Samsun'da ya da ilçelerinde kaç şehidimizin cenaze namazına katıldım, sayısını unuttum. Bitti, bitecek derken Samsun'da ve ilçelerinde yeni bir acıya tanıklık etmenin tarifsiz acısı içerisinde şehitlerimize son görevimi yapmaya çalışıyorum. Bunu ister bir vefa borcu olarak algılayın ister bir şehit yakının duyarlılığı olarak kabul edin. Mümkün olduğunca şehit cenazelerine katılmayı bir borç biliyorum…

Allah nasip etti Ladikli kahraman şehidimiz Uğur Göksu kardeşimizin evladımızın, hemşehrimizin, kınalı kuzumuzun cenaze namazına vefalı ve duyarlı insanlarla birlikte bende katıldım. Her zaman ki gibi gördüklerim tanık olduklarım ateşin düştüğü yerde canımı çok acıttı. Başta şehidimizin yakınları için böyle bir acıyla imtihan hiç kolay değildi. Ne hayalleri çalınan nişanlısının, ne kardeşlerinin, nede annesi Fidase hanımın ve babası Arif beyin yüreklerine düşen acıyı anlatacak bir kelime bile yoktu. Doğrusu hainleri sevindirmemek için dik duruyorlardı. O dik duruşlarıyla sadece Ladik halkına değil, bütün Türkiye'ye çok anlamlı mesajlar gönderiyorlardı. Bunu yaparken ne devlete ne de Allah'a isyan etmiyorlardı. Doğru yerdeydiler, hainler doğru yerde duranlardan korksunlar. Hiç şüphe yok ki kimsenin ahı kimse de kalmayacaktır. Kim kan dökmüşse, kim can almışsa sonuçlarına katlanacaktır. Çünkü hiçbir şehidimizin kanı kimseye peşkeş çekilemez. Bu sonuç hep böyle olmuştur bundan sonra da değişmeyecektir. Keşke kınalı kuzularımız şehit düşmese, kimsenin ocağı şehit ateşi ile yanmasa diyoruz ama kınalı kuzularımız Türk bayrağına sarılı bir tabut içerisinde başta ailelerinin ve Türk Milletinin önüne getiriliyor. Bu hiç kolay olmuyor, şehit ateşi herkesi yakıyor. Maalesef o ateş düştüğü ocakta yuvarlanıp kartopu gibi büyüyor. En çokta şehitlerin anneleri o ateşte yanıyor. Buna şehit annesi olan annemden tanığım. 5 Ekim 2018'de Ladik'te şehit ateşinin yaktığı meydandaki yangın yerindeyiz... Şehir Türk bayrakları ile süslenmiş. İlçe hiç olmadığı kadar kalabalık başka yerden gelenlerle birlik yaşlısı, genci bütün Ladik orada, şehide biraz daha yakın olmak için hiç anlam veremediğim o demir bariyerleri zorluyor. Tek dertleri acıya ortak olup o ailenin ve şehidin yanında olabilmek ve cenaze namazı kılmak. Bu vefayı, bu duyarlılığı sonuna kadar anlıyorum. Şehidimizin ailesine ve Türk bayrağına sarılı tabutuna yakın bir yerde cenaze namazı için saf tutanların arasındaydım. Cenazeye katılanlar saf tutma yarışındayken, orta yaşlı bir annenin varla yok arasındaki sesi çok net duyuluyordu. O anne şehit annesiydi, Fidase hanım, 'Şehit oğlumun cenaze namazını kılmak istiyorum.' Diyordu. Hoca efendinin de isteyen bayanlar cenaze namazına katılabilir davetiyle birlikte en öndeki safın en sol başında kendisine yer buldu. Diğer bayanlar namaza katıldı, katılmadı bilmiyorum. O anne şehit evladının cenaze namazını bizimle birlikte kıldı.

O şehit annesi belki de hayatında ilk kez bir cenaze namazı kıldı. O cenaze namazı da şehit oğlunun cenaze namazı oldu. Siz ve çocuklarınız, biz ve çocuklarımız vatan toprağında huzur içerisinde yaşıyorsak, şehit evladının cenaze namazında saf tutan Fidase anneye ve şehit evladı Uzman Çavuş Uğur Göksu'ya gerçekten çok şey borçluyuz. Bunun farkında mıyız? Ne olur biraz empati yapalım. Cenazeden sonra şehidimizi ve ailesini unutmayalım.

AYHAN HAMLI SAMSUN