YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Av. Dr. Cengizhan Hatipoğlu

BİR “GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU” OLARAK TÜRKİYE’DE CEZAEVLERİ I

Cezaevi, 1700’lü yılların sonuna kadar Osmanlı Devleti de dahil olmak üzere dünyada kullanımı ve idaresi söz konusu olmayan bir müessesedir. Zira tarihin o dönemleri itibariyle cezaya hükmedilen şahısların cezalarının infazı için belli bir mekandan ziyade bu amaçla kullanıma elverişli her mekandan yararlanılabilmekteydi. 18. yüzyıl Avrupa’sında endüstri devrimiyle birlikte şehirlerde işsizlik ve suçluluk oranlarının artmasına bağlı olarak, çok sayıdaki suçluyu toplumdan uzaklaştırmak ve birarada tutmak maksadıyla cezaevleri inşa edilmiştir. Bu çerçevede hapis cezası da mazisi çok fazla geçmişe götürülemeyen bir infaz metodudur. Türkiye Ceza İnfaz Kurumları Kronolojisi'ne bakıldığında; bugünkü manada ilk cezaevinin miladı, 1846 yılında “Bâb-ı Zabtiyye Tevkifhanesi’nin Eminönü/İstanbul’da açılmasına dayanmaktadır.
O dönemden bugüne kadar faaliyetlerini sürdüren cezaevleri Türkiye’de de belli düzenleme ve değişikliklerden geçmiş ve bugünlere intikal etmiştir. Ülkemizde 2006-2017 yılları arasında, hizmette kalite ve çağdaş infaz anlayışı doğrultusunda, küçük ilçe ceza infaz kurumlarından 204 adeti, uluslararası normlara uymadığı, fiziki şartları ve kapasiteleri itibariyle eğitim ve iyileştirmenin kısıtlı yapıldığı ya da hiç yapılamadığı gerekçesiyle kapatılmıştır. Buna karşılık yukarıda belirtilen gayelere hizmet edecek şekilde aynı dönemde 148(en fazla cezaevi 38 adetle 2016 yılında faaliyete geçmiştir) yeni cezaevi açılmıştır. Adalet Bakanlığı verilerine göre 05.09.2017 tarihi itibariyle ülkemizde, 291 kapalı ceza infaz kurumu, 70 müstakil açık ceza infaz kurumu, 3 çocuk eğitim evi, 8 kadın kapalı, 5 kadın açık, 7 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 384 ceza infaz kurumu bulunmaktadır. Bu kurumların istihdam kapasitesi maksimum 207.339 kişidir.
Adalet Bakanlığı tarafından 15.06.2017 tarihi itibarıyla yapılan açıklamada ceza infaz kurumlarında 85 bin 105 tutuklu, 139 bin 773 hükümlü olmak üzere 224 bin 878 kişi bulunmaktadır. Bu kişilerden; 212 bin 361’i erkek, 9 bin 733’ü kadın, 2 bin 784’ü çocuktur. Bu sayısal veriler dikkate alındığında; ceza infaz kurumlarında % 100’lük doluluğun üstünde ilave olarak yaklaşık 20 bin kişi barındırılmaktadır. Bu sayı dikkate alınırken; 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında 10.10.2016 itibarıyla ceza infaz kurumlarından salıverilen 44 bin 800 kişi unutulmamalıdır. Zira dolaylı af kapsamında ilgili KHK ile salıverilme işlemi yapılmasaydı cezaevlerinde yaklaşık 60 bin kişilik fazlalık durumu söz konusu olacaktı.

Diğer yandan Adalet Bakanlığı Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı’nın verilerine göre, 31.07.2017 tarihi itibariyle denetimli serbestlik kapsamında bulunan hükümlü sayısı 353 bin 749’a ulaşmıştır. Yurtdışına çıkış yasağı, belli periyotlarla imza verme gibi uygulamalarla tutuklama yerine adli kontrolle serbest bırakılanların sayısı 280 bin 675’e yükselmiştir. 71 kişiye ise cezaevi yerine konutta infaz kararı verilmiş durumdadır.

ÇÖZÜM KİMYASAL HADIM MI YÜKSEK AHLAK MI? İŞYERİNDE SAKIN UYUMAYIN(!) GÜÇLÜNÜN HUKUK AĞINI DELDİĞİ BİR ÜLKE HERKES LİMONATA İÇEMEZ(!) TAŞERON(ALT İŞVEREN) DÜZENLEMESİ HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER (V) TAŞERON(ALT İŞVEREN) DÜZENLEMESİ HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER IV TAŞERON(ALT İŞVEREN) DÜZENLEMESİ HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER III TAŞERON(ALT İŞVEREN) DÜZENLEMESİ HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER (II) TAŞERON (ALT İŞVEREN) DÜZENLEMESİ HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER (I) GİZLİ ALINAN SES KAYDININ DELİL NİTELİĞİ Yazarın Tüm Yazıları