YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Osman ECEVİT

GÜÇLÜ OLMAK

Batılı ülkelerin, insanı hakları üzerindeki beyanları ve her ülke kendi kaderini kendinin tayin etmesi üzerindeki fikirlerine gerçekten hayranlık duymamak mümkün değildir. Yalnız, sözleri ile yaptıklarının taban, tabana zıt oluşu da en önemli özellikleridir. Burada esas olan insan hakları gibi hususlar, Hıristiyan dini mensupları arasında geçerlidir. Bu dinin dışındaki diğer dinlere mensup olanlar, yukarıda üzerinde durduğumuz ifadelerin dışındadır. Şöyle bir baktığınız zaman, ABD, Rusya ve diğer ülkelerin Orta Doğu’da işleri nedir diye düşünülebilir. Cevap çok basittir, zira onlar güçlüdür ve her istediklerini yapabilirler. Özellikle, ABD’nin Dünya’nın jandarmalığına soyunduğu, ikinci Dünya savaşı sonrasındaki, sözde barış için yaptığı müdahalelerin hangisinde, BM onayı vardır. Buna hiç lüzum yoktur, zira o güçlüdür.

Türkiye’nin Afrin’deki terör örgütlerine karşı yürüttüğü müdahale için; hava sahasını kullanma bakımından Rusya’dan icazet alınması kadar acayip bir şey yoktur. Afrin’den 13 bin kilometre mesafedeki ABD’nin, her gün Türkiye’ye ne yapması veya ne yapmaması ile ilgili olarak talimatlar yağdırmasının sebebi ne olsa gerektir. Afrin’e 3-5 bin Km ötedeki Batı’nın derdi nedir.  PKK veya türevlerini veya Arapları çok mu seviyorlar. Bana göre ne Kürtleri, ne Arapları, ne de Türkleri sevmedikleri açıktır. Yalnız, sevdikleri bir şeyi burada açıklamak isterim ki, kaos, karışıklık ve ülkelerin birbiri ile mücadele içinde olmalarını çok seviyorlar. Allah şeytanı yarattı, fakat insan suretindeki şeytan veya devletleri de yarattı.

Jeopolitik olarak çok önemli yerde bulunan Türkiye’nin, yukarıdaki hususlar üzerinde kafa yorarak düşünme gereği ortadadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün“Türkiye Cumhuriyetinin haklı olarak Batı’da Hürmet görmesi, ancak onlar kadar güçlü olması ile mümkündür” sözünü akıldan çıkarmamız gerekir. Ne kadar haklı olursanız, olunuz; güçlü karşısında hakkınızı almanız mümkün olmayabilir veya onların icazetine başvurmanız gerekir. Bunun için de çok önceleri özerinde durduğum gibi bazı hususları gerçekleştirmek gerekir. Bunlarda en önemli olan; yine M. Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. İlimin ve fennin dışında mürşit aramak, gaflettir, delalettir” sözüdür. Bugün milletler arası seviyede, bilimsellik ve bunun ortaya koyduğu teknoloji ile bunun yarattığı üretim, ülkelerin gücünü ortaya koymaktadır. Bilim ve teknolojinin ortaya koyduğu üretim ile ülkeler zenginleşmektedir. Bunun yarattığı ekonomik getiri ise bu ülkelerde refah seviyesini artırmaktadır.  Gerek bilim ve ekonominin etkisi ile askeri güç de ileri düzeyde olmaktadır. Ekonomi silahlı güçler için fon olarak etki etmekle birlikte, teknolojide bugünkü savaşlarda insan gücüne, güç katmaktadır.

İkinci Dünya savaşından sonra, İngiliz halkına “Kanlarınızı akıtarak ülkenizi kurtardınız. Şimdi, ülkemizi müreffeh hale getirmek için, sizlerin ter dökmenizi istiyorum”sözünü ifade eden Winston Churchill, ne kadar haklıdır. Güçlü olmak için, bilimsel çalışmalarda Dünya ile rekabet etmek, teknoloji üretmek ve bu teknolojileri sanayi ve tarımda kullanmak gerekir, İşte, o zaman güçlü bir devlet olarak, masada yeriniz ve sözlerinizin anlamı çok daha başka olacaktır. Her yıl yapılan bilimsel çalışmaların tümünün, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana olanların toplamı kadar olduğu Dünyamızda, ne kadar çok çalışmağa ihtiyacımız olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmadan müreffeh bir yaşamın çok da uzun sürmeyeceği bir Dünyada yaşıyoruz. Yaşam için, beka için çalışmak, çalışmak yine çalışmak. Saygılarımla.

DÜNYA EĞEMENLİĞİABD’NİN YOLUGÜÇLÜ OLMAKMÜMKÜM MÜ?DEĞİŞEN DENGELERORTAK AKILBÜYÜK HARİTAYA BAKMAK GEREKHARİÇTEN GAZEL OKUMAKAZ TÜKETMEK; İSRAF ETMEMEKYİNE SURİYE MESELESİYazarın Tüm Yazıları