Ayhan HAMLI

Pamuk Geçidi Şehitlerimizi Şehadetlerinin 30. Yıldönümünde Anıyoruz - 6 -

Ayhan HAMLI

ANNEMİZİN MAVİ GÖZLÜ PAŞASI
ŞEHİTLER ÖLMEZ ŞEHİTLER ÖLMEZ
UNUTMADIK UNUTTURMUYORUZ
UNUTTURMAYACAĞIZ!

(6 Bölüm)
Şehit Astsubay İlhan Hamlı'nın ağabeyi aynı şeyleri kendilerinin de yaşamak istemediğini ısrarla söylüyordu. Cenazelerin memleketlerine naklini bırakın ,19 Nisan 1992 Pazar günü öğle saatlerini bile geçtiği halde cenazeler henüz astsubayların görev yaptıkları o yıllarda Kars'a bağlı bir ilçe olan Iğdır'dan Kars il merkezine getirilememişti. Bu durum gerçekten can sıkan ,üzüntü ve endişe yaratan bir durumdu. Tugay Komutanlığındaki görevli subaylar şehidin ağabeyinin endişelerini anlamadılar. Bu durumun farkında olan ağabeyi Ayhan, İlhan Astsubayın mesai arkadaşlarından birisi olan bir astsubaydan kendisini Postaneye götürmesini istedi. O yıllarda en hızlı haberleşme aracı telgraftı. Ağabey Ayhan cenazelerin uçakla naklini sağlamak için başta zamanın Başbakan'ı ve Cumhurbaşkanı olmak üzere Genelkurmay Başkanına, Kara Kuvvetleri Komutanına, Milli Savunma Bakanına Kars Merkez postanesinden Yıldırım telgraf çekti. Yıldırım telgraf o yılların popüler en hızlı iletişim aracıydı. Şehit cenazelerinin bozulmadan uygun koşullarda naklini sağlamak için Askeri Uçak talebinde bulundu. Günlerden pazardı. Resmi kurumlarda normalde kimse olmazdı. Askeri kurumlarda ise acil durumlar için nöbetçi olduğunu düşünmüşlerdi . Yanılmadılar söz konusu telgraflar doğru adreslere ulaşmıştı. Ankara şehit ailesinin çektiği telgraflara kayıtsız kalmadı. Aynı gün Ankara'dan dönüş oldu. Şehit cenazeleri için Ankara'dan Askeri Kargo Uçağı geleceği ,20 Nisan 1992 pazartesi günü Kars Valiliği önünde yapılacak tören sonrasında cenazelerin Kars Havaalanından uğurlanacağı ailelere bildirildi. Bütün bu gelişmeler yaşanırken Iğdır'dan şehit cenazelerinin yola çıktığı haberi geldi. Kars Orduevinden hep birlikte sivil kıyafetli Subay ve Astsubaylarla birlikte şehit yakınları ve onların silah arkadaşları cenazeleri karşılamak üzere Kars Devlet Hastanesinin Bahçesine yürüyerek gittiler .Şehit yakınları ve onların silah arkadaşları hastane bahçesine gittiklerinde sayıları azdı gelenler gibi şehit cenazelerinin geleceği haberini alan şehitlerimizin arkadaşları ve bir çok sivil hastane bahçesine akın etmişti. O yıllara göre hatırı sayılır bir kalabalık kendiliğinden oluşmuştu . Sivil kıyafetli subay ve astsubaylarla birlikte resmi kıyafetli inzibat askerleri de bekliyordu. Hastanede ise acilde rutin koşuşturmalar Pazar günü sessizliği içerisinde yaşanıyordu. Kars'a gelebilen şehitlerin yakınları çaresiz ve çok şaşkındı. Herkes büyük bir tepki yüklüydü. Herkes hastane bahçesinde gergin bir şekilde gelecek şehit cenazelerini sabırsızlıkla bekliyordu. Bir saatten fazla beklemişler ,bir saatlik süre bir gün kadar uzun gelmişti ki ambülanslardan gelen acı siren sesleri hastane bahçesine uzaktan gelmeye başlamıştı .İnsanın hiç duymak istemediği kadar acı siren sesleriyle hastane bahçesine güvenlik kuvvetleri eşliğinde peş peşe dört ambulans hızla giriş yaptı. Herkeste bir telaş şehit yakınları da dahil morg girişine bir koşuşturma yaşandı .Şehit yakınlarının şehitlerini görme isteği vardı. Ama bu mümkün değildi. Buna yetkililer tarafından müsaade edilmedi. Ambulanslardan alınan şanlı bayrağımıza sarılı şehit cenazeleri silah arkadaşları tarafından omuzlarda hastane morguna götürüldü. Görevliler dışında kimse morga alınmadı.

