YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Yetkin BULUT

Başarı

            Geçtiğimiz cuma ilk ve ortaöğretimdeki öğrenciler karnelerini aldı. Hafta sonu ise iki hafta sonu sürecek olan LYS serüveni başladı. Herkes üniversiteli olmak için canla başla uğraşıyor.

            Üniversitede ise öğrenciler bütünleme sınavlarını bitirdi. Herkes evine döndü. Kimisi yazı TV başında geçirecek, kimisi tatil yapacak, kimisi de stajlarını yapacak.

            Okul öncesinden başlayarak hayatımızın her alanında karşımıza çıkan ve kilit terimlerden birisi BAŞARI oldu. Anaokulunda öğrencilere başarı belgesi veriyorlar. Ondan sonra da ilkokuldan başlayarak üniversite eğitiminin sonuna kadar herkes mutlaka başarı ya da başarısızlıkla karşılaşıyoruz. Dersten geçiyoruz ya da kalıyoruz. Mülakattan geçiyoruz ya da kalıyoruz.

            Profesyonel meslek yaşantısına sıra geldiğinde ise bu kez hedefleri tutturdun ya da tutturmadın telaşı başlıyor. Hedefi tutturduysan büyük oranda sorun yok. Hedefi tutturamamış isen bu kez ciddi sorunların var demektir. Ya işine son verilecek ya da ceza alacaksın anlamına gelir.

            Kapitalist sistem sizi mutlaka bir yarışın içerisine dahil ediyor ve size bu işte mutlaka başarılı olacaksın şeklinde dayatmalarda bulunuyor.

            Peki sonrası? TV’lerde bakıyoruz, görüyoruz izliyoruz ya da basın yayın organlarından takip ediyoruz ve gördüğümüz sonuçlardan bir tanesi aslında hepimiz BAŞARILI ama MUTSUZ bireyler olmaya başladık.

            Öğrenciler artık size her mecradan ulaşıyor ve diyor ki “hocam bana 5 puan daha verirseniz notum AA” düşecek.  Diyelim ki verdik ve çocuğun notu AA düştü. Peki, sonuçta ne oldu?

            Bireyler olarak hepimiz bu dayatmanın sonuçlarında ya sisteme dahil olacağız ya da sistemin dışında kalacağız. Pek çok ebeveyn maalesef kendi çocuklarının geleceklerinin daha iyi olması için sistemin içinde kalıyor. Çocuklar okulda akşama kadar bilgi yükleniyor. Sonra hafta içi akşam ya da hafta sonları etüt merkezlerine gidiyor. Kendi derslerine takviye veya başka dersler de mutlaka ekleniyor. Mutlaka ikinci ya da üçüncü yabancı dili ekliyorlar. Sürekli çalışan ve bir kurstan diğer kursa koşan bireyler topluluğu yetişiyor. Sonrasında dışarıda yapılacak aktivite de olmayınca, çocuklar evde ya tablet başındalar ya da bilgisayar başındalar.

            Anne ve babalar da akşamları ya toplantıları var, yemekleri var veya evde herkes kendi dünyasında başka işlerle meşgul olunca çocuklar önce evlerinde yalnızlaşmaya başlıyorlar ve evde bulamadıkları mutluluğu da başkalarında ya başka yerlerde aramaya başlıyor.

            Akademik olarak çok iyi notlar alabilirsiniz, işyerinde müthiş işlere imza atabilirsiniz veya dünyanın tamamına ihracat yapabilirsiniz. Bunların hepsi olabilecek şeyler. Bunların dışında önemli olan aile ile birlikte kaliteli zaman geçirmek daha önemli. Tüm iş dünyasında duayen olan insanların yaşam hikayelerinin anlatıldığı kitaplarda bir cümle var. “keşke çocuklarım ile daha fazla zaman geçirseydim” diyorlar.

            Bence esas başarı sağlıklı aile ve sağlıklı toplumdan geçiyor. Gerisinin hiçbir önemi yok. İhracatın telafisi var, sınavın mutlaka tekrarı var. Ancak sağlıklı iletişimin tekrarı yok. ABD’de eğitimcilerin uğraştığı konulardan bir tanesi okullardaki şiddeti engellemek. Bunun için pedagoglar başta olmak üzere herkes uğraşıyor.

            İleride bizim de aynı sorunlarla karşılaşmamamız için sağlıklı ailenin temellerinin bozulmamasını sağlamak zorundayız.

            Sağlıklı aile olmadan hiçbir şey olmaz. Bunun için de iletişimi sağlıklı kurmak gerekiyor.

DEĞERLİ MARKALAR ÖZELLİK ANLATIR FAYDA SATTIRIR HİKAYENİN GÜCÜ KONUMLANDIRMA STRATEJİLERİ KONUMLANDIRMA BİLGİ HER OYUNU BOZAR SANAL GERÇEKLİK Demokrasi ve ekonomi Pokemon Turizm kültürü Yazarın Tüm Yazıları