Kenan ÖZTÜRK

Yürüdüm Bankalar Caddesine doğru...  

Kenan ÖZTÜRK

Ülkemizin en büyük sorunu.
Geçmişten kalan eserlerin muhafaza edilememesi  
Hep çarpık yapılaşmanın yansımaları.  
Ne yapsanız önleyemiyorsunuz.
Sonradan fark etseniz de toparlamak o kadar zor ki.  
Samsun'u gezin; bugüne taşınan alabildiğine eser var.
Cumhuriyet Meydanında şöyle bir çevreme baktım.
Yakın tarihe kadar hizmet veren Tekel fabrikası.
 Belki milyonlarca insana ekmek kapısı olmuş ve artık şehir dışında.
Fabrika taşınırken geriye kalan yapıların ön tarafı ikinci bir meydana dönüştürülerek tarihi yapılar ortaya çıkarılmış. Böylece insanların yine o binalarda eskiden olduğu gibi yaşamlarını kazanmaya devam etmeleri, ayrıca Samsun'a gecesiyle gündüzüyle nefes alacağı yerlerin açılmış olması çok isabetli hakikaten. Buna uygun olarak Tekel İdare Binasının aslı korunmaya çalışılırken, yapı ile Atatürk parkı arasında bulunan otobüs firmalarının yazıhanelerinin çirkinlik yarattığını da belirtmek gerek.  
Şükür ki, elden geldikçe eski yapılar hayatiyetini sürdürüyor.
Meydandan Ziraat Bankası önünden geçerek Bankalar Caddesine yöneldim.
Samsun'un ilk ve en eski yerleşim yerleri.
Önce şık mimarisiyle Ziraat Bankası çarptı gözüme.
Derli/toplu sevimli bir yapı, küçük bir saray görüntüsünde.
Mimarisiyle insanların dikkatını celp eden, Ziraat Bankasının bilgi işlem merkezi olarak kullanılan yapının, inşa edildiği 30'lu yıllarda konsolosluk gibi önemli bir görevi ifa ettiği söylenir.
Çevresindeki bakımlı/bakımsız, küçüklü/büyüklü yapılar arasında buradayım der adeta.
Bankalar Caddesi'nin Samsun'un en eski ticaret merkezi olduğu her haliyle belli zaten.
Osmanlının son dönemlerinde yapılan tarihi Bedestan Çarşısında kuyumcuların, ilaveten tarihe karışan mesleklerden sarraflar ve antikacıların, bazı meslektaşları şehrin başka noktalarına işyerlerini taşısalar dahi, hizmete devam etmeleri çarşının halen hareketli olmasına olanak sağlıyor.    
Postane ise Bedestanın hemen yanı başında.
O binayla ilgili kim bilir insanların özlem içeren ne anıları vardır. Bayramlarda tebrik kartlarının satışa sunulduğu caddede bina seyyar satıcıların sırtını yasladığı ekmek teknesi gibiydi.
Nedense ülkemizde Posta hizmeti veren binalar hep dikkatimi çekmiştir.
Örneğin İstanbul'daki Büyük Postane gibi.
Bankalar Caddesi görebilene açık hava müzesi sanki.  
Eski mimarileriyle dikkat çeken binalar kamu hizmeti vermeye devam ediyorlar.
O mimariye örnek yapılardan ikisi yan yana bankacılık hizmetini sürdürüyor.
Halk arasında Osmanlı Bankası olarak nam salmış olan Merkez Bankasının komşu binası artık özel bir bankaya hizmet veriyor.
Her ikisi de estetik mimari açısından şehrimizin nadide eserlerinden.
Dedik ya, tarihi dokular çarpık yapılaşmanın arasında boğulmuş.
Bedestan, PTT binası, Osmanlı ve Merkez Bankası'nın etrafını açmak isteseniz de çok zor.   
Cadde kenarında yapılan ucube camlı gökdelen bunun tuzu biberi olmuş.
Geçmişten bugüne eserleri korumak kadar, fark ettirmek de çok önemliyken.
Nedense bu yapıları düzensiz yapılaşmayla boğar.
Sonra nefes aldırmaya çalışırken de akla karayı seçeriz...