4 şehit Astsubay 19 Nisan'ı 20 Nisan'a bağlayan geceyi bu defa Kars Devlet Hastanesinin buz gibi morgunda geçireceklerdi .Önceki geceyi Iğdır Devlet hastanesinin buz gibi morgunda geçirmek zorunda kalmışlardı. Kim bilir buz gibi bir morgda kaç gece daha bekleyeceklerdi. Hastane bahçesinde bekleyen sivil kıyafetli subay ve astsubayların canını acıtan bu hunharca olay cenazelerin morga bırakılmasıyla çok büyük bir tepki seline dönüşüvermişti. PKK terör örgütü ayaklar altına alınarak en ağır şekilde lanetlenmişti. Cenazeleri hastanenin bahçesinden morga kadar omuzlarında taşıyan şehit astsubayların çalışma arkadaşları yaklaşık 2 kilometrelik bir protesto yürüyüşü yaptı .Kars Devlet Hastanesi önünde toplanan yaklaşık 200 kadar subay ve astsubay, Gaziahmet_Muhtarpaşa,Faik bey Kazımpaşa ve Halitpaşa caddelerinde yürürken ,"Ne Mutlu Türküm diyene"," Vatan sana canım feda",Kahrolsun PKK","Türk büyükleri nerede","Türkiye PKK'ya mezar olacak","Herşey vatan için","Milliyetçi Türkiye",Ordu millet elele " diye sloganlar attı.200kadar sivil kıyafetli subay ve astsubayın bu tepki yürüyüşü Kars'da bir Pazar günü sessizliğini bozan, kimseye zarar vermeyen ,devleti kötülemeyen, kimseye hakaret etmeyen , sağa sola saldırmayan ,yakıp yıkmayan son derece haklı bir yürüyüş oldu.Yürüyüşe katılanlar arasında şehit astsubay İlhan Hamlı'nın babası Ahmet Hamlı ve ağabeyi Ayhan Hamlı'da vardı. Türkiye bu tepki yürüyüşünü ne kadar duydu bunu bilmiyoruz. Yürüyüşü yapanların hiçbir siyasi hesabı yoktu. Tepkileri açık ve netti, terör örgütünü ve onu destekleyenleri, ona yardım ve yataklık yapanları lanetliyorlardı. Acı ortak acıydı. Herkesin acısı çok tazeydi. Buradaki tepki haklı bir tepkiydi. Ama o yılların iletişim şartlarında tamda birilerinin istediği gibi bu insanlık dışı terör olayı çok duyulmadı. Birileri de çıkıp PKK terör örgütünün insanlık dışı bu yol kesme ve sivil astsubayları katletme eylemini kamuoyunda günlerce konuşmadı ,lanetlemedi. Hatta duyulmaması için birileri frene bile bastı? Kim güneşi balçıkla ne kadar sıvamak isterse istesin güneşin doğuşunu engellemesi mümkün değil. Hiç bir şey sonsuza kadar karanlıkta kalmıyor. Zamanı gelince karanlıktan aydınlığa giden bir yolda tüm çıplaklığı ile her şey ortaya çıkıyor. Ne acı değil mi ,ülkesini ve milletini her şart altında canı pahasına korumak için yemin içmiş 4 genç astsubay kendi ülkesinde kendi ülkesinin vatandaşları tarafından sadece TSK mensubu oldukları için katledilebiliyor. Bu ihaneti ve bu vahşeti yaratan kanlı eller ,satılmış beyinler ve onların destekçileri ne yazık ki aymazlıklarına devam edebiliyorlar. Çünkü hak eden hak ettiği cezayı çekmedi, çekmiyor da.

Bugün 86 yaşında olan şehit Astsubay İlhan Hamlı'nın annesinin göz pınarlarını kurutan ,yüreğine büyük bir acı yükleyen bu insanlık dışı olay yaşanmadı sayılabilir mi? Öyle olsaydı çoktan unutulmuş olurdu. O acı günün tüm sıcaklığı ile yaklaşık 200 subay ve astsubayın sivil kıyafetli 2 kilometrelik yürüyüşü boyunca verdiği onurlu tepki her yerden duyulmasa da 200 yüz kişilik tepki ,200 yüz bin kişilik insani tepkiye bedeldi. İnsani tepkiye ortak olanların arasında şehit Astsubay İlhan Hamlı'nın babasının ve ağabeyinin de olması o onurlu tepkinin en önemli ruhsatıydı .Kimseye küfredilmedi, kimseye saldırılmadı, kimseye ihanet edilmedi. Sadece terör örgütü lanetlendi ,sadece teröre sessiz kalanlar ,teröre sebep olanlar ,teröre yardım ve yataklık yapanlar uyarıldı ve şiddetle kınandı. O güne dair bir çok şey söylenebilirdi ama hiç kimse terör örgütünün tuzağına düşmedi siyasete alet olmadı.
Kars'ta Subay ve Astsubayların tamamen insani ve vicdani nedenlerle gösterdiği aklı selim haklı tepkisi o güne ve yakın tarihimize damgasını vurdu .Tekrarında fayda var bu haklı ve demokratik tepkide en ufak bir kalkışma değerlerimize , devletimize ,devlet büyüklerimize en küçük bir saygısızlık ve hakaret yoktu.


