YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Osman ECEVİT

ORTAK AKIL

Orta Doğu’daki liderlerin, bu coğrafyadaki durumlar üzerindeki anlayışları değişmediği sürece, olayların durulacağını ve buraya barışın geleceğini ümit etmek, asla mümkün değildir ve ümitsiz vaka olarak ortaya çıkmaktadır. Bu coğrafyada, Allah’ın ihsan ettiği petrol onlar için bir nimet olmak yerine, onların kara kaderi olarak ortaya çıkmaktadır. Cehaletin hüküm sürdüğü ve bugünün Dünya anlayışının bulunmadığı insanlardan meydana gelen, halklardan başka bir şey de beklemek mümkün değildir. Orta Doğu ile ilgili olarak yazdığım makalelerimde bu hususlar üzerinde fazlaca durmuş bulunuyorum. Dışarıdan bakıldığı zaman burada bulunmaması lâzım gelen kimilerinin hepsi var ve işin tuhaf tarafı, Orta doğudaki bütün politikalar onlar tarafından planlanmakta ve yürütülmektedir. Tüm bunlara rağmen buradaki liderler, kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmemekte ve birkaç kuruşluk çıkar için, ülkesini meydana getiren halkların, bin yıl öncesinde yaşamlarına göz yummaktadırlar.

Batıdaki tüm ülkelerin genel anlayışı, sömürü düzeninin sürdürülmesi üzerinedir. On beşinci ve daha çok on altıncı yüzyıllarda, koloni düzeni ile Dünyayı sömüren ülkeler, bu işin çok maliyetli olduğunu görünce, sözde bu ülkelere muhtariyetlerini vererek, yine hegemonyaları altında tutmağa devam ettiler. Bu arada, efendilerine başkaldıranları da, silahlı kuvvetlerini göndererek yola getirdiler. Elbette, bunun da bir maliyeti vardı. Bunun için bu ülkeleri kendilerine ekonomik olarak bağlamağa başladılar. Dünyanın artan nüfusu ile ve batı ülkelerinin hayat standartlarının yükselmesine bağlı olarak bu ülkelerin, daha çok enerjiye ve hammaddeye ihtiyaçları ortaya çıktı. Bunun sonucu olarak da ABD ile bütün batı ülkelerinde  “ben güçlü olduğuma göre, dünya nimetleri bana aittir” anlayışı ortaya çıktı. Bu hususta ABD, İkinci Dünya savaşından sonra, Kore, Uzak Doğu, Afganistan, Irak müdahalesi, Arap Baharı ve Orta Doğu’da ılımlı İslam anlayışı lanse edilmeğe başlandı. Yalnız, bu şekildeki müdahalelerin de maliyeti, özellikle de can kayıpları ortaya çıkınca, Orta Doğu’daki halkları birbirine kırdırmak için, vekâlet savaşlarına başlandı. Orta Doğu’da yaşayanları birbirine kırdırmak, onlara silah satarak da petrolü bedavaya getirmeğe başladılar. Hem balık tutular, hem de ayakları ıslanmadı. Bu durum gözlerinin önünde cereyan eder iken, Orta Doğu liderleri ayılmış değiller. Kendileri saraylarda oturmağa devam ediyorlar ve halkları da hala binlerce yıl öncesinde olduğu gibi, cahil ve medeniyetten nasiplerini almadan yaşıyorlar.

Kimileri diyecek ki, burada yaşayanlar kör mü? Sağır mı? Beş duyuları körelmiş mi? Oysa Orta Doğu’ya göz attığınız zaman, burada büyük ülkeler bulunmaktadır. Yalnız,“Ortak Akıl”yoktur. Suudi Arabistan gibi bazı Arap Ülkelerini gözden çıkarılsa bile, Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Mısır gibi ülkelerin bir ortak akılda birleştikleri zaman yapamayacakları hiçbir şey yoktur. Emperyalistlerin pabucunu dama atmak çok kolaydır. Gerek İran ve gerekse Türkiye’nin geleneksel olarak devlet idaresindeki birikimleri ortadadır. Bütün çabalara rağmen, bu iki ülkeyi batılılar savaşa sürükleyememişlerdir. Ortak akıl için ve bunu egemen olarak ortaya koymanın yolu ise çok kolaydır. Allah’ı bir, Kuranı bir, Peygamberi bir olan bu ülkeleri bu anlayış içinde birleştirmek “Ortak Akıl”la ortaya çıkar. Öncelikle, etnik ve mezhepsel farklılıkları ortadan kaldırmak gerekir. Bunu bu ülkeler yapamadıkları takdirde, Orta Doğu için kurtuluş yoktur. Batı’dan icazet almağa da devam edeceklerdir. Saaygılarımla.

 

DÜNYA EĞEMENLİĞİABD’NİN YOLUGÜÇLÜ OLMAKMÜMKÜM MÜ?DEĞİŞEN DENGELERORTAK AKILBÜYÜK HARİTAYA BAKMAK GEREKHARİÇTEN GAZEL OKUMAKAZ TÜKETMEK; İSRAF ETMEMEKYİNE SURİYE MESELESİYazarın Tüm Yazıları