ, koku ve tat bozukluklarının objektif ölçümü, klinik değerlendirilmesi ve ileri görüntüleme yöntemleri üzerine deneyim kazandı. Bu süreç, onun olfaktoloji alanında uzmanlaşmasında önemli bir dönüm noktası oldu.</p>

<p>2015 yılında doçent, 2020 yılında profesör unvanını alan Prof. Dr. Altundağ, Biruni Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarını sürdürmektedir. Uluslararası literatürde çok sayıda bilimsel yayını bulunan Prof. Dr. Altundağ’ın çalışmalarına yaklaşık 5500 atıf yapılmıştır. Bilimsel etkisi sayesinde Stanford Üniversitesi tarafından hazırlanan dünyadaki etkili bilim insanları listelerinde son yıllarda düzenli olarak yer almıştır.</p>

<p>Prof. Dr. Altundağ, koku alma bozukluklarının tanı, tedavi ve rehabilitasyonu alanında geliştirdiği yenilikçi yaklaşımlarla ulusal ve uluslararası düzeyde dikkat çeken çalışmalara imza atmıştır. Bu alandaki yöntemleri, koku rehabilitasyonunun daha sistematik ve hasta odaklı biçimde uygulanmasına katkı sağlamıştır.</p>

<p>2016 yılında Japonya’da ağız kokusu ve nefes kokusunun gaz kromatografi temelli objektif değerlendirilmesi üzerine çalışmalar yapan Prof. Dr. Altundağ, bu teknolojileri Türkiye’deki klinik pratiğine entegre etmiştir. Böylece ağız kokusu ve nefes kokusu şikâyetlerinde ölçülebilir gaz analizlerine dayalı bilimsel bir değerlendirme modeli kullanmaya başlamıştır.</p>

<p>Prof. Dr. Altundağ, Koku Araştırmaları Derneği’nin kurucusu ve başkanıdır. Ayrıca Proton ve Parçacık Hızlandırıcıları Bilim ve Teknoloji Derneği’nin de kurucuları arasında yer almakta ve dernek başkanlığını yürütmektedir.</p>

<p>2017 yılından bu yana İstanbul Şişli’deki kliniğinde hastalarını kabul eden Prof. Dr. Altundağ, 2017-2022 yılları arasında Acıbadem Taksim Hastanesi’nde de görev yapmıştır. Günümüzde burun ve sinüs hastalıkları, alerjik rinit, koku ve tat bozuklukları, ağız kokusu, nefes kokusu, rinoplasti, endoskopik sinüs cerrahisi ve genel KBB hastalıkları alanlarında hizmet vermektedir.</p>

<p>Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, akademik birikimi, bilimsel üretkenliği, hasta odaklı yaklaşımı ve teknolojiyi klinik pratiğe entegre eden çalışma anlayışıyla KBB alanında çalışmalarını sürdürmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/prof-dr-aytug-altundag-kimdir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/05/8120dac3-2f4f-44bb-8084-fe61093ac80a.jpeg" type="image/jpeg" length="73824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul'da İnanılmaz Olay: 1 Yılda Tam 300 Kez Hastaneye Gitti!]]></title>
      <link>https://www.habergazetesi.com.tr/istanbulda-inanilmaz-olay-1-yilda-tam-300-kez-hastaneye-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habergazetesi.com.tr/istanbulda-inanilmaz-olay-1-yilda-tam-300-kez-hastaneye-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da duyanları hayrete düşüren bir olay yaşandı. İsmi açıklanmayan bir vatandaşın son bir sene içerisindeki hastane karnesi ortaya çıkınca herkes şoke oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>İstanbul'da duyanları hayrete düşüren bir olay yaşandı. İsmi açıklanmayan bir vatandaşın son bir sene içerisindeki hastane karnesi ortaya çıkınca herkes şoke oldu. Tam 300 defa hastanenin yolunu tutan bu amcamız, neredeyse her güne bir randevu sığdırmış desek yeridir. Peki, bir insan neden bu kadar çok doktora gider?</p>

<p>Aslında durumun altında yatan sebep ne kronik bir rahatsızlık ne de acil bir durum. Olay tamamen bir yaşam tarzı haline gelmiş. Hastane yetkilileri kayıtları incelediğinde her ay ortalama 25 kez giriş yapıldığını fark etmiş. Bu da demek oluyor ki, hafta sonlarını saymazsak bu vatandaşımız her gün soluğu bir poliklinikte alıyor.</p>

<h2>"Hastaneye Gitmek Benim İçin Bir Alışkanlık"</h2>

<p>Neden bu kadar sık randevu aldığı sorulduğunda ise verdiği cevap oldukça ilginç: "Valla ne diyeyim, benim alışkanlığım böyle." Yani adam resmen hastane koridorlarında gezmeyi, o havayı solumayı bir hobi edinmiş. Tabii bu durum sağlık sistemindeki yoğunluğu da akıllara getiriyor. Gerçekten hasta olanların randevu bulmakta zorlandığı bir dönemde, sadece 'alışkanlık' diye kapı kapı gezmek biraz düşündürücü.</p>

<h3>Sağlık Sistemi Bu Duruma Ne Diyor?</h3>

<p>Uzmanlar bu tarz durumların aslında psikolojik bir boyutu olabileceğine dikkat çekiyor. Bazı insanlar kendini güvende hissetmek ya da sadece birileriyle iletişim kurmak için bile hastaneleri tercih edebiliyor. İstanbul gibi kalabalık bir metropolde 300 kez hastaneye gitmek hem maddi hem de manevi bir mesai demek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakalım bu ilginç rekorun arkasından daha neler çıkacak. Şimdilik bildiğimiz tek şey, İstanbul'un bu en 'sadık' hastasının halinden gayet memnun olduğu. Randevu sisteminde adı en üst sıralarda yer almaya devam ediyor gibi gözüküyor.</p>
<!-- İstanbul'da bir vatandaşın 1 yılda 300 kez hastaneye gitmesi şaşkınlık yarattı. Alışkanlık haline gelen bu ilginç olayın perde arkası ve işte o detaylar. --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.habergazetesi.com.tr/istanbulda-inanilmaz-olay-1-yilda-tam-300-kez-hastaneye-gitti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/habergazetesi-com-tr/uploads/2026/04/2026-04-30-124617.jpg" type="image/jpeg" length="30918"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