19 Nisan 1992 ne sıradan bir gün , ne de sıradan bir gece değildi.19 Nisan'ı 20 Nisan'a bağlayan gece 4 genç Astsubayın şark görevlerini yapmak için geldikleri Kars'ta geçirecekleri son geceleriydi. Ne acıdır ki güzel hayal ve güzel umutlarla geldikleri Kars'ta son gecelerini Kars devlet Hastanesinin morgunda geçirmek zorunda kalmışlardı. Son gecelerini evlerinde bile geçiremiyorlardı.4 şehit Astsubay son gecelerini hastane morgunda geçirirken 4 hanede kıyametler kopuyor tarifsiz acılar yaşanıyordu. Şehitlerin cenaze haberleri haneleri yangın yerine çevirirken o yıllarda sadece ateşin düştüğü hanelerin yanıyor olması haksızlığın daniskasıydı. Sözde şehitler hepimizindi ama hepimizin yüreği acımamıştı. Şehitlerin evlerinde o gecede sabah kolay olmadı. Astsubay'dan yaşça , rütbece kıdemce büyük olanı ve evli olanı İlhan Hamlı idi.6 Yaşında bir kızı vardı.2 gecedir evde babasını görmüyordu .Kimse ona baban şehit oldu diyemezdi. Şehit oldu diyene soracaktı şehit nedir? diye .Bu sorunun yanıtını vermek kolay değildi .6 yaşındaki bir çocuğa baban şehit oldu demek, yürekleri acıtmaktan başka ne işe yarardı ki? Böyle bir durumda çocuk olmak mı, yoksa büyük olmak mı daha kolay bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey var ikisi de çok zor ,çok acı bir durum. Sabahı olmayan hiçbir gece yoktu o gecede sabah oldu. 20 Nisan 1992 sabahına ilhan Astsubayın Kars'taki evinde annesi ,babası ,ağabeyi ve eşi büyük bir acıyla hazırdılar. Bir türlü güneşin doğmak bilmediği o uzun gecenin Sabahının ilk ışıklarıyla birlikte memleketlerine şehitlerini de alıp gitmek isteseler de askeri ve sivil bürokrasinin katı kurallarına uymak zorunda olduklarını biliyorlardı. Farklı bir davranış göstermeleri mümkün değildi .Herşey planlanmıştı. Önce askeri Kargo Uçağı Ankara'dan gelecek ,törenler yapılıp şehitlerin cenaze namazları da kılındıktan sonra şehitler memleketlerine uğurlanacaktı. Yetkililer tarafından bir gün önceden her şey planlanmıştı. Haftanın ilk günü sabahın güneşsiz kör saatinde herkes suskun bir vaziyette ayaktaydı. Şehit Astsubay ilhan Hamlı'nın gurbetteki evinde alevi gizli büyük bir yangın vardı .Bir annenin ,bir babanın, bir eşin, bir ağabeyin, bir çocuğun canını çok acıtan o yangın bir daha hiç sönmemek üzere alevlenmişti. Şehit acısı sıradan bir acı değildir .Şehit acısı baba acısı, evlat acısı, kardeş acısı ,eş acısıdır?İçinde acının hepsi vardır. İki uzun geceden sonra nihayet gün ortasında 4 şehit Astsubayın Türk bayrağına sarılı tabutları Kars Devlet Hastanesi morgundan silah arkadaşlarının omuzlarında alınarak omuzlarda Kars'da cami avlusuna götürüldü. Camii'nin önündeki musalla taşına sıra sıra konulan Türk Bayrağına sarılı 4 kahraman Astsubayın naaşları son kez öğle vakti Kars'da bir camii avlusunda idi. Cenaze namazları camii hocası tarafından 4 şehit için tek tek kıldırıldı. Caminin manevi havasından mı bilinmez bir an herkes biraz daha sakinleşmişti .Ama gözyaşları sel olmuş yüreklere akıyordu.

