YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Gül TURAN

İKİ PORTRE

Sesi telefonda öyle içten ve öyle naifti ki, onu görmeden kucaklamak geldi içimden.

İnsan görmediği ve tanımadığı bir insanı nasıl kucaklamak ve sarılmak isteyebilir ki...

O bir öğretmen.

Genç ve idealist bir öğretmen.  Öyle çok konuşup, öyle çok şey anlatıyor ki.

Sesindeki heyecan bana da geçti.

Apansız kalkıp gidesim var yaşadığı kasabaya. Dünyanın bütün kitaplarını, kalemlerini onun okuluna armağan etsem.

Çok da güzel bir ismi var. Duygu...

Hep derim insanların, biraz karakteridir taşıdıkları isimleri.

Ama ben ona Halide  Edip diye seslenmek isterim.

Azimli, çalışkan, idealist.

Tek bir derdi var. Öğretmek..

Yaşadığı kasabaya ışık olmak, alev olmak isteyen bir öğretmen o.

Eğitim ve öğretimin en temel bileşeni öğretmen, öğrenci birlikteliğidir.

Her çocuk bir cevherdir. O cevheri işleyip, elmasa, altına, gümüşe ve hatta bakıra dönüştürmek de öğretmenin yüreğinde yaktığı ateşin ısısıdır.

Hayal dünyası geniş öğrencileri ancak umudu ve hayali olan öğretmenler yetiştirebilir.

Bir çocuğun filizlenip şekillenmesinde sadece iki amil vardır. Anne ve öğretmen.

İşte ilk portre uzakta bilmediğimiz, dokunamadığımız, tanımadığımız bir kasabada  yaşayan Duygu öğretmen.

Konya'nın Hadim kasabasında oturuyor ve oraya 12 km uzaklıktaki Taşkent kasabasında görev yeri.

Bizim Halide Edip'imiz iki kasabayı birden almış yüreğine.

Hadim'de göz ardı edilen bir de sokak hayvanları var.

Sosyal sorumluluk projeleri için HAYTAP olarak ona destek boynumuzun borcudur.

 "Kısırlaştır, aşılat, yaşat " sloganına inanmış. Derdi mahalle aralarına 5-6 kulübe koyup halkı ve çocukları hayvanlarla kaynaştırmak.

Çocuk pedagojisinden yola çıkıp hayvanların da Allah'ın kutsal emaneti olduğunu anlatmak.

Bir hayvanla iletişim kuran çocuğun özgüvenli, sorumluluk sahibi, paylaşımcı ve merhametli olacağı inancında.

Şiddetin 7 yaşa indiği ülkemizde çocuklara hayvan sevgisi aşılayarak gülen çocukları olsun istiyor.

Hayvanları korumanın insanları / insanlığı korumak gibi bir misyona hizmet olduğu inancında belli ki..

Ne demişti; Mahatma Gandhi  "Toplumların ve değerlerinin yüceliği o toplumun hayvanlara davranış tarzı ile doğru orantılıdır."

 

ÇELİK KAYMAKAM

Hadim Kaymakamı Mustafa Berk Çelik...

Onu aradığımda şu an "Doğadayım, yürüyüş yapıyorum" dediğinde dakika bir, gol bir vaziyeti oldu zaten bende.

Bizim Samsun Belediye Başkanımızın bir sözü vardır. "Doğayı sevmeyen klinik vakadır" der. Genç Kaymakam doğa ve hayvan sever.

İstanbul Tevfik Ercan Lisesi ve ardından Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

 İyi derecede Fransızca bilir.

Hadim için çok güzel projeleri var.

Mevcut halk kütüphanesini genişletmek ve sosyalleştirmek.

Hadim'in çocukları kitap kurdu olsun istiyor genç kaymakam.

Bir de Çinicilik projesi var Hadim için.

Kaymakam da hayvan sever. "Her mahallede 2- 3 köpek olursa mahalle gönüllüsü olur. Mahalleyi korur, yabancıyı sokmaz, kötü niyetliyi gözünden tanır" der.

Tıpkı İzmir Balçova Kaymakamı Süleyman Özçakıcı gibi örnek kaymakamlarımızdan

Çelik kaymakam beni Hadim'e davet etti. Genç insanların iletişimi farklı oluyor.

İçlerindeki sinerjiyi karşıya geçiriyorlar.

Hadim’in kirazı pek meşhurmuş. Her yıl kamyonlar dolusu kiraz toplanırmış.

Belli mi olur hayat sürprizlerle dolu. Belki bu yıl ben de hasat zamanında kiraz toplamaya giderim Hadim’e...

Kıymet bilene bu memleketin her yeri güzel.

Hele orada genç, idealist ve gülümseyen insanlar varsa, o yerde güneş hiç batmaz.

Hadim’de olduğu gibi.

Sadece tek bir gülümseme karanlık günlerin tümünü aydınlatır.

 

TAMİRCİBELKİSAMSUN SİMİTİ VE ATOMURAMAZAN AYI19 MAYIS ve BenÇİÇEK RAHMİONLARIN HAKLARIONLAR ;GÜÇ VE İNSANOĞLUİNSAN NASIL YAŞARSA ÖYLE ÖLÜRYazarın Tüm Yazıları