Camii avlusundan tekrar silah arkadaşlarının omuzlarına alınan şehitlerin cenazeleri Kars ilinin geniş caddelerinden yürüyerek silah arkadaşlarının ve kalabalık sivil halkında katılımıyla resmi törenin yapılacağı Kars Valiliği önüne kadar, "Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez","Herşey Vatan İçin", "Kahrolsun PKK" şeklinde atılan sloganlar eşliğinde getirildi. Şehit cenazelerinin en önünde elinde şehit babasının çerçevelenmiş etrafı kırmızı karanfillerle süslenmiş siyah beyaz fotoğrafını taşıyan 6 yaşında bir kız çocuğu yürüyordu ki herkesin dikkat çekiyordu. O kız çocuğu babasının cenazesinde hiç silinmeyecek kadar etkili hafızalara kazınan çok acı bir fotoğraf veriyordu. O fotoğraf şimdi sadece hafızalarda kaldı. Ne yazık ki o acı törene ait tek bir kare fotoğrafa dahi ulaşmak mümkün olmadı. Bu durumu anlamak o günün şartlarında mümkün olmadı. Doğrusu aynı cenaze töreni Kars'da değil İstanbul ,Ankara gibi başka bir yerde yapılmış olsaydı ,insan hakları savunucuları nerede diye sorgulanırdı. Silahsız 4 sivil kıyafetli Astsubayı güpe gündüz o yıllarda Kars'a bağlı bir ilçe olan Iğdır ilçesine 25 kilometre uzaklıktaki Ağrı dağı eteklerinde Gevro köyü yakınlarında Pamuk Geçidi mevkiinde devlet Karayolunda seyir halindeki sivil otomobili silahla kurşun yağmuruna tut yetmiyormuş gibi bir de el bombası at yollara taş dizerek durdur içerisinden sivil kıyafetli silahsız 4 Astsubayı yaralı çıkar 50 metre sürükle yaralı oldukları halde savaşta bile yaralı insanı öldürmek insanlık suçu iken sen bu vahşiliği vatandaşı olduğun ülkenin sınırları içerisinde bu ülkenin askerine yap ,sonrada insan haklarından bahset. İliklerine kadar insanlıktan çıkmışlara en ufak bir tepki insan hakları savunucularından gelmediği gibi o yılların güvenlik politikasından mı nedir bu yaşananlar mümkün olduğunca duyurulmadı. Gerekçe PKK terör örgütünün reklamı olurmuş. Yok böyle kabul edilemez bir gerekçe . PKK vahşetini anlatmak niye PKK reklamı olsun? Eğer biz o yıllarda acı gerçekleri batının ve Amerika'nın suratına tek tek vursaydık terör örgütü hiçbir yerde barınamaz ve destek bulamazdı. O yıllarda bunu yeterince yapamadık. Almanya terör olaylarının yaşandığı bölgelerde yapılan operasyonlarda parasını verip satın aldığımız Leopar tanklarını bile kullanmamıza izin vermiyordu. Ama bu ülkenin tertemiz güzel askerleri ve sivil halkı terör örgütü tarafından vahşice ve alçakça şehit edilmeye devam ediyordu. Gerçekten 1990'lı yılların başı terörün tavan yaptığı, masum insanların yaşamdan birer birer koparıldığı yıllardı. İşte böyle bir dönemde 4 kahraman Astsubay pusuya düşürülerek şehit edilmişti.20 Nisan 1992 4 kahraman astsubayın yıllarca görev yaptıkları Kars ilinde son günleriydi .Onlar Kars halkı ve silah arkadaşları ile vedalaşsınlar diye Kars Valiliği önünde hazırlanan masaların üzerine şehitlerin Türk bayrağına sarılı naaşları sıra sıra dizildiler. Şehitlerin memleketlerinden acı haberi alıp gelen yakınlarının da hazır olduğu törende ,çok sayıda yüksek rütbeli Komutanın , şehitlerin silah arkadaşlarının ,protokol üyelerinin ve sivil vatandaşların katılımı dikkat çekiyordu . Kars Valiliği önü adeta mahşer yeri gibiydi çok hazin ve çok yürek yakan acı bir görüntü vardı.. Törende şehit Astsubay İlhan Hamlı'nın 6 yaşındaki kızı, eşi ,annesi, babası ve ağabeyi de vardı. Söz bitmiş acı en yüksek perdeden tavan yapmıştı . Kars Valiliği önünde belki de o yıllarda son yılların en kalabalık ve en acı şehit cenaze töreni yapılıyordu .Görüntü öyleydi.
(Devamı Yarın)